Advertisement

Yönetim Konseyi Perşembe günü Frankfurt'ta biraraya gelmeye hazırlanırken, Avrupa Merkez Bankası'ndan (AMB) gelecek hamlenin etki alanı sadece bölgesel unsurlardan değil aynı zamanda sistematik olarak önemli olan dünyanın diğer merkez bankalarından da etkileniyor.

AMB, bir tarafta alışılmışın dışında para politikası uygulayabilecek fakat uygulamaya istekli olmayan Fed ve diğer tarafta daha fazlasını yapmaya istekli olan fakat aldığı önlemler ekonomik faaliyetleri desteklemekte etkisiz olan Japonya Merkez Bankası (BOJ) ve daha az önemli olan Çin Merkez Bankası (PBOC) arasında sıkışmış durumda.

AMB'nin bu hassas dengeyi gözeterek, daha fazlasını yapmaya istekli olması olası duruyor. Yine de, giderek artan sıradışı önlemler kısa dönemde etkisini sürdürecek gibi görünmekle beraber merkez bankası, giderek daha fazla etkisiz kalacağı ve belki de amaca ters etki yaratacağı noktaya yaklaşıyor.

AMB yetkilileri, büyüme ivmesini kaybetmekte olan ve son enflasyon rakamları negatif bölgesinde gelen Avrupa ekonomisine desteğini artırmaya ilişkin yoğun bir baskı altında olacaklar. Bu durum, yetkililerin parasal genişleme olarak isimlendirdikleri aylık varlık alımlarında artırıma gitme yönünde eğilim göstermelerine neden olacaktır ve hatta yetkililerin eksi faiz bölgesinde daha fazla ilerlemelerine de neden olabilir.

Bu yöndeki hamleler, parasal genişleme programını tamamlamış ve on yıldan beri ilk kez faiz artırımına giden Fed'in adımlarına tam tezat oluşturuyor; bunun nedeni ise Fed'in faiz artırımını başarıyla tamamlamış olmasında değil, yetkililerin yan etkiler ve istenmeyen sonuçlar konusunda giderek artan endişelerinde yatıyor.

Bunun yerine AMB, ek teşvik açıklayarak piyasaları şaşırtmasına karşın belirli bir hedef koyma konusunda zorlanan BOJ'a yakın hareket edebilir.

Deneysel politikaların etkisi konusunda kesinlik olmamasa da AMB'nin bu hafta alacağı kararların döviz kurları ve finansal varlıkların fiyatları üzerinde etkisi olması mümkün.

AMB kararları özellikle euroyu zayıflatarak ihracatın artmasında etkili olabilir ve Avrupa hisse senedi piyasalarını da, en azından göreceli olarak, destekleyebilir ki bu da tüketimi olumlu etkiler.

Yine de bu kısa vadeli etkiler, AMB'ye aşırı bağımlılığa karşı ve büyümeyi destekleyici yapısal reformları içeren daha geniş bir Avrupa politikasıyla desteklenmediği sürece hızlıca kaybolabilir.

Dahası eski Fed Başkanı Ben Bernanke'nin Ağustos 2010'da dediği gibi, “ alışılmışın dışındaki politikaların faydaları maliyetler ve risklerle birlikte gelir”.

Avrupa ekonomisinin merkez bankası bağımlılığı savunulması, merkez bankası politikalarının uzun vadede işlevsiz olmasıyla, giderek zorlaşan bir unsur haline geliyor.

AMB toplantısına ilişkin esas soru yetkililerin daha fazlasını yapıp yapmayacağı değil. Yapacaklar. Esas soru, AMB'nin kendisini siyasi olarak savunmasız bir konuma yerleştirip politikalarını etkisiz hale getirecek talihsiz duruma, ne kadar sürede düşeceğinde yatıyor.