Advertisement

Hükümet kurma süreci kapsamında, AK Parti ile CHP heyetleri arasında gerçekleştirilen görüşmelerin dördüncüsü tamamlandı.

TBMM Mermerli Salon'da saat 14.15'te başlayan görüşme 3 saat sürdü.

Görüşmeye, AK Parti'yi temsilen Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Antalya Milletvekili Lütfi Elvan, Ankara Milletvekili Ali İhsan Arslan ve Malatya Milletvekili Taha Özhan, CHP'yi temsilen ise Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, Faik Öztrak ve Selin Sayek Böke, İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi ve Genel Başkan Başdanışmanı Rasim Bölücek katıldı.

Heyetler, Kültür ve Turizm Bakanı Çelik ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Koç'un koordinesinde daha önce 24, 28 ve 30 Temmuz'da bir araya gelmişti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Koç: "Bugün itibarıyla toplumsal uzlaşı başlığı altında Kürt sorunu, din ve inanç özgürlüğü bakımından çeşitli inanç gruplarının talepleri, kamu bürokrasisi, kamu yönetimi, medya özgürlüğü konuları başlık olarak ele alındı"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç, koalisyon görüşmelerine ilişkin, "Bugün itibarıyla toplumsal uzlaşı başlığı altında Kürt sorunu, din ve inanç özgürlüğü bakımından çeşitli inanç gruplarının talepleri, kamu bürokrasisi, kamu yönetimi, medya özgürlüğü konuları başlık olarak ele alındı" dedi.

Koç, TBMM'de, AK Parti heyeti ile gerçekleştirdikleri koalisyon görüşmesinin ardından, basın mensuplarına açıklamada bulundu.

Her gün ülkeyi yasa boğan haberler alındığını, dün Pozantı'da iki polis memurunun, bugün de Kağızman'da bir uzman çavuşun şehit olduğunu hatırlatan Koç, şehitlere Allah'tan rahmet, yakınlarına ve Türk milletine sabır diledi.

Pozantı'da şehit olan polis memurlarının birinin 32, diğerinin ise 29 yaşında olduğunu, eşleri ve çocukları bulunduğunu vurgulayan Koç, cenaze törenlerinde ortaya çıkan can yakan görüntülerin gözlerinin önünden gitmediğini anlattı.

Bu görüntüler karşısında hiç kimsenin sessiz kalamayacağının altını çizen Koç, "Yüreğinde biraz insanlık bulunanlar böyle bir manzara karşısında isyan etmeden durabilirler mi? Bizler de isyan ediyoruz. Çok üzgün, çok da öfkeliyiz" dedi.

Türkiye'nin teröre çok büyük bedeller ödediğini, artık daha fazla bedel ödemeye de tahammülü olmadığını belirten Koç, ülkede hiç kimsenin bu acıları yaşamayı hak etmediğini söyledi.

"En büyük sorumluluk siyaset kurumuna düşüyor"

Terör yüzünden 30 yılda 50 bine yakın vatandaşın hayatını kaybettiğini, milyonlarca kişinin göç etmek zorunda kaldığını, büyüme ve kalkınmada kullanılabilecek 60 milyar dolara yakın kaynağın heba olduğunu kaydeden Haluk Koç, şöyle devam etti:

"Bu bedelleri bir daha ödememek ve daha kötülerini yaşamamak için en büyük sorumluluk siyaset kurumuna düşüyor. Açıkça söylüyoruz; 'Ben bedel ödemeyeyim, gerekirse Türkiye ödesin' diyen insandan siyasetçi olmaz. Siyasetçi, Türkiye bedel ödemesin diye her bedeli ödemeye razı olan insandan olur. Hepimiz ülkemizin geçtiği bu kritik ve tarihi süreçte bu bilinç ile hareket etmek zorundayız."

"Yurttaşlarımız biz siyasetçilerden iş, aş, refah bekliyor"

Türkiye'nin terör sorununun yanı sıra çok boyutlu güvenlik sorunlarıyla da karşı karşıya olduğunu belirten Koç, "Suriye'de devam eden iç savaş nedeniyle en büyük bedeli ödeyen ülkelerden birisiyiz. Özellikle sınır kentlerimizde büyük bir huzursuzluk ve kaygı var. 900 kilometrelik kara sınırımızın güvenliği en nazik ifade ile söylüyorum, tartışmalı" diye konuştu.

Koç, Türkiye'nin çevresinde de farklı gelişmeler olduğunu, Kafkaslar'da yeni bir tablo oluştuğunu, AB ve ABD'nin dünyanın en büyük ticaret anlaşmasını imzalamaya hazırlandığını, kısaca Türkiye'nin çevresindeki tüm siyasi ve ekonomik dengelerin değiştiğini bildirdi.

"Ne yazık ki biz bu gelişmeleri bugün, uzaktan izleyebiliyoruz" diyen Koç, yarın Türkiye'nin karşısına çıkabilecek çok büyük bir faturanın adeta görmezden gelindiğini savundu.

Koç, ekonomide yaşanan gelişmelerin en hafif deyimle alarm zillerini çaldırdığını, iş dünyasının 2015 yılının kaybedildiğini açık bir dille ilan ettiğini, herkesin 2016'yı da kaybetmekten korktuğunu dile getirerek, "6 milyonu aşkın yurttaşımız işsiz. 17 milyona yakın yoksul vatandaşımız da bizlerden, yani siyasetçilerden iş, aş, refah bekliyor. Diğer yandan devlet kurumlarımızda büyük sorunlar var. Yargı, emniyet ve bürokrasinin her alanında reform ihtiyacı olduğu açık" değerlendirmesinde bulundu.

"Fırtınalı bir denizin ortasındayız ve gemi maalesef su alıyor"

Türkiye'nin demokrasi, güvenlik, dış politika ve ekonomide çok büyük tehdit ve sorunlarla karşı karşıya olduğunu savunan Haluk Koç, "Açıkça söylüyoruz; fırtınalı bir denizin ortasındayız, dalgalar kabarıyor ve gemi maalesef su alıyor. Ancak biz, hepimiz bu geminin içindeyiz. Bu gemiye bir şey olursa bunun bedelini hep beraber ödeyeceğimizi de biliyoruz" dedi.

Koç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böyle bir zamanda bizler asla küçük hesapların peşinden koşmayız, koşamayız. Kısa vadeli ve dar kalıplı düşüncelerle Türkiye'ye bedel ödetmeyi göze alamayız. Kendi küçük çıkarlarımızı, Türkiye'nin büyük menfaatlerinin önüne asla koyamayız. Kimileri 'Önce ben, sonra partim, sonra Türkiye' diyebilir. CHP böyle bir anlayışı asla kabul etmemektedir. Biz siyasete bir şey kazanmak için girmedik. Biz siyasete bu güzel ülkeye bir şeyler kazandırabilmek için girdik. O yüzden biz 'önce Türkiye' diyoruz, başka da sonrasında hiçbir şey söylemiyoruz. CHP olarak koalisyon görüşmelerine böylesi bir tarihi sorumluluk içinde başladık.

Bugün halkımızın yüzde 65'ini temsil eden, 389 milletvekiliyle Mecliste temsil edilen iki büyük parti olarak yüksek profilli, büyük bir koalisyon arayışı içinde bir araya geldik. Bugün görüştüğümüz herhangi bir koalisyon değildir, bugün görüşülen Türkiye'nin karşısındaki büyük tehditleri bertaraf edebilecek ve tarih içinde birikmiş sorunları çözebilecek potansiyele sahip bir koalisyon kurma çabasıdır."

Milli iradenin milletvekili genel seçimi sonrasında hiçbir partiye tek başına iktidar çoğunluğu vermediğini hatırlatan Koç, "Milletimiz bize 'Birbirinizle görüşün, uzlaşın' sorumluluğu yükledi. Biz CHP olarak bu anlayış ve tarihsel sorumluluk duygusuyla görüşmelerimizi sürdürüyoruz" dedi.

"Sonuç istediğimiz gibi çıkmayınca, 'haydi bir daha' diyemeyiz"

Koç, halkın siyasetten sorun çıkarmasını değil, çözüm üretmesini, birbiriyle kavga eden değil, Türkiye için ortak mücadele veren bir anlayış sergilemesini istediğini belirterek, "Siyaset en sıkıntılı dönemlerde kişisel çıkar arama aracı değildir. Kişisel beklentilerini gerçekleştirme alanı hiç değildir. Sonuç istediğimiz gibi çıkmayınca, 'Haydi bir daha' diyemeyiz. Bizler asil değiliz, halkın vekiliyiz. Halkımız ne emrederse, milletimiz ne işaret ederse onu yerine getirmekle mükellefiz. Biz de bu bilinçle hareket ediyoruz" diye konuştu.

CHP'nin kimseye kapılarını kapatmadığını, kimseyi ötekileştirmediğini, yok saymadığını, parlamentoda bulunan bütün siyasi partilere hak ettikleri saygı içinde yaklaştığını dile getiren Koç, "14 ilkemizi paylaşarak, bütün siyasi partilerimize çağrıda bulunduk. Adalet ve Kalkınma Partisi ile koalisyon görüşmelerine de bu esaslar çerçevesinde başladık" ifadelerini kullandı.

"Tespit ettiğimiz çözüm önerilerini açık yüreklilikle muhataplarına anlattık"

Görüşmelerin başladığı günden bugüne büyük bir samimiyet ile Türkiye'nin sorunlarını çözmek, karşı karşıya olduğu tehditleri aşmak için görüşlerini paylaştıklarını belirten Koç, demokrasi, hukuk, ekonomi, özgürlükler, milli güvenlik, çevre ve her alanda tespit ettikleri çözüm önerilerini açık yüreklilikle muhataplarına anlattıklarını aktardı.

Haluk Koç, "Makam, mevki, koltuk pazarlığı asla yapmadık, yapmıyoruz. Bizim için önemli olan kimlerin hangi koltukta oturacağı değil, milletimizin bu süreçte neler kazanacağıdır. Görüşmelerimiz bu çerçeve içinde sürüyor. Programladığımız gibi görüşmeleri aynı samimiyet, aynı tarihi sorumluluk duygusuyla götüreceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Bugün itibarıyla toplumsal uzlaşı başlığı altında Kürt sorunu, dini ve inanç özgürlüğü bakımından çeşitli inanç gruplarının talepleri, kamu bürokrasisi, kamu yönetimi, medya özgürlüğü konuları başlık olarak ele alındı" diye konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanı Çelik: "Bu işlerde barometre olmaz. Son nokta konuluncaya, son noktada anlaşılıncaya kadar hiçbir şey de anlaşılmamış olur"

Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, 13 yıllık iktidarlarının, geçmiş dönemlerle karşılaştırılmayacak kadar terörle mücadelede uluslararası ve ulusal zeminlerde son derece yüksek kapasite ile önlemler aldığını belirtti.

Çelik, CHP heyetiyle gerçekleştirilen koalisyon görüşmelerinin ardından basına açıklamada bulundu.

CHP ile "İstikşafi görüşme" dedikleri öngörüşme bağlamında toplumsal uzlaşma, şeffaflık, kamu yönetimi, medya, bürokrasi ve benzeri meseleleri tartıştıklarını aktaran Çelik, CHP heyetinin başka toplantısının olması nedeniyle görüşmenin daha kısa sürdüğünü söyledi.

Çelik, Pazartesi günü Ankara Palas'ta yapılacak son toplantıyla İstikşafi görüşmelerin biteceğini ve genel başkanlara karşılıklı sunum yapabilecek aşamaya gelineceğini kaydetti.

Kendilerinin de Genel Başkan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'na sunum yapacaklarına işaret eden Çelik, daha sonra genel başkanların, partilerinin yetkili kurullarıyla İstikşafi görüşme heyetinin raporlarını değerlendireceklerini söyledi. Çelik, şu değerlendirmede bulundu:

"Eğer genel başkanlar ve partilerin yetkili kurulları, 'Bir koalisyon görüşmesi aşamasına geçilebilir' derlerse, bu öngörüşmeden çıkan sonucu böyle değerlendirirlerse, böylece o aşamaya geçilmiş olacak. Karar ne şekilde çıkacak, ondan sonraki süreç görülecek. Ama denilirse ki 'İstikşafi görüşmelerin sonucunda görüşme aşamasına geçilebilecek bir kanaat oluşmamıştır.' Her iki partinin yetkili kurulları veya genel başkanlarında, böyle bir şey oluşursa o süreç de orada sona ermiş olacak" dedi.

Çelik, kendi aralarında belirledikleri ve iki partinin de birbirlerinin karşılıklı pozisyonlarını net şekilde görebilmesi için makro meseleler düzeyinde bütün konu başlıklarını ve alt başlıkları da görüştüklerini de anlattı.

Çelik, bazen detaya inildiğini, bazen daha makro düzeyde kalındığını ifade ederek, "Ama açık, son derece rahat görüşme oluyor. Zaman zaman beyin fırtınasına dönüşen bir görüşme. Böylece herkes bir diğerine kanaatini açık şekilde söylüyor, değerlendirmesini yapıyor, bu not ediliyor. Bu notların neticesi biz Genel Başkanımıza bir ara sunum yaptık. Heyetimiz, toplantılar gün aşırı yapıldığı için de boş gözüken günlerde kendi aramızda değerlendirmemizi yapıyoruz. CHP ile karşılıklı görüşmeler 20-25 saate, bizim kendi aramızdakiler 40 saate yaklaştı. Şu ana kadar heyetimiz 50 saate yakın bir mesai verdi. Yorucu ama çok emek vererek yaptığımız bir süreç" diye konuştu.

"Hiçbir partiye kapımızı kapatmadan görüşmeleri sürdürdük"

AK Parti olarak 13 yıldır Türkiye'nin siyasi sorumluluğunu taşıdıklarını belirten Çelik, bu sürede siyasi misyonlarıyla Türkiye'nin sorumluluğunu taşıma arasında neredeyse bir kader ilişkisi oluştuğunu dile getiren Çelik, şunları belirtti:

"Bunu dirayetle yönettik, Türkiye'nin çok büyük kazanımlar elde etmesi için gecemizi gündüzümüze kattık. Kurucu Genel Başkanımız, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, şimdiki Genel Başkanımız, Başbakanımızın liderliğinde bu kazanımların sürmesi, Türkiye'nin eskiden olduğu gibi statükonun o karanlık dehlizlerine dönmemesi, yeniden hasta adam muamelesi görmemesi, eksik demokrasi, yaralı ekonomi gibi tablolarla karşı karşıya kalmaması için büyük sorumluluk içinde hareket ediyoruz. Bugün de bu geçiş döneminde Türkiye için alınması gereken kararlar, kimileri tarafından 'riskli' diye ifade edilse de biz hükümette olduğumuz son güne kadar her türlü sorumluluğumuzu, Genel Başkanımızın, Başbakanımızın önderliğinde yerine getiriyoruz. Kuşkusuz memleketimiz için 7 Haziran sonrası yeni bir tablodur. Bu tablo çerçevesinde değerlendirmelerimizi de yapıyoruz. Ama mesele nitelik ve nicelik olarak yüksek, Türkiye'yi geleceğe taşıyacak arayışlar içinde olmaktır. Bu sebeple hiçbir partiye kapımızı kapatmadan görüşmeleri sürdürdük. Ama bu İstikşafi görüşme mekanizmasının kurulması sadece CHP ile karar verilen durum oldu, diğer partilerle mümkün olmadı ya da önerilmedi.

Sonuç olarak sadece sayısal olarak toplamdan değil, siyasal vizyon, demokratik vizyon, reform ve dış politika vizyonu açısından yeterli, yüksek kapasiteli bir tablo. Türkiye için her zaman aranması gereken, 2023 hedeflerine ulaşılması için muhakkak gözetilmesi gereken bir tablo. Biz bütün meselelere bu sorumluluk çerçevesinde bakıyoruz. Sonuçta her iki genel başkan, partilerin yetkili kurulları nasıl değerlendirecek, bir sonuca varırlarsa 'görüşmelerin devam etmesi' şeklinde; o zaman öngörüşme aşamasından görüşme aşamasına geçilecek. Yok, 'yeterli mutabakat, uzlaşma oluşmamış' sonucuna varırlarsa, da süreç o noktada kesilmiş olacak. Pazartesi yapılacak son toplantıdan sonra Genel Başkanımıza sunum için hazır hale gelmeye çalışacağız."

"Bu masa aslında güvenle, güveni aramakla ilgili"

Çelik, "Azınlık hükümeti söylentilerinin ardından karşılıklı bir güvensizlik mi söz konusu? Bugün öyle bir hava var mıydı? CHP'de her zamankinden farklı, deklarasyon şeklinde bir açıklama gördük" sorusuna da şu yanıtı verdi:

"Bu masa aslında güvenle, güveni aramakla ilgili masadır. Şunu unutmamak gerekir, herhangi bir meselede son noktaya konuluncaya kadar o meselenin barometresi olmaz siyasette. Her görüşmeden sonra bana 'Koalisyon ihtimali ne kadar, erken seçim ihtimali ne kadar?' diye. Her zamanda onu söylüyoruz ve doğrusu da odur. Bu işlerde barometre olmaz. Son nokta konuluncaya, son noktada anlaşılıncaya kadar hiçbir şeyde anlaşılmamış olur. Zaten öyle bir görüşme aşamasına da henüz geçilmemiştir."

CHP'den farklı bir açıklama geldiğini, genelde görüşmelerden sonra toplantıyla ilgili konuştuklarını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:

"Türkiye'nin içinde bulunduğu iç ve dış durumla ilgili olarak. Tabii onlar partisinin siyasi görüşleridir. Kendisinin iki şapkası vardır, parti sözcüsü ve heyet adına yapılan açıklama. Siyasi değerlendirmelerin bir kısmına siyasi değerlendirme olarak en azından bahsettiği şekliyle katılmamız mümkün değil. Ama heyet olarak görevimiz istikşafi görüşmeleri gerçekleştirmek ve bu çerçevede konu başlıkları tek tek ele almak, ortaya çıkacak tabloyu genel başkanlara ve parti yetkili kurullarına sunmaktır. O aşama sürerken partilerin, partimizin kendi pozisyonuyla, CHP'nin kendi pozisyonuyla ilgili açıklamaları, onlar zaten karşılıklı olarak gündeme getiriliyor. Son olarak Meclis'te bir önerge getirdiler, biz de onu reddettik. Siyaset de kendi doğası içinde hayatiyetini sürdürüyor."

"Riski almış, bedelleri ödemiş hükümetiz"

CHP'nin terör konusunda mesajı olup olmadığı sorusuna karşılık Çelik, şu değerlendirmede bulundu:

"Tabii ki birbirimizin mesajlarını dinliyoruz. Biz Türkiye'de terörle mücadele konusunda Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en yüksek kapasiteyle tedbirler almış hükümetiz. Bizim 13 yıllık iktidarımıza bakın, geçmiş dönemlerle mukayese edilmeyecek kadar terörle mücadele konusunda hem uluslararası hem de ulusal zeminlerde son derece yüksek kapasiteyle tedbirler almış, dünyanın bütün platformlarında ve Türkiye'nin içindeki her noktada mükellefiyetini yerine getirmiş hükümetiz. Bizim dönemimizde terörle, teröristle mücadele konularında Türkiye etkinlik ve etkililik açısından da bir paradigma devrimi yaşamıştır. Biz bu riski almış, bedelleri ödemiş hükümetiz. Tedbirleri alırken ayrıca Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu başka konularda, yumuşak diplomasi, yumuşak güç unsurlarını devreye sokmak konusunda da demokratik açılımı başlatmışız, milli birlik ve kardeşlik projesini başlatmışız.

Bütün bu süreçlerde imzası olan bir kadroyuz biz. Üstelik de bütün bu süreçlerde imzamız olurken yalnız da bırakılmış, gerek siyasi partilerden gerek diğer alanlardan yeterince de destek görmemiş ama buna rağmen yolunda yürümüş bir kadroyuz. Dolayısıyla bizim hem terörle mücadelede Türkiye'yi yüksek kapasiteye kavuşturma konusunda hem de gerek demokratik açılım, milli birlik ve kardeşlik aşamasında, ret, inkar ve asimilasyon politikalarının bitmesi noktasında tarihi işlere imza atmış bir kadroyuz. Bütün bu meselelerde de son derece başarılı ve dirayetle yönetmişiz."

Çelik, Türkiye'nin toplumsal huzurun sağlanması ve ülkede çatışma ortamının bulunmamasının en büyük hassasiyetleri olduğunu dile getirdi.

Çelik, ancak demokrasi tehdit altındaysa ve bu süreçler istismar ediliyorsa, vatandaşın güvenliği, hukuk devleti tehdit altındaysa, birileri bu süreçleri istismar ederek Anayasal düzeni tehdit ediyorsa burada da tereddüt etmeden, gözünü kırpmadan adım atan, eylemlilik koyan bir hükümet bulunduğunun altını çizdi.

Bakan Çelik, başka partiler açısından temenni ya da görüş olarak ifade edilen konuları 13 yıldır kendilerinin icraat ve eylem olarak ortaya konduğunu, aradaki farkın bu olduğunu dile getirdi.

Çelik, "terör konusunda Parlamento zemininde çözüm bulunması" önerilerini nasıl değerlendirdiği sorusuna, geçmişte de TBMM'nin devre dışı kalmadığını, her defasında Meclise bilgi verildiğini belirtti. Çelik, süreç başladığında TBMM zemininde grubu adına ilk konuşanlardan biri olduğunu anımsattı.

Kayıtların Meclis arşivinde yer aldığını söyleyen Çelik, "Biz o konuda da mükellefiyetimizi yerine getirmiş durumdayız. Şimdiye kadar hep de bunu yaptık. Olumlu karşılık bulduğumuz her noktada yaptık. Önerilen mekanizmalarla ilgili, hangi mekanizmaya, hangi politikayla ilgili nasıl karar verilecek onlar genel başkanlar olmadan sonuca bağlanacak konular değildir" dedi.

Çelik, MHP ile nasıl bir temasın olduğu ve konunun bugün konuşulup konuşulmadığına ilişkin de şöyle dedi:

"Hayır konuşulmadı. Ama zaten burada gizli kapaklı durum yok. Genel Başkanımız CHP'ye ziyaretinden sonra İstikşafi görüşme mekanizmasını CHP ve MHP'ye önereceğini söylemişti. CHP, bu istikşafi mekanizmayı olumlu buldu. MHP, olumlu bulmadı. Ama Sayın Faruk Çelik ile kendilerinin tespit ettiği Sayın Semih Yalçın'ın sürmesine olumlu baktılar. İstikşafi görüşme mekanizması onlarla yok. Ama Çelik ile Yalçın arasında görüşme ilişkisi sürüyor. Eğer MHP, en başta Genel Başkanımızın bu teklifini kabul etmiş olsaydı, biz şu anda CHP ile istikşafi görüşmeleri sürdürürken aynı şekilde onlarla da bu heyetler görüşmeleri sürdürecekti. Onlar bu mekanizmayı kabul etmediği için bu şekilde görüşme trafiği sürüyor."

AA