Advertisement

Ünlü yatırımcı Muhammed El-Erian, IMF'nin Fed'e faiz artırımını öteleme tavsiyesini Bloomberg News'a değerlendirdi.

El-Erian'ın değerlendirmesi, şöyle;

Uluslararası Para Fonu (IMF), Perşembe günü, Fed'im faizleri yükseltmek için gelecek yıla kadar beklemesi gerektiğini kaydederek, anlaşılabilir şekilde manşetleri belirledi ve piyasaları hareketlendirdi.

IMF'nin, en büyük hissedarı, dünyanın en büyük ekonomisi ve küresel rezerv para biriminin sahibi olan ABD'nin politikalarını bu kadar açık ve spesifik bir şekilde yorumlaması pek olağan bir hareket değil.

Aşağıda bu uyarılara ilişkin bilmeniz gereken ve muhtemelen önmüzdeki haftalara da yansıyabilecek dört nokta şöyle;

1- Açıklamanın kapsamı oldukça tartışmalı görünse de, normal ve rutin bir bağlamda sunuldu. Uyarılar, IMF'nin 188 üye ülkenin son ekonomik gelişmelerini, gözlemlerini ve politika işaretlerini gözden geçirdiği, periyodik "Madde IV" konsültasyonunun bir parçasıydı. Ülkelerin yetkilileri ile gerçekleştirilen veri analizleri ve tartışmalarda, IMF kadrosu (ve ABD'nin durumunda, fonun yönetimi de), kurumun İcra Kurulu'nda görüşülen raporları içeren bir açıklamayı hazırlar ve ardından kamuoyuna açıklar

2- IMF yorumunun içeriği birçok yönden olağan dışıydı, ancak daha da önemlisi, bu açıklama özellikle hassas bir politika tedbirinin zamanlaması hakıkında, ve bu durumda, ABD verilerindeki kaydadeğer akışkanlığa karşın, titizdi. Açııklama ayrıca, Fed'in güvenli bir şekilde, geçici olarak, enflasyon hedefini aşabileceğine dikkat çekti.

3- IMF'in uyarıları, Fed'in faiz artırımı çevrimindeki ilk salvosunun zamanlamasına ilişkin piyasaların saplantısını dengelemek için Fed tarafından gerçekleştirilen ortak çabanın aleyhine bir yol izliyor. Merkez bankacılığı tarihindeki en gevşek sıkılaştırma süreci olarak adlandırdığım bu durumda, Fed yetkilileri, piyasaları, faiz artırımının zamanlamasının, tarihi ortalamasının altında bir politika faizi ile sonuçlanacak çok sığ ve koşullu faiz artırımı patikası ihtimalinden çok daha az önem arzedeceğine ikna etmek için yollarını değiştirdiler. Tam tersine, IMF, ilk faiz artırımının zamanlamasını merkezi endişe kaynağı haline getirdi ve kasıtlı olmadan, daha büyük bir piyasa volatilitesine neden oldu.

4- IMF'nin bu olağan dışı hareketi üç faktörden motivasyon bulabilir. Birincisi, IMF; yarı evrensel üyelikle birlikte çok taraflı bir kurum olarak rolüne uyumlu bir şekilde, küresel ekonominin ABD faiz şoku ile ilgili riske karşı çok kırılgan olduğu yolundaki endişeleri de içeren Fed politikaları tartışmalarına daha uluslararası bir perspektif katmak istiyor olabilir. İkincisi, ve IMF'nin Yunanistan konusunda Avrupa Birliği'ne aldığı göreceli sıkı pozisyonla uyumlu olarak, fon, siyasi hedelerine ulaşmak için kurumu kullanma aşırı hatasına düşen büyük hissedarlara karşı daha zorlayıcı bir konum almak istiyor olabilir. Üçüncüsü, fon, özellikle kurumun geniş bir şekilde onaylanmış oy ve temsil reformlarının ABD Kongresi tarafından beklemede tutulması ile birlikte, tüm üyelere samimiyetini gösterme konusunda istekli olabilir.

IMF uyarılarının piyasa üzerindeki etkisi elbette, Cuma günkü Mayıs ayı istihdam raporu da dahil, açıklanak ek ABD verileri ile birlikte azalacak. Ancak bu bölüm, IMF'yi kendi politikaları konusunda kamuoyuna açık bir şekilde bu kadar iddialı görmeye alışık olmayan Batılı politika yetkililerinin akıllarında muhtemelen taze kalmaya devam edecek. Yalnızca IMF'nin bu iddialı tutumu, Fon'un etkinliği ve saygınlığı konusunda ve ayrıca küresel ekonominin sağlığı açısından çok önemli olan yönetişim reformlarını uzun süredir tutan ABD Kongresi'ni ikna edebilirse.