Advertisement

TD Securities Gelişmekte olan Ekonomiler Başekonomisti Cristian Maggio, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz oranlarını sabit bırakmasının beklenen bir karar olduğunu belirtti.

AA muhabirine TCMB'nin faiz kararını değerlendiren Maggio, bankanın faiz oranlarını sabit bırakmasının piyasa beklentileriyle uyumlu olduğunu ifade etti.

TCMB'nin "sadeleşme" ifadesini Para Politikası Kurulu (PPK) metninden çıkarmasına dikkati çeken Maggio, bankanın ifadeyi bundan sonraki PPK metinlerde de kullanmayabileceğini dile getirdi.

Maggio, "sadeleşme" ifadesinin kaldırılmasının piyasalar açısından olumsuz olabileceğini aktardı.

Piyasaların Merkez Bankasından daha belirgin hamleler beklediğini dile getiren Maggio, TCMB'nin önlem alabilmek için ilk önce döviz kurlarındaki volatiliteyi gözlemlediğini kaydetti.

Rabobank Gelişmekte Olan Piyasalar Kur Stratejisti Piotr Matys ise TCMB'nin faiz kararının piyasa beklentileri doğrultusunda olduğunu aktardı.

Matys, enflasyonda olumlu gelişmeler kaydedilmesi durumunda Merkez Bankasının şu an yüzde 10,75 seviyesinde olan gecelik marjinal fonlama oranını daha aşağıya çekebileceğini aktardı.

TCMB'nin "sadeleşme" ifadesini kaldırmasına değinen Matys, bunun piyasalarda belirsizliğe sebep olabileceğine işaret etti.

Bu ifadenin kaldırılmasının para politikasının normalleşmesini zora sokabileceğini vurgulayan Matys, Merkez Bankasının küresel ortamda piyasa spekülasyonlarını ve TL'ye yönelik riskleri azaltmak için belirgin bir mesaj vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Ziraat Yatırım Ekonomisti Bora Tamer Yılmaz, bugünkü karar metninde Merkez Bankasının politika duruşuna yönelik belirsizlikleri gidermeye çalıştığını belirterek, "Özellikle faiz koridorunun üst bandına yönelik ortaya çıkan tartışmalar, kur üzerinde zayıflama baskısına neden olmaktaydı. Böylece likidite politikası ile tanımlanan politika duruşuna piyasa odaklanabilir" dedi.

AA muhabirine, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) faiz kararını değerlendiren AA Finans Analisti ve Ekonomist Haluk Bürümcekçi, sadeleşme adımlarına ilişkin daha önce Para Politikası Kurulu (PPK) metninde yer alan ifadenin kaldırıldığına dikkati çekerek, "Bunun yerine, 'Kurul, yılın başından itibaren artan küresel oynaklığı ve Ocak Enflasyon Raporu öngörülerini değerlendirmiştir' denmekte ama ne gibi bir sonuca varıldığına ilişkin bilgi verilmemektedir. Bu da sadeleşmenin tamamen rafa kalktığı anlamına gelebileceği gibi gelecek haftaki Enflasyon Raporu sunumu sırasında bu konuda ek bilgi verilebileceği anlamına da gelebilir" yorumunda bulundu.

Bürümcekçi, Ankara yatırımcı toplantılarında atılacak adımlar arasında üst bandın aşağı çekilmesinden bahsedildiğini, bu opsiyonun sadeleşmeden beklenebilecek faydayı azaltacağını ve TL açısından olumsuz bir gelişme olacağını savundu.

Kurulun temel ekonomik büyüklüklere ilişkin değerlendirmelerinde ufak değişiklikler olduğuna işaret eden Bürümcekçi, artan jeopolitik risklere karşın Avrupa Birliği ülkelerinin talebindeki artışın ihracat üzerindeki olumlu etkisinin sürdüğü ifadesinin metne eklendiğini anımsattı.

Bürümcekçi, sadeleşme sürecinin başlaması durumunda faizlerde görülebilecek değişikliklere ilişkin de şu öngörülerini paylaştı:

"Daha önce de vurguladığımız gibi sadeleştirmenin, esas olarak mevcut faiz koridoru kapsamında çoklu faiz uygulamasından yeniden tek faizin ağırlık kazanacağı konvansiyonel para politikası uygulamasına dönüş anlamına geleceğini düşünüyoruz. Kademeli geçiş senaryosunda TCMB bir yandan küçük adımlarla haftalık repo faizini yükseltirken benzer oranlarla faiz koridorunu alt banttan daraltmaya yönelecektir. Tüm fonlama araçları dikkate alınarak hesaplanan efektif fonlama oranının yüzde 9,50 seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, nihai olarak politika faiz oranının yüzde 9,00-9,50 aralığında ve O/N borçlanma faiz oranının yüzde 8,00-8,50 aralığında olabileceğini, koridor üst sınırının ise değişmemesi gerektiğini düşünmekteyiz."