Advertisement

Kredi derecelendirme kuruluşu JCR "TL’nin değer kaybının Türkiye ekonomisi üzerinde yarattığı negatif etki, üretici ve tüketici enflasyonları arasındaki farkın yok olacağı noktaya kadar yaklaşık 6-7 ay boyunca devam edecektir" değerlendirmesini yaptı.

JCR Başkanı Orhan Ökmen Döviz talebini yukarı yönlü baskılayacak unsurların azalmış olmasının Türkiye’nin dış kırılganlığını pozitif yönde dengelemeye başladığını belirtti.

Ökmen'in açıklamasında şu ifadelere yer verildi;

Ekonomik dengelenmenin kalıcılığı ve başarı olasılığı ise yaklaşan yerel seçimlerin yaratacağı stres seviyesine, harcamaların bütçe üzerinde yaratacağı baskıların boyutuna ve uluslararası ilişkilerin yönüne göre şekillenecektir. Ancak en önemlisi bankacılık sektörü kredi verebilir hale gelmeden ekonomik dengelenme sağlanamayacaktır. Bankacılık sektörünün kredi arzındaki isteksizliği, mevcut konjonktürde ekonomik çıkışı zorlaştıran, firma iflaslarını çabuklaştıran ve talep daralmasını derinleştiren en temel nedendir.

Bankaların risk ağırlıklı varlıklarının öncelikle standart yönteme göre tespit edilmesi en temel ve en kritik ihtiyaç haline gelmiştir.  Bankacılık sektörünün kredi verme istek ve kapasitesinin doğal yollarla canlandırılabilmesi ve sermaye kalitesinin artırılması için, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, risk ağırlıklı varlıklarının standart yönteme göre tespit edilmesi en temel ihtiyaç haline gelmiştir.  Zira standart yönteme göre hesaplanacak sermaye yeterlilik oranları sayesinde, ulusal düzeyde mevcut kurumsal kredilerin yaklaşık yarısı kadar ilave kredi kapasitesi yaratılmış olunacaktır.   

Gelişmiş ülkeler açısından gittikçe derinleşecek olan ekonomik durgunluğu önlemeye yönelik olarak küresel düzeyde yeni bir parasal gevşeme döneminin tekrar başlama olasılığı artmıştır: Gelişmiş ülkelerde büyüme oranlarında azalma, ticaret savaşlarının yaratacağı ekonomik durgunluk eğilimleri, yüksek borçluluğun yükleri, mali piyasaların tedirginliği, yükselen fonlama maliyeleri, düşen talep ve düşen şirket karlılıkları, küreselleşme karşıtlığı, özellikle ABD ekonomisinde artan bütçe açıkları küresel boyutta yavaş yavaş hissedilmeye başlanmaktadır. ABD, Almanya ve bilumum AB ülkelerinde büyüme hızı eşzamanlı olarak azalmaktadır. 2019 yılına girerken Dünya ekonomisinin önemli ülkelerinden Arjantin, Brezilya, Endonezya ve Güney Afrika gibi birçok gelişmekte olan ekonomilerde de yavaşlama ve belirsizlik görülmektedir.  

Küresel düzeyde yeni bir parasal gevşeme döneminin tekrar başlama olasılığına bağlı olarak, 2019 yılı içerisinde gelişmiş ülkelerde istikrasızlık olasılığı artarken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin fonlama sıkıntısının tekrar rahatlayabilme olasılığı belirmiştir. Bu dönemde Türkiye’nin düşen cari açık riski, sermaye akımları için makro düzeyde karşılaştırmalı ekonomik avantajlar yaratacak, TCMB’nin politikalarına yeni alanlar açacaktır.