Advertisement

Türkiye ekonomisi 2017'de yüzde 7,4 ile 2011 yılından bu yana en yüksek büyüme orana ulaşırken, G20 ülkeleri içinde en hızlı büyüyen ekonomi oldu.

Türkiye ekonomisinin 2017 gerçekleşmesi ve 2018 beklentilerine ilişkin değerlendirmeler yapan AA Finans Analisti ve ekonomist Haluk Bürümcekçi yılın son çeyreğinde milli gelir büyüme oranının yüzde 7,3 ile beklentinin üzerinde gerçekleştiğini belirtti. 2017'de büyümenin yüzde 7,4 ile 2011 yılından bu yana en güçlü büyüme oranına işaret ettiğini söyleyen Bürümcekçi, "Ancak dolar bazında milli gelir 852 milyar dolar ile 857 milyar dolar düzeyindeki 2016 yılı hasılasının altında kaldı." dedi.

Son çeyrekte stok artış katkısının belirgin sıçradığını ifade eden Bürümcekçi, net dış talebin büyümeyi aşağı çektiğini vurguladı.

Gayrisafi sabit sermaye oluşumunda makine-teçhizat yatırımlarında toparlanmanın devam ettiğine dikkati çeken Bürümcekçi, "Önümüzdeki dönem görünümünü ele aldığımızda, ilk sinyaller büyüme eğiliminin 2018 yılının ilk çeyreğinde gücünü koruduğuna işaret etmişti. Ekonomi yeni yıla potansiyelinin üzerinde başladı. Bu bağlamda, 2018 yılı için yüzde 4 seviyesinde olan büyüme tahminimiz üzerindeki risklerin yukarı yönde olduğunu düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.

"G20 ülkeleri içinde en hızlı büyüyen ekonomiyiz"

Turkey Macro View Consulting Yönetici Direktörü İnanç Sözer de Türkiye ekonomisi hem 2017'nin son çeyreğindeki yüzde 7,3 ile hem de yıl genelindeki yüzde 7,4 büyümesi ile G20 ülkeleri içinde en hızlı büyüyen ekonomi olduğunu söyledi.

Reel olarak eşsiz büyüme başarısına rağmen, TL'deki belirgin değer kaybı nedeniyle dolar bazında milli gelirin 2017'de 2016'daki 862,7 milyar dolardan 851,0 milyar dolara gerilediğini belirten Sözer, 2017'de hizmet sektörünün yüzde 10,7 ile büyümenin sürükleyicisi olduğuna dikkati çekti.

Sözer, inşaat ve sanayi sektörlerinin yüzde 9 büyüdüğünü, tarımda ise büyümenin yüzde 4,7 ile kısmen sınırlı kaldığını ifade etti.

Genişlemeci maliye teşvikleri ve ana ticaret ortaklarındaki canlanma sayesinde genele yayılan bir toparlanma kaydedilen 2017'nin ardından 2018'de beklentilerin bir miktar yavaşlamayla yüzde 4,5 civarında büyümeye işaret etmesinin makul karşılanması gerektiğini vurgulayan Sözer, "Makroekonomik istikrarı iyileştirmeye odaklanan politika bileşimi uygulamalarının belirginleşmesi halinde, sürdürülebilir büyümeye doğru ulaşılabilecek ve mevcut aşırı değersiz TL'de normalleşme süreci başlayabilecektir. Halihazırda ana kırılganlık noktası olan enflasyonu biran önce tek haneye çekemezsek zorlu küresel ve jeopolitik zorluklara rağmen reel olarak kaydedilen yüzde 7,4'lük eşsiz bir büyüme başarısına rağmen, dolar bazında milli gelir sınırlı da olsa gerilemeye devam edebilir."

"Yılı güçlü büyüme ile tamamladık"

Halk Yatırım Araştırma Direktörü Banu Kıvci Tokalı ise yeni sanayi üretim verilerinden sonra, üretim ve sanayinin katma değer gelişimi arasındaki farklılaşmanın önemli oranda azaldığını belirtti. Geçen yılın son çeyreğinde, sanayi üretiminin altında bir katma değer artışı görüldüğünü ifade eden Tokalı, birinci ve üçüncü çeyrek büyüme oranlarında hafif yukarı revizyonlarla, Türkiye ekonomisinin 2017'yi yüzde 7,4'lük güçlü bir büyüme oranıyla tamamladığını söyledi.

Özel tüketim harcamalarının ön planda olduğu büyüme modelinde, yatırım harcamalarında da toparlanmanın dikkati çektiğini vurgulayan Tokalı, kamu harcamalarının desteği devam ettiğini, net ihracatın negatif etkisinin son çeyrekte belirginleştiğini dile getirdi.

Tokalı, bu yılın ilk çeyreğinde de bunun devam edebileceğini belirterek, "Bu yıla ait yüzde 4'lük büyüme tahminimizi koruyoruz." dedi.

"Hem özel sektör hem de kamunun tüketim talebi çok güçlü"

QNB Finansinvest Başekonomisti Burak Kanlı, iktisadi faaliyetteki güçlü seyrin dördüncü çeyrekte de devam ettiğini belirterek, "Önceki çeyreğe kıyasla yatırımlar bir miktar yavaşlasa da dördüncü çeyrekte hem özel sektörün hem de kamunun tüketim talebi çok ama çok güçlüydü." dedi.

İhracatın da çok güçlü bir seyir içinde olduğunu ifade eden Kanlı, şunları kaydetti:

"Ne var ki güçlü talep ithalat talebinde son yıllarda görmediğimiz hızda artışa yol açmış durumda. İktisadi faaliyet yıl boyunca çok güçlü seyrederek 2017 büyüme oranını yılın başında öngörülenden çok daha yükseğe yüzde 7,4' taşıdı. Ancak bunun yan etkilerini, yükselen faizler ve enflasyon, adeta uçuşa geçen cari açık ve benzer ülke para birimlerine göre zayıf seyreden TL olarak gördük. Önümüzdeki dönemde Türkiye ekonomisi için normalleşme zamanı. Bu da büyümenin potansiyel büyümeye doğru ılımlılaşması şeklinde olacaktır."

"Teşviklere bağlı olarak büyümede yukarı yönlü revizyona gidebiliriz"

İş Yatırım Araştırma Bölüm Yönetmeni Muammer Kömürcüoğlu, Türkiye ekonomisinin geçen yılın son çeyreğinde beklentilerle uyumlu bir büyüme performansı yakaladığını belirtti.

Büyümede en büyük katkının önceki çeyrekte olduğu gibi iç tüketimden geldiğine dikkati çeken Kömürcüoğlu, yatırım cephesinde bir ivme kaybı olsa da makine-teçhizat kaynaklı yatırım desteğinin sürmesinin iyi haber olduğunu söyledi.

Kömürcüoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Madalyonun diğer yüzünde ise iç talepteki güçlü seyrin neden olduğu güçlü ithalat artışı var. İthalattaki seyir 2018 yılı açısından da önemli olacak. Cari açığa bu cepheden ilave baskı gelebilir. Yılın toplamına bakıldığında ise Türkiye'nin yüzde 7,4 ile gelişmekte olan ülke emsalleri arasında en yüksek büyümeyi yakaladığını görüyoruz. Geçen yıl büyümesinde bir önceki yılki düşük büyümenin (yüzde 3,2) yarattığı baz etkisi, başta Kredi Garanti Fonu (KGF) olmak üzere ekonomiyi destekleyen teşvikler ve ihracat etkili oldu. Bu yıl teşvik paketlerinin katkısının azalması ile büyümede ivme kaybı bekliyoruz. Ancak dün Başbakan Binali Yıldırım'ın bahsettiği 2018 yılı eylem planı çerçevesinde büyümeyi destekleyici teşviklere bağlı olarak büyümede yukarı yönlü bir revizyona gidebiliriz."

"Yüksek seyreden ithalat sebebiyle net dış talep büyümeyi 3,.1 puan düşürdü"

ÜNLÜ&Co Ekonomisti Esra Şimşek, Türkiye ekonomisinin beklentileri aşarak 2017'nin son çeyreğinde yüzde 7,3, yıl genelinde yüzde 7,4 büyüdüğünü belirterek, "Böylece 2011 yılından bu yana en güçlü büyüme oranına ulaşıldı." dedi.

Son çeyrekte büyüme oranına katkılara bakıldığında hanehalklarının nihai tüketiminin (+4,1 puan) en yüksek katkıda bulunmaya devam ettiğini bildiren Şimşek, devletin nihai tüketim harcamalarının (+1,1 puan) güçlü seyrettiğini söyledi.

Şimşek, böylece toplam tüketim harcamalarının son çeyrekte büyümeye 5,2 puan gibi güçlü bir miktarda katkı sağladığını vurguladı.

Yüksek seyreden ithalat sebebiyle net dış talebin büyümeyi 3,1 puan düşürdüğüne dikkati çeken Şimşek, şunları kaydetti:

"Yüksek ithalatın ve negatif dış talebin büyümeye olumsuz etkisinin 2018'de de devam etmesini bekliyoruz. Gayrisafi sabit sermaye oluşumunda ise makine-teçhizat yatırımlarında büyüme yıllık yüzde 8 ile son çeyrekte güçlü kaldı. Bu da uzun vadeli büyümenin gücü açısından olumlu bir tablo çizdi. GSYH büyümesi ilk çeyrekte sanayi üretimi ve diğer öncü göstergelere bakıldığında olumlu bir görünüm sergiledi. Öte yandan 2017'nin yarattığı yüksek baz etkisi ve kredi hacmindeki düşüşün büyümeye olumsuz etki edeceğini düşünüyoruz. 2018 büyüme beklentimizi yüzde 4,7 olarak belirliyoruz."

"Süper teşviklerle sermaye oluşumunda ivmelenme görmek mümkün"

İntegral Yatırım Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu Türkiye'nin 2017'yi diğer gelişmekte olan ülke ekonomilerine göre etkileyici bir büyüme rakamı ile üst sıralarda tamamladığını belirtti.

Bu büyümede devlet teşviklerinin büyük etkisi olduğunu ifade eden Turşucu, "2018'de aynı tempoda büyüme rakamı beklenmiyor. Diğer yandan mevcut yüksek faizlerle bu seviyede bir büyümeyi ilginç buluyoruz. Bu ekonominin kendi haline bırakılmadığını göstermekte. Ayrıca yüksek büyümenin yüksek cari açık yarattığını bir kez daha görmekteyiz. 2018'de de devlet destekleri zaman zaman devam edebilir. Süper teşviklerle birlikte sermaye oluşumu tarafında ivmelenme görmek mümkün. Ancak mevcut faiz seviyeleri, TL'deki değer kayıpları büyüme üzerinde belirsizlik yaratabilir." değerlendirmesini yaptı.

AA