Advertisement

Türkiye'nin Çin'den gerçekleştirdiği demir-çelik ithalatı bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 4 katına çıkarak 566,7 bin tona yükseldi.

Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yılın ocak-mart döneminde tüketimdeki yüzde 9'luk artışa karşın ham çelik üretiminin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,8 azalarak 7,73 milyon tona gerilediğini dile getirdi.

Yayan, bunun, ihtiyacın ithalatla karşılandığının göstergesi olduğunu ifade ederek, söz konusu dönemde toplam demir-çelik ithalatının yüzde 33,4 arttığını kaydetti.

İthalattaki hızlı artışta Çin'den yapılan alımların önemli etkisi bulunduğunun altını çizen Yayan, Çin'den gerçekleştirilen ithalatın mart ayı sonu itibarıyla 2014 yılının ilk çeyreğine oranla yaklaşık 4 katına çıkarak (yüzde 284) 566,7 bin tona ulaştığını dile getirdi. Yayan, "Bunu tüm yıla yayarsanız 2 milyon 250 bin ton civarında ithalat anlamına gelir ki bu da Çin'in en fazla ithalat yaptığımız ülke konumuna yükselmesine yol açar. Bu, Türkiye ekonomisinin kaldırabileceği bir durum değil" diye konuştu.

Aynı dönemde Türkiye'nin ihracatının miktar bazında yüzde 18 azalarak, 3,2 milyar dolara gerilediğine dikkati çeken Yayan, ihracatın ithalatı karşılama oranının da yüzde 137'den yüzde 103'e düştüğünü kaydetti. Bu oranın eksi seviyelere inme riskinin ortaya çıktığı uyarısında bulunan Yayan, "Bu tablo, bizim için sözün bittiği yere gelindiğini gösteriyor" dedi.

"Geçici önlem uygulanmalı"

İthalat artışında, bu yılın ocak ayında başlatılan Çin, Fransa, Japonya, Romanya, Rusya, Slovakya ve Ukrayna menşeli "sıcak haddelenmiş yassı çelik" ürünlerine yönelik antidamping soruşturmasının etkili olduğunun altını çizen Yayan, şöyle konuştu:

"Soruşturma nedeniyle bazı ülkelerin çelik üreticileri, can havliyle, Türkiye'ye yönelik ihracatlarını katlayarak artırıyorlar. Burada devletin elinde geçmişe yönelik uygulanmak üzere geçici önlem enstrümanı var. Bize göre, bu önlemin şartları oluşmuş durumda. Çünkü ithalat şartlarında değişiklik olmasaydı bu talebimiz haklılığını yitirebilirdi ama tam tersine, ithalat olağanüstü artmış durumda. Çin'den yapılan ithalat artışında da soruşturmanın etkisi rahatlıkla söylenebilir."

Çin dışındaki ülkelerin bu konuda daha ihtiyatlı davrandıklarının altını çizen Yayan, Çinlilerin ise iç piyasayı tümüyle tahrip etme niyetiyle hareket ettiklerini dile getirdi.

Çelik ürünü kullanan bazı sektörlerin temsilcilerinin, ithalat vergilerinin sıfırlanması gibi taleplerde bulunduklarını anlatan Yayan, "Diyelim ki çelik ürünleri alanında yüzde 10 katma değer üreten bir kuruluşsunuz. Bu yüzde 10 katma değer için Türkiye'de ham çelik, cevher ya da hurdadan yapılan üretimle gerçekleştirilen yüzde 40-50 katma değeri ithal ederseniz, o zaman sizin yüzde 10 katma değerinizle Türkiye'ye katabilecekleriniz çok sınırlı olmaz mı?" diye konuştu.

Geçmiş yıllarda talebe karşılık üretimin az olması nedeniyle ithalatın anlaşılabileceğini dile getiren Yayan, son yıllarda ise özellikle sıcak sac üretimi konusunda ciddi yatırımlar yapıldığını ve sektörün ihtiyacın üzerinde üretim kapasitesine ulaştığını söyledi.

Hükümetin son dönemlerde girdi maliyetlerini düşüren uygulamalara imza attığının altını çizen Yayan, maliyetleri düşürmek adına çevre katkı payı, TRT payı gibi rasyonel bulmadıkları uygulamaların kaldırılmasının gerektiğini dile getirdi.

"Sanayinin girdileri yurtiçinden karşılanmalı"

Sanayinin kullandığı girdi mamullerinde tamamıyla dışa bağımlı bir mekanizma kurulmaması gerektiğinin altını çizen Yayan, bunun ödemeler dengesi açığını taşınamaz noktaya getireceğini ifade etti.

Yayan, girdi mamullerinin mümkün olan en fazla şekilde yurtiçinden sağlanmasının önemine işaret ederek, "Hükümet bunu son derece isabetli bir şekilde teşhis etmiş ve ithalata bağımlı Girdi Tedarik Sistemini yurtiçine yönlendirme gayreti içine girmiştir. Hal böyleyken bazı sanayi kesimlerinin, hala 'daha çok ithalat isteriz', 'gümrük vergileri sıfırlansın' taleplerini, meselenin Türkiye'yi getirdiği noktayı kavrayamayan bir yaklaşım olarak görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

AA