Advertisement

TCMB Başkanı Erdem Başçı, "Enflasyon kontrol altında ama istenilen tek haneli  seviyeden uzak" dedi.

Başçı, "Düşen enflasyon döneminde kişi başı reel gelir AB üyelerine göre hızlı arttı. Enflasyonun dalgalı seyretmesine gıda ve parasal göstergelerdeki oynaklık etkili. Gıda tedbirlerinin enflasyon üzerindeki etkileri görülmeye başlandı. Enflasyonla mücadele kollektif çalışma gerektirmekte" şeklinde konuştu.

Başcı, "Parasal genişlemede kayda değer yavaşlama büyümeye fayda sağladı" dedi.

Erdem Başçı, "ABD faiz artırımı süresince sıkı politikaya ilave araçlar geliştirdik. Yeni araçlarla TL'deki oynaklıkta kayda değer azalış yaşandı. Kamu finansmanı enflasyonu düşürme konusunda önemli katkı sağlıyor" dedi.

 

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, "Enflasyonla mücadelede elde ettiğimiz 10 yıllık tecrübe bu mücadelenin kolektif bir çaba gerektirdiğini göstermiştir. Enflasyonun yüzde 5 hedefine kalıcı olarak indirilebilmesi için tüm kurumların son yıllarda gösterilen çabayı kararlı bir duruşla sürdürmesi önem taşımaktadır." dedi.

TCMB 84. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısı, bankanın İdare Merkezi Konferans Salonu'nda başladı.

Konuşmasına toplantıya katılan pay sahiplerine katılımlarından dolayı teşekkür ederek başlayan Başçı, enflasyon, uygulanmakta olan para politikası, parasal göstergeler ve enflasyon ilişkisi ile dengelenme süreci ve büyüme gelişmelerine dair genel değerlendirmeyi içeren bir sunum yaptı.

Dış dengede önemli bir iyileşme sağlandığını belirten Başçı, "Enflasyonda başlayan düşüşün devam edeceği öngörülmektedir. Alınan önlemler ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığını artırmıştır. Açıklanan yapısal reformların uygulanması ile Türkiye'nin büyüme potansiyeli önemli ölçüde artabilecektir. Bu dört cümle, sunumun özeti aslında." diye konuştu.

Türkiye'nin 2002 yılından itibaren örtük enflasyon hedeflemesi rejimine geçtiğini ve enflasyonda önemli bir düşüş süreci yaşandığını hatırlatan Başçı, "2006 yılından itibaren ise açık enflasyon hedeflemesi rejimi uygulanmaya başlamış ve enflasyon kalıcı olarak tek haneli seviyelere indirilebilmiştir. Enflasyon hedeflemesi rejiminin ve mali disiplinin katkısıyla enflasyon kontrol altına alınmış ancak henüz arzu edilen düşük tek haneli seviyelere ulaşılamamıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Başçı, tüketici fiyatları enflasyonunun 2002 yılı Ocak ayında yüzde 73 düzeyinden 2012 yılı sonunda son 45 yılın en düşük yıl sonu seviyesi olan yüzde 6,2'ye kadar gerilediğini anımsatarak, 2015 yılının yüzde 8,81 düzeyinde tamamlandığını, bu yılın mart ayı itibarıyla son veri olarak yüzde 7,46 seviyesine gerilediğini söyledi.

Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesinin ekonomik büyüme üzerinde olumlu etkisinin bulunduğunu vurgulayan Başçı, şöyle devam etti:

"Başta maliye, para ve finansal sektör politikaları olmak üzere birçok alanda gerçekleştirilen reformlar ve sürdürülen mali disiplinle birlikte düşük enflasyon döneminde Türkiye'de kişi başı reel gelir Avrupa Birliği (AB) ülkelerine kıyasla önemli ölçüde artmıştır. AB ortalamasının üçte biri civarında gelir seviyesinden yakın dönemde yüzde 50'nin üzerine gelmiştir."

Başçı, enflasyonun henüz arzulanan seviye olan yüzde 5 ve altına inmediğini dile getirerek, enflasyonun yavaş da olsa düşüş trendinde olduğunu ancak dalgalı bir seyir izlediğini ifade etti. Bu seyirde gıda fiyatlarında ve parasal göstergelerdeki oynaklığın etkili olduğuna dikkati çeken Başçı, gıda fiyatlarında alınan tedbirlere değindi.

Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi'nin 2014 Aralık'ta faaliyete geçtiğini anımsatan Başçı, komitenin gıda fiyatlarını düşürücü yönde yapısal ve konjonktürel katkılar sağladığını kaydetti. Başta kırmızı et fiyatları olmak üzere yıl içinde söz konusu komitenin önerisiyle ilgili bakanlıklarla bazı gıda ürünlerine yönelik tedbirler alındığını dile getiren Başçı, "Bu tedbirlerin enflasyon üzerindeki etkileri görülmeye başladı. Söz konusu öneriler gıda fiyatlarındaki oynaklığı önümüzdeki dönemde de azaltabilecektir. Hükümete Ocak 2016'da yazdığımız açık mektupta da belirttiğimiz gibi enflasyonla mücadelede elde ettiğimiz 10 yıllık tecrübe, bu mücadelenin kolektif bir çaba gerektirdiğini göstermiştir. Enflasyonun yüzde 5 hedefine kalıcı olarak indirilebilmesi için tüm kurumların son yıllarda gösterilen çabayı kararlı bir duruşla sürdürmesi önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı.

ürkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, bankanın, her dönemin kendine has ihtiyaçlarına göre yeni araç ve yöntemler kullanarak, enflasyonu kontrol altında tutmayı başardığını belirtti.

Başçı, TCMB'nin 84. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda, para politikasının, likidite politikasının sıkılık derecesinin ayarlanması süreciyle geniş para arzını etkilediğini ifade ederek, maliye politikasının da geniş para arzı üzerinde etki yapan önemli bir unsur olduğunu söyledi.

Yüksek bütçe açıkları verilmesi halinde bankacılık sektörünün kamuya açtığı kredilerde artış yoluyla parasal genişleme olabildiğini anlatan Başçı, finansal sektör politikasının ise özel kesime açılan kredilerdeki artış hızını etkilemek suretiyle parasal genişlemenin hızını değiştirebildiğini ifade etti.

Küresel finansal koşullarda banka bilançolarının mevduat ve kredi büyümeleriyle döviz kurları üzerinde etki yapmak suretiyle parasal genişlemeyi etkilediğini dile getiren Başçı, nominal toplam talebi belirleyen ikinci faktör olarak paranın dolanım hızının, özellikle enflasyonun tek haneli olduğu dönemlerde ihmal edilemeyecek kadar önemli bir değişken olduğunu kaydetti. Paranın dolanım hızını belirleyen diğer etmenlerin daha ziyade maliye politikası, küresel koşullar ve toplumsal tutum ve davranışlar olarak özetlenebileceğini belirten Başçı, şöyle devam etti:

"Bu konuyu Türkiye örneği üzerinden ele alırsak, enflasyon hedeflemesi rejime öncesinde 1987'den 2005 sonuna kadar yıllık ortalama M2 para büyümesi yüzde 52 civarındaydı. Buna karşılık enflasyon da yüzde 47 civarındaydı. O dönemde esas problemin aşırı parasal genişleme olduğunu görüyoruz. Anılan dönemde aşırı parasal genişleme kamu kesimini yüksek borçlanma ihtiyacından ve bu ihtiyacın Merkez Bankası tarafından parasallaştırılmasından kaynaklanmıştı. Bu durum 2002 yılına kadar olan dönemde kısır döngü şeklinde devam etmiştir. O dönemdeki sağlıksız bir parasal genişleme ve yüksek enflasyon belirsizliği reel faizlerin olağanüstü yüksek seviyelere gelmesine yol açarak büyümeye zarar vermiştir. O dönemde reel faizler, yüzde 20'ler, 25'ler gibi gerçekten inanılması güç yüksek seviyelerdeydi."

Bu sorunun kamuda mali disiplinin sağlanması, kamu kesiminin borçlanma ihtiyacının azaltılması ve kamu harcamalarının doğrudan Merkez Bankası kaynaklarından finanse edilmesinin önüne geçilmesi yoluyla çözüldüğünü bildiren Başçı, 2002-2006 döneminin enflasyonu tek haneli düzeylere indiren bir geçiş dönemi olduğunu kaydetti.

Başçı, 2006'dan itibaren açık enflasyon hedeflemesi rejimine geçildiğine işaret ederek, bu dönemde kamu kesimindeki maliye disiplinin katkısıyla paranın büyüme hızının daha makul seviyelere geldiğini ve 2006-2015 döneminde ortalama yüzde 16,4'e düştüğünü anlattı.

Parasal genişleme hızındaki bu kayda değer yavaşlamanın ekonominin reel büyümesine herhangi bir zarar vermediğini aksine büyümeye fayda sağladığını ifade eden Başçı, fiyat istikrarına yaklaşılmasının ve öngörülebilirliğin artmasıyla reel büyüme hızının ortalamasının 1987-2005 dönemindeki yüzde 3,3'ten, 2006-2015 döneminde yüzde 4,9'a yükseldiğini belirtti.

Parasal büyüklüklerin ve enflasyonun gelişimi incelendiğinde, parasal büyüklüklerin oynaklıklarının oldukça yüksek olduğunun görüldüğünü dile getiren Başçı, paranın dolanım hızının da benzer şekilde oynak bir seyir izlediğini söyledi.

Başçı, parasal büyüklüklerle ilgili kullanılabilecek araçlar üzerine Merkez Bankasının 2006'dan bu yana çalışmalarına devam ettiğini ve araç setini güçlendirip genişlettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Buradaki temel amaç, ekonomimizin iç ve dış şoklara dayanıklılığını artırmaktır. Parasal göstergeler üzerinde çok farklı faktörler etkili olabilmektedir. Geçmiş yıllardaki para politikası uygulama örneklerine bakıldığında, her dönemin kendine has bir özelliği dikkati çekmektedir. Örneğin 2006'da görülen parasal genişlemede, enflasyondaki hızlı artışa karşı Türk lirası likidite politikasında oldukça kuvvetli bir sıkılaştırma yapılarak tedbir alınmıştır. 2008 yılında küresel finans krizinden önceki dönemde de enflasyonda ve parasal büyüklüklerde bir artış görülmüştür. Fakat 2008 sonlarında aynı zamanda küresel talepte sert bir düşüş gözlenmiştir. O dönemdeki piyasa şartları nedeniyle paranın dolanım hızındaki ve parasal büyüklüklerdeki büyüme kendiliğinden yavaşlamış, Merkez Bankası dengeleyici tedbiri bu defa faizlerde indirime gitmek suretiyle almıştır. 2006 yılının tam tersine, bu dönemde önemli bir indirim yapıldı. Avro Bölgesi borç krizi döneminde ise likidite politikasında 2006'daki kadar sert olmayan bir parasal sıkılaştırmaya gidilmesi, istikrarı sağlamak için yeterli olmuştur. Sonrasında 22 Mayıs 2013'te ABD Merkez Bankasının nicel genişlemeyi sonlandıracağı açıklamasına karşı Merkez Bankası yine gerekli parasal sıkılaştırma tedbirini alarak istikrarı sağlamıştır. Son dönemde ABD Merkez Bankasının faiz artımı sürecine başlamasıyla yaşanan tedirginlikte bu defa sıkı para politikasının yanı sıra ilave araçlar geliştirmiştir. Merkez Bankası Türk lirası likidite boyutuna ilave yeni iki boyut ekleyerek parasal kontrolünü güçlendirmiştir. Bu ilave iki boyuttan birincisi döviz likiditesi boyutu, ikincisi finansal sektör boyutu."

Her dönemin kendine has ihtiyaçlarına göre Merkez Bankasının yeni araç ve yöntemler kullanarak, enflasyonu kontrol altında tutmayı başardığını dile getiren Başçı, en doğru politika bileşiminin makroekonomik göstergelerin şoklara karşı dayanıklılığını artırdığını, Merkez Bankasının zorlu koşullarda dahi düşen enflasyon trendinin devam etmesini sağladığını vurguladı.

Başçı, gelinen noktada, para arzının yıllık büyümesinin önemli ölçüde kontrol altına alındığını ifade ederek, Orta Vadeli Program'daki makroekonomik hedeflerle uyumlu olan parasal genişleme hızına yaklaşıldığını, burada uygulanan sıkı likidite politikasının yanı sıra küresel koşulların krediler ve döviz kurları üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmayı amaçlayan politika araçlarının da fayda sağladığını kaydetti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, "Yol haritasındaki tedbirlerin uygulanmaya başlaması sayesinde Türkiye nispeten daha düşük oynaklığa sahip ülke grubuna girmiştir" dedi.

TCMB 84. Hesap Dönemi Olağan Genel Kurul Toplantısı'nda konuşan Başçı, yeni geliştirilen araçların özellikle parasal kontrol konusunda önemli rol oynadığının altını çizerek, yerli para likidite politikasını bütün Merkez Bankalarının en temel parasal kontrol aracı olarak kullandığını bildirdi.

Başçı, özellikle son 1 yıllık dönemde Merkez Bankası'nın döviz likidite politikasında önemli yenilikler yaptığını ve etkili araçlar geliştirdiğini belirtti.

Para Politikası Kurulunun 31 Mart 2016 tarihli toplantısının özetinden bilgiler aktaran Başçı, özette, gerek döviz kurlarında, gerekse kredilerde gözlenen aşırı oynaklıkların bu yeni araçların devreye alınması sayesinde azaldığının gözlendiğini hatırlattı.

Başçı, bunun yanı sıra özette eylül ayından bu yana gelişmekte olan ülkeler arasında Türk Lirası'nın göreli oynaklığında kayda değer bir azalış gözlendiğine yer verildiğine dikkati çekerek, "Cari dengedeki iyileşme ve enerji fiyatlarındaki düşük seyrin etkisiyle döviz talebinin kademeli olarak azalması bu süreci desteklemektedir. Döviz likiditesi araçları da Türk Lirası'nın değerini dengeleyici yönde kullanılmaktadır. Bütün bu gelişmeler, geniş faiz koridoruna ihtiyacı bir ölçüde azaltmaktadır. Bu da özetlerde yer almış bir paragraf" diye konuştu.

Benzer şekilde Finansal İstikrar Komitesinin de yönlendirilmesi ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve diğer kuruluşlarla iş birliği içerisinde finansal sektörde aşırılıkların engellenmesine yönelik tedbirlerin planlanarak uygulamaya konulduğuna dikkati çeken Başçı, parasal kontrol araçlarının, Türk Lirası likidite politikası, döviz likidite politikası ve finansal sektör politikası olmak üzere üç boyutta ele alınabileceğini söyledi.

Başçı, bu üç boyutta Merkez Bankasının genel duruşunun, 31 Mart 2016 tarihli Para Politikası Kurulu toplantı özetinde, "Önümüzdeki dönemde para politikası kararları enflasyon görünümüne bağlı olacaktır. Enflasyon beklentileri fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir. Ayrıca, küresel ve yurt içi oynaklıklar yakından takip edilerek döviz ve Türk Lirası piyasalarında gerekli önlemler alınmaya devam edilecektir. Özetle, politika duruşunun enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici niteliği korunacaktır" ifadelerinin yer aldığını aktardı.

"Türkiye nispeten daha düşük oynaklığa sahip ülke grubuna girdi"

Parasal kontrole ilişkin geçen yıl yayımlanan iki önemli dokümana işaret eden Başçı, bunlardan birincisinin 18 Ağustos 2015 tarihli "Küresel Para Politikalarının Normalleşme Sürecinde Yol Haritası" duyurusu olduğunu söyledi.

Başçı, dokümanın, üç boyutta alınacak önlemlerle ilgili bir tedbirler listesi olduğuna dikkati çekerek, bu tedbirlerin uygulamaya konulmaya başlandığını ve devam ettiğini kaydetti.

İkinci önemli dokümanın ise 1 Şubat 2016 tarihli "Döviz Likiditesi Araçları" konulu sunum olduğunu belirten Başçı, bu dokümanın özellikle yeni geliştirilen araçların döviz kurları ve krediler üzerindeki etkilerini özetleyen bir sunum olduğunu vurguladı.

Başçı, döviz kurundaki aşırı oynaklığa karşı kullanılan araçların, otomatik dengeleyiciler ve kurala bağlı dengeleyiciler olarak gruplandırılabildiğinin altını çizerek, rezerv opsiyon mekanizması (ROM) ve yabancı para teminat kolaylığının (YTK) otomatik dengeleyiciler sınıfına girdiğini, esnek döviz ihaleleri (EDİ) ve Türk Lirası likidite politikasının (TLP) aşırı oynaklık kurallarına bağlı dengeleyiciler olduğunu anlattı.

Bu tedbirlerin uygulamaya konulmasından sonra Türkiye’nin nispi döviz kuru oynaklığında önemli bir düşüş gözlendiğine vurgu yapan Başçı, "Yol haritasındaki tedbirlerin uygulanmaya başlaması sayesinde Türkiye nispeten daha düşük oynaklığa sahip ülke grubuna girmiştir" dedi.

Başçı, parasal kontrole yardımcı en önemli unsurların sağlıklı kamu finansmanı ve sağlıklı özel kesim finansmanı olduğunu dile getirerek, kamu kesiminde sağlıklı finansmanın mali disiplini ifade ettiğini belirtti.