Advertisement

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin Kızılcahamam kampında partililere seslendi.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:

 Türkiye tarihinin en büyük ekonomik saldırılarından birine maruz kalmasına rağmen, 2 aya kalmadan durumu kontrol altına aldık. Bunu söyleyerek asla sorumluluktan kaçmaya çalışmıyoruz. Yaptığımız bir durum tespitidir. Ekonomide sorunlarımız yok tabi ki var. Seçimlerden sonra zaten reformlara başlamıştık. Ancak bu durumla yaşadıklarımız arasında öyle büyük bir oransızlıkvar ki işin içinde başka şeyler arıyoruz. Şu gerçeği aklımızdan çıkarmamalıyız. Her kriz beraberinde fırsatları da getirir. Devlet yönetimi olarak bu krizin üstesinden gelebilmek için çalışıyoruz. Bizler göreve geldiğimizde ülkenin durumu ekonomik olarak neydi? O krizden aldığımız Türkiye'yi nereye getirdiğimizi unutmayın. Biz bu işin nedenini de tedavilerini de biliyoruz. O yüzden kısa süre içerisinde toparladık.

Özel sektörümüz bu krizi fırsata çevirebilir. Yeniden toparlanma ve yükseliş dönemine girdiğimizi görüyorum. Bazıları işi fırsatçılığa çeviriyor. Döviz kuruyla alakası olmayan sektörlerde anlamsız fiyat artışları yapıldığı haberini alıyoruz. Bunun adı fırsatçılıktır. Milletimizi fırsatçılara teslim etmeyeceğiz bunu böyle bilsinler. Bunlarla mücadele edeceğiz ve gereken yaptırımları yapacağız. Bizim ekonomi reçetimizde üretim vardır, tasarım vardır.

Son günlerde finansal danışmanlık şirketi alınan bir şirket üzerinden yapılan tartışmalar ülkemizi aynı cendereye sokma gayretidir. Hiç kimse Türkiye'yi yeniden uluslararası kuruluşların boyunduruğu altına sokamaz. Ana muhalefetin başındaki zat şunu iyi bilsin, bayrağımızın dalgalanması, ezanımızın susmaması konusunda ne kadar kararlıysak bu konuda da o kadar kararlıyız.

Biz geldiğimizde, IMF'e olan borcumuz 23 milyar dolardı. 2013'te bunu sıfırladık. Biz yeniden bu tırmanışı inşallah devam ettireceğiz. Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlığın olmayacağını çok iyi biliyoruz. Kendi ayakları üzerindeki Türkiye'ye kimse yeniden diz çöktüremeyecektir.

"FİKRİ DANIŞMANLIK BİLE ALMAYACAKSINIZ DEDİM"

Bu zat (Kemal Kılıçdaroğlu) ücreti mukabil tutulmuş bir danışmanlık şirketi üzerinden aklı sıra bizi köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Tüm arkadaşlarımıza söyledim, bunlardan fikri danışmanlık bile almayacaksınız dedim. Gerek yok, biz bize yeteriz. Bu zata değil ama bu zatın hezeyanlarıyla aklı karışmış olan varsa izah etmek isterim. Evet, bir dönem Türkiye herşeyini Amerika'ya teslim etmiştir. Ama bu tek parti CHP ve milli şef İnönü dönemidir. Tek parti CHP'si tutmuş yapılan tüm fabrikaların kapısına kilit vurmuş. Savunma sanayi girişimlerini teker teker boğmuştur.

2013'te biz borcu sıfırladık ve Türkiye'yi bu sıkıntıdan kurtardık. Son yaşanan hadiseler Türkiye'yi belki bir parça sarsmıştır ama asla yıkamamıştır. Çünkü bugünkü Türkiye ne 94'ün ne de 2001'in Türkiye'sidir. Turizmde tarihimizin en başarılı sezonunu geride bırakıyoruz. 40 milyon turisti ağırlıyoruz. Daha da artacak. Uluslararası yatırımcıların ilgisi, tüm fırıldaklara rağmen devam ediyor. Çok önemli temaslar var. Yakında bu müjdeleri inşallah paylaşacağız. Milletimiz geleceğine umutla bakıyor. Yaşananların geçici bir türbülans olduğunu çok iyi biliyor ve iktidarına güveniyor. Böylesine dönemlerde ülkelerin paradan çok morale ihtiyaca vardır. Böyle bir dönemde Türkiye'nin ABD'ye teslim olduğunu söylemek iş bilmezlik değilse ihanettir.

Son Almanya ziyaretinde 5 yıl 10 aya mahkum olan bir gazeteci vardı ya. Kaçtı oraya, orda da rahat durmadı. Bize haber gelince dedik ki, bizimle beraber orada bulunacaksa biz müşterek bir basın toplantısı yapamayız. Siz yaparsınız basın toplantısını. Biz onun olmadığı bir basın toplantısı yaparız. Benim ülkemde ceza almış bir gazeteciyi siz orada barındırıyorsanız, bunun ortaklığa yakışır bir yanı yoktur. Aynı durum bizde olsa elinden tutar size teslim ederiz. Biz hep bunu uyguladık. Ama biz maalesef ülkemize ihanet edenleri istiyoruz, elli dereden elli su getiriyorlar. Bu tüm Batı'da böyle. Artık biz anlatmaktan bıktık. Bu zat, hızını alamayıp, kimi ülkelerle ticaretimizi kendi paramızla yapmamızı da eleştiriyor. Eminim onlar da zamanla bu işin manasını kavrayacaklardır. Bu zat kendince büyük sandığı bir takım rakamları zikrederek, Türkiye'nin borcunu çeviremeyeceğini ima ediyor. Kim veriyor sana bu aklı? Dünyada kamu borcunun milli gelire oranı en düşük devletlerden biri Türkiye'dir. Biz ülkemizi faiz, enflasyon, kur şer üçgenine sıkıştırmaya çalışanların oyunlarını bozmakla meşgulüz.