Advertisement

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Şu anda biz hangi partiyle koalisyon kuracaksak kuralım Çözüm Süreci masanın üzerinde olacaktır ama ismi dahil, yöntemleriyle, yönüyle, varacağı noktayla işi yeni baştan ele almaya mecburuz" dedi.

Arınç, gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Türkiye içinde de Çözüm Süreci'ni bitirmek isteyenler bulunduğunu belirten Arınç, birçok olaya rağmen hükümetin süreci sürdürmek için sabırlı davrandığını dile getirdi. Arınç, "Ne oldu da o sabır taşı çatladı da hükümet bir anda terörle mücadele kökü kazınana kadar devam edecektir noktasına geldi? O kırılma noktası neydi?" şeklindeki soru üzerine seçimlerde HDP'nin barajı aşmasının demokrasinin neticelerinden biri olduğunu, buna saygısızlık etmeyi akıllarından bile geçirmediklerini söyledi.

HDP'nin barajı aşması ve siyasi aktörlerin daha da güçlenerek seçimden çıkmasının takdir edilecek bir durum olduğunu vurgulayan Arınç, şöyle devam etti:

"Elbette HDP'nin, 'biz hükümete hiçbir zaman güvenmedik' sözüne karşı ben, 'biz size güvenmek zorundayız' demiştim. Fakat PKK terör örgütünün yaptığı eylemler, herhalde şu dosyadan daha kalın hale geldi. Yol kesiyorlar, iş makinelerini yakıyorlar, yıkıyorlar, iş adamlarını kaçırıyorlar, yanlarındaki işçileri tehdit ediyorlar, mahkemeler kurup oralara çağırıp orada kendilerine ceza kesiyorlar, yapmadıkları iş yok. Biz, 'bunları bitirin, bunları sonlandırın. Halkın can ve mal güvenliğine kast etmenize kesinlikle fırsat vermeyeceğiz' diyoruz. Kobani bahanesiyle yine pek çok silahlı eylem yaptılar. Halbuki Kobani'de meydana gelen şey IŞİD terör örgütünün Kobani'yi kuşatması ve oradaki insanların Türkiye'ye gelmesiydi. Tam 192 bin kişiyi Türkiye'ye kabul ettik. Türkiye'nin fiilen müdahale etmesi söz konusu değildir. Kobani dolayısıyla Türkiye'nin yaptığı olumsuz herhangi bir şey söz konusu değil."

"Ateşkes bitmiştir onların kendi sözü"

Bülent Arınç, 7 Haziran'dan 20 Temmuz'a kadar PKK'nın Türkiye'de 218 olay gerçekleştirdiğine dikkati çekerek, "En sonunda da 2 polisimizi evlerinde uyurken alçakça şehit ettiler. Bunun bir tek anlamı olabilir, 'biz sizin polislerinizi bile evlerine girer, yataklarında kafalarında sıkar öldürürüz. Biz bu kadar güçlüyüz.' HPG bunu üstlendi. Hatta bunların yayın organlarında da 'HPG'li gençler iki polisin cezasını verdi' diye bununla iftihar eden bir yazı yayınlandı" dedi.

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kandil'den gelen MİT'in istihbaratı ve diğer istihbaratlar, Cemil Bayıkların ve diğerlerinin bütün sözleriyle yapılan operasyonla örtüşüyor. 'Şöyle yapın' diyorlar öyle yapıyorlar, 'bunu vurun' diyorlar öyle vuruyorlar. Sonunda da 'kimi alırlarsa siz alacaksınız, kim vurulursa siz vuracaksınız' gibi tehditler arka arkaya gelmeye başladı. Bunun üzerine bir operasyon kararı alındı. Suruç sebebiyle DEAŞ'in Türkiye içinde eylem yapma hazırlığı, polislerimizin vurulmasından önceki eylemler sebebiyle de, PKK zaten 'Çözüm Süreci'ni bitirdik' diye 6 aydan beri söylüyordu. Yani Bayıkların ve diğerlerinin sözlerini alt alta getirin, 'artık ateşkes bitmiştir' sözleri onların kendi sözleriydi, HDP de bunu paylaşıyordu."

"Kandil'den bağımsız bir siyasi politika güdemiyorlar"

Arınç, "Hükümetin HDP'yi masaya çağırması gerekmez mi?" sorusu üzerine, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun aralarında HDP'nin de bulunduğu siyasi parti liderlerini hiçbir ayrım yapmadan ziyaret ettiğini aktardı. Arınç, bu ziyaretin gerçekleştiği gün bile eylemlerin başladığını belirterek, "Bizim onlara söylediğimiz tek şey var, 'madem ki siz daha da güçlenerek çıktınız ve bu sadece sizin klasik oylarınız da değil, sizin barajı aşmanız için, sürece daha çok katkı vermeniz için size bu oylar verildi.' Hatta kendisi de 'emanet oylarımız var, hakkını vereceğiz' dedi ama Kandil'den azar geldi, 'ne emanet oyları bunlar senin oylarındır. Bir daha böyle şeyler söyleme.' Kandil'den bağımsız bir siyasi politika güdemiyorlar" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu'nun, PKK terör örgütünün silah ve şiddete dayalı eylemlerini sona erdirmesi konusunda HDP'nin aktif olmasını istediğini dile getiren Arınç, ancak görüşmeden hemen sonra, eş genel başkanlarından birinin "biz sırtımızı PYD'ye yasladık" diye açıklama yaptığını söyledi.

Arınç, "Bu sözlerin tevili mümkün değil. PKK'nın üstlendiği bir olayda insanlar hayatını kaybediyor. 'Ey PKK, bırak bu silahı, bunları yapma, bu alçaklıktır, bu insanlara karşı sen niye bu katliamı yapıyorsun' diyemiyor. Nötr kelimeler kullanıyor. Bu nedir? (Bizim onlarla organik bağımız var, biz onlara kötü bir şey söyleyemeyiz)" ifadelerini kullandı.

Arınç, şöyle devam etti:

"(HDP'nin) 'Bu süreçte senin silah bırakman, Türkiye'yi terk etmen gerekirdi. Bu hükümet elinden geleni yaptı, Öcalan'ın talimatı da böyleydi. Sen şimdi buna da bizim sözlerimize de uymuyorsun. Sen silah bırakmadıkça biz bu Çözüm Süreci'ni götüremeyiz' demesi lazım. Bunu dediği zaman biz süreci kaldığı yerden, daha rasyonel ve bu güne kadarki tecrübelerimizden, istismar edildiğimiz yerleri de gördüğümüze göre, 'yok artık böyle değil, şöyle olacak, gel bakalım' deme imkanına sahip olacağız. Çözüm Süreci'nin Türkiye için olmazsa olmaz bir sonuç olduğuna inanıyoruz.

HDP aldığı oyu iyi kullanmak zorunda. Çünkü HDP içinde şiddeti ve terör örgütünü reddeden pek çok milletvekili olduğunu biliyorum. Bunlar da ülkede demokratikleşme adına HDP'nin barajı aşmasını gönülden isteyen insanlar. Şimdi görev onlara düşüyor. HDP içinde ağırlıklarını koymak suretiyle parti ile örgüt arasına kalın bir duvar çekebilirlerse biz yine elbette bir partner olarak HDP'den Çözüm Süreci'nde istifade etmek isteriz."

"Sinsi biçimde kullandılar"

Çözüm Süreci'nin bölgede sosyal hayata olumlu katkılarını anlatan Arınç, "Fakat onlar bunu yeniden güçlenmek, silahlanmak, serhildan için fırsat kollamak, devrimci halk ayaklanması için uygun ortamı bulmak amacıyla sinsi bir biçimde kullandılar" dedi.

O zamanki düşüncelerinin "terör örgütü eylem yapmadıkça biz de operasyon yapmayacağız" şeklinde olduğunu aktaran Arınç, "ama onlar bu süreci tamamen ileriye bir hazırlık ve hükümeti en zayıf anında vurmak üzere bir operasyon olarak düşündüler" ifadelerini kullandı.

"Kandırıldık, aldatıldık mı diyorsunuz? Ya da iyi niyetliydik ama öyle değilmiş mi diyorsunuz?" sorusuna Arınç, "Kandırıldık hükümet için kabul edilebilecek bir şey değil. Aldatıldık da değil ama biz çok iyi niyetliydik, ülkemizin huzura kavuşması ve binlerce insanın hayatına mal olan terörün bu şekilde bitirilebileceği konusunda fevkalade ümitliydik" yanıtını verdi.

Kürtlere yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına ilişkin icraatlara değinen Arınç, "Ama onlar bunların hiçbirinden tatmin olmadılar. Önce'şunu yapsanız yeter' diyorlardı, sonra 'bunu yaptık yetmez' demeye başladılar. Çünkü nihai amaçları ya ayrımcılık veyahut da kendi iktidarlarını kurmayı amaçlıyorlardı. Sonunda silaha sarıldılar, silah zaten ellerinden hiç düşmemişti. Biz burada iyi niyetle pek çok şeyi yaptık ama onlar üzerine düşen hiçbir şey yapmadılar. Bizi aldatmış kabul edebilirler, biz kendimiz aldanmadık. Her şeyden haberimiz vardı. Ama 78 milyon insanın hatırına, Türkiye'nin hatırına bir gün bu iş çözülecek diye ümitle bekledik" diye konuştu.

"Meğer onlar alay ediyorlarmış"

"Şu anda biz hangi partiyle koalisyon kuracaksak kuralım Çözüm Süreci masanın üzerinde olacaktır ama ismi dahil, yöntemleriyle, yönüyle, varacağı noktayla işi yeni baştan ele almaya mecburuz" diyen Arınç, akil insanlar heyetinden bir grubun toplantısını ise iyi niyetli bir çaba olarak nitelendirdi. Bunların terör örgütü üzerinde etkili olmadığını ifade eden Arınç, "Umarım HDP üzerinde etkili olur" dedi.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "Ateş edilmezse asker de ateş etmesin" açıklamasının olduğu hatırlatılan Arınç, şunları söyledi:

"Bizim prensibimiz zaten bugüne kadar onlar ateş etmedikçe, eylem yapmadıkça biz yapmayacağız idi. Bunu biz son güne kadar, 10-15 gün evveline kadar hep uyguladık. O yüzden bizi halk da eleştirmiş olabilir, 'Bunlar silahlarıyla her gün köylerde ama siz bunlara bir şey yapmıyorsunuz.' Halkın şöyle söylediğini biliyorum, 'Üzerinde silah olan PKK'lı teröristler karakolun önünden geçiyorlar, onlara el sallıyorlardı. Asker de onlara hiçbir şey yapmıyordu.' Durum biraz böyleydi. Ama bunun bir tek sebebi vardı, tekrar terörün hortlamaması, siyasi görüşmelerin, müzakerelerin sonuca ulaşması. Meğer onlar alay ediyorlarmış. Yani el sallarken, 'Biz buradayız bak, sen de bize karışamıyorsun.' Artık böyle değil, 5 kuruşa simit devri geçti. Böyle olmayacak, olmaması da lazım."

"Her defasında da yeni harflerle parti kurmuşlardır"

Parti kapatma iddiaları ve HDP'lilerin bu konuda açıklamaların ilişkin değerlendirmesi sorulan Arınç, "Bunların hepsi propagandaya yöneliktir" karşılığını verdi.

Arınç, partilerin kapatılmaması gerektiğini her yerde ifade ettiğini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun de aynı görüşte olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Ancak HDP açısından öyle değildir. HDP'nin hayat bulması her zaman partilerin kapatılmasına bağlıdır. Onlarda belki 10 parti kapatılmıştır, 3-4'ü de reddedilmiştir. Her defasında da yeni harflerle parti kurmuşlardır. Şu anda bile aynı doğrultuda 2-3 partileri vardır. Onlar parti kapatıldıkça kendi seçmen kitlesine 'Bu devlet görüyorsunuz bizi her zaman kapatıyor, biz yeniden ayaktayız, dimdik' diyor. Bunun propagandasını yapmak istiyorlar. Bunlara bu hakkı vermemek lazım. Siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Her fikrin, her düşüncenin silah ve şiddeti eylem olarak kullanmadıkça ve benimsemedikçe ayakta kalma hakkı vardır. Sadece insanlar, o partilerin yöneticilerinden veya mensuplarından bireysel olarak suç işleyenler varsa mevcut kanunlara göre onlar yargılanabilir."

AA

BU HABERE YORUM YAZ
 
03 Ağustos 2015 Pazartesi, 14:27 Misafir yeter artık yahu! laf ebeliği yapmayın. milet her şeyin farkında