Advertisement

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) isteği ve İngiltere Başbakanı David Cameron'ın yoğun itirazları arasında Avrupa Birliği (AB) üyesi devletler, yeni Avrupa Komisyonu (AK) başkanlığına Jean-Claude Juncker'ı aday gösterdiler. Juncker, Avrupa halklarının artan bir kısmının istemediği daha birleşik bir Avrupa'nın hayalini kuruyor.

Avrupa Parlamentosu kendi desteklediği adayı ayın ilerleyen günlerinde onayladığında, aynı zamanda AB kurumlarının daha güçlü olacağı ve belki ileride 'federal' AB fikrinin hayata geçeceği bir sistemi onaylamış olacak.

AP'nin desteklediği ismi üye devletlere aday gösterterek tekrar kendi seçimine sunduğu sistem biraz kafa karıştırıcı. Sistem iki farklı şekilde yorumlanıyor. İlk yorumda üye devletlerin aday gösterdiği ismin AP tarafından onaylandığı belirtiliyor. Böylece hem devletlerin hem de AP'nin başkan seçiminde eşit etkisi olduğu savunuluyor. İkinci yorumda ise üye ülkelerin sadece sınırlı bir etkisi olduğu, seçimi AP'nin yaptığı iddia ediliyor. Parlamento kendi adayını üye devletlerin seçmesi için tavsiye ederek ikinci yorumun daha isabetli olduğunu göstermiş oldu. Böylece AK'nin başkanı, daha önce olduğu gibi atanan bir isim olmaktan çıkarak siyasi güce sahip oldu.

Birçok yorumcu bu yeni seçimin AB için radikal bir değişiklik olduğunu savunuyor. Uzmanlar bu değişkliğin uzun vadede AB üyesi ülkeleri daha fazla yakınlaştırabileceğini belirtiyor. Ancak genel görünüm AB'deki sistemi tam anlamıyla kimsenin özümseyemeyeceği ölçüde karmaşık olduğu yönünde. Öyle ki, yüzde 43 katılımla gerçekleşen AP seçimlerinde oyların yalnızca 4'te 1'ini alabilen Juncker bugün AB'nin en etkili ismi konumunda.

AB'de bugünlerde en çok merak edilen bir başka soru da Britanya'nın geleceğiyle alakalı. AB karşıtlığının en çok prim yaptığı devletlerden Britanya, her geçen gün AB'den çıkmaya daha fazla yaklaşıyor. Juncker'ın İngiltere Başbakanı Cameron'ın itirazlarına karşı büyük bir çoğunlukla seçilmesi kaygıları artırmışa benziyor. Yıllarca AB politikalarına yön verebileceğini düşünen İngiltere, bu iddianın yakınına bile yaklaşamadı. Bu durum da kopuşa zemin hazırladı. Cameron hükümeti tekrar seçilebilirse 2017'de AB'den çıkışla ilgili referandum düzenleyecek. Ancak bundan önce İngiltere'nin AB ile ilgili çözmesi gereken bir çok mesele var.

AB-Britanya ilişkisinin nasıl biteceğinde önemli olan nokta olarak Britanya'nın AB'den tam olarak çıkmadan yoluna devam etmesi gösteriliyor. Britanya'nın imtiyazlı ortaklık statüsüne kavuşması gerektiği ihtimaller dahilinde. Aksi takdirde AB'den tamamen kopan bir Britanya, ticari açıdan büyük bedeller ödemek zorunda kalabilir.

Bu ilişkideki sıkıntıların tam anlamıyla giderilebilmesi, iki tarafın da sorunları gerçekçi olarak ele almasından geçiyor.