Advertisement

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, para politikasında kalıcı sıkılaşma gerekiyorsa bunu yapmaktan kaçınmayacaklarını bildirdi.

Başçı, Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla gerçekleştirilen basın toplantısının ardından gazeteci ve ekonomistlerin sorularını yanıtladı.

İlk bölümde ekonomistlerin sorularına yanıt veren Başçı, borçlanma kanalından cari açığın finansmanının devam edip etmeyeceğine ilişkin soru üzerine, arz tarafına bakıldığında Amerikan Merkez Bankasının (Fed) politikasının kısa vadeli faizleri uzunca bir süre sabit ve sıfır seviyesinde tutmayı öngördüğünü hatırlattı. Talep tarafına bakıldığında ise tüketicilerin ve firmaların kredi talebinin etkisinin temel belirleyicilerden olduğunu dile getiren Başçı, "Bu iki faktör, bu akımların yönünü belirlemiş olacak" diye konuştu.

Merkez Bankası olarak, bankalara başından beri kredi büyüme hızında mümkün olduğu kadar yüzde 15 seviyesine yakın ilerlemeleri tavsiyesinde bulunduklarını kaydeden Başçı, kredilerin yavaş büyümesinin bankaların finansman ihtiyacını azaltabileceğini ve böylece cari açığın yüzde 5'in altına inebileceğini düşündüklerini söyledi.

-"Kendimizden eminiz"-

Merkez Bankasının hala paylaşmadığı politika aracı olup olmadığına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Başçı, belirsizlik ortamı söz konusu olduğundan piyasa katılımcılarının en kötüyü fiyatladıklarını dile getirdi.

"Biz, Merkez Bankası olarak kendimizden eminiz" ifadesini kullanan Başçı, fiyat istikrarı için nasıl hareket edilmesi ve finansal istikrarın nasıl korunması gerektiğini bildiklerini belirtti.

Merkez Bankasının kanunun kendisine verdiği görevi bağımsız bir şekilde yerine getirdiğine dikkati çeken Başçı, "Dolayısıyla fiyatlamaların o kadar da kötü olmasına gerek yok" değerlendirmesinde bulundu.

-"Bankanın bağımsızlığı konusunda sorun yok"-

Merkez Bankasının bağımsızlığı konusunda sorun bulunmadığını, ancak bir algı problemi olduğunu kaydeden Başçı, şöyle devam etti:

"Türkiye'de basın mensuplarının Merkez Bankasının bağımsızlığı ile ilgili sorularını rahatlıkla cevaplıyorum. Arkadaşlar da anladığım kadarıyla tatmin oluyorlar.

Türkiye'de durum ABD ve Avrupa'dan biraz farklı. Siyasetçiler kamuoyu önünde Merkez Bankasının kararlarını övebiliyorlar veya eleştirebiliyorlar. Halbuki Avrupa ve ABD'de ne övgü ne eleştiri anlamında bunlar pek konuşulmaz ama Türkiye'de böyle bir durum var. Çünkü eleştiri alabiliyorsak, övgü de alabiliyorsak, biz fiyat istikrarı ve finansal istikrar açısından doğru bildiğimizi yapıyorsak burada bizim açımızdan, Türkiye'deki kültür açısından bir sorun yok."

Uluslararası basın açısından değerlendirildiğinde ise bu durumun yadırgandığını belirten Başçı, bu yüzden "Merkez Bankasının bağımsızlığı ile ilgili olumsuz algı" riskinin ortaya çıktığını dile getirdi.

Bu durumun uluslararası yatırımcılar açısından bir algı problemine yol açtığını anlatan Başçı, "Biz şu güvenceyi vermek isteriz. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, bağımsız bir şekilde, ekonomik verilere bakarak ve gelecekle ilgili tahminlerde bulunarak kararlarını almaya devam ediyor" dedi.

Politika araçları ile ilgili olarak Bankanın daha önce sert hareketlerin yaşandığı dönemlerde de süreci başarıyla yönettiğini ifade eden Başçı, mevcut politika araçlarının rafine hallerinin de ellerinde bulunduğunu kaydetti. Başçı, "Para politikasında kalıcı sıkılaşma gerekiyorsa bunu da yapmaktan kaçınmayız" dedi.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, şu ana kadar yaşanan gelişmeler çerçevesinde büyüme üzerinde bir risk görmediklerini bildirdi.

Başçı, Enflasyon Raporu'nun tanıtımı nedeniyle düzenlenen basın toplantısında gazeteci ve ekonomistlerin sorularını yanıtladı.

İlk bölümde ekonomistlerin sorularını yanıtlayan Başçı, "Türkiye'de reel faizlerin hangi seviyelerde olması gerektiğine" ilişkin bir soru üzerine, konunun Para Politikası Kurulu'nda tartışılması gereken bir konu olduğunu söyledi. Başçı, sorunun yanıtının küresel ve yurt içi şartlara göre değişebileceğine işaret etti.

Geçici ve kalıcı parasal sıkılaştırmaların ayrı ayrı fonksiyonlarının ne olduğuna dair bir soruyu da yanıtlayan Başçı, kalıcı ve yavaş bir şekilde politika faizi değiştirildiğinde getiri eğrisinin tamamının yukarıya doğru kaydığını ifade etti. Başçı, bunun reel faizlerin bütün vadelerde sıkılaşması anlamı taşıdığını belirtti.

Geçici sıkılaştırmaların ise döviz kurları üzerinde stabilize bir etkisi olacağını gözlemlediklerini dile getiren Başçı, "Getiri eğrisini geçici olarak eksi eğimli yapabiliyorsunuz. Bunu yaptığınız zaman döviz kurları üzerinde yerli paraya değer kazandırıcı bir etkisi oluyor. Bunu kalıcı faiz artışı ile yapamazsınız" diye konuştu.

Geçici sıkılaştırmaların kredi büyümesini yavaşlatıcı etkisi bulunduğunu da kaydeden Başçı, geçmiş dönemde iki sıkılaştırma türünün de gerekli ve faydalı oluğunu dile getirdi.

Bankalar arası piyasalarda faizlerin yüzde 7,75'ten yüzde 9'a çıkarılmasına imkan veren son Para Politikası Kurulu (PPK) kararına ilişkin bir soru üzerine Başçı, yüzde 7,75'in marjinal fonlama oranı olduğunu ve fonlamanın büyük kısmını bu oran üzerinden gerçekleştirildiğini anımsattı.

Pazartesi günü fonlamayı yüzde 9'dan yaptıklarını kaydeden Başçı, "Bunda karışık bir şey yok. Faizin ne olduğunu Merkez Bankası belirler" ifadesini kullandı.

Rezerv Opsiyon Mekanizması (ROM) veya makro ihtiyati çerçevede herhangi bir değişiklik olması gerektiğini düşünüp düşünüp düşünmediklerine dair bir soruyu da yanıtlayan Başçı, zorunlu karşılıklarla ilgili herhangi bir değişiklik düşünmediklerini daha önce açıkladıklarını hatırlattı.

- "Şu ana kadar büyümede risk görmüyoruz"-

Bir başka soru üzerine Başçı, dünyada bir grup ülkenin deflasyon, diğerlerinin ise enflasyon riskinden endişe ettiğini söyledi.

Yatırımcıların ise büyüme riskinden endişe ettiğini belirten Başçı, şöyle devam etti:

"Böyle bir ortamda eğer büyüme üzerinde aşağı yönlü riskler varsa ki gelişmekte olan ülkelerde bunlar çok sıkça konuşulmaya başlandı ama diğer taraftan maliyet, döviz kuru kanalları ve diğer bazı maliyet unsurları kanalları enflasyon üzerinde risk oluşturuyorsa bir Merkez Bankası ne yapar? Temel soru bu. Burada tek bir araçla bunu çözemezsiniz. Birden fazla politika aracınız varsa birini bir amaç için diğerlerini başka amaç için kullanabilirsiniz. Biz şu ana kadar Türkiye'nin büyümesinde bir risk görmüyoruz. Ortaya çıkarsa ne yaparız? Ortaya çıkınca karar vermek lazım."

Bir başka soru üzerine Başçı, son PPK toplantısında ocak ayı enflasyonunun beklenenden yüksek çıkabileceğini düşündüklerini aktaran Başçı, "Dolayısıyla 'Merkez Bankasının bir adım atması gerekiyordu' diye kurul üyelerinin kanaati oluştu. O yüzden yüzde 9 sinyalini geçen toplantına verdik. Şimdi döviz kurundaki hareketlenme sonrasında da yeni bir ilave bir adım atma ihtiyacı ortaya çıktı. Gelişmekte olan ülkelerde enflasyon hedeflemesi nasıl yapılır? Onun bize geçmişte verdiği tecrübe ile gereken adımı dikkatli bir şekilde atacağız" dedi.

Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, "Şu ana kadar büyük ölçüde tek araçla çalışıyorduk. Bundan sonra büyük ihtimalle iki araçla çalışacağız. Bir faiz aracı olacak ki bu likidite politikasıyla ilgili olan kısım, bir de döviz aracı olacak. Bundan sonra o kombinasyonu, hangisini ne kadar kullanacağımızı kendimiz ayarlayacağız" dedi.

Başçı, Enflasyon Raporu'nu açıkladığı basın toplantısının ardından ekonomistlerin ve basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Başçı, döviz taleplerinin kimlerden geldiği, reel sektöre yönelik döviz satışı konusunda güvence verilip verilmeyeceği, "faiz lobisine" açıklık getirmesi, "hayalet faiz" kararının piyasadaki etkisi ve 1 hafta arayla Para Politikası Kurulunun toplanması zorunda kalınması nedeniyle kendilerini başarısız olarak nitelendirip nitelendirmedikleri, 1 haftada piyasaların mı, Merkez Bankasının mı test edildiği sorularına karşılık, daha önce yaptıkları kur tahminine yıl sonuna doğru yaklaştıklarını, bu gelişmenin 17 Aralık belirsizliğine kadar devam ettiğini söyledi.

Bir kalıcı faiz tabanı bir de geçici olarak artırılabilecek kısa vadeli faiz bulunduğunu dile getiren Başçı, bugün yapacakları toplantıda bunların hepsinin gözden geçirileceğini ifade etti.

Faiz oranının Merkez Bankası'nın en temel ve vazgeçilmez politika aracı olduğunu vurgulayan Başçı, döviz kurlarına ilişkin resmin zaman zaman değişebildiğini, yerli ve yabancı yatırımcıların dolara yönelik talebinde inişler-çıkışlar olabildiğini belirtti.

Daha önce 3 ara toplantı gerçekleştirdiklerini, toplantılardan ikisini 2006'da, birini de Avro Bölgesi borç krizi başlarken Ağustos 2011'de yaptıklarını anımsatan Başçı, toplantı ihtiyacının son bir haftalık dönemde döviz kurlarında en çok oynaklık yaşayan ülkelerden birinin Türkiye olmasından kaynaklandığını söyledi. Bunun nedenleri, bunun fiyat ve finansal istikrara yansımaları ve bunlarla ilişkin alınması gereken önlemlerin kurulda tartışılacağını bildiren Başçı, liradaki değer kaybındaki hızlanmanın tedbir alma ihtiyacını gündeme getirdiğini kaydetti.

Başçı, Merkez Bankası kararının gecikmesinin yarattığı maliyetler ve bankanın bağımsızlığı yönündeki tartışmaların anımsatılması ve enflasyon hedeflemesi sisteminin gözden geçirilip geçirilmeyeceği, 2014 yılına ilişkin beklentilerinin sorulması üzerine, reel efektif kur öngörüsü olarak 115 gibi bir orta noktayı kabaca daha önce telaffuz ettiklerini söyledi. Bu noktaya oldukça uzak olduklarını dile getiren Başçı, şöyle konuştu:

"Dolayısıyla reel efektif kur endeksi, 100 seviyesine yakın bir yerlerde oluşmuş şu sıralarda. Bu bir bilinmezin fiyatlanması gibi, en kötünün fiyatlanması gibi düşünülebilir. Dolayısıyla bunun yanlış yerde olduğu kesin ama hangi veriye göre yanlış yerde diye haklı olarak sorabilir. İşler kademeli de olsa daha öngörülebilir hale geldikçe, Türkiye'ye küresel her türlü ekonomik faktör etkileri daha net bir şekilde görüldükçe ve bu iç siyasi belirsizliklerin zaman içinde azalmasıyla birlikte herkes fiyatlamalarda daha rahat bir noktaya gelecek ve döviz kuru da olması gereken yere gelecek.

Burada Merkez Bankasına düşen görev şu: Eğer Merkez Bankası tedbir almaz ise o zaman bu reel efektif döviz kuru yine aynı yere uzun vadede gelir ama yüksek enflasyon yolu ile gelir. Enflasyon yükseldiği için gelir. Yine 115'e döner. Biz diyoruz ki enflasyon yükseldiği için oraya dönmesin, mümkün olduğu kadar enflasyonu kontrol altında tutalım bu zor dönemde. Bunu yaparken de dikkatli adımlar atalım. Adımlarımız etkili olsun ama aynı zamanda da sonuç almak için dikkatli adımlar atmak gerekiyor. Onların hepsini enine boyuna tartışacağız. Zor bir dönemdeyiz ama özellikle benim herkesten istirhamım, şimdiye kadar Merkez Bankası nasıl gereken noktalarda, gereken tedbirleri aldıysa bundan sonra da alacaktır. Önümüzdeki aylarda neler olacağını hep birlikte izleyelim."

- ''Kendime çıkardığım ders...''-

Geçen yılın çok iyi başladığını, atmosferin, her türlü yatırım ortamının çok olumlu olduğunu ifade eden Başçı, şunları kaydetti:

"Mayıs ayından sonra bir etkilenme oldu. Erken konuşmamak lazım demiştim en son toplantıda. Bu yıl için de aynı şeyi söylüyorum. Bu yıl da tam tersine olumsuz gibi görünüyor ama erken konuşmamak lazım. Yılın ikinci yarısında hiç beklemediğimiz bir şekilde olumlu gelişmeler de olabilir. O yüzden kendime çıkardığım ders, yılbaşında gidişata bakıp, yılın sonunu öngörmeye çalışmamaktır. Hatta yılın ortasından bile bunu yapmamak lazım. Şartlar çok hızlı değişebiliyor. Biz fiyat istikrarı, finansal istikrar açısından üzerimize düşeni yapacağız. Merkez Bankası riskleri en aza indirmeyi çalışacak.

Elbette riskleri elemine etmek tamamen, enflasyonu yüzde 5'e getirmek bu ortamda gerçekten son derece zordur ama hiç belli olmaz, belki öyle bir şok gelir ki küresel ekonomiye biz bir bakmışsınız yüzde 5 enflasyona düşmüşüz. Tabii o da dışsal bir faktör ama şu ortamda oldukça zor görünüyor. Riskler yukarı yönlü enflasyonda. Biz beklentileri aşağıda tutmaya çalışıyoruz takip eden yıl için, ondan sonra ki yıl için, ondan sonraki yıl için.

Türkiye'de Merkez Bankası diye bir kurum vardır. Bu kuruma verilmiş bir iş vardır. Bağımsızdır ve hesap verebilirdir. Türk Lirası'nı kullanan bütün vatandaşlarımıza karşı sorumludur ve işini gereğince yapar. Uğraşır, şimdi yapamaz 2 gün sonra yapar, 2 gün sonra yapamaz 1 ay sonra yapar ama mutlaka yapar. Bunun taahhüdünü ben veriyorum, elimizden gelenin en fazlasını yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Bunu taahhüt olarak size veriyorum. Enflasyon beklentinizi gelecek yıl ve ondan sonraki yıl için hadi 5'e, inanmadınız 6,5'te tutmaya devam edin, 6,5'ti çünkü o enflasyon beklentisi. Biz gereken politika tedbirlerini alacağız. İki yıl yeterli bir süredir enflasyonu oraya indirmek için. İndiririz."

- Hükümet'e enflasyon mektubu ve Merkez Bankasının döviz rezervi-

Merkez Bankası'nın bağımsızlığı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Başçı, eleştirilmelerinin doğal olduğunu, bunun sorumluluğun bir parçası olduğunu söyledi.

Enflasyonun hedeften 2 puan sapması halinde Hükümet'e açık mektup yazmak zorunda olduklarını dile getiren Başçı, bu nedenle geçen yılki yüzde 5 enflasyon hedefine karşın yüzde 7,4 olarak gerçekleşen enflasyon nedeniyle Hükümet'e yazdıkları açık mektubu kamuoyuyla paylaşacakları bildirdi. Başçı, "Eğer bakanlar, Merkez Bankasıyla ilgili konuşuyorsa Türkiye'deki kültür çerçevesinde bir zararı yok diye düşünüyoruz ama işimizi yapıyoruz. Türk kültürü içerisinde bunun bir sorun olmadığını düşünüyoruz. Uluslararası camiada bu bir sorun olarak algılanıyor. Bu kültürün zamanla değişeceğine inanıyorum" dedi.

Erdem Başçı, kur artışıyla ilgili ekonomide kötümser tahminlere, Merkez Bankasının döviz rezervlerine ve kurul kararının neden gece yarısı açıklanacağına yönelik soruları yanıtlarken, gerekenlerin, gereken zamanlarda yapıldığını söyledi. Başçı, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Şu ana kadar büyük ölçüde tek araçla çalışıyorduk. Bundan sonra büyük ihtimalle iki araçla çalışacağız. Bir faiz aracı olacak ki bu likidite politikasıyla ilgili olan kısım, bir de döviz aracı olacak. Bundan sonra o kombinasyonu, hangisini ne kadar kullanacağımızı kendimiz ayarlayacağız ve şubat ayında büyük ihtimalle cari işlemler açığındaki kademeli yavaşlamanın başlaması, artı faiz aracını da destekleyici olarak kullanıyor olmamız sebebiyle döviz satışlarına olan ihtiyacın azalacağını düşünüyoruz.

Döviz satışlarında önemli noktaya geldik. Sistemin fonlama ihtiyacı 40 milyar liranın üzerinde dolayısıyla bu araçlar arası ikame yoluyla onu uygun bir şekilde, kademeli bir şekilde daha fazla faiz aracını kullanarak devam etmesi daha etkili bir araç olduğu için düşünülebilir, söz konusu olabilir. Onunla ilgili gerekirse gereken müdahaleler yapılabilir, şu anda hala yüklü miktarda rezervimiz var. Aşırı oynaklık müdahalesi olabilir yine sıkılaştırıcı yönde sistemi. Likidite açığını artırıcı yönde etkisi olan bir araç olarak da düşünülebilir. Faizle desteklendiği zaman bunun çok daha etkili olduğu literatürde gayet iyi bilinir."

Başçı, Kurul kararının gece açıklanacak olmasının üyelerden birinin Türkiye'de bulunmamasından kaynaklandığını ifade etti.

Rezerv opsiyon mekanizmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Başçı, rezerv opsiyon katsayılarını artırdıkça, nasıl artırıldığına bağlı olarak değişiklikler yaşanabildiğini dile getirdi. Başçı, ihtiyaç olursa zorunlu karşılıkların da kullanılabileceğini belirtti. Başçı, "Rezervlerin hızla azalması bazı başka yan etkilere yol açıyor olabilir. O yüzden faiz aracını devreye almak gerekiyor" diye konuştu.

Başçı, enflasyonu düşürücü yönde tedbirler aldıklarını kaydetti.

-"Lügatımızda yok"-

Erdem Başçı, sermaye çıkışlarında kontrol spekülasyonları yapıldığını belirtilerek, "Bu konu gündeminizde mi" sorusuna karşılık, "Böyle bir şey lügatımızda yok" yanıtını verdi.

Faiz politikası konusundaki sorular üzerine Başçı, şunları kaydetti:

"Aslında anlaşılması zor bir durum yok. Bir tane kalıcı faizimiz var bir de geçici olarak ilave bir esneme imkanımız olabilir. Koridor dar mı, geniş mi, onlar şartlara göre değerlendirilebilir. Daraltmak gerekiyorsa daraltılabilir, esnekliği artırmak gerekiyorsa artırılabilir. Tamamen kaldırmak düşünülürse, esneklik tamamen kaldırılıp tek faize de dönebiliriz. Politika araçlarının fazla olmasının ilave avantaj sağladığını şu ana kadar gördük."

Başçı, ekonomi yönetimiyle zaman zaman toplantılar yapılmasının doğal karşılanması gerektiğini söyledi.

Erdem Başçı, "Hiçbir kriz, sorun, türbülans ilelebet gitmemiştir, çözülmüştür ve şartlar tersine dönmüştür. Dolayısıyla biz gerekli tedbirleri alıyoruz sadece, yan etkileri en aza indirmeye çalışıyoruz" diye konuştu.

BU HABERE YORUM YAZ
 
28 Ocak 2014 Salı, 13:59 Misafir yabancılar lafa değil uygulamaya bakar.faizler yıl sonuna doğru -18 bandında dengelenir.dolar 3.5,euro 4.5 bandında olacaktır.türkiyedeki siyasi cds yükseldi
28 Ocak 2014 Salı, 12:02 Misafir yani başbakandan bile çekinmem diyorsun:)