Advertisement

KAYSERİ (A.A) - 11.03.2011 - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ''2011 seçimlerinden sonraki en önemli amacımız, bütün elde ettiğimiz başarıları, gelmiş olduğumuz noktayı konsolide etmek ve geri çevrilemeyecek, geri döndürülemeyecek şekilde kurumsallaştırmak'' dedi.

Babacan, Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Meclis Salonu'nda düzenlenen ''Ekonomik Gelişmeler ve 2011 yılından Beklentiler'' konulu toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin zamanında demokrasisini ilerletme yoluna girmiş olmasının, zamanında temel hak ve özgürlükler konusunda ciddi adımlar atmasının, hukuk devleti adına bir mücadele içinde olmasının, Türkiye'yi Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki türbülanstan ayıran bir başka başarı örneği olduğunu söyledi.

Türkiye'yi batıdan bakanların ekonomik başarı örneği, doğudan bakanların ise demokrasi başarısı örneği olarak gördüklerini ifade eden Babacan, şöyle devam etti:

''Sık sık duyuyorsunuzdur, 'Türkiye model ülke' diye. Bunu biz söylemiyoruz. Hükümetimizin de böyle bir iddiası da yok, böyle bir tabiri de yok ama dışarıdan bakanlar, yazanlar, çizenler böyle yakıştırıyor. Türkiye bu bölge için modeldir. Model ne demek? Taklit edilmesi gereken, yaptıklarından esinlenilmesi gereken bir ülke. Bir yandan nüfusun yüzde 99'u Müslüman, bir yandan da gittikçe daha iyi işleyen bir demokratik sistem var Türkiye'de. Gittikçe daha iyi işleyen temel hak ve özgürlüklere saygı, temel hak ve özgürlükleri koruyup, gözetmeyle ilgili bir duruş var. Halkın sesini dinleyen, halkın taleplerini dikkate alan ve buna göre politikalarına yön veren bir yönetim anlayışı var Türkiye'de.''



-''BU BAŞARININ ARKASINDAKİ GÜVENDİR''-



Babacan, pek çok ülkenin isteyerek ya da istemeyerek açık bir toplum haline geldiğine dikkati çekerek, 30 santimetrelik uydu anteni koyan herkesin 300-400 ayrı televizyon kanalını izleyebildiğini, internet üzerinden çok ciddi bir karşılıklı iletişim imkanı doğduğunu anlattı.

Arap ülkeleri aynı dili konuştuğu için ortada bir dil bariyerinin de olmadığını vurgulayan Babacan, şunları kaydetti:

''Herhangi bir Arap ülkesinde biri twitter'dan bir mesaj attığında yüz binlerce başka ülkelerdeki arkadaşına, meslektaşına ulaşabiliyor. Böyle bir ortamda artık kapalı rejimleri devam ettirmek mümkün değil. Toplum açık olsun, her şeyi görsün, izlesin ama benim rejimim kapalı bir rejim olsun, bu sürdürülebilir bir durum değil. Bunun için er ya da geç bölgemizde değişiklikler olacak. Er ya da geç toplumu daha çok dinleyen, halkın eğilimlerini daha çok dikkate alan yönetim anlayışları hakim olmak zorunda olacak. Ancak, bu değişimin mutlaka düzenli bir değişim olması lazım. Can ve mal kaybına sebep olmayan bir transformasyon olması lazım ve liderlerin kendi elleriyle bu değişime öncülük etmeleri lazım. Aşağıdan gelen baskı ve zoraki bir değişim olduğu zaman daha sancılı oluyor, can ve mal kayıplarının çok olduğu bir süreç oluyor.''

Babacan, Türkiye'nin gelişmeleri çok yakından gözlediğini ve gerekli müdahale ile girişimleri de zamanında yaptığını, tüm bölgede yoğun bir diploması trafiği yürüttüğünü anlattı.

Türkiye'de Tüketici Güven Endeksinin son 2-2.5 yılın, Reel Sektör Güven Endeksinin de son 4 yılın en yüksek seviyelerinde seyrettiğini ifade eden Babacan, şöyle dedi:

''Zaten bu kadar yatırım varsa Türkiye'de, bu kadar istihdam oluşuyorsa bu reel sektörün geleceğe güvenle bakmasının bir sonucudur. 2010 yılında 1 milyon 200 bin kişinin yüzde 90'ını özel sektör işe aldı. Bir de Satınalma Yöneticileri Endeksi dediğimiz bir endeks var. Türkiye'de yeni yeni tanınıyor, yeni yeni kullanılıyor. Bu da son 4-5 yılın en yüksek seviyelerini gösteriyor. Bu ne demek, en az önümüzdeki 6 ay boyunca daha işlerin inşallah iyi gideceğini gösteriyor. Dolayısıyla güven ortamı bizim şu anda en önemli dayanak noktamız. Türkiye bu başarıyı elde ediyorsa bunun arkasındaki güven.''



-YENİ ANAYASA-



Babacan, 2011 seçimlerinden sonraki en önemli amaçlarının bütün elde ettikleri başarıları, gelmiş oldukları noktayı konsolide etmek ve geri çevrilemeyecek, geri döndürülemeyecek şekilde kurumsallaştırmak olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

''Yani birileri gelip de bir gün bu işleri nasıl bozmaz, onların bozmasını önlemek için bugünden neler yapmalıyız. 2011 seçimlerini kastetmiyorum, günün birinde, çok ilerilerde yanlış zihniyetler olur da kazayla bir yerlere gelirlerse şimdiden neler yapmalıyız ki kötü niyetlilerin enstrümanlarını elinden alalım ve bu başarıyı Türkiye'de kalıcı hale getirelim. Bu bizim önümüzdeki dönemde, seçimden sonraki 4 yıllık dönemde en önemli bakış açımız olacak.

Yeni Anayasa'dan zaten kastımız bu. Öyle bir Anayasa yapalım ki kısa öz, herkesin kolay anlayacağı olsun ve Türkiye o yeni Anayasa ile çok daha farklı bir geleceğe uzansın. Sayın Başbakanımız 'Ben Anayasa'yı okuyorum, anlamıyorum. Anlamak için hukukçu tercümanlar bulmam lazım ki sana anlatsın. Böyle Anayasa olmaz. Anayasa'yı halk yazmalı. Herkesin okuyup, sade bir şekilde anlayacağı, temel ilkelerin olduğu bir metin olmalı' diyor. 'Hukukçuları da karıştırmayacağım. Önce diğer meslek grupları birlikte çalışsın, en son hukukçu arkadaşlar gelsin teknik bir problem var mı yok mu, ona baksın' diyor. Önümüzdeki dönemin Anayasası gerçekten halkın Anayasası olsun istiyoruz. Halk bunu oluştursun istiyoruz''

''Torba Yasa'' hakkında da bilgiler veren Babacan, temiz bir sayfa açmak için bu düzenlemeye gittiklerini, bu fırsatın her zaman ele geçmeyeceğini belirterek, şunları söyledi:

''Vergi oranları Türkiye'de çok düştü. Kurumlar Vergisi yüzde 20'ye düştü ve şu an Avrupa'nın en düşük oranlarından birisi. KDV pek çok üründe fiilen yüzde 8, Gelir Vergisi dilimlerini 10 puan kadar aşağıya çektik. Belki orada biraz daha bir şeyler olabilir ama artık vergi oranlarını düşürmenin limitlerine geliyoruz. Üstelik biz buralardayken pek çok Avrupa ülkesi vergi oranlarını artıracağı bir döneme giriyor. Çünkü, bu kadar borcu kapatmak için başka çareleri yok. İngiltere ilk adımı attı, KDV'yi yüzde 17.5'dan yüzde 20'ye çıkarttı. Bazı sektörlerdeki gelir vergisi oranını yüzde 50'ye çıkardı. Bunların arkası gelecek. Bu açıkları başka türlü kapatmakta zorlanacaklar ama çok şükür bizim zaten açığımız, borcumuz düşük olduğu için vergileri artırma ihtiyacı Türkiye'de yok, tam tersine acaba küçük küçük daha da indirebilir miyiz diye zaman zaman arayışlar oluyor. Dolayısıyla artık nispeten düşük olan vergi oranlarında geleceğe daha güvenle bakabilmek için, sizlerin gelecek nesillere, çocuklarınıza, torunlarınıza daha sıhhatli bırakabilmeniz için bu yasa çok önemli bir fırsat.''



-''VERGİNİN TAM ÖDENMESİ DOĞAL BEKLENTİMİZ''-



Amaçlarının tek tek vatandaşları devlet karşısında ''dürüst vatandaş'' haline getirmek olduğunu ifade eden Babacan, ''Biz istiyoruz ki vatandaşlarımız dürüst olsun, güçlü olsun, sesi yüksek çıksın ve o güçlü toplumla, bireylerle Türkiye'nin gücünü artıralım'' dedi.

Babacan, Maliye'ye bin 500 denetim elemanı daha alacaklarını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

''Bu mevcudun aşağı yukarı ikiye katlanması demek ama yanlış anlamayın tehdit, aba altında sopa göstermek gibi bir niyetle söylemiyorum. Bizde de artık hükümet olarak (vergi oranını bu kadar düşürdükten sonra hala vergi kaçırıyorlarsa, yaptırımı neyse uygulansın) yaklaşımı yerleşiyor. Belki 2002-2003'te 'Bu oranlar çok yüksek vatandaş nasıl ödesin' diyebiliyorduk ama artık böyle bir şey yok. Bu kadar oranlar düştükten sonra artık verginin tam ödenmesi bizim doğal bir beklentimiz haline geldi.''

BDDK'nın bankalara olan borçların yeniden yapılandırılmasıyla ilgili düzenlemesinin 1 Mart'ta sona erdiğini anımsatan Babacan, kriz döneminde başlayan uygulamanın artık ihtiyaç olmadığı gerekçesiyle sona erdiğini ancak, bu konuda sıkıntılar olması halinde kurumun durumu yeniden değerlendirebileceğini sözlerine ekledi.