Advertisement

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye'nin ihracatındaki gerilemenin en büyük nedeninin Euro/Dolar paritesinde yaşanan düşüş olduğunu belirterek, "Sırf parite kaynaklı ihracat kaybımız mayıs ayında 1,1 milyar dolar oldu, ilk 5 ayda ise 5,7 milyar doları buldu" dedi.

Döviz kurundaki hareketlilik ve dünya ticaretindeki gelişmelere paralel olarak ocak ayından bu yana ihracatta düşüş yaşanırken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının resmi olmayan geçici dış ticaret verilerine göre, mayısta ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,82 azalarak 11 milyar 63 milyon dolar oldu.

Büyükekşi, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin ihracatındaki gerilemenin en büyük sebebinin euro/dolar paritesinde yaşanan düşüş olduğunu söyledi.

İlk 5 ayda ortalama parite değerinin geçen sene ile karşılaştırıldığında yüzde 18,7 gerilemeyle 1,37'den 1,12'e indiğini bildiren Büyükekşi, "Sırf parite kaynaklı ihracat kaybımız mayıs ayında 1,1 milyar dolar oldu, ilk 5 ayda ise 5,7 milyar doları buldu" ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan doların tüm dünya para birimleri karşısında değer kazanmasıyla birlikte, dünya ticaretindeki fiyat baskısının devam ettiğini belirten Büyükekşi, bu yılın sonunda, dünya ticaretinin 18 trilyon doların altına gerileyeceğini düşündüklerini dile getirdi.

- İhracat pazarlarındaki durum-

Dünya ekonomisindeki bu gelişmelerin yanı sıra, Türkiye'nin siyasi sorun yaşayan ülkelere olan pazarlarında kayıp yaşamasının da ihracatın düşmesine neden olan bir diğer olumsuz etken olduğuna dikkati çeken Büyükekşi, şunları kaydetti:

"Resmi AB rakamlarına göre AB'nin ithalatı ilk 3 ayda yüzde 2 artarken bizim AB'ye euro bazında ihracatımız yüzde 13 arttı. Dolayısıyla biz AB'de pazar kazanıyoruz. Sorunların yaşandığı ülkelere baktığımızda, bu ülkelerin komşularımız veya coğrafi olarak yakınımızda yer alan ülkeler olduğunu görüyoruz. Örneğin Irak'a ihracatımız ilk 5 ayda yüzde 27, Rusya'ya ve Ukrayna'ya yüzde 37, Libya'ya yüzde 40 düştü. Bu rakamların değer karşılığı ise 2,9 milyar dolar olarak karşımıza çıkıyor. Rusya, hala ihracatçılarımız için en büyük hedef pazar konumunu koruyor. Dolayısıyla Rusya'da yaşanan ekonomik yavaşlamayı ihracatçılarımız geçici olarak görüyor, buradaki potansiyelin büyüklüğüne inanmayı sürdürüyor. Rusya'da daha aktif olmanın yolunun ticaret heyetlerine ve fuarlara katılımdan geçtiğine inanıyoruz. Irak'ta yaşanan siyasi krizin bir an önce sona ermesi de ihracatımızın geleceği için önem taşıyor."

-"Proaktif stratejiler ve yüksek katma değerli ihracat artışı gerekli"-

Küresel gelişmelerin Türkiye'nin ihracatına değer olarak eksi yansımış görünmesine rağmen hacim olarak bir büyük düşüş yaşanmadığına ifade eden Büyükekşi, AB'nin toparlanma sürecine girmesi ve ithalatındaki artışla birlikte, bu bölgeye euro bazında ihracatın yüzde 13 arttığını ve artışta Türkiye'nin 4'üncü sıraya yerleştiğini bildirdi. Büyükekşi, "Bundan sonra atılacak adımlar yine pazar payımızı arttırmaya yönelik olacaktır. Yeni pazarlara da odaklanıyoruz. Hacimli pazarları ve potansiyel bölgeleri titizlikle inceleyerek fırsatları tespit ediyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

Uzun vadeli bakıldığında Ar-Ge, tasarım ve markalaşmaya önem vererek yüksek katma değerli ihracat artışına odaklanmayı sürdürdüklerini dile getiren Büyükekşi, kısa vadeli bakıldığında muhakkak dünya ekonomisindeki kriz ya da siyasi riskler gibi birtakım öngörülemeyen durumların ortaya çıkarak kısa vadede ihracatı sekteye uğratabildiğini, 2023 hedeflerini uzun bir perspektiften değerlendirmek gerektiğini söyledi.

Büyükekşi, "Kısa vadeli gelişmeleri bir kenara koyarak, proaktif stratejiler uygulayarak ve yüksek katma değerli ihracat artışını öne çıkararak sürekli pazar payı kazanmaya odaklanmamız, bizi hedeflerimize taşıyacaktır" dedi.

- DEİK Yönetim Kurulu Başkanı Vardan-

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan da ihracattaki gerilemenin birçok nedeni bulunduğunu belirterek, "İlk olarak dünya genelindeki gelişmelerden ve bilhassa ABD dolarının artışından söz etmek lazım. Bu özellikle dolar ile alıp, euro ile satış noktasında olduğumuz eksende bizi ciddi etkiledi" diye konuştu.

İçinde bulunulan coğrafyanın da hala hassasiyetini ve belirsizliğini koruduğunu ifade eden Vardan, şöyle devam etti:

"Libya pazarı 4 seneyi aşkın bir zamandır bize kapalı. Hala alacaklarımızı dahi alabilmiş değiliz. Müteahhit firmalarımızın 1 milyar doları aşkın alacağı henüz ödenmedi. Üstüne üstlük 1,5 milyar dolarlık teminat mektuplarımıza karşılık her yıl 50 milyon dolar komisyon ödüyoruz ama sonuçta oraya yapmış olduğumuz ihracat da kesilmiş vaziyette. Öte yandan Ukrayna, Suriye, Mısır ve Irak'da da bugün itibarıyla umut verici pek fazla gelişme yok. Rusya düne nazaran bugün biraz toparlanmış olsa da yine de eski seviyesine gelebilmiş değil. Tabii bir de içerideki durum söz konusu. Nereden çıktığı şüphe uyandıran özellikle otomotiv ve beyaz eşya sektöründe son günlerde cereyan eden iş bırakma eylemleri de direk olarak ihracat kalemlerimize yansıyor."

Türkiye'nin yüksek katma değerli ihracat konusunu çözmesi ve bunun üzerinde kafa yorması gerektiğini vurgulayan Vardan, "Bu konuyla ilgili oldukça güzel ve umut verici gelişmeler de var. Özellikle inovasyon ve AR-GE hususu hemen herkesin en azından kulağının içine girmiş vaziyette. Şimdi sıra bunu tüm damarlarımızda hissedip uygulamaya başlamakta" ifadelerini kullandı.

- Dünyadaki ekonomik aktivite yavaşlaması performansı düşürdü-

Sermaye Piyasası Yatırımcıları Derneği (SPYD) Başkanı Arif Ünver de ihracatın temel sac ayaklarının "ihracat yapılan karşı tarafın satın alma gücündeki değişimler, ihracatı yapan ülkenin ekonomik realitelerinin para birimleri üzerindeki olumlu veya olumsuz etkileri ve dış ticaret yapan ülkeler arasındaki siyasal ilişkilerin durumu" olduğunu belirtti.

Türkiye'de son dönem ihracat rakamlarında yaşanan gerilemenin iç ve dış nedenleri bulunduğuna işaret eden Ünver, iç tarafta otomotiv sektöründe yaşanan grev sürecinin ihracata geçici kısmi bir zarar verdiğini ancak dış etkenlerin daha baskın olumsuz etki yarattığını söyledi.

Ünver, Türkiye ihracatının son dönem yaşadığı performans düşüklüğünün çok büyük oranda dünyada var olan ekonomik aktivitenin yavaşlamasından kaynaklı olduğunu savundu.

Yılın ilk 5 ayında gerçekleştirilen ihracatın neredeyse yarısının Rusya, Irak ve Avrupa tarafına yapıldığına dikkati çeken Ünver, Rusya ekonomisinin petrol kaynaklı darbe aldığını, Avrupa bölgesinin ise ekonomik baskılar altında mücadele verirken bunun Türkiye ihracatına olumsuz yansımaların olmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi.

-"Yerli ürün üretim çabası devam etmeli"-

Türkiye'nin elinde var olan ana malların işlenmesi ve markalaşma gibi son derece önemli kavramların peşinde ısrarcı olması gerektiğini ifade eden Ünver, inovasyon üzerinde yoğunlaşılması ve bilgi ve teknoloji destekli ürün ortaya konulması gerektiğini söyledi.

İthalata konu yoğun ürünlerin yerli olarak üretilmesi adımlarının hız kesmeden devam etmesinin de çok önem taşıdığını vurgulan Ünver, şöyle devam etti:

"Yerli otomobil, yerli uçak, yerli cep telefonları gibi ürünlerin üretilmesi gibi çabaların durmadan devam etmesi, diğer taraftan enerji ithalatının azaltılması için nükleer ve benzeri çalışmaların çoğalması kaçınılmaz. İçerisinde bulunduğumuz kur kaynaklı, başka bir ifade ile dış ülkeler kaynaklı iniş çıkışları minimuma indirgemek için köklü mental bir revizyona ihtiyacımız var ve bu revizyona start verildi fakat bunun kararlılıkla devam etmesi siyasal istikrara göbekten bağlı" ifadelerini kullandı.

-"İhracat performansında baskı devam edecek"-

Şeker Yatırım Başekonomisti Gülay Elif Girgin de ihracattaki daralmanın arkasındaki önemli nedenler arasında çevre ülkelerdeki ekonomilerdeki zayıflık, paritenin matematiksel etkisi ve ihracattaki yarışın kaliteden ziyade fiyat üzerinden yapılıyor olmasının bulunduğunu belirtti.

Zayıf euronun, AB menşeli şirketlere sağladığı avantajın Türkiye'deki ihracatçıların pazar kaybına yol açtığına dair tartışmalar da bulunduğuna işaret eden Girgin, "Önümüzdeki dönemde AB toparlanması ve çevre ülkelerdeki belirsizliğin sona ermesi ihracat performansına olumlu yansıyacak olsa da önümüzdeki dönemde dünya ekonomisindeki belirsizliklerin genel olarak ihracat performansı üzerinde baskı kurmaya devam edeceğini düşünüyoruz" dedi.