Advertisement

Nobel ödüllü ekonomist Joseph E. Stiglitz, Project Syndicate adlı internet sitesi için kaleme aldığı yazıda, Yunanistan'ın kreditörlerine sert eleştiriler yönelterek, ülkenin daha fazla kemer sıkmayı tercih etmemesinin yararlı olacağına işaret etti.

Troyka'nın Yunanistan'a uygulattığı programın GSYH'de yüzde 25'lik daralmaya yol açtığını hatırlatan Stiglitz, kreditörlerin kendilerini sorumlu tutmamasının da şaşırtıcı olduğunu belirtti.

Yunanistan'a borç verilen ciddi miktarın hiçbir kısmının gerçekten Yunanistan'a gitmediğini kaydeden Stiglitz "Bu para özel sektör borçlarını ödemek suretiyle Avrupa'nın bankacılık sistemini kurtarmak için kullanıldı" tespitlerinde bulundu.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ve diğer resmi kreditörlerin talep edilen paraya ihtiyaç duymadığını savunan ekonomiste göre, ödeme yapılsa dahi gelen para yeniden Yunanistan'a borç olarak verilebilir.

Avrupa Birliği'nin demokratik değerler üzerine kurulu olması gerektiğini hatırlatan Stiglitz, kreditörlerin referandumu ve anlaşmayı birkaç gün dahi uzatmaya yanaşmamalarının anlaşılmaz olduğunu ifade etti.

Yunan hükümetinin kendisini iktidara getiren vaatlere rağmen halkını düşünerek kreditörlerle yeniden müzakere ettiğini belirten ekonomist "Bu demokratik kaygı Euro Bölgesi ile uyuşmuyor. Zira Euro Bölgesi'nin çoğu üyesi para politikası kararlarını tek bir kuruma bahşederken halka danışmadılar. Yalnızca enflasyonu göz önünde bulunduran bir merkez bankasının da işsizliği artıracağını biliyorlardı" ifadelerini kullandı.

5 Temmuz'daki referandumda her iki cevabın da Yunan halkı açısından ciddi riskleri beraberinde getirdiği tespitini dile getiren Stiglitz "Kurtarma paketine evet oyu, sonsuz bir buhran anlamına gelecek. Hayır oyu ise ülkenin kaderini kendi eline almasını sağlayabilir. Böylece eskisi kadar varlıklı olmasa da daha az sıkıntılı bir gelecek inşa edebilirler" yorumlarında bulundu.

BU HABERE YORUM YAZ
 
29 Haziran 2015 Pazartesi, 17:28 Misafir batı bloku herşekilde kendisine özel ve pozitif ayrıcalıklar yapıyor. tüm dünyanın standartlarını da kendi kurdukları ve kendi çıkarlarına işlettikleri kurumlarla ellerinde tutuyorlar. ortadoğuda açlıktan ölen insanlara ne barış ne bir lokma verirler. ama kendi medeniyetleri için 300 milyar avroyu silebilceklerini konuşuyorlar. neden tün batı kurumlarından çıkıp doğu milletleri kendi demokratik kurumlarını kurmasın. barışını kendi tesis etmesin?