Advertisement

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, koalisyon arayışları çerçevesinde partisinin değişmez, tartışılmaz, taviz verilmez talep ve beklentilerini sıralayarak, "MHP, bu dört maddeye hürmetle beraber riayet ve refakat gördüğü takdirde Türkiye'nin siyasi istikrarsızlık yaşamaması için beklenilen fedakarlıkları çekinmeden gösterecektir" değerlendirmesini yaptı.

Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, 7 Haziran milletvekilliği genel seçimlerinin Türkiye'nin siyasi iklimini ve sosyal tablosunu derinden etkilediğini, bu çerçevede farklı bir istikamet çizdiğini belirterek, Türkiye'nin yeni bir durum ve denklemle karşı karşıya olduğunu ifade etti.

"Türk milletinin, AK Parti'nin 13 yıla yaklaşan itici, kırıcı, dışlayıcı, cepheleştirici, ayırıcı üslup ve politikalarına tahammül etmeyeceğini demokratik vasıtalarla ispatladığını" öne süren Bahçeli, 7 Haziran ile AK Parti'nin tek başına iktidarının sona erdiğini, siyasetin yeni bir faza, yeni bir dönem ve aşamaya geçtiğini bildirdi.

Yeni dönemde siyasi dokusu birbirine uygun partiler arasında Türkiye'nin ana meselelerini çözmeyi hedeflemiş bir koalisyon hükümeti kurulmasının öncelikli gündem ve gereklilik olduğunu belirten Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Muhtemel kriz ve kaoslara karşı herkes, her siyasi aktör birinci derecede mesul ve tarih karşısında yükümlüdür. Ülkemizin bugünkü badireden çıkarılması için sorumluluk mevkisinde bulunanların elbirliğiyle hareket etmesi ihtiyari bir halden ziyade mecburiyettir. Milliyetçi Hareket Partisinin tutumu, 7 Haziran'dan bu tarafa kuşkuya yer bırakmayacak kadar açık ve ortadadır. Bu tutarlı, milli ve istikrarlı duruşumuzu uzlaşmaz ve oyunbozan şeklinde göstermeye tevessül edenler, her şeyden önce kendi pozisyonlarını ve siyasi geçmişlerini sorgudan geçirmelidir."

-"MHP'ye haysiyetli ve dik duruşlu bir anamuhalefet görevi düşmektedir

Bahçeli, "MHP'ye husumet ve nefret besleyenlerin hevesle yürüttüğü tahrik ve karartma kampanyalarının" amacına ulaşmayacağını, millette herhangi bir karşılık bulamayacağını belirterek, "Resmi koalisyon görüşmeleri başlamadan çok yönlü oluşturulmaya çalışılan algı ve propaganda düzeneklerinin bizim nezdimizde inandırıcılığı ve itibarı olmayacaktır. İlke ve ülkülerini ülkesinin hizmet ve esenliğine adayan Milliyetçi Hareket Partisinin tuzak ve senaryolar karşısında geri adım atması düşünülemeyecektir" ifadesini kullandı.

TBMM Başkanlığı seçiminde MHP'nin yaptığı tercihin "AKP'ye destek" şeklinde yorumlanmasının ciddiye alınacak bir yanı olmadığını aktaran Bahçeli, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Türkiye'nin hayrı ve selameti için nasıl bir koalisyon modeline ihtiyaç duyulduğu her türlü izahtan varestedir. Bu konuda kaçak güreşmeye, gerçekleri saptırmaya ve akılları karıştırmaya lüzum yoktur. AKP-HDP, değilse bile AKP-CHP, bu da kafi gelmezse AKP-CHP-HDP arasında bir koalisyon hükümeti kurulması, 7 Haziran'da sandıktan çıkan iradenin en bariz temennisidir. Milliyetçi Hareket Partisine ise haysiyetli ve dik duruşlu bir anamuhalefet görevi düşmektedir. Türkiye'de şayet bir siyasi bunalım doğarsa bunun öncelikli müsebbibi milletimizin verdiği koalisyon mesajını anlamakta kasten zorluk çeken, ayak sürüyen AKP, CHP ve HDP'den başkası olmayacaktır.

Bunun yanında kaçak ve karanlık sarayda siyasi tanzim ve seçim hesaplarıyla ikbalini ve koltuğunu emniyete almaya çabalayan Cumhurbaşkanı Erdoğan da sorumluluktan kurtulamayacaktır. Türk milleti kavga ve gerilim meraklılarının sinsi emellerinden geride kalan 13 yılda çok çekmiştir. Türk siyaseti çatışma ve çelişki yumağına yeterince gömülmüştür. Artık kaybedecek bir saniyemiz bile yoktur. Derhal ve acilen diyalog ve mutabakat zeminleri oluşturularak Türkiye güçlü, atılımcı, katılımcı ve icraata odaklı bir hükümete kavuşmalıdır. Meseleyi dar kalıplara, ideolojik beklentilere ve çıkar hesaplarına endeksleyenler geleceğimizi riske atacaklarını unutmamalıdır."

-"Koalisyon arayışları çerçevesinde ve HDP özelinde durduğumuz yer de belli ve nettir"

MHP'nin gelişmeleri pür dikkat izlediğini, milli irade ve demokrasinin namusunu savunduğunu ifade eden Bahçeli, MHP'yi HDP ile yan yana getirmeyi planlayanların hesaplarının, milli ve tarihi kabullere asla uymadığını bildirdi. Bahçeli, "HDP'yi yok saymamızdan alınan ve öfkelenen çevrelerin, PKK'nın niyet ve hedeflerine dolaylı destek verdiklerini, bölücülüğü meşrulaştırdıklarını bilmelerinde önemle yarar olacaktır. Bir PKK tasarım ve ürünü olan HDP'ye methiyeler düzüp, MHP'yi aşağılamak ve hakir görmek en hafif tabirle ahlak, kimlik ve köken sorunu olarak karşımızdadır" görüşünü savundu.

-MHP'nin 4 maddelik "tartışılmaz, taviz verilmez talep ve beklentileri"

MHP'nin siyasi yaklaşımının berrak olduğuna ve değişmediğine işaret eden Bahçeli, "Gerek koalisyon arayışları çerçevesinde, gerekse HDP özelinde durduğumuz yer de belli ve nettir" ifadesini kullandı. Bahçeli, bu kapsamda "MHP'nin değişmez, tartışılmaz, taviz verilmez talep ve beklentilerini içeren 4 maddeyi" sıraladı.

PKK'nın vakit kaybetmeksizin kendisini lağvetmesi, örgüt militanlarının silahlarıyla güvenlik güçlerine teslim olması ve bu silahların devlet envanterine kaydedilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

"HDP ise terörle arasına muğlak değil, mutlak bir mesafe koyduğunu söz ve davranışlarıyla ortaya koymalıdır. İlaveten Anayasa'nın ilk dört maddesine uygun olacak şekilde, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne dürüstçe bağlı ve sadık olduğunu gösterecek yürekliliği sergileyebilmelidir. Bunlar gerçekleştikten ve HDP'nin Siyasi Partiler Kanunu'na muhalif vasfı törpülendikten sonra meşruiyetinin önünde herhangi bir engel kalmayacaktır. Bilinmelidir ki Milliyetçi Hareket Partisi, Anayasa ve yasalara uyan her partiyle temas ve diyalogdan kaçınmayacaktır."

-"AKP iktidarı geçmişiyle yüzleşmekten korkmamalı"

AK Parti'nin iktidar yıllarında elde edilmiş demokratik kazanımların devam ettirilmesi, bireysel hak ve hürriyetlerin önündeki sis perdesinin daha da aralanması, hukuk devletinin her yönüyle işletilmesi gerektiğine dikkati çeken Bahçeli, şunları kaydetti:

"AKP iktidarı geçmişiyle yüzleşmekten korkmamalı, adalet ve ahlak ölçüleri tekrar eski seviye ve prestijine taşınmalıdır. Toplumsal huzur ve milli gelecek açısından bunlar zorunluluktur. Dahası devlette arınma ve şeffaflaşmanın sağlanabilmesi Oslo'dan İmralı'ya kadar yapılan müzakerelerin, anlaşmaların ve verilen sözlerin eksiksiz açıklanmasına bağlıdır. AKP, gizli kapaklı yürüttüğü tüm pazarlıklar hakkında milletimize doyurucu bilgiler vermeli, terör örgütüne hangi vaat ve teminatları sunduğunu deklare etmelidir. Yıkım projesinden çözülme sürecine kadar Türkiye'yi köşeye sıkıştıran, milli birliğimizi ve tarihi haklarımızı köstekleyen karanlık ilişkiler hiçbir mazerete sığınmaksızın terk edilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi bu asgari zemin muhtevasında herkesle görüşmeye açıktır."

Bahçeli, Türkiye'nin huzur ve sükunetinin etnik ve mezhep temelli kışkırtılan kutuplaşma ve kamplaşmanın bıçak gibi kesilmesiyle mümkün olduğuna işaret ederek MHP'nin bin yıllık kardeşlik hukukunun iflasına hizmet eden her türlü teşebbüs ve tuzağın tam karşısında olduğunu vurguladı. Bahçeli, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

"Hiç kimse bizi, milletimizin tertemiz ve onurlu mensupları olan Kürt kökenli kardeşlerimizle ters düşüremeyecek, aramıza duvar öremeyecektir. Kürt kökenli kardeşlerimiz Türk milletinin yeri dolmayacak değer ve emanetleridir. Etnik bölücülük bataklığında çırpınanların kenara çekilmesi, tesirsiz ve etkisiz hale getirilmeleri kardeşliğimizin üzerinde dolaşan kabus bulutlarını da dağıtacaktır. Bu nedenle Anayasa'nın ilk dört maddesinde anlam ve hükmünü bulan milli değerlerden, yine Anayasa'nın 66'ncı maddesinde tarif edilen vatandaşlık tanımından caymak, bunlara sıcak bakmak, bu minvalde gizli ittifaklar aramak gafletten öte ihanettir. Türk milletinin içinden yapay azınlık çıkarma, Türkiye'nin milli ve kültürel mirasıyla oynama cehalet ve cüreti çuvallamaya mahkumdur. Milliyetçi Hareket Partisinin bölünmeyi ve parçalanmayı kolaylaştıracak, insan ve coğrafyadan sırf özgürleşme ve demokratikleşme ezberleriyle taviz vermesi olmayacak bir duaya amin demekle eşdeğerdir."

 

- "Hiçbir devlet ya da hükümet görevlisi Anayasa'nın vermediği bir yetkiyi kullanamayacaktır"

Rüşvet ve yolsuzluk olaylarıyla etkin bir mücadelenin olmazsa olmaz bir ön şart olduğunu bildiren Bahçeli, "17-25 Aralık yakın dönemin en vahim yolsuzluklarının deşifre edildiği bir zaman aralığına tekabül etmektedir. Eğer siyasi yük ve dayatmalardan kurtulmuş bir adalet mekanizması telkin ve yönlendirmelere kapalı durarak çalışırsa Türkiye soluk alacak, hukuki hesaplaşma milli vicdanı rahatlatacaktır. Bu durum her partinin bahane uyduramayacağı kadar yalın ve yakın bir sorumluluğu olarak görülmelidir" ifadesini kullandı.

Görevi ne olursa olsun, herkesin hukuka uymak, helal-haram ayrımını manevi vecibelere uyarak yapmak durumunda olduğunu ifade eden Bahçeli, şu görüşlere yer verdi:

"Hiçbir devlet ya da hükümet görevlisi Anayasa'nın vermediği bir yetkiyi kullanamayacaktır. Cumhurbaşkanı başta olmak üzere, Türkiye'nin idari ve siyasi sorumluluğunu üstlenmiş her şahıs yasa ve Anayasa'nın çizdiği sınırlarda hareket etme zorundadır. Türk milletinin seçilmiş krallara, sandıktan çıksa da bunu yanlış yorumlayıp otoriter ve dikta özlemi çeken kanun tanımazlara hem gönlü hem de zihni kapalıdır, kapalı duracaktır. Şüphesiz ki demokrasinin rotasından çıkması, anlam ve kaynaklarından kopması felaketin diğer yüzüdür."

Bahçeli, hukuku askıya almanın, devletin kuruluş ve var oluş prensiplerini birer birer imha edeceğini belirterek, "Buna kimsenin hak ve yetkisi olmadığı gibi, izin ve icazet de asla verilmeyecektir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu dört maddeye hürmetle beraber riayet ve refakat gördüğü takdirde Türkiye'nin siyasi istikrarsızlık yaşamaması için beklenilen fedakarlıkları çekinmeden gösterecektir. İhtiyaç duyulan hoşgörü ve diyalog atmosferi demokratik sabır ve uzlaşma dinamiklerinin aktif hale getirilmesiyle kalıcı sonuçlarını kısa zaman içinde verecektir. Bize göre doğal ve doğru olanı da budur" değerlendirmesinde bulundu.

AA