Advertisement

 

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AB Komisyonu Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström'ün, Gümrük Birliği'nin güncellenmesine ilişkin görüşme yetkisi için AB'den sonbaharda talepte bulunacaklarını bildirdiğini aktararak, "Hedefimiz de 2017'de bunu tamamlamak." dedi.

Zeybekci, Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Başkanı Turgay Türker ve üyelerle Bakanlıkta bir araya geldi.

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Zeybekci, Türkiye'nin zor bir dönemden geçtiğini, öte yandan dünyanın da ekonomik anlamda 2008 yılında başlayan zor süreci hala atlatamadığını söyledi.

Amerikan ekonomisinin iyi bir görünüm sergilemesine rağmen, küresel ekonominin gidişatında sorun olması nedeniyle bu başarının sürdürülebilir olmadığına işaret eden Zeybekci, dünyanın problemi iyi tespit etmesi gerektiğini, bunun ardından çözümün kendiliğinden geleceğini vurguladı.

Türkiye'nin de 2008 krizinden etkilendiğini dile getiren Zeybekci, şunları kaydetti:

"Global krizden 'her ne kadar teğet geçti ve geçecek' desek de dünya ile entegre olan Türkiye'nin dünyadaki talebin daralmasıyla, dünyadaki ekonomik krizden etkilenmeyeceğini düşünmek de yanlış olur. Türkiye, 2008'den itibaren, 2009, 2010 sürecinde gerek milli gelirde, gerekse ihracatta bir noktada artık dönmeye başladı. 150 milyar dolar civarındaki ihracat, yaklaşık olarak da 450 milyar dolar civarındaki dış ticaret hacmini, o kırılımı bir türlü yakalayamadı, yaşayamadı. Bunun birinci etkisi pazarlarımızdaki daralma. Diğeri yapısal problem, Türkiye aşırı bağımlı. Türkiye teknoloji, bilgi üreten, tasarımı yapan, tüketim alışkanlıklarını belirleyen, enerji ve ham madde kaynaklarını kontrol eden, tüketim ve dağıtım kanallarıyla ilgili hakimiyeti olan, finansı da kontrol eden bir ülke değil."

Bu alandan çıkmak için Türkiye'nin kendi finansını üretebilmesi gerektiğini bildiren Zeybekci, yüzde 6, 7, 8 büyüme oranları yakalanmasının tasarruf oranlarının düşük olması nedeniyle cari açıkla mümkün olabileceğine, bunun da küçülmeye yol açacağına dikkati çekti. Zeybekci, Türkiye'nin bu kısır döngüden kullanmadığı ve kullanamadığı zenginlikleri üretime, katma değere dönüştürerek çıkabileceğini, böylece sürdürülebilir bir cari açıkla büyümeyi başarabileceğini söyledi. Zeybekci, "Türkiye, bugüne kadar bunu fasoncu bir ülke olarak başardı. Hakikaten inanılmaz bir başarıdır bu. 3 bin 500 dolardan 10 bin dolara gelen Türkiye, bunu her şeyiyle başkalarına ait olan bir ekonomi dairesi içinde, fasoncu bir üretim anlayışıyla bu başarıyı sağladı. Bundan sonra ilerleyebilmemiz için Türkiye, bilgiyi, teknolojiyi üretmek, tüketim alışkanlıklarını belirlemek zorunda." diye konuştu.

Türkiye'nin 10, 15 ve 20 yıllık hedefleri için bulunduğu kabuktan çıkmak zorunda olduğunu vurgulayan Zeybekci, özel sektörün bu dönüşümü yapabilecek kadar güçlü olduğunu söyledi. Devletin ekonominin aktörü olmasıyla hiçbir yere gidilemeyeceğini belirten Zeybekci, altyapı yatırımlarını ise devletin yapabileceğini dile getirdi. Kalıcı bir anlayış değişikliğine gidildiğinde başarılı olunabileceğinin altını çizen Zeybekci, "Direnme devam edecek belki bir süre. Beklenti içinde olduğumuz özel sektörün, reel sektörün bunu yapmakla ilgili endişe ve korkuları, bu dönüşüme direnmesi olacak. Ortamı ona hazırlayıp, ortamı ona terk ederek, ona özgürlüğü verecek kamunun da direnci... İki direncin bir arada olduğu ve doğum sancılarının olduğu bir dönem. Bunu aşmak zorundayız. Bunun ikinci bir formülü yok." değerlendirmesinde bulundu.

Bunun kamunun destek ve teşvikiyle özel sektör eliyle yapılacağını, formülün tespitinin ardından sorun kalmayacağını ifade eden Zeybekci, "Sıkıntılı olacak, zor olacak ama mutlak ve mutlak yapacağız." dedi.

"(AB) Müzakere etmeye dahi yanaşmamışlar"

Zeybekci, İngiltere'nin AB üyeliğine yönelik referandumunun olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine de İngiltere'nin siyasi olarak AB'den ayrılsa da ekonomik olarak çıkamayacağını, buna yönelik formül bulunacağını, bu durumda Türkiye'nin bir sorun yaşamayacağını söyledi.

Gümrük Birliği konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde görüşme talebinde bulunulduğunu anlatan Zeybekci, AB ile Gümrük Birliği kapsamında bir entegrasyon sağlandığını, ancak bunun sürdürülebilir olmadığının iletildiğini aktardı.

Geçen yıl AB Komisyonu’nun Ticaretten Sorumlu Üyesi Cecilia Malmström ile Belçika'nın başkenti Brüksel’de bir araya gelerek imzaladıkları anlaşmayı hatırlatan Zeybekci, bu kapsamda Gümrük Birliği'nin güncellenmesine yönelik çalışmalar konusunda dün telefonda görüştüğü Malmström'ün AB'den sonbaharda bu konuda görüşme yapmak için yetki talebinde bulunacaklarını bildirdiğini aktardı. Bir iki ay içinde Türkiye'de AB yetkilileriyle bir araya geleceklerini bildiren Zeybekci, "Hedefimiz de 2017'de bunu tamamlamak." diye konuştu.

Söz konusu anlaşmada ekonomik anlamda menfaatlere dokunan unsurların kaldırılmasının önemine işaret eden Zeybekci, "Kırılamayan eşik nedir?" sorusuna karşılık, "Eşiğe gelmedik, eşiğe gelebilsek kıracağız da. Bunları müzakere etmeye dahi yanaşmamışlar şimdiye kadar." yanıtını verdi.

Zeybekci, "Güncellemeyi bugüne kadar yapmayan AB, bugün neden yapsın?" sorusuna karşılık, "Müzakere. Onlara bunun sürdürülebilir olmadığını söyledik. Gerekirse neler yapabileceğimizin anlaşılmasını sağladık. Bunu bir tehdit olarak değil. Adil, eşit bir ilişkide en doğal hakkımız bu." dedi.

Türkiye'nin dış ticaretinin en önemli ortaklarından birinin AB olduğunu ifade eden Zeybekci, Gümrük Birliğinin güncellenmesiyle bunun daha da artacağını kaydetti. Zeybekci, İngiltere'nin AB üyeliğinden ayrılmasının, birliğin durumunu gözden geçirmesi için önemli bir neden olacağına da işaret etti.

"Türkiye'nin de Rusya'nın da menfaatinedir"

Bakan Zeybekci, Rusya ile ilişkilerin son durumuna yönelik bir soruyu yanıtlarken de "Türkiye olarak yapmamız gereken düşmanların sayısını azaltmak, dostlarımızın sayısını çoğaltmak." dedi.

Birbirlerini her anlamda tamamlayan iki ülke olan Türkiye ve Rusya arasındaki olumsuzluğun sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Zeybekci, "Ekonomik anlamda, Rusya'yı görebildiğimiz kadarıyla, hele hele enerji fiyatlarının dip yaptığı bir ortamda, Türkiye ile yaşanan bu problem maliyetlerini yükselten bir oyundur. Bu eksidir, eksi bir karttır Rusya'nın elindeki. Hiç gerek yokken maliyetlerini, her türlü maliyetini inanılmaz şekilde yükselten bir problemdir, Türkiye problemi. Türkiye'nin de Rusya'nın da menfaatinedir bu sorunun bitmesi." diye konuştu.

"Türkiye'nin özür dileyecek hiçbir pozisyonu da yoktur"

"Özür dileyecek miyiz?" şeklindeki soruya da Zeybekci, "Hayır. Öyle bir şey zaten aklımızdan dahi geçmez. Türkiye'nin özür dileyecek hiçbir pozisyonu da yoktur şu anda. Orada gerek uçağın düşürülmesi, sonrasındaki şeyler üzücü tabii." yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'ın Rus mevkidaşlarına Rus Milli Günü dolayısıyla gönderdikleri tebriklere ilişkin soru üzerine Zeybekci, "Ben optimistim. İyiye işaret olduğunu düşünüyorum." şeklinde konuştu.

Nihat Zeybekci, Rusya ile ilişkilerde iki tarafın da olumlu adımları bulunduğunu bildirdi.

"Etiyopya'nın en çok istihdam oluşturan şirketi Türk"

Bakan Zeybekci, BES'le ilgili soru üzerine, tasarruf edilen tutarın, kişinin hesabında duracağını, ancak belirli bir süre dokunulmaması karşılığında devlet katkısı sunulacağını anlattı. Devlet katkısı oranının süreye göre belirleneceğini kaydeden Zeybekci, bu sistemi sonuna kadar desteklediğini dile getirdi.

Zeybekci, Türkiye'nin Afrika açılımına yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine de gelecek 10 yıllarda dünyanın yeni büyüme motorunun Afrika olacağını söyledi. Türkiye'nin çok başarılı bir Afrika politikası ve eylem planı bulunduğuna işaret eden Zeybekci, büyükelçilik ve uçuş noktası sayısının son dönemde önemli oranda arttığını belirtti.

Afrika'nın potansiyeline bakıldığında üretim ve yatırım ortamını çok cazip bulduklarını anlatan Zeybekci, Etiyopya'da bir Türk firmasının insanlık tarihi boyunca el değmemiş 500 bin dönüm verimli toprakta minimum 300 bin ton pamuk üreteceğini, Türkiye'nin yıllık 1,8 milyon ton pamuk ürettiği düşünüldüğünde bu rakamın öneminin görülebileceğini ifade etti. Zeybekci, Etiyopya'da 8 bin 500 personelle en çok istihdam oluşturan şirketin de Türk olduğunu dile getirdi.

Eximbank'ın Ekonomi Bakanlığına bağlandığını da anımsatan Zeybekci, şunları kaydetti:

"Olması gereken yere bağlandı şimdi. Şu anda yaklaşık olarak 15 milyar dolarlık imkan ve kaynak, yaklaşık 40 milyar dolar civarındaki kredi portföyünü 100 milyar dolarlara bir an önce çıkartmak istiyoruz. Bunu yapabiliriz, biz bu imkan ve kaynağı da bulabiliriz. Oraya gittiğimiz zaman da projeleri gerek kredi vererek, gerek Yap-İşlet-Devret sistemi ile Türk müteahhitlerinin girmesiyle, gerek kamu-özel ortaklığı sistemiyle Türk firmalarının girmesiyle yapabiliriz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Afrika ülkelerine yönelik seyahatlerinin olumlu iklim yarattığını, başarının Ekonomi Bakanlığı ve Türk şirketlerinin kabiliyetine kaldığını anlatan Zeybekci, yakın tarihte bir Afrika ülkesinden bakan düzeyinde gerçekleşecek ziyarette projelere ilişkin takvim ve liste oluşturacaklarını bildirdi.

Zeybekci, Serbest Bölgeler Kanunu Tasarısının TBMM'nin yeni yasama yılında ilk gündeme gelecek düzenlemelerden biri olacağını da sözlerine ekledi.

Türkiye - İran ilişkileri

Türkiye-İran ilişkilerine ilişkin değinen Zeybekci, yurt dışındaki Türk Ticaret Merkezlerinden birini İran'da açacaklarını ve merkezin ilk kez Tahran'da büyükelçilik dışına taşınacağını söyledi.

"İran bizim için birinci öncelikli ülkelerden birisi" diyen Zeybekci, tercihli ticaret anlaşmasının genişletilmesine yönelik çalışmalarda sona gelmişken aksamalar yaşandığını ancak en kısa sürede bir araya gelerek değerlendirmelerde bulunacaklarını ifade etti. Zeybekci, Türkiye ve İran'ın birbiri için gerekli iki ülke olduğunu vurguladı.

Karşılıksız Çek

Zeybekçi, karşılıksız çeke yeniden hapis cezası getirilmesi ve icra-iflas konusundaki düzenlemenin piyasalara yansımasına ilişkin sorular üzerine, şöyle konuştu:

"İflas ertelemelerle ilgili suistimal var. Dramatik bir şekilde hukuku da yıpratan bir yapı var. Örneğin Ankara'daki bir firma gidip alakasız bir şehrin ilçesindeki mahkemeden iflas erteleme alıyor. İyi niyetli şekilde ortaya konulmuş olan, Türkiye'de sanayiyi, özel sektörü, reel sektörü, ticari hayatı bazı dalgalanmalardan, rüzgarlardan, fırtınalardan olağanüstü hallerde geçici koruma altına almak için dizayn edilmiş bir yapı suistimal ediliyor şu anda. Bu yapı tamamen ortadan kalkmamalı ama tekrar düzenlenmeli. Fiiliyatta çek vadeli bir ödeme aracı olarak kullanılıyor. Hapis cezası da çekin geçerliliğini, itibarını artıran bir şeydi. Ne zaman ki hapis cezası ortadan kalktı farklı bir noktaya gittik.

Çek bir nakitti. Piyasadaki likidite, nakit likidite artı çekti. Çekte hapis cezasının kaldırılması ve çekte yaratılan tereddütle piyasadaki likiditede büyük bir azalma oldu. Piyasadaki durgunluk sebeplerinden birisi de bu. Tabii ki ekonomik suça ekonomik ceza ama bunu hırsızlık aracı olarak kullanıyorsa... Zorda kalıp çekini ödeyememek ayrı bir durum ama dolandırıcılık ve hırsızlık aracı olarak kullanılıyorsa bu suçtur. Hapis cezası gerektiren bir suçtur. Devletin amacı insanları hapse atmak olabilir mi, olamaz. Bu işin caydırıcı olması anlamında söylüyorum."

Zeybekçi, düzenlemenin takvimine ilişkin soruya, "Meclis tatile girmeden önce herhalde bu çalışma bitirilir" karşılığını verdi.

Başkanlık sistemi

Başkanlık sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zeybekci, ekonomi çevrelerinde bu konunun anlatılması ve çalışılması gerektiğini söyledi. Zeybekci, "Başkanlık sistemi sağlıklı tartışılmalı. Hızlı karar alabilen bir sistem olmalı başkanlık sistemi. Bu güçlü iktidar döneminde bile bir yatırımcı, bakanlıkların birinden aldığı izinle yatırım yapmaya gittiğinde hala 3 yıl boyunca 800 civarında imza peşinde koşuyorsa bu sisteme kimse ekonomik diyemez." dedi.

Turizmin ihracat olanaklarından yararlandırılması

Bakanlar Kurulu tarafından belirlenecek miktarlarda Türkiye'de yatırım yapanlara vatandaşlık verme, oturma ve çalışma hakkı sağlama yönünde bir çalışma olduğunu ifade eden Zeybekci, bu çalışmanın da kısa sürede bitirileceğini tahmin ettiğini söyledi.

Yabancılara konut satışının Döviz kazandırıcı hizmete sayılmasının gerçekçi olmayacağını dile getiren Zeybekci, "Turizm ve sağlık turizminde fatura kesilen kısmın ihracat sayılması yaklaşımı taşıyoruz. Böylece Eximbank ve diğer kaynaklarla kredilendirme ile KDV iadesi imkanlarına kavuşulacak. İhracat gibi gördüğünüz zaman KDV iadesi kapsamına alınmasıyla ilgili bir yaklaşımımız var. Teknik anlamda çalışmamız gereken bir alan bu." diye konuştu.

Bunu yaparken bilançoları ya da istatistikleri süslemek gibi bir amaçları olmadığını vurgulayan Zeybekci, bavul ticareti, hizmet gelirleri ve giderlerinin de dikkate alınarak Türkiye'nin reel cari açığının ortaya konulması gerektiğini belirtti. Bakan Zeybekci, "Bunun için 150 milyar doların üzerine 50 milyar dolar hizmet gelirini koymamız gerekiyor. Çünkü nakdi olarak giriyor bu. 8 milyar dolar da bavul ticaretini koymamız gerekiyor. Bunları da koyduğunuz zaman Türkiye'de ihracatın ithalatı karşılama oranları tarihi bir noktaya gidiyor. İhracatın ithalatı karşılama oranı şu anda yüzde 90'lar seviyesine doğru geldi" değerlendirmesinde bulundu.

Zeybekci, bu çalışmayla Türkiye'nin ekonomisine ilişkin rakamların daha net şekilde ortaya konulmasını amaçladıklarını, bunun ülkenin borçlanma rakamlarını da olumlu etkileyeceğini kaydetti.

"Türkiye'nin devlerini yaratmamız lazım"

Teşvik ve destek mekanizmalarını proje bazlı olarak çalışacaklarını ve stratejik, kritik yatırımları çeşitli yöntemlerle destekleyeceklerini belirten Zeybekci, "Türkiye'nin haberleşme, elektronik, bilişim konularında ihtiyacı var. Türkiye'nin 3-4 firmasını belirlemesi lazım. Bunu seçerken de objektif kriterler yapmalı. Seçtiği firmalarla kendi alanlarında Türkiye'nin devlerini yaratmamız lazım." dedi.

Güneş ve rüzgar enerjisi yatırımları için de birkaç firmanın gerekli ekipmanları üretecek düzeye getirilmesi gerektiğini vurgulayan Zeybekci, "Gurur duyduğumuz bazı şeyler de yapılıyor. Savunma sanayisiyle ilgili Türkiye bunu özel sektör eliyle yapmalı. Uzun menzilli füze üretecekse bunu özel sektör eliyle yapmalı." ifadelerini kullandı.

Faiz değerlendirmesi

Ekonomi Bakanı Zeybekci, faiz oranlarının ne olması gerektiğine ilişkin soruya, "Bunu ben belirlemiyorum. Hangi oran Türkiye'de faizlerin düşmesi gereken rakamdır? Net söylüyorum, yatırımcının, 'Ben bu parayla yatırım yaparım' dediği rakam doğru rakamdır. Şu anda ondan uzağız. Tüketicinin, 'Tam da alma zamanıdır' dediği yer doğru yerdir. Zamanının geldiğini düşünüyorum. Öyle bir noktaya gelinecek ki yatırım ve tüketimle ilgili faktörler bir anda kıpırdama başladığında orası doğru yerdir." yanıtını verdi.

Şehir hastanelerine yerli tıbbi cihaz

Şehir hastaneleri yatırımları sırasında Türkiye'nin sağlık teknolojilerinde yeni bir fırsat yakaladığını belirten Zeybekci, şöyle konuştu:

"Arkadaşlarımızla çalışıyoruz, ultrason, tomografi, MR cihazları gibi zorunlu olanlar hariç yerli olmayan hiçbir ürünün bu hastanelere girmesini istemiyoruz. O ihaleleri alan, yapıları yapan firmalar da ona göre tedbirlerini alsınlar. İnanılmaz kaliteli ve üst düzey teknolojilerle Türkiye'de tıbbi cihazlar ve yataklar üretiliyor. Bunların hepsiyle ilgili çalışmamız olacak. Bu konuya milli bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz.

Türkiye'ye 1,1 milyar dolar ayakkabı ithalatı vardı. 2015 başında itibaren Türkiye'ye girişlerle ilgili düzenleme yaptık. İlk 1 yılda 400 milyon dolar aşağı çekildi. Bu rakam ayakkabı üreticilerine gitti. Bizim ayakkabı ihracatımızda bir kıpırdanma başladı. Türkiye'deki haksız rekabeti önlemeye ilişkin bu ve benzeri çalışmalar yapıyoruz."

AA