Advertisement

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Mardin şunu der: 'İnsanlık, bende çeşitlilikte birliği, birlikte çeşitliliği yaşadı.' Kimse kimseye bir şey tahakküm etmeden, bir şey dikta etmeden karşılıklı saygı içerisinde yaşamayı Mardin öğretti. Biz şimdi 7 düvele karşı 7 iklimde mücadele ederken Mardin'in 7 kültürüne, 7 din, 7 dil anlayışına, çoğulculuğuna, birlikteliğine ihtiyaç hissediyoruz" dedi.

Davutoğlu, Artuklu Üniversitesinde düzenlenen "Kardeşlik Buluşmaları Mardin Konferansı"nda yaptığı konuşmasına, "Kadim medeniyetin biblo şehri, kültürümüzün, irfanımızın, hikmetimizin omurgası, güzel Mardin, çok değerli hemşehrilerim" sözleriyle başladı.

Bazı şehirlerin büyük medeniyetlerin kuruluşuna öncülük ettiğini, bazı şehirlerin birçok medeniyeti kendi bünyesinde harmanladığını, büyük çınarlar oluşturduğunu, bazı şehirlere bakıldığında her bir taşında insanlık tarihinin izlerinin görüldüğünü belirten Davutoğlu, Mardin'in de insanlık tarihinde önemli bir yeri olduğuna dikkati çekti.

Mardin'in küçük ama her sokağın insanlığı kuşattığını aktaran Davutoğlu, kendisinin ilk kez 2001 yılında ailesiyle Mardin'e geldiğini anımsatarak, hissettiği duyguları anlattı.

Ne zaman Mardin'e gelmeye karar verdiğinde içinde derinden bir haz, yoğunlaşma, Mardin ile yalnız kalma hissi uyandığını vurgulayan Davutoğlu, daha önce 2010 yılında Mardinlilere hitap ettiğini, 2015 yılında da Mardin'de Türkçe, Arapça, Kürtçe dillerinde mevlit dinlediklerini ifade etti.

Başbakan Davutoğlu, her dilin güzel olduğuna değinerek, "Gönülden, yürekten gelen muhabbeti dillendirdiğinde bütün kelimeler azizdir, eğer aynı kelimeler ve aynı diller nefreti, şiddeti, terörü dillendiriyorsa kötüdür, zelildir ve insanlıktan uzaktır" diye konuştu.

Mardin'in birleştirici ruhunun eksikliğinin hissedildiğini ifade eden Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Mardin her zaman söylendiği gibi 7 bin yıl önce 7 kültürün, 7 dinin, 7 dilin yaşadığı bir yer. Hani '7 düvel' deriz ya çokluktan kinaye ya da 7 iklim deriz ya yine çokluktan kinaye. Mardin şunu der, 'insanlık, bende çeşitlilikte birliği, birlikte çeşitliliği yaşadı.' Kimse kimseye bir şey tahakküm etmeden, bir şey dikta etmeden karşılıklı saygı içerisinde yaşamayı Mardin öğretti. Biz şimdi 7 düvele karşı 7 iklimde mücadele ederken, Mardin'in 7 kültürüne, 7 din, 7 dil anlayışına çoğulculuğuna, birlikteliğine ihtiyaç hissediyoruz."

Herkesten, Mardin'in her bir taşında, toprağında Mardin kokusunu hissetmelerini isteyen Davutoğlu, o kokuyu hissedenden şiddet, kötü dil, kötü söz, kem söz çıkmayacağını dile getirdi.

Başbakan Davutoğlu, kendisine Türkiye'de nereye gidilmesi gerektiği yönünde soru sorulduğunda "önce Mardin" dediğini aktardı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "10 ayaklı, 10 temel esasa dayanan eylem planının ana unsurların açıklıyorum. Birincisi psikolojik unsur. Bu dönemde, geçmişte olduğu gibi millet vicdanı ve hikmetiyle devlet aklını birleştireceğiz. Millet ve devlet arasındaki farklar tümüyle ortadan kalkacak, parçalayıcı ulusçuluk anlayışı yerine birleştirici, bütünleştirici millet anlayışı ve insan odaklı devlet anlayışını yerleştireceğiz" dedi.

Davutoğlu, Büyükşehir Yasası'nın istismar edildiğini belirterek, yerel yönetimlerin yetkilerinin genişletileceğini ancak istismar edilmesine asla izin verilmeyeceğini bildirdi. Davutoğlu, ayrıca doğru bilgi akışının sağlanması amacıyla bölgede etkin bir iletişim stratejisi uygulanacağını açıkladı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bir ümidimiz varsa, bir iddiamız varsa, Sultan Alparslan'ın, bir Türk sultanının ordusundaki bir Kürt'ün, Sultan Selahaddin'in ordusundaki bir Türk'ün omuz omuza vermesiyle bu tarihi yeniden inşa ederiz. Kim bizi ayıracaksa bilsin ki, her birimiz Alparslan, her birimiz Selahaddin Eyyubiyiz" dedi.

Başbakan Davutoğlu Artuklu Üniversitesinde düzenlenen "Kardeşlik Buluşmaları Mardin Konferansı"nda yaptığı konuşmada, "Bir anahtardır Mardin, medeniyetimize girmek için" ifadesini kullanarak, bunu anlamayanların bilmeyeceğini, kendilerinin şehirlere, toprağa, insana olan aşkını bilmeyenlerin bunu anlayamayacağını bildirdi.

Mardin örneğinde ve bölge, ülke örneğinde iki tarihi çatışmanın, birleştirenler ve parçalayanların buralarda yaşadığını belirten Davutoğlu, "Birleştirici ruh ile hareket edenler ve birleşen her şeyi parçalayıp tahrip etmek için tarihe barbarca bir yaklaşım sergileyenler. Bakınız Mardin, Hazreti Ömer tarafından fethedildi. Hazreti Ömer o dönemde büyük medeniyet merkezleri olan Mısır'ı, Irak'ı, bütün Irak birikimini, İran'ı, Medine'nin ruhuyla buluşturmuştu. Medine'nin ruhu, eşitlik ruhuydu. Veda Hutbesi'nde Hazreti Peygamberin 'Arabın Aceme üstünlüğü yok' derken kastettiği, insanların Adem'in çocukları olarak, Milleti İbrahim olarak bir diğerine eşit olduğu ruhuydu" diye konuştu.

Bugün Ortadoğu coğrafyası diye İslam kimlikli bir coğrafyadan bahsedilmesinin Hazreti Ömer'in döneminde fethedilen Mardin'ne de yansıyan birleştirici ruhun eseri olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Sonra çatışmalar, gerilimler yaşandı, bir birleştirici ruha daha ihtiyaç hissedildiğinde Sultan Alparslan'ın ordusunda Malazgirt'te, Anadolu'nun bütün halkları, bütün kavimleri, yeni bir aşkla buluştu ve Mardin'de bin yıllık bu coğrafyadaki tarihimizin Mezopotamya ile Anadolu'yu birleştiren ruhu orada meşale haline dönüştü. O orduda Türkler, Kürtler, Araplar vardı, yerel halklar vardı, hatta adalet arayan Ermeniler ve diğer Anadolu halkları vardı. Bu birleştirici ruh, bugün Anadolu kültürü dediğimiz ve harmanlandığımız büyük beşiği birlikte kurdu" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Davutoğlu, Anadolu'yu parçalamak için daha sonra Haçlıların geldiğini, parçaladıklarını, dağıttıklarını düşündükleri anda bir başka ruh olan Selahattini Eyyubi'nin ruhunun harekete geçtiğini dile getirdi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Alparslan'ın ordusunda bir Kürt olmak ile Selahaddin Eyyubi'nin ordusunda bir Türk olmak arasında bir fark var mı? Ben bugün, Bakanlar Kuruluna baktığımda, toplantıyı açtığımda Besmele ile hep hamdederim, ben bir Türkmen aşireti çocuğuyum, Alparslan'ın ordusundaki Kürtler ile beraber, bu medeniyetin kuruluşu için girmiş kavimlerden biri. Sol tarafımda bir Mezopotamya çocuğu, bir Kürt çocuğu oturur, Mehmet Şimşek Başbakan Yardımcımız. Sağ tarafımda Karadeniz'den bir başka vatan evladı, Numan Kurtulmuş, tek tek Bakanlar Kurulunu saymayım. Ama en uç noktada Batı Trakya'dan, Rumeli'den gelen bir Rumeli çocuğu, Mehmet Müezzinoğlu Sağlık Bakanımız. Baktığımda Bakanlar Kuruluna hamdederek diyorum ki; hamdolsun ki, bu toplulukta Mezopotamya çocukları, Anadolu çocukları, Kafkas çocukları, Balkan çocukları birleşti. İşte Türkiye, işte Türkiye harmanı bu. Bir ümidimiz varsa, bir iddiamız varsa, Sultan Alparslan'ın bir Türk sultanının ordusundaki bir Kürt'ün, Sultan Selahaddin'in ordusundaki bir Türkün omuz omuza vermesiyle bu tarihi yeniden inşa ederiz. Kim bizi ayıracaksa bilsin ki, her birimiz Alparslan, her birimiz Selahaddin Eyyubiyiz."

- "İstanbul'un birleştirici ruhu dimdik ayakta durdu"

Haçlılar'dan sonra Anadolu'yu parçalamak için Moğolların geldiğini, Mezopotamya'yı yakıp yıktıklarını hatırlatan Davutoğlu, şunları ifade etti:

"Birleştirici bir ruha ihtiyaç vardı. Söğüt'ten Osmanlı ruhu tecelli etti. Bir batı Anadolu, Rumeli devleti gibi doğan Söğüt'ten, Bursa'ya, Edirne'ye, İstanbul'a ve oradan tabiki Üsküp'e, Saray Bosna'ya doğru büyüyen bir devlet Sultan Selim Han ile İdris-i Bitlisi ile birlikte bir Ortadoğu İslam bütünlüğünü sağlayan devlet haline dönüştü. Sultan Selim'in ordusunda İdris-i Bitlisi olmak da Türk-Kürt kardeşliğinin birleştirici gücüydü. Bugün yaptıkları, yıktıkları tarumar etmeye çalıştıkları Fatih Paşa Camii'nin banisi de bütün bu coğrafyayı fetheden ve İstanbul'u Bağdat ile İstanbul'u Kudüsle, İstanbul'u Medinei Münevvere ile buluşturan, Mardin'i ve bütün bu şehirleri muazzez ve merkez kılan Sultan Selim Han'ın yanındaki bir Kürt İdris-i Bitlisi ve bir Türk Fatih Paşaydılar. El ele verdiler, biliniz ki, bugün Diyarbakır'da Fatih Paşa Camii'ne saldıran, onu yakanlar işte bu kardeşliği hedef aldılar. Biz de buradan diyoruz ki, her birimiz Fatih Paşa, her birimiz İdris-i Bitlisiyiz.

Bütün bir Balkanlar, Kafkaslar ve Akdeniz, Karadeniz, Hazar, Kuzey Afrika tek bir düzen altında birleşip bizim kadim medeniyetimizin egemenlik asırlarını kurduktan sonra yaklaşık 400 yıl bu topraklar bir bütün olarak yaşadı. Parçalayamadılar, bölemediler, çünkü İstanbul'dan, Dersaadet'ten yükselen bir irade vardı."

Davutoğlu, 400 yıl, doğudan ve batıdan, kuzeyden ve güneyden gelen her tehdide karşı aynı birleştirici ruhla dimdik durduklarını bildirdi. Davutoğlu, "Bu sefer başka bir parçalayıcı güç girdi, Haçlılardan, Moğollardan sonra, sömürgeciler. 1798'de Napolyon, Mısır'a girdiğinde kalbimize sömürgeciliğin ilk hançeri saplanmıştı, o günden bugüne Mardin'in birleştirici ruhu, Diyarbakır'ın birleştirici ruhu, İstanbul'un birleştirici ruhu sömürgecilerin ve onların piyonlarının parçalayıcı ruhuna karşı dimdik ayakta durdu" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu, bu senenin bir yüzyılın muhasebesi anlamında önemli bir yıl dönümü olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"Bu sene Kut'ül Amare'nin yüzüncü yılı. Tarihimizde Çanakkale Savaşı'nı biliriz, övünürüz. Sarıkamış'ı biliriz, Yemen'i biliriz, Kut'ül Amare'yi çok azımız biliriz. Kut'ül Amare, şu anda Irak'ta, Kut şehri yakınıdır, bu savaşta Ortadoğu'nun bütün halkları, 1916 yılında Bağdat'a doğru ilerleyen sömürgeci güçlere karşı son direnişi yaptılar, son büyük zaferi kazandılar. Bu orduda Araplar, Türkler, Kürtler, Süryaniler, Keldaniler, Sünniler, Şiiler hep beraber savaştılar. Tarihi rivayeti aktaranlar, denir ki, son direniş olduğu bilinciyle hepsi ayaklarını yerlere, kazıklara bağlayarak şehit olana kadar yan yana savaştılar. Ortadoğu'nun sömürgecilere ve dış güçlere karşı bir bütünlük içinde verdiği son savaştı. Sömürgeciler orada büyük bir yenilgiye uğratıldı. En zor zamanımızda, en zayıf zamanımızda dahi eğer biz, Türkler, Kürtler, Araplar, Sünniler, Şiiler, Müslümanlar, Hristiyanlar, bu Mezopotamya'nın kadim halkları omuz omuza verirsek 7 düveli yeneceğimizi Kut'ül Amare'de gösterdik, yüzyıl geçti."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "12 Eylül nasıl tek tipçilikte, despotizmde ve aynı ideolojik çerçevede hareket etmişse, Kürt ulusçuluğu adına kendince harekete geçtiğini iddia eden bu terör örgütü de aynı tek tipçi ve aynı diktacı yöntemlerle hareket etti. Kendisinden başkasına tahammülü olmayan, parçalayıcı, bölücü bir anlayış" dedi.

Davutoğlu, Artuklu Üniversitesinde düzenlenen, "Kardeşlik Buluşmaları Mardin Konferansı"nda yaptığı konuşmada, 1916 yılında, Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ve Fransa arasında Osmanlı Devleti'nin paylaşılmasını öngören gizli antlaşma Sykes-Picot'un imzalandığını anımsattı.

Başbakan Davutoğlu, Osmanlı Devleti'ni parçalamak ve birleştirici ruhunu yok etmek için planladıkları anlaşma ile şehirleri, vadileri, insanları birbirinden ayırdıklarını belirtti.

Bu anlaşmanın arkasında Anadolu'yu Mezopotamya'dan ayırma düşüncesinin bulunduğunu anlatan Davutoğlu, Sykes-Picot'u sıradan bir anlaşma değil, parçalayan, bölen bir anlaşma olarak nitelendirdi.

Hintli Müslümanların, istiklal ordularına yardım ettiğini anımsatan Başbakan Davutoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir ulus devlet, sıradan nevzuhur bir şekilde ortaya çıkmış bir devlet değildir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bütün bu birleştirici ruhunun yanında Hint, Afrika, Orta Asya Müslümanlarının yaptığı dualar üzerine yükseldi. Bu devlet herhangi bir etnik kimlik üzerine değil, birleştirici büyük bir millet ideali üzerine kuruldu" diye konuştu.

- "Birleştirici ruhu tekrar harekete geçirmek için bütün hayatımızı vakfettik"

Son yüzyılın zorlu, çileli geçtiğini vurgulayan Başbakan Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bizim dedelerimiz her bir cephede, son kaleyi savunmak için savaştı, bizim babalarımız Anadolu'nun her yerinde inançlarını korumak için saklı, gizli gittikleri mekanlarda Kuran-ı Kerim öğrenmek zorunda kaldılar. Biz ise bütün bu mirasın üzerinde birleştirici ruhu tekrar harekete geçirmek için bütün hayatımızı vakfettik, vakfediyoruz, vakfedeceğiz. Tek tip ulusçu anlayış hangi formda ve hangi millette tecelli ederse etsin aynı sonuçları doğurdu. Türkiye'de tek parti anlayışı ve o dönemde geliştirilen ideolojik çerçeve nasıl baskıcı bir çerçeve oluşturmuşsa aynı baskıcı çerçeveyi Baas ideolojisi şeklinde Suriye'de ve Irak'ta gördük. Türk ulusçuluğu, Arap ulusçuluğunun etnik parçalıyıcılığıyla aynı kaderi yaşadı."

"Tek tipçiliğe karşı, bu ret ve asimilasyona karşı olduğunu iddia eden örgütler ortaya çıktı, aynı ölçüde tek tipçi, aynı ölçüde kadim medeniyetimize savaş açan PKK ve arkasındaki zihniyet" ifadesini kullanan Davutoğlu, "12 Eylül nasıl tek tipçilikte, despotizmde ve aynı ideolojik çerçevede hareket etmişse, Kürt ulusçuluğu adına kendince harekete geçtiğini iddia eden bu terör örgütü de aynı tek tipçi ve aynı diktacı yöntemlerle hareket etti. Kendisinden başkasına tahammülü olmayan, parçalayıcı, bölücü bir anlayış" değerlendirmesinde bulundu.

Başbakan Davutoğlu, Anadolu ve Mezopotomya halklarının tek tipçilikten çok çektiğini anımsattı.

AK Parti'nin tarih sahnesine çıktığı andan itibaren tek tipçilikle mücadele ettiğine dikkati çeken Başbakan Ahmet Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Kurucu Genel Başkanımızın ifadelerinde, bizim ifadelerimizde de tek bir şeyi hedefledik, 1071 ruhu, Selahaddin Eyyübi'nin birleştirici ruhu, Mezepotamya'nın Anadolu'yla ezeli ve ebedi kardeşliğinin birleştirici ruhu. Onun için bir taraftan 12 Eylül'ün o tek tipçi anlayışına karşı mücadele ettik ve ona karşı harekete geçtik, diğer taraftan bu zihniyetin yansıması olan diğer tek tipçiliklerle mücadele yoluna girdik. Son 13 yılda yaşadıklarımız böyle bir yüzleşmenin tarihidir."

2001 Türkiye'sinde yasakların ve yolsuzlukların bulunduğunu belirten Davutoğlu, "Ona karşı harekete geçtik, birer birer kaldırdık yolsuzlukları, zihniyeti değiştirdik. 'Olağanüstü Hal'i kaldırdık, DGM'yi kaldırdık, mezra, köy yasaklarını kaldırdık. Terörden zarar görmüş olanlara milyarlarca Türk lirası destek vererek, tekrar bu toprakları şenlendirmeye çalıştık" diye konuştu.

Önce TRT Şeş'in sonra TRT Kurdi'nin kurulduğunu anlatan Başbakan Davutoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Kimse 2001'de, 2006'da Türkiye'de Kürtçe bir televizyonun olacağını düşünmemişti. Artuklu Üniversitesi başta olmak üzere birçok üniversitemizde Kürtçe eğitimleri başladı, Kürt Dili Enstitüleri kuruldu. Türkçe ve Kürtçe eğer güzel şeyler söyleniyorsa, Yunus Emre'nin güzel Türkçe'siyle Feqiye Teyran'ın, Ahmed-i Hani'nin güzel Kürtçesi arasında bir fark yoktur. Biz dilleri tahkir etmeye, yok saymaya değil, dilleri aziz kılmaya, mübarek kılmaya geldik."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Birleştirmek için her şeyi yaptık. Bu topraklar geri kalmış bölgeler deniyordu, her türlü yatırımı getirdik, lütuf olarak getirmedik, hizmet olarak getirdik" dedi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Bizimle konuşmak isteyenle konuşuruz. Bizimle bir şeyi herhangi bir şekilde istişare etmek, tartışmak isteyenle, Mecliste, özgür ortamda her yerde tartışırız. Ama, Moğol ruhu gibi, Haçlı yaklaşımı gibi, sömürgeci anlayış gibi, son kalemizi yıkmak isteyenlere, millet olarak bizim aramıza nifak sokmak isteyenlere karşı konuşacağımız tek dil, milletin birliği ve beraberliği dilidir. Eğer milletin birliği ve beraberliği, bu son kalenin mevcudiyetine yönelik bir tehdit söz konusu olursa yüreğimiz ne kadar muhabbetle doluysa, bileğimiz de o kadar kudretle bezenmiş ve bilenmiştir" dedi.

Davutoğlu, Artuklu Üniversitesi'ndeki "Kardeşlik Buluşmaları Mardin Konferansı"nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin başka ülkelere benzemediğini, birleştirici ruhun merkezinin Türkiye olduğunu söyledi.

"Bu ülke parçalanırsa, bu ülke şu ya da bu etnik grubun, şu bölge ya da bu bölgeyi kendisi ittihaz edip, diğer bölgeleri farklı gördüğü o anda, bilin ki Haçlılar'ın, Moğollar'ın, sömürgecilerin yapamadıklarını bize yapmış olurlar" diyen Davutoğlu, "Bizi parçalayamazlar, bizi ayıramazlar, bu birleştirici ruhu yok edemezler. Buna karşı biz, bir taraftan demokratikleşme paketleri, bir taraftan hizmetlerle Türkiye'nin bütününü birleştirmeye çalıştık. Her yere aynı aşkla, aynı muhabbetle baktık" ifadesini kullandı.

Yasakları kaldırdıklarını belirten Davutoğlu, kendisinin gençlik yaşlarında arkadaşlarıyla birlikte Şivan Perver'i dinlediği için sorguya çekildiğini anlattı.

Artık barış içinde, huzur içinde yaşamak istediklerini vurgulayan Davutoğlu, "İşte biz, bunlara karşı, bu tek tipçi anlayışlara karşı, hiç kimseden bir şey beklemeden, hiç kimseyle pazarlık yapmadan bu ülkenin her vatandaşına duyduğumuz saygıyla büyük demokratik açılımlar yaptık. Kürtçe şarkılar, türküler yasaktı, her şey serbest oldu" diye konuştu.

Irak Süleymaniye'de, bundan 2.5 sene önce bir toplantıda konuşmasının bir kısmında Kürtçe hitap ettiğini hatırlatan Davutoğlu, "Bir Türkmen çocuğuna, Kürtçe yakışmaz mı? Yakışır, hem de çok güzel yakışır. Alparslan, ordusundaki Kürt kardeşleriyle nasıl anlaşmışsa, Selahaddin Eyyubi, ordusundaki Türk kardeşleriyle nasıl anlaşmışsa bizim aramıza girmesinler, biz herkesle anlaşılırız, herkesle konuşuruz, çünkü biz konuştuk mu, yürekten konuşuruz" değerlendirmesini yaptı.

- "Eller tetiğe gitmesin, çocuklar dağa çıkmasın"

Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bütün bu demokratikleşme faaliyetlerini yaparken, bir taraftan halkımızla birlikte kutlu bir yürüyüşe çıkarken, diğer taraftan da hep ümit ettik ki, bunları istismar eden bu terör örgütü bunları, bu eksikliklerden hareketle güya Kürt vatandaşlarımızın haklarını aradığını söyleyen terör örgütü, en azından insafa gelir, bir muhasebe yapar, bir çeki düzen verir ve birilerinin piyonu olmak yerine, bu toprakların çocuklarını dağa kaldırmak yerine, bu toprakların kaderiyle bütünleşebilir. Bunun için de çok çaba sarf ettik.

Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde 2005 yılında Diyarbakır'da yaptığı konuşma tarihi bir dönüm noktası oldu. Arkasından 'demokratik açılım süreci', arkasından 'Milli Birlik, Kardeşlik projeleri', son olarak da 'Çözüm Süreci' bağlamında hep aynı şeyleri yapmaya çalıştık; şu silahlar insin, gönüller birleşsin, kim ne istiyorsa her şeyi isteyebilsin, konuşabilsin, özgürce ifade edebilsin ama eller tetiğe gitmesin, çocuklar dağa çıkmasın, hep bunun için."

2013 Nevruz'da, bütün silahlı unsurların Türkiye'yi terk edeceğinin, silahların bırakıldığı, her şeyin konuşulduğu bir dönem olacağının belirtildiğini hatırlatan Davutoğlu, birilerinin "Tekrar birleştirici ruh Ankara'ya, Türkiye'nin her yerine egemen olursa bunları durduramayız biz" diyerek, durdurmak için harekete geçtiklerini söyledi.

IMF'ye borçların ödendiği, büyük projelerin yapıldığı 2013 Mayıs'ında Gezi provakasyonlarının başlatıldığını, birden Türkiye'den silahlı unsurların çıkışının durdurulduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Birileri bunların kulağına fısıldadı, ümit verdi, 'siz anlaşmayın, birleşmeyin, biz sizi koparır, başka bir serüvene sokarız, Suriye'de bakın neler oluyor' dendi muhtemelen, boş hayallerin peşine sürüklendiler" diye konuştu.

İradelerini hiç kaybetmediklerine, verdikleri sözleri yaptıklarına dikkati çeken Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlık görevini devrederken kendisine "Çözüm Süreci" ve "paralelle mücadele" konularını emanet ettiğini, 17-25 Aralık başta olmak üzere nice komplolar ve kumpaslar gördüklerini anlattı.

Davutoğlu, 7 Haziran seçimleri sonrasında ise silahlanma, ayaklanma çağrıları yapıldığını belirterek, "Biz çözüm iradesine bağlıydık ama daha çok bağlı olduğumuz şey milli iradedir. Daha çok kendimizi borçlu hissettiğimiz şey, bu milletin birliği ve beraberliğidir" dedi.

Seçimlerin ardından yaşanan terör olaylarını tek tek hatırlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizimle konuşmak isteyenle konuşuruz. Bizimle bir şeyi herhangi bir şekilde istişare etmek, tartışmak isteyenle, Mecliste, özgür ortamda her yerde tartışırız. Ama, Moğol ruhu gibi, Haçlı yaklaşımı gibi, sömürgeci anlayış gibi, son kalemizi yıkmak isteyenlere, millet olarak bizim aramıza nifak sokmak isteyenlere karşı konuşacağımız tek dil, milletin birliği ve beraberliği dilidir. Eğer milletin birliği ve beraberliği, bu son kalenin mevcudiyetine yönelik bir tehdit söz konusu olursa, yüreğimiz ne kadar muhabbetle doluysa, bileğimiz de o kadar kudretle bezenmiş ve bilenmiştir."

23 Temmuz'dan bu yana terörle mücadele konusunda ciddi bir sınavdan geçildiğine dikkati çeken Davutoğlu, bütün vatandaşlara ve Ortadoğu bölgesindeki bütün halklara, "2016, birliğimizin, beraberliğimizin, Mardin'in birleştirici ruhunun egemen olduğu bir tarihin başlangıcı olsun. Parçalayan, bölen Moğol, Haçlı, sömürgeci zihniyetinin de sonu olsun" çağrısında bulundu.

- "Zihnimde tek şey vardı, bu son kaleyi savunmak"

Mücadeleyi kararlı bir şekilde başlattıklarının altını çizen Başbakan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Zannettiler ki sadece 1 Kasım seçimlerine giderken birtakım avantajlar elde etmek için yaptık, asla. Biz geçici hükümet başbakanı olarak, o karara talimat olarak, direktif verirken, Allah şahittir ki zihnimde tek şey vardı, bu son kaleyi savunmak, Mardin'in birleştirici ruhunu yıkmak isteyenlere karşı, bu ülkenin birleştirici ruhunu ayağa kaldırmak. O günden bu güne de verdiğimiz talimatta açıktı. Kim, vatandaşlarımızın hayatını, malını, namusunu tehdit ederse, ona karşı gereken her türlü tedbiri alıp, her türlü kararlılığı göstereceksiniz ama milletimize şefkat elimizi hiç eksik etmeyeceğiz."

Bu süre içerisinde Kandil'de odaklanan büyük mühimmat merkezlerini, kırsal kesimlerde halka zulmedilen bütün mekanları tasfiye ettiklerini dile getiren Davutoğlu, bu konuda kendisine gelen mektuplar olduğunu söyledi.

Davutoğlu, başlatılan terörle mücadelenin bugün son derece başarılı bir şekilde yürüdüğünü kaydederek, mücadelede şehit olanlara rahmet, yaralanan gazi ve sivillere acil şifalar diledi.

- "Bölgedeki bütün vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum"

Bugün bu mücadelenin yeni bir aşamaya geldiğini belirten Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bizi bu anlamda kırsalda, mücavir alanlarda verilen mücadelelerde umduklarını bulamayanlar, bu sefer şehirlerimizi, ilçelerimizi barikatlarla, çukurlarla, mayınlarla yaşanmaz hale getirmeye çalıştılar. Onlara karşı da mücadele ediyoruz. Bu mücadele başarılı olduysa, buradan en önemli başarı sırrımız sadece güvenlik güçlerimizin gayretiyle değil, halkımızın yanımızda olmasıyla başarılı olduk ve başarılı oluyoruz. Bölgedeki bütün vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum. Bütün bu sürede terör örgütü, vatandaşlarımızı kışkırtmaya, provoke etmeye çalışırken, vatandaşlarımız onların hiçbir çağrılarına kulak asmadı. Bu milleti, birliği, beraberliği için omuz omuza durma iradesi kararlılığı gösterdi. Kürt, Arap, Türk bütün vatandaşlarımı kalpten kucaklıyor hepsine tek tek teşekkür ediyorum. Ne çağrılar yaptılar ama bu çağrılar karşılıksız kaldı."

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Terörle Mücadele Eylem Planı ve rehabilitasyon çalışmalarına ilişkin, "Bakanlar Kurulu olarak tam bir sosyal seferberlik ilan ediyoruz. Bütün yaralar sarılacak. Biz ki Somali'nin, Gazze'nin, Myanmar'ın yaralarını sarmışız, 2,5 milyon Suriyelinin yarasını sarmışız. Allah'ın izniyle bu milletin ola ki yerinden göç etmek durumunda kalmış her bir ferdinin yarasını sarar, gözyaşlarını dindirir, bağrımıza basar, geleceğe onları en iyi şekilde hazırlarız" dedi.

Davutoğlu, Artuklu Üniversitesinde düzenlenen "Kardeşlik Buluşmaları Mardin Konferansı"nda yaptığı konuşmada, hazırlanan planının, 300 eylemli bir çalışma olduğunu, onun daha da rafine hale getirildiğini ifade etti.

Eylem planının ana unsurlarının 10 temel esasa dayandığını, bunların ilkinin "psikolojik unsur" başlığı olacağını belirten Davutoğlu, "Bu dönemde, geçmişte olduğu gibi millet vicdanı ve hikmetiyle devlet aklını birleştireceğiz. Millet ve devlet arasındaki farklar tümüyle ortadan kalkacak, parçalayıcı ulusçuluk anlayışı yerine birleştirici, bütünleştirici millet anlayışı ve insan odaklı devlet anlayışını yerleştireceğiz" diye konuştu.

Devlet olmanın şefkat ile kudreti birleştirmek anlamına geldiğine işaret eden Davutoğlu, "Meşru güç kullanma yetkisi, sadece halktan yetki alanlardadır. Ama hesap verir her demokratik güç kullanan. Biz hesap makamındayız, korkmuyoruz, çekinmiyoruz. İşte ben buradayım, her türlü hesabı vermeye hazırım. Ama milletten hesap sormak isteyenlere de hesap sormaya muktediriz" ifadesini kullandı.

- "Kamu düzeni inşa edilecek"

Davutoğlu, eylem planı içerisinde ikinci önemli ayak olarak kamu düzeninin inşa edileceğini bildirdi. Davutoğlu, kamu düzenini kim tehdit ederse, hangi gerekçeyle olursa olsun mutlak surette durdurulacağını ve engelleneceğini vurguladı.

"Dikkat edin, 'kamu düzeni' diyorum. 12 Eylül, 'devlet otoritesi' diyordu. Çünkü kamu hepimiziz, hep beraber biziz. Sıradan bir devlet gücünden bahsetmiyorum, hepimizin özgürlüğünü, güvenliğini, hayatını, onurunu teminat altına alan bir kamu düzeninden bahsediyorum. Birinin kurup diğerinin dikte ettiği bir düzen değil" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"12 Eylül gibi ya da bunların öz yönetim iddiaları altında olduğu gibi kendisi dışındaki hiç kimseye hayat hakkı tanımayan birtakım modern feodal düzenler değil. Bunlara karşı biz, kamu düzeni diyoruz. Herkesin eşit olarak pay sahibi olduğu kamu düzeni. Eşit vatandaşlık ilkesi etrafında kullanılan bir düzen. Burada kesinlikle teröristle halk ayrılacak. Halka şefkat, teröriste kudret ile muamele edilecek. Birilerinin Stalinist mantık içinde tek tipçi bir anlayışla buradaki halkı kendisine köle etmeye çalışmasına da asla izin vermeyiz."

- "Kapsamlı bir demokratik reform süreci"

Plan içerisindeki üçüncü temel maddenin, kapsamlı bir demokratik reform süreci olduğunu açıklayan Davutoğlu, başta yeni anayasa olmak üzere Türkiye'nin bütün vesayet kurallarının değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Seçimden sonra siyasi parti liderleriyle bir görüşme yaptığını, HDP Eş Genel Başkanından da bir talebinin olduğunu ve "Gelir kaçak çay içer gider" şeklinde bir cevap aldığını anlatan Davutoğlu, şu ifadelere yer verdi:

"Ben ki bu millet adına Gazze'de bombalar altında istiskale izin vermemişim. Mavi Marmara bombalandığında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde, o konseyin en güçlü aktörlerine karşı, zalim terör devleti diyerek İsrail'e sesimi yükseltmişim. Ben ki mazlum milletler söz konusu olduğunda izole edilmiş Myanmar halkına gidip 'esselamu aleyküm' demişim. Kendi ülkemde, Ankara'da istiskal edilmeme izin verir miyim? Arkamda yüzde 85'lik katılımla, yüzde 97,5'lik temsille, yüzde 49,5 oyu bana halk vermiş, bunlar beni istiskal edecekler. Yüzümdeki tebessümü yanlış anlamasınlar. Her zaman kullandığım pozitif dili yanlış yorumlamasınlar. Biz, izzeti mahviyetle birlikte gerçekleştirmiş bir geleneğin çocuklarıyız. Halk karşısında bir hiç olacak kadar mahviyetle davranırız, zalim karşısında en güçlü izzet ile muamele etmesini de biliriz."

Davutoğlu, açıkladığı eylem planı içerisinde dördüncü temel maddenin, "sosyal seferberlik" olduğunu bildirdi. Terör saldırıları ve yürüyen operasyonlar çerçevesinde çok ciddi sosyal yaraların oluştuğuna işaret eden Davutoğlu, şöyle dedi:

"Bakanlar Kurulu olarak tam bir sosyal seferberlik ilan ediyoruz. Bütün yaralar sarılacak. Biz ki Somali'nin, Gazze'nin, Myanmar'ın yaralarını sarmışız, 2,5 milyon Suriyelinin yarasını sarmışız. Allah'ın izniyle bu milletin ola ki yerinden göç etmek durumunda kalmış her bir ferdinin yarasını sarar, gözyaşlarını dindirir, bağrımıza basar, geleceğe onları en iyi şekilde hazırlarız. Biz ki bütün diğer mazlum milletleri mağdur etmemişiz, namerde muhtaç etmemişiz. Sur'dan, Cizre'den, Silopi'den çıkan vatandaşlarımızı bu zalimlerin eline bırakır mıyız? İlk andan itibaren gerekli hazırlıkları yapmıştık. Şimdi de çok kapsamlı bir iş bölümüyle, Aile Sosyal Destek Programı'nı bölgeden başlatıyoruz. Her bir aileye gerekirse bu anlamda destek programı uygulayacağız. Yine her türlü ihtiyaçlarını karşılayacağız. Sur'dan, Cizre'den, Silopi'den çıkıp otellerde ya da evlerde kalmak durumunda olanlara, her ay düzenli kira yardımı yapılıyor ve yapılacak. Onlar huzur içinde uyumadıkça, Ankara'da bize huzur haramdır. Her türlü ihtiyaçları karşılanacak. Yakılıp yıkılan okulları imar edeceğiz. Hastenelerimizi, sağlık tesislerimizi en iyi şekilde tekrar imar edeceğiz. Sivil toplum kuruluşlarımızla birlikte çok ciddi bir sosyal seferlik ilan ediyoruz."

- Ekonomik kalkınma hamlesi

Başbakan Davutoğlu, beşinci olarak da, "ekonomik kalkınma hamlesi"nin gerçekleştirileceğini bildirdi. 13 yıl içinde ayağa kaldırılan bölge ekonomisinin daha da güçlendirileceğini belirten Davutoğlu, "Kimse merak etmesin, Diyarbakır Çarşısı, Mardin ya da Silopi, neresi olursa olsun bütün vatandaşlarımızın terörden kayıplarını telafi edeceğiz. Onlar yangın çıkardılar, biz yangın yerinde bir gülistan inşa edeceğiz inşallah" dedi.

Davutoğlu, şu görüşlere yer verdi:

"İş adamlarımızla gece 03.00'e kadar süren toplantıda ihtiyaçlarını tek tek dinledim. Bana iletilen her talep yerine mutlaka getirilecek. Bu çerçevede Doğu ve Güneydoğu'da işveren ve sigortalıların ödeme güçlüğü nedeniyle oluşan prim borçları, hiçbir gecikme zammı ödenmeksizin ertelenecek. Esnaf ve sanatkarların Halkbank kredi ödemeleri ertelenecek. Çiftçilerimizin herhangi bir ödemesi varsa ertelenecek. Çiftçilerimize ve esnafımıza faizsiz kredi sağlanacak. İstihdam artışını sağlayacak şekilde yepyeni bir hamle başlatacağız. Huzur olmazsa ekonomi olmaz. Yeni bir ekonomik kalkınma hamlesi başlatıyoruz. 2016-2018 arasında sadece GAP bölgesine 26,5 milyar Türk lirası yatırım yapacağız. Onlar yıkmaya biz yapmaya geliyoruz. Onlar tahrip etmeye biz inşa etmeye geliyoruz."


-devam edecek-.

AA