Advertisement

Mario Draghi'nin işi giderek zorlaşıyor. Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Draghi Perşembe günü gerçekleşecek toplantı hakkında büyük beklentiler içerisine girmesine öncülük etti. Ancak, Draghi'nin büyük bir hamle yapma yeteneği kısıtlı ve elindeki seçenekler de cazip olmaktan epey uzak.

Dolayısıyla, bu hafta Draghi'nin en iyi seçeneği Avrupalı liderlere bir mesaj vermek olabilir. Daha açık belirtmek gerekirse, Draghi'nin bir uyarıda bulunması gerekiyor: Para politikası teşviklerinin yararlılığı sona yaklaşıyor. Maliye politikası daha büyük bir paya sahip olmalı.

Ek teşvik ihtiyacı tartışmalı olmamalı. Euro bölgesinin büyük kısmı uzun süredir devam eden resesyona sıkışmış durumda bulunuyor ve deflasyon tehditi bir türlü hafiflemiyor. Bu hafta, AMB büyük ihtimalle büyüme ve enflasyon beklentilerini aşağı yönlü revize edecek.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor; Ne tür bir teşvik? Para politikası halihazırda zaten agresif bir şekilde konumlanmış bulunuyor. Avrupa'da devasa boyutta bir tahvil alım programı mevcut, ve AMB mevduat faizi oranını sıfırın altına çekmiş durumda bulunuyor. Bahsedilen türde gelenekselin dışında programları daha da artırmak ideal bir politikanın oldukça dışında bulunuyor.

Piyasa analistleri AMB'nin parasal genişleme politikasını daha da artırmasını bekliyor. Tahvil alım programının ayda 10 milyar euro artırılması ve programın önümüzdeki yılın ortalarına kadar veya daha da ileri bir tarihe kadar uzatılması bekleniyor. Öte yandan, AMB'nin mevduat faizinde 10 baz puan veya daha fazla faiz indirimine gitmesi bekleniyor. Bu ek teşvik beklentilerinin ne kadarı karşılanacak tartışılır. Ancak her teşvik için varlık fiyatlarında oluşabilecek yeni bozulmalar ve halihazırda kırılgan olan bankacılık sistemindeki olası istikrarsızlaşmanın hesaplanması gerekiyor.

AMB'nin mevduat faizini sıfırın altındaki bölgede daha da düşürmenin bankalar üzerindeki riski açık şekilde ortaya çıktı. Avrupalı banka hisse senetleri son dönemde büyük darbe yedi. Bunun bir sebebi bankaların negatif faiz oranını mudilere gerçiemekteki isteksizliği, sonuç olarak bankaların karı da daralıyor. Bu problemi aşmak için AMB, Japonya Merkez Bankası'nı takip edebilir ve politikasının etkisini kontrol etmek için kademeli faiz oranına geçebilir. Ancak bu uygulama da negatif faiz uygulamasının etkisini azaltabilir.

Bu durumda dikkatlerin maliye politikası üzerine kayması gerekiyor. Draghi Avrupalı hükümetlerin adım atması konusunda emirde bulunamaz, ve para politikasının artık gereken herşeyi zaten yaptığını söylemek de Draghi için olumsuz olur. Ancak, Draghi, hükümetlerin mali politika tepkisi vermesi gerekliliğini mutlaka dile getirmeli.