Advertisement

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Şimdi barış çağrısında bulunanlara, özellikle HDP'lilere söylüyorum; 20 Temmuz'da Suruç'ta, gelin ortak deklarasyonla DAEŞ terörünü kınayalım, ortak tavır sergileyelim derken neredeydiler? Kandil'den alacakları talimatı bekliyorlardı" dedi.

Davutoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Son grup toplantısını 9 Temmuz'da yaptıklarını, ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan hükümeti kurma görevi aldığını ve son derece samimi bir şekilde hükümet kurma çalışmalarını yürüttüklerini belirten Davutoğlu, ülkenin bu süreçte çok yoğun bir terör saldırısı ile karşı karşıya kaldığını söyledi.

Terör saldırılarında hayatını kaybeden vatandaşlara ve güvenlik görevlilerine Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır dileyen Davutoğlu, bu terör faaliyetlerini yapan örgütler, arkalarındaki odaklar, önlerindeki maşalar kim olursa olsun hepsini lanetlediğini, teröre karşı en kararlı mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti

Davutoğlu, hükümet kurma görevini aldıktan sonra muhalefet partisi genel başkanlarıyla görüşmeler yaptığını hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye yeni bir hükümet oluşum sürecinde soğukkanlı, metanetli, sabırlı bir yolculuğa hazırlanmak üzereydi. Hemen arkasından millet olarak Ramazan Bayramı'nı idrak ettik. Çevremizdeki ateş çemberi içinde Türkiye Ramazan Bayramı'nı bütün ülke topraklarında ve yurt dışındaki vatandaşlarımızla huşu ve mutluluk içinde idrak etmişti. Fakat Ramazan Bayramı'nın hemen ertesi gün Suruç'ta 32 vatandaşımızın katli ile başlayan ve bugüne kadar süren bir terör saldırısı karşısında milletçe güçlü bir mücadele vermenin kararlılığını gösteriyoruz."

Geçen yıl Kurban Bayramı sırasında da şer odaklarının Kobani'yi bahane ederek bayramı zehir etmeye çalıştığına işaret eden Davutoğlu, şu anda da terör saldırılarına karşı mücadele vermenin azmi içinde olduklarını belirtti.

-"Yeni siyasi tablonun gereğini yerine getirme çabası içindeyiz"

"Türkiye bütün bu mücadelede, bu mücadeleyi sürdürecek güce, kudrete sahiptir. Ancak hepimizin görmesi gereken bir tablo var. Her şeyden önce 7 Haziran'dan bugüne kadar bilinçli, kasıtlı ve planlı bir terör tırmanmasıyla karşı karşıyayız" diyen Davutoğlu, 7 Haziran milletvekili genel seçimlerinin yeni bir siyasi tablo ortaya koyduğunu, AK Parti'nin de bu tablonun gereğini yerine getirme çabası içinde olduğunu bildirdi

TBMM Başkanı'nın son derece vakur bir şekilde seçildiğini, başkanlık divanının oluştuğunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan hükümet kurma görevinin alındığını, ülkeyi hükümetsiz bırakmama çabasına girildiğini anlatan Davutoğlu, bu sırada bir takım şer odaklarının Türkiye'ye karşı harekete geçtiğini söyledi.

-"DAEŞ, PKK ve DHKP-C eş zamanlı olarak milletimizi hedef almıştır"

Davutoğlu, üç terör örgütünün, üç temel hedef için Türkiye'ye eş zamanlı saldırıda bulunduklarına dikkati çekerek, 7 Haziran'dan bugüne kadar geçen sürede yapılan saldırılar hakkında bilgi verdi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"657 terör olayı gerçekleşti. 25 ilde güvenlik güçlerimize saldırılar oldu. 11 güvenlik görevlimiz şehit edildi, 41 vatandaşımız hayatını kaybetti, 94 güvenlik görevlimiz, 110 vatandaşımız yaralandı. 15 baraja saldırı düzenlendi, 20 araç yağmalanması ve 335 araç yakılması ile karşı karşıya kaldık.

7 Haziran'dan itibaren tırmanan bu terör, 7 Temmuz'da Siirt'te polisimiz Bünyamin Torğut'un şehadetiyle ilk işaretini vermeye başlamıştı. Ancak 20 Temmuz'dan önce üç terör örgütü DAEŞ, PKK ve DHKP-C eş zamanlı olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ve milletimizi hedef almıştır ve saldırılara başlamıştır. 20 Temmuz'da Suruç'ta DAEŞ'in saldırısıyla 32 vatandaşımız katledildi. Hemen gerekli tedbirleri aldık, müsebbibi tespit edildi, DAEŞ'e dönük alacağımız tedbirleri konuşmaya başladık."

Davutoğlu, hükümet DAEŞ'e karşı mücadelesinin nasıl olacağı yönünde planlamalar yaparken ve aylardır süren hazırlıklar sonucunda bu terör örgütlerine yönelik atılacak adımlar konuşulurken aynı gün 20 Temmuz'da Adıyaman'da bu kez PKK'nın harekete geçtiğini ve Uzman Çavuş Müsellim Ünal'ın şehit edildiğini hatırlattı.

Ahmet Davutoğlu, "Hani bugün PKK ile DAEŞ birbiriyle savaşıyor diye düşünenler var ya, zamanlamaya dikkat etsinler. DAEŞ'in saldırısının olduğu gün PKK da ülkemize karşı bir saldırı silsilesini başlattı" dedi.

22 Temmuz'da Ceylanpınar'da da polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Acar'ın haince, alçakça şehit edildiklerini belirten Davutoğlu, şunları ifade etti:

"Biz istihbarat birimlerine bu katliamın arkasındaki güçlerin tespit edilmesi talimatını verdik ve bize gelen bilgilerle, PKK'nın telsiz konuşmalarından bu katliamın onlar tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu tespit ettik. Yine aynı gün bu sefer Suruç'ta katledilen vatandaşlarımızın cenazelerinin nakli esnasında İstanbul'da DHKP-C harekete geçti ve yüzleri maskeli bir biçimde, elleri silahlı bir şekilde İstanbul sokaklarının, sanki belli bir bölgenin, kendi hakimiyetleri altındaymışcasına gösteri yapmaya kalkıştı.

Biz Ankara'da bütün bu tabloyu, bütün bu puzzlenin parçalarını bir araya getiren değerlendirmeler de yapmaya başladık."

-"Siyasi görünümlü bazı şahsiyetler"

23 Temmuz'da Diyarbakır'da kaza ihbarı üzerine bölgeye giden polis memuru Tansu Aydın'ın da şehit edildiğini hatırlatan Davutoğlu, "Bugün hala, bugün dahi barıştan bahsedenler var ya siyasi görünümlü bazı şahsiyetler önce bunun hesabını verecekler. O günlerde neredeydiler? Herhangi bir kınama duydunuz mu onlardan, lanetleme duydunuz mu? Ama biz bu milletin kaderini kimseye bırakmadık, bırakmayız" diye konuştu.

Dikkatlerinin İstanbul'da DHKP-C'ye, Ceylanpınar'da PKK'ya yönelmişken bu kez 23 Temmuz'da Kilis'te DAEŞ'in Mehmet Yalçın Nane'yi sınırda şehit ettiğine dikkati çeken Davutoğlu, şunları söyledi:

"Perde gerisinde bir odak, birbiriyle ihtilaflıymış gibi görünen üç örgütü birden harekete geçirdi. Tek yönlü bir saldırı değildi, tek hedefli, noktasal bir saldırı da değildi. Kapsamlı, üç maşalı bir saldırı ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve aziz milletimiz karşı karşıyaydı. Oturduk, kapsamlı bir değerlendirme yaptık. Bunlara karşı verilecek mücadelenin esaslarının ne olacağını tespit etmek üzere bir araya geldik. Daha sonra da operasyonların başlamasından itibaren de PKK'nın bu saldırıları devam etti. 24 Temmuz'da Erzurum'da üç sağlık görevlimiz ve ambulans kaçırıldı. 24 Temmuz'da Lice'de Genç Yolu üzerinde bir polisimiz kaçırıldı. 25 Temmuz'da yine Lice'de Başçavuş İsmail Yavuz ve Uzman Çavuş Mehmet Koçak şehit edildi. 25 Temmuz'da Şırnak'ta ve bir çok ilde kamyonlar yakıldı. 26 Temmuz'da İstanbul'da bu kez DHKP-C polis memurumuz Mehmet Fatih Sivri'yi şehit etti. 27 Temmuz'da Malazgirt'te Binbaşımız Arslan Kulaksız'ı şehit ettiler. 28 Temmuz'da yani dün Şemdinli'de Uzman Çavuş Ziya Sarpkaya'yi şehit ettiler."

-"Hedef Türkiye'nin demokrasisi"

Davutoğlu, bir taraftan DAEŞ, diğer taraftan PKK ve DHKP-C'nin eş zamanlı olarak Türkiye'yi hedef aldığına dikkati çekerek, "Neydi bu üç ayaklı saldırının hedefi? Birincisi Türkiye'nin demokrasisi. Türkiye hedef edilmiştir. Burada ne polislerimiz, ne güvenlik görevlilerimiz ne vatandaşlarımızdır hedefte olan. Onların şehadetleri ve kayıpları üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Devleti son yılların en kapsamlı saldırısı ile karşı karşıya kalmıştır. Birinci hedef demokrasimiz, insan hakları ve özgürlüklerimizdir" dedi.

Hayat hakkının en kutsal hak olduğunu, terör örgütlerinin ise eylemleri ile hayat hakkının olmadığı bir Türkiye tablosu çizmeye kalkıştığını vurgulayan Davutoğlu, demokrasinin tehdit edilmesi üzerine liderlere ortak deklarasyon çağrısı yaptığını ifade etti.

Davutoğlu, bu çağrıya yalnızca CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun olumlu yanıt verdiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Şimdi barış çağrısında bulunanlara, özellikle HDP'lilere söylüyorum; 20 Temmuz'da Suruç'ta, gelin ortak deklarasyonla DAEŞ terörünü kınayalım, ortak tavır sergileyelim derken neredeydiler? Kandil'den alacakları talimatı bekliyorlardı. Madem ki talimat aldıkları bir yer var, madem ki bu terör bir yerden talimat alıyor ve şehitlerimize sebebiyet veriyor talimat aldıkları yeri gerektiği zaman, gerektiği yerde, gerektiği anda cezalandırırız ve cezalandırmaya kararlıyız."

AA