Advertisement

Enflasyon, tahvil piyasasının en büyük düşmanı. Ancak yatırımcılar yine de en büyük hasmını gözünde büyütüyor gibi görünüyor.

Bloomberg’in derlediği verilere göre ABD’de enflasyon, en az 1999’dan bu yana, nadiren 12.7 trilyon dolarlık Hazine tahvil piyasasının işaret ettiği kadar kötü oldu. Yatırımcılar beklentilerini düşürmelerinin ardından bile tüketici fiyatlarının artış gösterebileceği miktar ile ilgili genellikle abartılı tahminlerde bulundular.

Tahvil piyasası görünümü, Fed’in faiz oranlarını dip seviyelerden ne kadar yükselteceği ile ilgili karar vermesinde etkili olan ana göstergelerden biri.  Dolayısıyla bu uyumsuzluk oldukça büyük bir önem arz ediyor. Enflasyonun düşük olması, Fed yetkililerinin borçlanma maliyetlerini artırmayı geciktirebileceği anlamına geliyor, bu da tahvillerde bir satış dalgasının tetiklenmesini önleyebilir.

New York’ta bulunan ED&F Man Capital Markets sabir getiri oranları ve kredi müdürü, “Piyasa katılımcıları enflasyonu tamamıyla abartıyor. Fed’in faizleri sıfırda tutması ile birlikte enflasyonun artacağına inanıyorlar ve bu yanlış çıkıyor” dedi.

Faizlerin 6 yıldan uzun bir süredir sıfıra yakın seviyede tutulması ve Fed’in trilyonlarca dolarlık tahvil alım teşviki sağlamasının ardından ekonomideki yukarı yönlü hareketlenme işaretleri Hazine tahvili piyasasındaki yatırımcıları enflasyonda ivmelenme görmeye sevk etti. Enflasyon üç yıldır merkez bankasının yüzde 2’lik hedefinin altında seyrediyor.

Bloomberg’in derlediği başa baş oran olarak bilinen bir tahvil ölçü göstergesine göre tüketici fiyatları, petrolün gerilemesi, traderların enflasyonda önümüzdeki 5 yıl için yüzde 1.47’lik bir ortalama öngörmesi ve bundan sonraki 5 yıllık dönemde enflasyonun yüzde 2’yi aşacağının beklenmesi ile neredeyse hiç hareketlenme göstermedi.

Büyük umutlar

Bu durum ABD Hazine tahvil faizlerinin yükselmesine neden oluyor.

10 yıl vadeli ABD tahvil faizi Ocak ayındaki yüzde 1.64 seviyesinden yarım yüzde puandan fazla artış gösterdi. 10 yıllık ABD tahvil faizi Tokyo saati ile 12.55’te yüzde 2.25 seviyesine geldi.

Piyasanın enflasyonla ilgili endişeleri, faiz ödemelerinin değerini aşındırıyor ve özellikle ekonominin geri kalanının ilk çeyrekteki gerilemeden toparlanması ile Fed’in para politikasını şekillendirmede merkezi bir hal alıyor.

İşsizlik oranının 7 yılın en düşük seviyesine olması, ikinci el konut satışlarının 2007’den bu yana en yüksek seviyeye ulaşması ve ABD’nin gelecek 10 yılda her zamankinden hızlı bir büyüme göstermesinin beklenmesi ile birlikte Bloomberg anketine katılan ekonomistler merkez bankasının faizi Eylül ayında artıracağı ihtimalini yüzde 50 olarak görüyor.