Advertisement

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Beni üzen Batı ülkelerinde, Afrika'da ve birçok yerde bütün bunlar örgütlenmiş. Dünyada terör örgütleri bunun kadar yaygın değil, bunun kadar yaygın dünyada bir ikinci terör örgütü yoktur. Bütün kıtalarda bu terör örgütü yaygın bir durumda var. Ama her okul, orada aslında bir 'terör örgütü şubesi' görevini görüyor." dedi.

Erdoğan, ATV-A Haber ortak yayınında 15 Temmuz'daki darbe girişimine ilişkin soruları yanıtladı.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz akşamı darbe girişimini ilk öğrendiğinde neler hissettiğinin sorulması üzerine Erdoğan, sözlerine, "Şu anda ülkemin tüm şehirlerinde, meydanlarında bu demokrasi nöbetini devam ettiren aziz milletimi özellikle kucaklıyorum çünkü bu olay ülkeme has bir olaydı. Dünyanın hiçbir yerinde demokrasi mücadelesini bu kadar şanlı, bu kadar başarılı veren bir başka ülkeyi ben tanımadım." diyerek başladı.

Erdoğan, 15 Temmuz akşamı dört televizyon kanalına cep telefonuyla bağlandığını anımsatarak, "Dört kanala o bağlantıları yapmışım ve o bağlantılarla birlikte tüm vatandaşlarımızı meydanlara ve havalimanlarına davet edişimiz... Bununla birlikte de halkımın akın akın meydanlara ve havalimanlarına yürüyüşü aslında bu ülkede demokrasi mücadelesini verebilecek yiğitlerin, kahramanların olduğunu gösterdiler." ifadelerini kullandı.

O akşam vatandaşların dünyaya bir demokrasi dersi verdiğine işaret eden Erdoğan, şehit haberleri geldikçe çok fazla duygulandığını, çünkü şehitler tepesinin boş olmadığının bir kez daha görülme fırsatının bulunduğunu kaydetti.

Erdoğan, dünyadan birilerinin kendilerini arayıp, "özellikle darbeye karşı verdiğiniz bu mücadeleden dolayı sizi kutlarız." dediklerini söyledi.

Türkiye'ye destek için ilk arayanlar arasında özellikle Katar Emiri'nin yer aldığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisini birden fazla kez arayan, daha sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ı da sürekli arayarak gelişmeleri soran Katar Emiri'nin, "Her an yanınızdayız, üzerimize ne düşüyorsa biz varız." dediğini anlattı.

Erdoğan, Katar Emiri'nin bugün de Türkiye'ye, bazı mesajlarla beraber Katar Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Al Sani'yi gönderdiğini bildirdi.

- "Ahlaki olmayan yollara başvuruyorlar"

Başka ülkelerden de arayanlar olduğunu vurgulayan Erdoğan, darbe girişiminin ardından ikinci gün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, ardından da Amerika ile Avrupa ülkelerinden bazı liderlerin aradığını hatırlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Fakat arayanlar şunu söylediler, 'Darbeye karşı verdiğiniz bu mücadeleden dolayı kutlarız.' Ama kimse kalkıp da kendisi veya bir ilgili, yetkili bakanını buraya göndermek zahmetinde bulunmadı. Fransa'da terör örgütünün verdiği herhangi bir kayıpta, diyelim 5, 10 kişi ölmüş, oralarda binlerce, on binlerce insan yürüyüş yaptı. Ama Türkiye'de bir darbe girişimi yapılıyor ve bu darbe girişiminde Türkiye Cumhuriyeti devleti ki NATO'nun en önemli ülkesi, 80 milyon nüfusu olan bu ülke, demokrasiyi iyice hazmetmiş böyle bir ülkede böyle bir hareket yapılıyor. Bu hareketi yapanların durumu belli. Bunlar 'Tebrik ederiz ama şu anda askerler toplanıyor, polisler toplanıyor, yargı toplanıyor. Bunların geleceği bizi endişelendiriyor.' Bunu diyecek kadar da ahlaki olmayan yollara başvuruyorlar.

Çok açık ve net olarak söylüyorum. Bu, ahlaki değildir, bu, demokrasi ahlakıyla bağdaşmaz, demokrasi böyle bir şeyi de kabul etmez. Ne demek bu? Ama, ancak, fakat... Böyle bir şey olabilir mi? Olacaksanız dürüst olun, eğer dürüst olmayacaksınız sizin o darbe girişimiyle ilgili açtığınız telefonların benim için hiçbir anlamı yok. Niye? Çünkü bu mücadeleyle ilgili örneğin biz diyoruz ki 'Bu adam, şu anda 1999'dan beri Amerika'da. Amerika, bu adamı vermelidir. Bize diyorlar ki, delil."

- "Her türlü konforuyla orada yaşıyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz öncesi dosyalardan, elektronik ortamda ve farklı şekilde gönderdiklerinin olduğunu, bu sürece yönelik gönderdikleri ve göndereceklerinin de bulunduğunun altını çizdi.

Bugüne kadar ABD herhangi bir teröristle ilgili Türkiye'den talepte bulunduğunda, Türkiye'nin bunu karşıladığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Ama bununla ilgili böyle bir şey söz konusu olmadığı gibi 1999'dan bu yana 400 dönümlük bir arazi içinde, bir çiftlikte her türlü konforuyla orada yaşıyor. Ben, bir yıl önce bu kişiyi istiyorum ve diyorum ki, 'Bakın böyle böyle, ülkenizde böyle birisi var, bu adamın konumu budur, şu anda da bu adam bizim Milli Güvenlik Strateji Belgemize farklı bir şekilde giriyor, daha sonra somut bir şekilde de girecek.'

Beni üzen, bunun dışında da Batı ülkelerinde, Afrika'da ve birçok yerde bütün bunlar örgütlenmiş. Dünyada terör örgütleri bunun kadar yaygın değil, bunun kadar yaygın dünyada bir ikinci terör örgütü yoktur. Bütün kıtalarda bu terör örgütü yaygın bir durumda var. Ama her okul, orada aslında bir 'terör örgütü şubesi' görevini görüyor. Yani görüntü yapısıyla okul, eğitim-öğretim. Bunu yaparken de o ülkenin yöneticilerinin çocukları oralarda eğitildiği için onlar da zannediyorlar, hani eskiden ülkemizde bazı malum kolejler vardı ya, oralarda bu tür eğitimleri veriyorlar. Birçokları da fakir fukara, garip gureba ülkeler. Ondan sonra da bunlar ananas mananas, her türlü paket filan bunları da rahatlıkla halledebiliyorlar."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamuda açığa almalara ilişkin, "Bu nereye varırsa varsın, sonuna kadar gideceğiz. 'Bu çok oldu, doğru mu?' Bunun bedelini, bunun hesabını kusura bakmasınlar, kimseye verecek halimiz yok." dedi.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) yurt dışındaki okullarına ilişkin soru üzerine Erdoğan, "O tabii abartıldığı kadar da değil, bu tür şeyleri de tabii yapıyorlar, onda da mahirler. Yıllarca da, bunu çok açık net olarak da itiraf etmem lazım, bizler de tabii bu anlatıma, bu propagandaya geldik, bunu da itiraf etmem lazım ve 3-4 yıl öncesine kadar bu süreci biz hep iyi niyetle takip ettik. Bu iyi niyetimizin de kurbanı olduk ve bunun bedelini ödüyoruz." dedi.

FETÖ'nün dünyada 2 bin okulu olduğunu belirten Erdoğan, bunun 2 bin hücre anlamına geldiğini söyledi.

"Eğer bu olay olmamış olsaydı, biz bunların üzerine bu şekilde gidemeyecektik." ifadesini kullanan Erdoğan, darbe girişiminden sonra herkesin FETÖ'yü daha iyi ve yakından tanıma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

Şu an itibarıyla 18 bin 699 kişinin gözaltına alındığını, tutuklu sayısının ise 10 bin 137 olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada bu fırsatı bize veren şehitlerimizin sayısı 237. Rabbim onları Peygamberimize komşu yapsın, cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın. Yaralı sayımız 2 bin 191, Rabbim onlara da şifalar versin." diye konuştu.

- "Hukuk içinde yapıyoruz"

Açığa alma sürecinin devam ettiğini aktaran Erdoğan, "Bu nereye varırsa varsın, sonuna kadar gideceğiz. 'Bu çok oldu, doğru mu?' Bunun bedelini, bunun hesabını kusura bakmasınlar, kimseye verecek halimiz yok. Bütün bunları biz şu anda adalet mekanizmamızı çalıştırarak yapıyoruz, hukuk içinde yapıyoruz ve hukukun gereği neyse yapmaya devam edeceğiz." değerlendirmesini yaptı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin asker ve personel sayısının 650-700 bin olduğunu anımsatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bunun içinde örgütlenmenin ağını düşünün. Sadece subay kadrosuna baktığımız zaman 300 bin civarında, böyle bir yapı var. Bunun içerisinde ne varsa, ne yoksa bunu bir defa çıkaracağız. Bunu artık Genelkurmay yönetimi de zaten şu anda görmüş vaziyette. Onlar da birçok şeyin farkında değillerdi. Bir diğeri emniyet teşkilatımız, polisimiz. Burada da çok ciddi manada örgütlenmişler, burayı da temizlememiz lazım. Aynı şey yargıda, burada da bir temizlik harekatı devam ediyor. Bunun dışında devletin tüm kurumlarında bu örgütlenme var. Bütün bunları bizim temizlememiz gerekecek. Bu süreç devam ederken, şu an itibariyle çok ciddi sayıda bir görevden alma olayı var çünkü bütün bakanlıklar çalışıyor. Bu görevden alma süresini bizler, bir defa şu olağanüstü hal süresince devam ettireceğimiz gibi belki baktık ki bu iş normalleşmeye girmedi, yeniden, aynen Fransa'da olduğu gibi uzatma sürecine gidebiliriz."

- "Gönderin bir adamınızı da gelsinler Türkiye'ye"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Dünyada demokratik parlamenter sisteme inanmış olduğunu söyleyenlerin bir defa şunu görmeleri lazım; gönderin bir adamınızı da gelsinler Türkiye'ye, acaba TBMM ne halde? TBMM bombalanıyor. TBMM tarihinde, malum bir istiklal mücadelemizde böyle bir durumla karşı karşıya kaldı ve umutsuzluğa kapılmadılar, toplandılar, bir de şimdi. Şimdi de Meclis Başkanımızın riyasetinde hemen milletvekilleri, herhangi bir parti ayrımı olmaksızın hepsi hemen Meclis'e geldiler, Meclis'i açtılar ve çalışmalarına başladılar. Bir taraftan da bombalar yağıyor, alçak uçuşlar yapılıyor ama parlamentomuz orada, yüreklerini ortaya koyarak dört partinin temsilcileri de yerini alıyor ve hakikaten kahramanca, yiğitler olarak orada el ele, omuz omuza mücadelelerini yapıyor."

- "Ciddi bir istihbarat zafiyeti var"

"Darbe girişimine giden süreçten ne zaman haberdar oldunuz?" sorusuna Erdoğan, şöyle cevap verdi:

"O gün 21.15 civarında falan, Ankara ve İstanbul'da askeri araç gereçlerin bir hareketlenme içerisinde olduğuna dair böyle bir şeyin başladığını duyuyoruz. 21.30'da eniştem beni arıyor ve diyor ki 'Beylerbeyi Sarayı'nın orada bir hareketlilik var. Asker orada araçlarla geldi ve sivil araçların köprüye girişini engelliyor, durdurdular.' Bu haberi aldıktan sonra ben inanamadım. Kendisine 'Ya Ziya dalga mı geçiyorsun, ne alakası var' dedim. Daha sonra MİT Müsteşarımızı aradık ama ulaşamadık ilk etapta. Aynı şekilde Genelkurmay Başkanımı aradım, ona da o arada ulaşamadım ve daha sonra Sayın Fidan'a ulaşma fırsatı olduğunda kendisinden bu bilgileri almaya başladım."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fidan'a saat 22.00'ye doğru ulaştığını ve kendisiyle görüştüğünü, bilgi aldığını söyleyerek, "Bu süreç içerisinde maalesef bir gerçeği tespit ettik ki burada ciddi bir istihbarat zafiyeti var, bu istihbarat zafiyeti olmamış olsa bu saate kadar bu olmaz. Çünkü bir darbede bir saatin, iki saatin çok çok önemi var." dedi.

- "Düşman bile bunu yapmaya muktedir olamaz"

Bütün bu yaşananlara rağmen anında bazı müdahalelerin yapılabildiğini, alçak uçuşu yapanlara karşı bazı tedbirler alındığını belirten Erdoğan, TBMM'nin bu uçaklar veya helikopterlerden gelen tür müdahaleler karşısında ciddi bir koruma sisteminin olmamasını "talihsizlik" olarak niteledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar karşısında uçaksavarlar vesaire olmuş olsa bunu sadece darbe olarak düşünmeyin, bir de yabancıların böyle bir şey yapacağını düşünelim. Bütün bunlara karşı bunun olması lazım. Bir musibet bin nasihatten evladır, bu da bize bunu getirdi. Bundan sonra buralarda tabii çok ciddi tedbirler şu anda alınmış durumda. Başta Meclis'imiz olmak üzere, Külliye olsun, Başbakanlık olsun." diye konuştu.

Özel Harekat binasının bombalandığını ve 52 şehit verildiğini hatırlatan Erdoğan, bunu asker kılığına bürünmüş teröristlerin yaptığını söyledi. "Bombaladığı yer neresi? Özel Harekat. Kimdir bu Özel Harekat? Bu ülkenin güvenliğini sağlayan bizim polisimiz. Senin kardeşin bunlar, aynı işi yapıyorsunuz." diyen Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu:

"Oraya geliyorsun bombalıyorsun ve orada 52 kardeşimiz bizim şehit oluyor. Sizde ne vicdan var. Düşman bile bunu yapmaya muktedir olamaz, çünkü buraya kadar giremez. Ama bunlar bu namussuzluğu, alçaklığı yaptılar ve Pensilvanya'daki hala yalan makinası orada çalışıyor, yalan söylemeye devam ediyor. Onlara hala gönül vermiş olan vatandaşlarıma sesleniyorum, hala mı bunun peşinden gideceksiniz, hala mı bunlarla beraber hareket edeceksiniz, daha neyi görmeniz gerekiyor, daha görecek bir şeyler mi lazım size? Belgeleriyle, bilgileriyle her şey ortada."

Özellikle "tabanı ibadet" dediği insanlara seslendiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Tabanı ibabet dediğim, onlar samimi, saf kesimler olarak düşündüğüm insanlardı, onlara onun için böyle sesleniyordum, ortası ticaretti, üstü zaten ihanetti. İhanet içerisinde olanların zaten ciddi bir kısmı bu ülkeden kaçıp gittiler. Şu anda bu ülkede olanlar da kimisi ormanlarda saklanıyor, kimisi değişik yerlerde saklanıyor. Ama nereye giderlerse gitsinler, daha önce dediğim gibi bunların da inlerine gireceğiz, bunları bulup çıkaracağız." diye konuştu.

Yola kefenini giyip çıktığına vurgu yapan ve "Rabbimin bize verdiği ömrü kimsenin kısaltmaya gücü yetmez." ifadesini kullanan Erdoğan, millete, vatana hizmet yolunda bu mücadeleyi sürdüreceklerini dile getirdi.

- "Nur Mağarası'nın içerisindekilerini göremediler"

Darbe girişimi gecesi Marmaris'ten ayrıldığı anı anlatan Erdoğan, "15 dakika gibi gecikmemiz olsa... Bunlar maalesef Nur Mağarası'nın içerisindekilerini göremediler." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmaris'ten Dalaman'a kendisini götüren ve yıllardır yanında görev yapan pilot ile arasında geçen diyalogları şu şekilde aktardı:

"Dedim, 'Buradan Dalaman'a kaç dakikada gidersin?', '15 dakika.' 'Peki güvenli mi?' Dedi ki, orası çok enteresan, zaten rahatlatan beni o oldu, 'Ben yakıtım bitene kadar bunlara yakalanmam. Ama alçak uçarım, ama sağa giderim, ama sola giderim, yakalanmam' dedi. Hemen biz ailece dolduk, havalandık, kararttık. Çünkü 4 ayrı noktada hazırlığımız vardı ama en yakın Dalaman'dı. 4 ayrı noktada uçaklar da bizi bekliyordu. Dalaman vardı, Bodrum vardı, Çıldır vardı, İzmir vardı. Biz Dalaman'a indik ve uçağımıza bindik."

Bu sırada İstanbul ile de irtibatlarının devam ettiğini ancak pilotun nereye uçacağını bilmediğini söyleyen Erdoğan, pilota nereye gideceğini bildirmediğini ancak Ankara ya da İstanbul'a inecek gibi uçuşunu yapmasını istediğini kaydetti.

Pilotlar ile "Mertçe söyleyin, kimden yanasınız?" yönünde konuşması olup olmadığı sorulunca Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir diyaloğun olmadığını ifade etti.

Uçağın pilotuna pistin durumunu sorduğunu dile getiren Erdoğan, "Pilot, 'pist şu anda karartılmış vaziyette' dedi. Meğerse kule işgal altında. Durum böyle olunca biz hemen İstanbul Emniyet Müdürümüzle irtibatı kurduk ve Mustafa Bey'e dedim ki, 'Kaç dakikada kuleyi temizleyeceksin?' 'Hemen 10-15 dakikada kuleyi temizleriz' dedi. Sağolsun, kule temizlendi." diye konuştu.

- "Gezi olaylarındaki anı bana yaşattı"

Kulenin işgalcilerden kurtarılmasından sonra pistin aydınlatıldığını ve inişi gerçekleştirdiklerini söyleyen Erdoğan, pist aydınlatılmamış olsa bile inmeyi planladıklarını aktardı. Pilota pist aydınlatılmadan inip inmeyeceği sorduğunu anlatan Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:

"Pilot, 'inerim ama sizi riske edemem' dedi. 'Niye' dedim. 'Olur ya oraya bir unsur koyabilirler, bu kamyon olur, tank olur, şu, bu vs.' Dedim ki, 'bizim uçağımız çok kısa mesafede durabilen, çok kısa mesafede de havalanabilen bir uçak.' 'Riske edemem Cumhurbaşkanım' dedi. Böyle deyince, 'Sen şöyle bir üstünde bir tur at bakalım, birkaç tur, bir şey var mı, unsurlardan falan. Yakıtın ne kadar' dedim, '3-4 saatlik yakıtım var' dedi. 'O zaman mesele yok' dedim. 'Gerekirse buraya ineceğiz. Ona göre de sen devam' dedim. Kendi farlarıyla zaten bunu yapabilecek güçte. Aydınlatınca zaten problem kalmadı, indik.

İndiğimiz andan itibaren uçaklar, o F-16'lar üzerimizde alçak uçuş yapıyorlar ve alçak uçuşlar ses hızının üzerine çıkınca orada çok ciddi bir patlama duyuyorsunuz. Adeta böyle bomba atmış gibi. Onunla mesela Devlet Konukevi'nin camları patladı. Tabii yanımda torumlarım var, onlar da ürküyorlar, korkuyorlar. Üç torunum, birisi 9 aylık bir torunum, diğerleri daha yetişkin ama onlar da ciddi manada korkuyorlar. Buna rağmen hamdolsun orada Devlet Konukevi'nin önünde tüm halkımın, milletimin gerek apronda gerekse terminalin önünde toplanışları, onların oradaki gerçekten o dik duruşları, o demokrasi nöbetine başlamış olmaları tabii aynen Gezi olaylarındaki anı bana yaşattı. Orada da Cezayir dönüşünde 100 bin kişi terminalin önüne gelmişti, adeta öyle bir tablo ile karşı karşıyaydık."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimiyle ilgili, "Biz milletimize aşkımızı hizmetimizle zaten verdik. Bu hizmeti veren bir iktidara, 14 yıllık hizmet ehli bir yönetime karşı böyle bir şeyin yapılabileceğine hiç ihtimal vermiyorduk. Ama ne yazık ki bunlar haince, alçakça bunu yaptılar. Şimdi de bunun bedelini tabii ki ödeyecekler." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ'nün darbe girişiminin olduğu gece İstanbul'da havalimanına indikten sonra Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın rehin alındığını öğrendiklerini ve hemen Başbakan Binali Yıldırım ile irtibata geçerek, Genelkurmay Başkanlığına vekaleten Orgeneral Ümit Dündar'ı atadıklarını aktardı.

Darbe girişimi sırasında Eskişehir'deki Ana Jet Üssü Komutanlığının, Başbakan Binali Yıldırım'dan aldığı talimatı uygulamadığını, yazılı talimat istediğini ifade eden Erdoğan, Ümit Paşa ile değerlendirmeleri yaptıklarını, Eskişehir'deki ikinci isme talimatın verildiğini belirtti. Erdoğan, 12 bombanın Akıncı pistine atıldığını ve orada bulunan uçakların hareket kabiliyetinin ortadan kalktığını, sadece helikopterlerin uçma imkanı kaldığını anlattı. Erdoğan, Eskişehir'in durumunun da o andan itibaren değiştiğini dile getirdi.

Erdoğan, "İş zaten lehe dönüşmüştü. O andan itibaren de kolay kolay zaten hareket noktası yoktu. Gün ışıdı zaten, daha da bir rahatlama gelmiş oldu. Bazı rehineler bırakılmaya başlandı. Böylece işin sıkıntılı kısmı atlatıldıktan sonra zaten gerek yargıdaki açıklamalar arka arkaya geldi. Bu konuda yargının tüm mensuplarına çok teşekkür ediyorum. Çünkü onlar da dik durdular." diye konuştu.

Anayasa Mahkemesinin, emniyet teşkilatının, bazı komutanların yaptığı açıklamaların çok önemli olduğuna vurgu yapan Erdoğan, buna benzer birçok açıklama yapılmaya başlanınca darbeci kesimin direncinin ciddi manada kırıldığını ve kaçışmaların başladığını söyledi.

Erdoğan, "Hamdolsun meydanların zaten hiç konuşulmasına gerek yok. Meydanlar, hepsi adeta tankların üzerine gidiyorlardı. Bütün bombalara karşı duruyorlardı. Hele hele hanım kardeşlerimin tanklar karşısındaki duruşları ve gençlerimizin paletlerin arasında ölüme meydan okuyuşları anlatılır gibi değil." dedi.

- "Darbelerin hedefinde her zaman liderler vardır"

"Siz bu kadarını bekliyor muydunuz?" sorusuna Erdoğan, "Beklemiyordum. Çünkü biz milletimize aşkımızı hizmetimizle zaten verdik. Bu hizmeti veren bir iktidara, 14 yıllık hizmet ehli bir yönetime karşı böyle bir şeyin yapılabileceğine hiç ihtimal vermiyorduk. Ama ne yazık ki bunlar haince, alçakça bunu yaptılar. Şimdi de bunun bedelini tabii ki ödeyecekler." yanıtını verdi.

"Nasıl bir plan hedefliyorlardı?" sorusuna Erdoğan, şu karşılığı verdi:

"Olay sadece şahsımda bütünleşen veya şahsımda başlayan, biten bir olay değil. Ama darbelerin hedefinde her zaman liderler vardır. Bir hocamın her zaman şöyle bir tavsiyesi, nasihatı vardı, o çok manidardı. 'Tespihin imamesi dağıldığı zaman, koptuğu zaman bütün tespih dağılır' derdi. Bunların hedefi, 'Önce lideri bir giderelim, onun işini bir bitirelim, onu halledelim'. Hallettikten sonra da hedef zaten millet. Asıl hedef millet. Milletle beraber asıl hedef ne? Türkiye Cumhuriyeti devletini ele geçirmek. Çünkü devletin tüm kurumlarına bunlar yerleşmişler. Ondan sonra işleri kolay. Bunlar idam da yaparlar, insan da keserler, sallandırırlar, her şeyi yaparlar. Bunların faili meçhulleri çok. Şimdi görmedik mi? Şu anda bu yapılanlar, bunların ispatı değil mi? Daha neyi arayacağız? Sen gelip de benim özel harekattaki 52 kardeşimi şehit edersen, toplamda 237 kardeşimi, vatandaşımı, evladımı şehit edersen senin bu durumunu tartışmaya gerek var mı?"

- "Sıfır kilometre bir devlet yapısıyla yürünmesi gerekiyor"

Erdoğan, 2 bin 191 yaralı olduğunu, onlarda çok farklı bir yürek bulunduğunu söyledi. Darbenin terörü yaygınlaştırdığını anlatan Erdoğan, FETÖ'nün terör örgütleriyle müşterek hareket ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bunun PKK'dan farkı yok, PKK'dan daha öte. Onlarla da müşterek hareketleri var. PYD ile müşterek hareketleri de var, bunlar DAİŞ'le de müşterek hareket içindeler. Bundan sonra hedef bu ülkeyi işgal. Bunu görmemiz lazım. Onun için de özellikle buna gönül veren vatandaşlarım varsa kendilerini check etsinler. Gazete ilanlarıyla, vesaireleriyle bu iş çözülmez. 'Yeni anladık', vesaire, çözülmez. Artık anlamamak için hiçbir sebep -kusura bakmasınlar- kalmamıştır. Gerekçesi bu işin yoktur. Bundan sonra yargı, emniyet, silahlı kuvvetlerimiz, hepsi ellerinden ne geliyorsa yapacaklardır."

Devletin, silahlı kuvvetlerin, yargının yeniden yapılanması sürecine gidildiğini dile getiren Erdoğan, bütün bunlarla beraber ayıklamaların yapılması, bu ayıklamalarla da "sıfır kilometre bir devlet yapısıyla" yürünmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kuvvet komutanlıklarının hepsi Milli Savunma Bakanımıza bağlanacak. Bakanlığa değil, Milli Savunma Bakanımıza kuvvet komutanlarımız bağlanacak. Bu arada şu anda muhalefetteki siyasi partilerin liderleriyle de görüşmeler yapılıyor veya yapılacak, onlarla da küçük anayasa paketi eğer gerçekleştirilebilirse, Genelkurmay Başkanı, MİT, bunlar da Cumhurbaşkanına bağlanacak. Böyle bir adımı atacağız." dedi.

Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ) Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içindeki yapılanmasına işaret edilerek, "TSK'daki değişime ilişkin öngörüleriniz nelerdir? Örneğin profesyonel orduya geçişle ilgili bir başlangıç olabilir mi?" sorusu üzerine Erdoğan, "Profesyonel ordu meselesini bence bu kadar abartmaya gerek yok. Zaten şu anda bu ordunun yarısı profesyonel. Fakat bizim bu orduya gelen er, erbaş, bunlar aslında belli bir disiplini kavramaları noktasında da ben bunun faydasına halen inanıyorum. Bunun (zorunlu askerlik) olması lazım. Tabii profesyonel bir ordu ama haysiyetli, namuslu... Şu anda o malum azınlık var ya o azınlık belli şeyleri eline geçirmiş bir azınlıktı. Ve o, Silahlı Kuvvetlerimizin içindeki haysiyetli, namuslu, onurlu olan askerimize gölge düşürdü. Bunu görmemiz lazım. Onlar da bunun ciddi manada farkında. Birçokları zaten çok haysiyetli mücadeleyi de verdiler." diye konuştu.

- "O ne alnından öpülesi bir astsubayımız"

"İşte bir astsubayımızın (Astsubay Ömer Halisdemir) kalkıp da Özel Kuvvetler'de, o generali öldürmesi... O ne alnından öpülesi bir astsubayımızdır. O bir defa çok farklı bir evladımızdır." ifadelerini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Şehit olmayı göze aldı ve o generali, orada öldürdü. Çünkü bunlar vatan hainiydi. 'Senin emrine, sen vatan hainisin, uymam.' dedi ve öldürdü. İşte burası çok önemli. Bunu yaparken de o şehadete koştu. Dün akşam eşi ve yavrularıyla da burada tanıştım, görüştüm. Artık onlar benim evladım. Onlara inşallah o şekilde bakacağız ve öyle onları bağrımıza basacağız. Buna benzer jandarmada çok ilginç şeyler oldu. Oradaki komuta kademesi gerekli dersi, oradaki hainlere verdi. Bunun benzerleri çok oldu. Ama tabii biz şehidimizin kanını yerde bırakmayacağız. Yaralılarımızın, gazilerimizin kanını yerde bırakmayacağız."

Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik atılacak adımları paylaşan Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Tabii burada profesyonel ordu ve bunun yanında da amatör ama o belli bir disiplini kazanma noktasında atılacak adım, bana göre çok önemli. Burada şimdi yapılması gereken neydi? İşte biz o adımları şu anda attık, atıyoruz. Örneğin jandarma, İçişleri Bakanlığına bağlanacak. Daha önce neydi? Jandarmanın yarısı ilke, anlayış itibarıyla yani güya İçişleri Bakanlığına bağlı ama sicildi, özlük haklarıydı... Bu tür şeylerini belirlemede, bakıyorsunuz Silahlı Kuvvetler kararı vereceği için de tabii jandarma daha çok oradaki emir komuta zincirine bağlı olarak hareket ediyordu. Ama şimdi durum öyle değil. Jandarma tamamıyla İçişleri Bakanına bağlı oluyor. Teşkilat şeması içinde Jandarma Komutan ile Emniyet Genel Müdürü noktasındaki denge gayet güzel bir yere geliyor. Eşitler arasında artık buradaki güvenliği temin etmiş oluyoruz."

- "OHAL'in en verimli adımlarından biri"

"Bir yere kadar artık bundan sonra jandarmaya er, erbaş böylece alınmamış olacak." diyen Erdoğan, jandarmanın tamamıyla profesyonelleşeceğine dikkati çekti.

Jandarmanın, polis teşkilatı neyse o şekilde olacağını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şu anda gerekli olan bugün, son, nihai atamaları da yaptık. Oradaki işi böylece bitirmiş olduk. Ama burada tabii bir şeyi daha yaptık. Mesela eskiden kurmay dediğiniz zaman çok şey değişiyordu ama şimdi sınıf subayları, onların general olabilmesinin önünü açtık. Bu bir devrimdir, reform niteliğinde bir devrimdir. Çünkü kurmay sınıfından olmayanlar general olamıyordu veya birkaç tane sembolik 2-3 tane olabiliyordu ama artık sınıf subayları da general olabilecek. Bunun ilk adımını böylece atmış olduk. Jandarmada böyle bir adım atılmış oldu. Bu çok önemli. Benim de 14 yıllık, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı sürecim içinde bunun başarılmış olması bu vesileyle böylece olmuş oldu. Ve olağanüstü halin diyebilirim ki en verimli adımlarından biri de bu."

- "Kuvveti birleştirmiş olacağız"

Bir diğer önemli adımın, Sahil Güvenlik Komutanlığının İçişleri Bakanlığına bağlanması olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şimdi belki bundan sonra Kıyı Emniyeti, Sahil Güvenlik... Bu ikilem de ortadan kalkmış olacak. Böylece kuvvetler ayrılığından buradaki kuvveti birleştirmiş olacağız. Sahil Güvenlik, Kıyı Emniyeti. Böylece çok daha müşterek ve büyük bir güçle denizlerimizi sağlama almış olacağız." şeklinde konuştu.

"Yavaş yavaş burada ordunun da küçültülmesi sürecine girmiş oluyoruz." diyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Jandarmadaki ciddi bir sayı, yani er, erbaştan, onlarda tenkisata gidilince o azalmış olacak. Tamamen profesyonel kısım orada kalmış olacak. Hareket kabiliyetini şu anda artırıyoruz. İçişleri Bakanlığının hareket kabiliyeti, teknolojik olarak çok daha ileri gidecek. Yatırımlar noktasında oraya çok daha ciddi yatırımlar yapılacak. Silah, mühimmat noktasında çok daha güçlü hale gelecek. Yani terörle mücadelede artık polisimizin, jandarmamızın bu noktadaki gücünü çok daha artıracağız. Bu gücün artmasıyla birlikte terörle mücadelede çok güçlü bir inşallah yani polis, jandarma el ele bu işi yürütmüş olacaklar."

- "Askeri okullar kapatılacak"

"Bugün yeni bir hazırlığı yaptık. Şu anda Sayın Başbakan, Milli Savunma, İçişleri onun çalışmasını yürütüyorlar. Hemen öyle zannediyorum ki bugün, yarın o da Resmi Gazete'de yayımlanacak." ifadelerini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:

"O da askeri okullar meselesi. Burada çok büyük önem arz ediyor. Askeri okullar kapatılacak. Askeri okulların kapatılmasıyla birlikte tüm okullardan liseler, mesleki dengi okulları... Buralardan rahatlıkla harp okullarına giriş olacak. Fakat harp okullarının üzerinde bir çatı oluşacak. O çatı da Milli Savunma Üniversitesi kurulacak. Milli Savunma Ünivesitesinin altında Kara Harp Okulu, Hava Harp Okulu, Deniz, bunlar olacak. Fakat bütün bunlarla beraber bir şey olacak. Orada kurmay, kıdem bunların hepsi gidiyor. Kara, hava, deniz, burada okuyanların hepsi lisans öğrencisi. Lisans üstü, kurmaylık yerine geçmiş olacak."

- "Dünyada çok örneği var"

"Harp akademilerinin yerine lisans üstü eğitimin getirileceğini" bildiren Erdoğan, dünyada bunun çok örneği olduğunu, böylece kalitenin artırılacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bütün bunların yanında mesleki noktada kadrolara ihtiyaç var. Onun için astsubay mesela, meslek yüksekokulları gibi onu getireceğiz. Bir yerde bu adımı atarken artık kalite, kariyer noktasında çok ciddi bir gelişmeyi ortaya koymuş olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

- "Polis Akademisine muadil bir de Jandarma Akademisi kurulacak"

"Polis Akademisine muadil bir de Jandarma Akademisi kurulacak. Jandarma Akademisi de bu noktada ciddi bir eleman yetiştirme merkezi haline gelmiş olacak." diye konuşan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Bir başka adım bu süreç içinde, o da bütün askeri hastaneler, bunların hepsi Sağlık Bakanlığına bağlanacak. Sağlık Bakanlığı, buranın işletmesini ve yönetimini tamamen kendisi ele alacak. Çünkü burada öyle ihanetler yapıldı ki öyle yanlışlar yapıldı ki sapasağlam evlatlarımız çürüğe çıkarıldı. Çürükler, sağlam diye gösterildi. Bütün bunların tespitleri var. Dolayısıyla şimdi buralar, nasıl biz göreve geldikten sonra bakanlıkların hastaneleri vardı Türkiye'de. Biz bakanlıkların hastanelerini, hepsini devlete teslim ettik. 'Bakanlıkların niye hastanesi olsun' dedi. PTT'nin hastanesi vardı, kapattık ve devlet hastanesi yaptık. Bakıyorsunuz, Ulaştırma Bakanlığının o zaman Denizcilik Hastanesi vardı. Kapattık, hepsini devrettik. Şimdi de bunu aynen bu şekilde yapıyoruz."

- "Tersaneler Milli Savunma Bakanlığına bağlanacak"

Tersanelerin de Milli Savunma Bakanlığına bağlanacağını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Asker kendi işini yapsın. Tersaneler vesaire bunları biz özel sektör olarak çok daha başarılı bir şekilde yürütme şansına sahip olduğumuz gibi bunu Milli Savunma Bakanlığı aynı zihniyet, aynı kabiliyetle çok daha başarılı bir şekilde yapar ve 4 senede, 5 senede bir fırkateyn üreteceğiniz yerde bunu gelir 2 senede, 2,5 senede üretirsiniz. Bu adımları atarsınız. Çünkü biz dünyayla farklı bir yarışın içindeyiz. Zamanla yarışacağız. Bunu başarmamız lazım. Geldiğimizden bu yana bizim özelleştirmede attığımız adımlar ortada. Bunu bu şekilde yürüteceğiz. Buna benzer, şu anda aynı şekilde, askeri yargıda çok ciddi bir değişimi bekliyoruz. Bunların adımlarını atacağız. İnanıyorum ki şimdi son çıkaracağımız paketle birlikte Silahlı Kuvvetlerimiz çok daha güçlü bir hale gelecek.

Tabii kuvvet komutanlıklarının hepsi Milli Savunma Bakanımıza bağlanacak. Bakanlığa değil, Milli Savunma Bakanımıza kuvvet komutanlarımız bağlanacak. Bu arada şu anda muhalefetteki siyasi partilerin liderleriyle de görüşmeler yapılıyor veya yapılacak. Onlarla da şöyle bir küçük anayasa paketi eğer gerçekleştirilebilirse Genelkurmay Başkanı, MİT, bunlar da Cumhurbaşkanına bağlanacak. Böyle bir adımı atacağız."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu sürecin farklı miat olmasını istiyorum, farklı bir çıkış olmasını istiyorum. Özellikle iktidar partisi ile ana muhalefet ve MHP'nin bir dayanışma içerisinde yapılması gereken, küçük de olsa, anayasa değişikliği paketini süratle geçirmeleri. Bu, süreci çok daha rahatlatacaktır. Tıpkı olağanüstü halde olduğu gibi" dedi.

FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit olanlar için yapılacak anıtlara ilişkin Erdoğan, bu konuyla ilgili, İstanbul'daki Boğaz Köprüsü'nün adının 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olarak değiştirildiğini ve bununla ilk adımı attıklarını kaydetti.

Hükümete, İstanbul'da Anadolu yakasında, gişelerin olduğu uygun bir yerde mimarların çalışmalarını da gördükten sonra şehitler anıtı dikmeyi önerdiğini ifade eden Erdoğan, "O anıt da aynen Çanakkale'de olduğu gibi bütün şehitlerimizin, İstanbul şehitlerinin isimlerini oraya hepsini inşallah yazdıralım, dedik." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin karşısında devlet mezarlığı olduğunu belirten Erdoğan, "Onun yanında uygun bir yer var. O uygun yere Ankara'da da bir şehitler anıtı dikelim ve bu bölgedeki şehitlerimizin de isimlerini tamamıyla oraya yazalım, dedik. Yani İstanbul ve Ankara merkezli olarak bunu yapalım dedik." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitler için yapılanların bunlarla sınırlı kalmayacağına dikkati çekerek, "Devletin başta okullarımız olmak üzere isimsiz okullarla, kültür merkezleriyle vesaire onların adını vermek suretiyle, onları kalıcı kılma kararımız var." dedi.

Ankara'da Kızılay Meydanı'nın isminin 15 Temmuz Şehitler ve Demokrasi Meydanı olarak değiştirildiğini anımsatan Erdoğan, Jandarma Genel Komutanlığı ek binası ile Külliye arasındaki bölgeye de 15 Temmuz Şehitler Kavşağı adının verileceğini kaydetti.

- "Darbelere karşı olan duruşumuzu kalıcı kılmanın da vesilelerini hazırlamış olacağız"

Erdoğan, FETÖ'nün darbe girişimini unutturmayacaklarını vurgulayarak, "Bu hatıra eğer unutulursa yazık olur. Çanakkale şehitleri bizim için nasıl unutulmazsa... Meclis kavşağı mesela 15 Temmuz kavşağı olarak yine anılacak. Böylece buralarda hem şehitlerimizi unutmayacağız hem de fatihalarla sürekli yad etme imkanını bulacağız ve böylece darbelere karşı olan duruşumuzu kalıcı kılmanın da vesilelerini hazırlamış olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Beştepe Millet Kültür Merkezi açılışı ve 15 Temmuz Şehitleri Anma programında dün verdiği mesajlarla ilgili olarak "Nasıl bir süreç öngörüyorsunuz bu dönemde? Türkiye bu fırsatı değerlendirebilecek mi?" şeklindeki soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Burada 24'ünde de yaptığımız bir toplantı vardı. Burada gerek iktidar partisi, gerek ana muhalefet gerekse MHP ile bu toplantıyı yaptık. Dün akşam da ifade ettiğim gibi tüm bu sürece destek veren siyasi partilerimizin hepsine şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. Ama özellikle parlamento içinde ana muhalefet ve MHP ile şu anda şu olayı ben sadece darbe girişimiyle sonuçlandırmak istemiyorum." cevabını verdi.

- "Bu mücadeleyi terörle mücadelede de devam ettirmemiz lazım"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı zamanda ülkede hala devam eden terör eylemleri olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Sekiz şehit dün verdik. Şimdi bu terör eylemlerini bir kenara koyabilir miyiz, bunu yok farz edebilir miyiz? Bizim şu anda darbe girişimine karşı verdiğimiz mücadeleye bir taraftan da aynı şekilde şu anda terörle mücadelede devam etmemiz lazım. Burada hem darbe hem terörle mücadelede bizim bir ve beraber olmamız lazım. Bu konuda ben inanıyorum ki gerek CHP gerekse MHP, iktidar partisiyle beraber hareket edeceklerdir. Çünkü onların da terörle mücadele konusunda hassasiyetlerini biliyorum. O günkü görüşmede de zaten bunlar açıkça ortaya kondu. Çünkü Türkiye bir terör ülkesi olamaz, bu milleti kimse bölemez, buna muktedir olamayacaklar."

Her zaman söylediği "rabiası" olduğunu belirten Erdoğan, "Tek millet diyorum, yani 79 milyon, Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Romanıyla... Biz tek milletiz. Biz etle tırnak gibiyiz, bunun böyle yürümesi lazım ve tek bayrak. Bizim bu bayrağımızın dışında bir bayrak bu ülkede dalgalandırılamaz. Buna kimsenin müsaade etmeye hakkı yoktur ve burada şehidimizin kanı vardır, bağımsızlığımızın ifadesi vardır ve her yıldız bir şehittir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, rabianın üçüncüsünün tek vatan olduğunu, 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları üzerinde kimsenin operasyon yapmaya hakkı ve salahiyetinin olmadığını, bu tür kara düşünceler içerisine girenlerin karşısında şu anda meydanlarda bulunan milleti bulacağını kaydetti.

Erdoğan, "Böyle bir sürecin içerisindeyiz. Bu bir şeyi gösteriyor, demek ki bu millet damarlarında bir kan taşıyor ve bu kanı kimse farklı bir yere akıtamayacak." dedi.

Rabianın dördüncüsünün tek devlet olduğunu dile getiren Erdoğan, "Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka bizim başka bir devletimiz asla yoktur, olamaz. Dolayısıyla devletin içinde devlet, işte çıktılar paralel devlet, ne oldu? Bu millet, ordu, polis hepsi gereken dersi gerektiği şekilde verdi, vermeye de devam edecek. Buradan asla taviz vermemiz mümkün değil." ifadelerini kullandı.

- "Bu bir milattır"

Bu süreç içerisinde dün açıkladığı şekilde avukatlarına, "Bu bir milattır, dolayısıyla bu milat içerisinde özellikle parlamentoda ana muhalefet ve MHP ile ilgili bu şekilde açılmış olan davalarımızı gözden geçirin ve bunlarla ilgili Adalet Bakanlığına bunları bildirin." talimatını verdiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Hele hele vatandaşlarımla alakalı olan bazı açılmış davalar vardı, hemen onları da bu şekilde yapın. Onlar çalışmalara başladılar. Öyle zannediyorum ki şöyle birkaç gün içerisinde müracaatlarını yapıp adımları atmış olacaklar. Bu sürecin farklı miat olmasını istiyorum, farklı bir çıkış olmasını istiyorum. Özellikle iktidar partisi ile ana muhalefet ve MHP'nin bir dayanışma içerisinde yapılması gereken küçük de olsa anayasa değişikliği paketini süratle geçirmeleri. Bu süreci çok daha rahatlatacaktır. Tıpkı olağanüstü halde olduğu gibi."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasa paketinin içeriği ile ilgili soru üzerine, "Onlarla beraber çalışacaklar. Ben de kendilerine bunu teklif etmiştim. Kısa bir paket de olsa bu çok çok isabetli olur. Bunu yaparken 79 milyonun cumhurbaşkanı sıfatıyla bu adımı attık ve şimdi de bunu istiyoruz ki taçlandıralım." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu akşam Sayın Başbakan ile de görüşecektim, şöyle bir teklifim var, 'Biz bu demokrasi nöbetini önümüzdeki hafta pazar günü (7 Ağustos) Yenikapı'da farklı bir şekilde ele alalım' diyorum. Taçlandıralım, orada yapalım. Orada bütün silahlı kuvvetlerimizin komuta kademesi, mehterimiz ve bu sürece katkıda bulunan sanatçılarımız, sporcularımızla bir arada olalım. Millet orada bir arada olsun. Tüm siyasi partilerimizin bütün lider kadrolarını da davet edelim, onlarla orada bir arada olalım ve böylece oradan tüm Türkiye'ye mesajımızı hep birlikte verelim." dedi.

Meydanlardaki demokrasi nöbetinin ne kadar süreceğiyle ilgili soru üzerine Erdoğan, Yüksek Askeri Şura Toplantısı'nın yapıldığını ve 48 saat içinde tüm emir komuta kademesinin devir teslim işlemini bitireceğini belirtti.

Bundan önceki dönemde devir teslimlerin 30 Ağustos'ta yapıldığını anımsatan Erdoğan, bugün jandarmayla ilgili düzenlemeyi de yaptıklarını, yarından itibaren görev yerine gidecek komutanların olduğunu, onların da bu işi 48 saat içinde bitireceklerini vurguladı.

- "Demokrasi nöbeti devam edecek"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu süreç çok önem arz ediyor. Bu akşam Sayın Başbakan ile de görüşecektim, şöyle bir teklifim var, 'Biz bu demokrasi nöbetini önümüzdeki hafta pazar günü (7 Ağustos) Yenikapı'da farklı bir şekilde ele alalım' diyorum. Taçlandıralım, orada yapalım. Orada bütün silahlı kuvvetlerimizin komuta kademesi, mehterimiz ve bu sürece katkıda bulunan sanatçılarımız, sporcularımızla bir arada olalım. Millet orada bir arada olsun. Tüm siyasi partilerimizin bütün lider kadrolarını da davet edelim, onlarla orada bir arada olalım ve böylece oradan tüm Türkiye'ye mesajımızı hep birlikte verelim. Normalleşme sürecinin hızlanması da ülkemiz için çok çok önemli."

Batı'da birilerinin zil takıp oynama gayreti içinde olduğunu dile getiren Erdoğan, "Türkiye'de ekonomi şöyle, böyle" dediklerini ancak olayın olduğu gün piyasaya 2,5 milyar doların Merkez Bankasından değil yastıkaltından çıktığına dikkati çekti.

- "Yeni bir kamu fonu oluşturulacak"

O gün Merkez Bankasının Döviz rezervinin 122 milyar dolar, bugün itibarıyla ise 125,3 milyar dolar olduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Onlar farklı beklenti içinde ama güçlenmeye devam ediyoruz. Aslında millet sadece darbenin karşısında durmadı. Millet aynı zamanda ekonomiye de el koydu. 'Bu ülke benim' dedi. Dolarlarını bozdurdu. Şu anda yapılan bazı istihbari bilgiler, değişik yerlerden gelen bilgiler, aslında 140 milyar dolar gibi yastıkaltı kaynağın olduğu söylenenler arasında. Gerçekten böyle bir kaynak varsa veya 140 trilyon, bu varsa bunun değerlendirilmesi de çok çok önemli. Şimdi yeniden bir adım daha atılıyor. Yeni bir kamu fonu oluşturulacak. Bu fon içinde özelleştirmede olan kaynaklardan tutun da değişik yerlerde gayrimenkul vesaire bu tür devletin elindeki kaynakların bir fona aktarılması istikametinde bazı adımlar. Şu anda Sayın Başbakan ile müzakere ettiğim ama henüz açıklanmayan bir çok kaynak var. Türkiye bu noktada çok çok iyi konumda. Bütün adımlar atılmak suretiyle bu süreci tetikleyecek gelişmeler var."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Ağustos'ta Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün açılacağını, köprünün bağlantı yollarının yapımının hızla devam ettiğini, köprü üzerinden geçecek hızlı trenin ihalesinin de yapılacağını anlattı.

Avrasya Tüneli'nin açılışının da 20 Aralık'ta yapılacağını, boğazın altından otomobille geçileceğini, Kanal İstanbul projesinin de dünyanın örnek önemli yatırımlarından olacağını vurgulayan Erdoğan, proje hazırlıklarının bittiği ve ihaleye doğru gidildiğini bildirdi.

Çanakkale Boğazı'nın da artık köprüyle geçilmesi için çalışmaların devam ettiğini belirten Erdoğan, bu projenin Edirne'den girip İstanbul'a uğramadan Anadolu'ya gidiş istikametini ciddi manada rahatlatacağını söyledi.

- "Herkes şu anda duruma hakim"

Köprünün, bir nevi Asya-Avrupa arasında bağlantıyı sağlayacağını, ayak aralığı uzun köprülerden olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

"Anadolu'daki çalışmaları daha da hızlandıracağız. Havaalanları, havalimanları bir taraftan devam ediyor. Bunlar zannediyor ki 'Tamam Türkiye çöktü'. Yok ya Türkiye çökmedi. Eskiden böyle bir olağanüstü hal ilan edildiğinde herkes bakkallarda, marketlerde ne var ne yok toplar, evine götürür, stoklardı. Ama şimdi böyle bir şey yok. Şimdi herkes tam aksine meydanlara koşuyor, kaçan yok. Hamdolsun tam aksine adeta meydanlarda festival gibi bir durum var. Geçen akşam 40'a yakın sanatçımız geldi, bizi ziyaret ettiler. Her akşam sağ olsun bir aradalar. Bu arada, yiyorlar, yediriyorlar, böyle de bir güzellik var. Ben bu milletime çok çok teşekkür ediyorum. Bu milletimle ne kadar iftihar etsek, ne kadar gururlansak azdır. Böyle bir millet yok. Alnından öpülesi bir millet. Rabbim milletimin birliğini, beraberliğini ve kardeşliğini bozmasın."

Erdoğan, "Gelecek haftaya kadar vatan nöbetleri devam ediyor diyebilir miyiz?" sorusu üzerine "İsabetli olur. Fevkalade bir durum olmayacak evelallah. Herkes şu anda duruma hakim. Hiç kimse endişe etmesin. O heyecanı yaşasınlar. Bu heyecanı her zaman yaşamıyorlar. Adeta ramazan havaları devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Şimdi bazıları bu üst aklın Fetullah Gülen olduğunu söylüyor. Olur mu ya? Öyle akıllı değil o. Öyle bir durum söz konusu değil. O tam bir maşa, onun üstünde bir üst akıl var." dedi.

FETÖ'nün darbe girişiminde bir üst aklın, siyasi ayağının olup olmadığı yönündeki soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar yavaş yavaş çıkıyor, çıkacak, bundan endişemiz yok." şeklinde konuştu. Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bunun siyasi ayağı vardır, yoktur, onu tartışırsak doğru olmaz diyorum. Ama biliyorsunuz Türkiye siyasetinde birçok adımlar atıldı. Ama hepsinde bir üst akıl olduğunu bilmemiz lazım. Şimdi biz bu bir üst akıl dediğimiz yerden... Şimdi bazıları bu üst aklın Fetullah Gülen olduğunu söylüyor. Olur mu ya? Öyle akıllı değil o. Öyle bir durum söz konusu değil. O tam bir maşa, onun üstünde bir üst akıl var. Onu Amerika'ya götürenler, buradan, yargıdan onu çıkarıp kaçıranlar, şimdi bunların bu dönemde ortaya çıkacağına ben inanıyorum ve oradaki bu çalışmalar bir kenara konulamaz."

"Şuraya gelirse değerlendiririz, buraya gelirse değerlendiririz." şeklinde birtakım talepler olduğunu belirten Erdoğan, bu süreçleri çok iyi takip edeceklerini ve bu üst aklın kim olduğunun da bu süreç içerisinde ortaya çıkacağını umduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

"Biz kendimize göre bazı şeyleri düşünmüyor değiliz. Ben inanıyorum ki sizler de medya dünyasının düşünenleri, köşe yazarları olarak, sizler de bir kanaat edinmişsinizdir, sizlerde de bu kanaatler vardır ama bir üst akıl var, bunu bilmemiz lazım ve bu üst akıl bunu kullanırken, Türkiye'de bu işin askeri ayağı var, tamam. Ticari ayağı var, tamam. Hepsi şu anda yargılanıyor malum, kuruluşlarıyla, dernekleriyle vesaire, eğitimde çok ciddi adımlar attılar. Şimdi bunların hepsi ne oldu, toplandı, toplanıyor. Süratle dağılımları yapıldı, yapılıyor. Ama bunların tek başına siyasi ayakları yoktu, o siyasi ayak noktasında bir adım attılar ama onda başarılı olamadılar. O hesap farklıydı. İçeri girmek suretiyle başaramadılar. Bizim de içimize girdiler ama tabii sayıları çok cüziydi. Ne oldu? Malum süreç içerisinde hemen 17-25, kaçıp gittiler, burada değiller. Ama başka adımlar attılar, diğer siyasi partilere destek verdiler, bunları yaptılar. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bunu yaptılar. Ama daha sonra 'artık' dediler, 'Biz içeriden bu işi yaptık, yaptık yapamadığımız takdirde kendi oluşumumuzu sağlayalım'. Son iki saldırıya geldiler ki işte şimdi şu olay, şu darbe girişimi artık onların ben inanıyorum ki bu gücünü de yok etti."

- "Türkiye'yi bundan sonra nasıl bir süreç bekliyor?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'yi bundan sonra nasıl bir sürecin beklediği sorusunu da yanıtladı.

Erdoğan, "Benim bütün temennim, 15 Temmuz inşallah bizim için bir milat olur, yeni bir başlangıç olur ve ülkemizde azami müşterekler olmasa da asgari müşterekleri çoğaltalım. Hele hele azami müştereklerimizin olduğu yapılarla bu işi geliştirmek, olmuyorsa asgari müştereklerle bu adımı atmak ve böylece biz Türk milletinin, bu vatanın çıkarını en öne alıp böylece geleceğe yürümeliyiz." diye konuştu.

- 2023'te kişi başı 25 bin dolar...

Birlik, beraberlik ve dayanışma içerisinde olunması durumunda Türkiye'nin aşamayacağı engel bulunmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir durumda kişi başı 15 bin dolar milli gelir hedefinin yakalanacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine aynı durumda 2023’te de 25 bin dolar hedefinin yakalanabileceğini, bunun için de bu birlikteliğin korunması, muhafaza edilmesi ve demokrasiye sahip çıkılması gerektiğini söyledi.

Tüm bunların kendileri için önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, "Parlamentoda o atılan bombalar karşısında tüm partiler demokrasimize orada nasıl sahip çıktıysalar, bu meydanlara toplanan milletimiz şu anda demokrasisine nasıl sahip çıktıysa, bunu geleceğe yönelik de şu A partisi, B partisi... Tamam biz partimizi, düşüncelerimizi kendimize saklayalım ama öyle de ortak değerler vardır ki bu konularda da lütfen birbirimizi engellemeyelim." ifadesini kullandı.

- Taksim Meydanı

Erdoğan, birilerinin rahatsız olabileceğini ancak buradan bir mesaj vermek istediğini belirterek, şunları dile getirdi:

"Bu benim içimde kanayan bir yara. Nedir bu? Mesela, Taksim’de şu anda Taksim Kışlası'nın olduğu yer. Burada tarihi bir eser var. Bunun bütün rölövelerini çalıştım, çıkardım. Burada muhteşem bir eser var. Bu muhteşem eseri biz oraya diktiğimiz anda, şu anda onunla ilgili olarak gösteri, şu bu yapanların hepsi inanın onun önünde gelip resim çektirecekler. Tıpkı Roma’da olduğu gibi. İki; şu anda AKM, görüyorsunuz bir ucube. Uzun zamandır kullanılmıyor. Ben diyorum ki mimarlarıyla görüşmeleri de arkadaşlarım zaten yaptılar, biz oraya muhteşem bir opera binası hazırlayalım. Türkiye'de şimdi bir opera binamız var, burası işte. Şimdi kongre kültür merkezi biliniyor ama burası operadır aynı zamanda, o özelliğe de sahip güzel bir bina oldu. 2 bin 30 kişilik bir salon ve İstanbul’da da diyoruz bunu yapalım. Çok güzel mimari çalışmalar yapıldı. Oraya da o muhteşem eseri yapalım ve önünden de trafiği kaldıralım Gümüşsuyu’ndan gelip Mete Caddesi'nden, yerin altından Ceylan Oteli'nin oradan çıkışını yapacak şekilde, Taksim Meydanı’nın tamamını tamamen yayalaştıralım."

Dünyada tüm ülkelerin meydanlarıyla övündüğünü hatırlatan Erdoğan, İstanbul'da sadece Yenikapı ve Maltepe'de meydan bulunduğunu hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bir de şehrin göbeğinde, eskiden Sultan Ahmet derdik, Beyazıt derdik ama oraları şimdi kullanamadığımıza göre Taksim Meydanı’nı çok daha ferah çok daha huzurlu bir meydan haline getirebiliriz." açıklamasını yaptı.

- "Oraya çok farklı bir güzellik katacaktır"

Üçüncü olarak Maksem denilen bir yer olduğunu bildiren Erdoğan, o bölgede bir cuma mescidi bulunmadığını söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Oraya da çok çok güzel bir cuma mescidi inşa edelim ve bu üç eserle Taksim Meydanımızı taçlandıralım. Bundan kimse rahatsız olmasın. Birisi taş kışla, bu bir şehir müzesi veya bir tarih müzesi de olabilir. Müzeyle ilgili orada enstrümanlar satılır veya tarih müzesiyle buna yönelik kitaplar, şunlar bunlar... Buna benzer şeyler satılır. Ama öbür tarafta opera binası çok büyük bir açığı kapayacaktır. Öbür tarafta o ibadethaneyle de bütün orası en hareketli yer... Orada bir mescit çok berbat bir konumdadır, yani yakışır bir şey değil. Bize yakışmıyor, onun orada yapılması da inanıyorum ki oraya çok farklı bir güzellik katacaktır. O mescidin altı da yine gayet güzel bir şekilde ne bileyim kitabevleriyle bunun yanında orada hat, tezhip buna benzer eserlerin de teşhir edildiği, satıldığı belki bir orada sergi salonu falan o tür şeyler de kurulabilir. Böyle bir imkanı orada sağlarsak, Taksim çok daha farklı meydana gelebilir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, meydanlardaki demokrasi nöbetinin hayırlara vesile olmasını dileğinde de bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Joseph Votel'in darbeci askerlere yönelik sözlerine ilişkin, "Haddini bildirmediğiniz zaman bunlar kendilerini haklı moduna koyuyor. Bir defa senin stratejik ortağın benim. NATO'da benimle berabersin ve önemli bir görevdesin ve bu bölgede CENTCOM'un başındasın. Sen kalkıp da niçin Türkiye'deki muhataplarından birisiyle görüşmüyorsun." dedi.

ABD Genelkurmay Başkanı General Joseph Dunford'un, Türkiye'ye ziyaretine ilişkin soru üzerine Erdoğan, Dunford'un pazartesi günü Türkiye'ye geleceğini belirtti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Votel'in sözlerini de değerlendiren Erdoğan, bu kişinin darbeci askerlere ilişkin sözlerinden geri adım attığını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle çıkış yapanlara hadlerini bildirmek gerektiğini ifade ederek, "Haddini bildirmediğiniz zaman bunlar kendilerini haklı moduna koyuyor. Bir defa senin stratejik ortağın benim. NATO'da benimle berabersin ve önemli bir görevdesin ve bu bölgede CENTCOM'un başındasın. Sen kalkıp da niçin Türkiye'deki muhataplarından birisiyle görüşmüyorsun." diye konuştu.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın da bu konuyu Dunford'la ayrıca görüşeceğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

"Tüm mesele bu durumu düzeltmek. Bu işin en ideal düzeltmesi nedir? Bu adamı teslim etmeleridir. Yani Fetullah Gülen'in bir defa Türkiye'ye teslim edilmesidir. Çünkü siz bizden ne talep ettiyseniz bugüne kadar hep verdik. Şimdi biz size böyle bir talepte bulunuyoruz. Diyoruz ki 'Bu adam bizim ülkemizi, darbe girişiminde bulunmak suretiyle kana buladı.' Bir numaranın Fetullah Gülen olduğundan zerre kadar endişem yok. Bakın 20 sene, 15 sene, 10 sene önce böyle söylenseydi, böyle düşünmezdim. 3-4 yıl öncesine kadar bile inanın ben bu kadarını beklemiyordum, bu kadarını düşünmüyordum. Ama ne yazık ki ciddi manada burada bir yanılgıya düşmüşüz. Allah bizi affetsin."

- "Türkiye'nin kontra propagandaya girmesi gerekiyor"

Fetullah Gülen'in iadesi için ABD'ye heyet gönderilmesi hakkındaki soruyu yanıtlarken Erdoğan, bu konuyla ilgili ABD'nin sürekli bilgi ve belge istediğini ifade ederek, "Ben de Başbakandan süratle Adalet ve Dışişleri Bakanımızı... Ben de Cumhurbaşkanlığından bir iki tane özel temsilcimi vereyim birlikte gitsinler ziyaret etsinler. Oradaki muhataplarıyla bu görüşmeyi yapsınlar ve olayları şu anda hazırladığımız görüntüleri adeta bir belgesel olarak İngilizcesini sunalım." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu girişimin diğer ülke yetkilileri tarafından da anlaşılması için görüntüler ve olayla ilgili bilgilerin Fransızca'ya çevrilerek Afrika'ya, Arapça olarak Ortadoğu ve Körfez ülkelerine gönderileceğini dile getirerek, Türkiye'nin dünyada adeta bir kontra propagandaya girmesi gerektiğine dikkati çekti.

Türkiye'nin gelişmesini hazmedemeyenlerin aleyhte propaganda çalışmaları yaptığını aktaran Erdoğan, "Biri burada darbe yapıyor ve bu darbe neticesinde benim bunca şehidim var, 3 bine yakın yaralım var. Sen benim bu şehitlerimi, yaralılarımı görmeyeceksin, kalkıp ondan sonra yok 'İşkence yapılıyor.' diyeceksin. Burada karşılıklı vuruşmalar var. Bütün bu vuruşmaların içerisinde her şey olabilir ama sen bunu kalkıp işkence diye değerlendiremezsin. Senin elindeki delilin ne, belgen ne, neye göre bunu söylüyorsun?" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sözde sivil toplum örgütlerinin Guantanamo gibi birçok suçun işlendiği yerle ilgili herhangi bir yayınının da olmadığına işaret etti.

- "Bu millet bütün cephelere yeter"

Erdoğan bir başka soru üzerine terörle mücadele edildiğinden kimsenin şüphe duymaması gerektiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "8 şehidimizden bahsedildi, aldığım rakama göre 38 terörist de etkisiz hale getirildi. Şu anda oradaki askerimiz bu işi, bu süreci takip ediyor. Şimdi 48 saat içerisinde tüm komuta kademesi hemen görevinin başında olacak. Dolayısıyla şu andan itibaren görevinin başına gitmiş olan komutanlarımızın olduğunu biliyorum. Pazartesi gününden itibaren herkes işinin başında olmuş olacak." diye konuştu.

Erdoğan, görevlendirmelerle ilgili yakın takipte olacaklarını dile getirerek, operasyonlardan zerre taviz vermeden bu süreci devam ettireceklerini vurguladı.

Bu süreçten çok farklı ve fazla dersler çıkarıldığının altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunun hesabını da çok farklı soracağız. FETÖ'cülerden de PKK'sından da PYD'sinden de YPG'sinden de DAEŞ'inden de... Bu mücadeleyi yaparak kaç cephe olursa olsun, bu millet bütün cephelere yeter. Evelallah güvenlik güçlerimiz bütün cephelere yeter. Bu tasfiyeler mücadelemizi daha da güçlendirdi. Niye? Çünkü onlar adeta bir kanser virüsü gibi her yerdeydiler. Hain içinizde olduğu zaman bir defa mücadele gücünüzü engelliyor. Bu süreç içerisinde kaç tane generali ayırdık. Şu anda içeride olanlar malum, zaten sayı itibarıyla belli ve gelen yeni albaylardan, sınıf subaylarından general olanlar ile kurmaydan general olanlara baktığınız zaman neredeyse eşit sayıda. Bu da ayrı bir denge, ayrı bir heyecan."

- "İşin aslı tuğ-tüm kademesidir"

Erdoğan, "Darbe girişimine katılanların hangi kademede olduğuna dair bir istatistik var mı?" sorusuna karşılık yargılamaların devam ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çok açık, net bir şey söyleyim ki bu işin aslı tuğ-tüm kademesidir. Ağırlıklı bu kademedir. Yukarıya gittikçe bu iş minimize olan bir noktadadır." dedi.

Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi açılışında söylediği, "Mazlumlar üzerine oynanan oyunları bozacağız." sözüne dair soruyu Erdoğan, "Tüm dünya mazlumlarının üzerine oynanan oyunları Türkiye'den kopuk düşünmek yanlıştır." şeklinde yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu olayların hepsinin Türkiye ile alakalı olduğunu, dünya mazlumlarının yanlarında sadece Türkiye'nin durduğunu vurguladı.

Türkiye'deki darbe girişiminin dünyanın bir çok noktasında protesto edildiğine işaret eden Erdoğan, "Böyle bir darbe girişimine dünyanın hiçbir yerinde, hangi düşünceden olursa olsun, malum düşünce hariç, onun yanında bir düşünce daha var. Bunun dışında kimsenin eyvallahı yok. Kimse buna müdahale etmiyor. Çünkü Türkiye asla böyle bir girişime layık bir ülke değildi. Yanlış yaptılar ve bunlar maalesef attıkları bu adımla kendilerini çok kötü ele verdiler. Şimdi de bunun bedelini ödüyorlar ve ödeyecekler." diye konuştu.

- "Allah'ın tuzağı en hayırlısıdır"

"Peki bu yanlış adımı neden attılar?" sorusunu yanıtlarken Erdoğan, Kur'an-ı Kerim'deki bir ayetten alıntı yaparak, "Bütün hepsinin tuzağı vardır ama Allah'ın tuzağı en hayırlısıdır." cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, darbe girişiminde bulunanların bu hayırlı tuzağa düştüğünü, darbeyle ilgili 40 yıllık çalışmalarının 12 saatte bitirildiğini dile getirdi.

Bu yapının hala temizlenmediğini anlatan Erdoğan, rehavete kapılmadan, titizlikle çalışmaların devam etmesi gerektiğini bildirdi.

AA