Advertisement

Euro Bölgesinin üçüncü büyük ekonomisi konumundaki İtalya, borç krizini atlatmaya çalışırken bir yandan da farklı nedenlerle ortaya çıkan siyasi krizlere sahne oluyor.

Ülkede özellikle son 5 yılda çeşitli gerekçelerle istifa etmek durumunda kalan başbakan ve hükümetlere bakıldığında, siyasi istikrarsızlıkta istikrar dikkati çekiyor.

1946’da yapılan referandumla cumhuriyeti benimseyen İtalya’da aradan geçen 70 yılda 63 hükümet görev yaptı. Renzi sonrası dönemde ülkedeki seçim yasasını düzeltmek üzere bir geçiş hükümeti kurulması ihtimali öne çıkarken, bir yandan da yıl başına düşen hükümet sayısı bire yaklaşıyor.

2011 yılında, Silvio Berlusconi liderliğindeki merkez sağ hükümeti, 2012’de ise Mario Monti liderliğindeki teknokrat hükümet istifa ederken, 2013’te olağan genel seçimlerin ardından uzun süre hükümet kurulamaması, 2014’te Enrico Letta liderliğindeki koalisyon hükümetinin istifası ve son olarak 2016’da anayasa referandumunda alınan yenilgi sonrası gelen Renzi’nin istifası son yıllardaki siyasi istikrarsızlığı gözler önüne seriyor.

Bu 6 yıllık süre zarfında ülkede, sadece 2015 yılında herhangi bir hükümet krizi yaşanmadı.

- 2008’den beri seçilmiş başbakan yok

Matteo Renzi’nin istifası ve yeni bir hükümet ihtimalinin gündeme gelmesi akıllara bir başka gerçeği daha getirdi.

İtalya’da başbakanlık için adaylığını koyarak milletvekili seçimlerine giren bir ismin seçimi kazanıp, başbakan olduğu son seçim 2008 genel seçimleri olarak dikkati çekiyor. O tarihte merkez sağın başbakan adayı olan Silvio Berlusconi, galip gelerek hükümeti kurmuştu. 2008’de kurulan o hükümet 2011 yılına kadar görevde kalmış ancak borç krizine saplanan ülkenin kriz mücadelesine zamanında etkin müdahalede bulunamadığı için baskılar nedeniyle 2011 yılında yerini, dönemin Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano tarafından dışarıdan atanan Başbakan Mario Monti ve teknokrat kabinesine bırakmıştı.

Monti ve teknokrat kabinesi ülkeyi, olağanüstü mali önlemler eşliğinde 2013’teki olağan genel seçimlere götürmüş fakat, bu seçimleri kazanan merkez solun lideri ve başbakan adayı Pier Luigi Bersani, tek başına iktidar olacak çoğunluğu bulamayınca istifa etmek durumunda kalmıştı. Bersani’nin yerine, Cumhurbaşkanı Napolitano, yine merkez soldan Enrico Letta’ya geniş katılımlı koalisyon kurma görevi vermiş ve Letta hükümeti, 28 Nisan 2013’ten 21 Şubat 2014’e kadar olan 10 aylık sürede görev yapmıştı. Ardından Letta, partisinin Matteo Renzi’yi tercih etmesi nedeniyle görevden ayrılmak zorunda kalmıştı.

Renzi hükümetini 22 Şubat 2014’te kurarak Letta’dan görevi devralırken, pazar günkü referanduma kadar görevde kalarak toplamda 1019 gün iktidarda kaldı.

41 yaşındaki Renzi, bu haliyle 2008’den bu yana en uzun süre iktidarda kalan ikinci lider olarak dikkati çekiyor. 2008-2011 yılları arasında görev yapan 4. Berlusconi Hükümeti ise 1283 günle ilk sırada yer aldı.

- Seçilmeden 1000 gün başbakanlık

2013 yılındaki parlamento genel seçimleri öncesinde Demokrat Partide (PD) liderlik yarışına giren ancak Pier Luigi Bersani karşısında kaybeden dönemin Floransa Belediye Başkanı Renzi, bir süre ulusal bazda siyaset sahnesinden geri çekilmişti.

Bersani’nin seçimlerde tek başına iktidarı yakalayamaması üzerine PD içinden Enrico Letta liderliğinde geniş koalisyon hükümeti kuruldu. Bu sırada, parti liderliğini ele geçiren Renzi, bir müddet sonra Letta ile aralarındaki anlaşmazlığın derinleşmesini gerekçe göstererek, parlamentonun her iki kanadında en fazla sandalyeye sahip olan partisinin kararıyla Letta hükümetinin yerine yeni hükümeti kurdu. Böylece Renzi, seçime girmeden başbakanlık koltuğuna oturdu.

Yeni Merkez Sağ Partisi ve Sivil Seçim ile koalisyon iktidarına liderlik eden Renzi, dün açıkladığı istifasına kadar toplamda 1019 gün iktidarda kaldı.

Renzi, son 70 yılda 63 hükümet gören ülkede, 1019 günü kesintisiz iktidarda geçiren 4. başbakan durumunda.

- "Büyük değişiklikler, hükümetlerin sürekliliğine yardımcı olmuyor"

Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan La Stampa gazetesinin kıdemli muhabirlerinden Fabio Martini, İtalya’da sık aralıklarla hükümet değişimlerini ülkenin karakteristik bir özelliği olarak tanımladı. Martini, son yıllarda bu kadar sık aralıklarla hükümet değişse de ülkede bir şekilde istikrarın olduğunu söyledi. Martini, “Tabii ki istikrarlı hükümetler çok daha iyi olur. Büyük değişiklikler, hükümetlerin sürekliliğine yardımcı olmuyor.” dedi.

Martini, Renzi hükümetinin 2,5 yılda birçok reform yaptığını belirtti ve “Başka hiçbir hükümet kısa zamanda bu kadar sosyal düzenlemede bulunmamıştı.” ifadesini kullandı.

Martini, referandumda resmi sonuçları beklemeden Renzi’nin istifa edeceğini açıklamasını siyaseten doğru bir adım şeklinde değerlendirirken, genç politikacının bundan sonraki amacının partisinin lideri ve başbakan adayı olarak bir sonraki seçime girmek olacağını sözlerine ekledi.

AA