Advertisement

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, ''Bizce Mart ayında ithalat, geçen yıla göre yüzde 60'ın üzerinde artarak 25 milyar doları bulacaktır. Böyle giderse bu yıl cari işlemler açığı 60 milyar doları da aşacaktır. Bu durum, sürdürülebilir değildir'' dedi.

ASO Başkanı Nurettin Özdebir, aylık oda meclisi toplantısının açılışında yaptığı konuşmaya, Mart ayı sonunda üyeleri arasında gerçekleştirdikleri anket sonuçlarını değerlendirerek başladı.

2010 yılı Aralık sonuna göre bu yılın Mart sonunda ankete cevap veren firmalardan üretimde, iç ve dış satışlarda artış belirtenlerin oranı gerilerken, yeni siparişlerde ve istihdamda artış belirtenlerin oranında artış görüldüğünü belirten Özdebir, bu sonuçların, Ankaralı sanayicinin hala tedbiri elden bırakmadığını, stoka çalışmak yerine üretim planlarını biriken siparişlere göre yaptığını gösterdiğini anlattı.

Stoklarda artış belirtenlerin oranındaki düşüşün de bu tespiti desteklediğine işaret eden Özdebir, aynı tespiti 2010 yılı Aralık sonuna göre bu yılın Mart sonunda artış belirtenlerle azalış belirtenler arasındaki farkların da desteklediğini bildirdi.



-KAPASİTE KULLANIM ORANLARINDA ARTIŞ-



Ücretlerde ve ürün fiyatlarında artış belirtenlerle azalış belirtenler arasındaki farkın açılıyor olmasının, Ankara sanayiinde maliyet yönlü bir baskının oluştuğuna işaret ettiğini anlatan Özdebir, bunu TEFE ile TÜFE arasında açılan makasta da gördüklerini söyledi. ''Bu durum, sanayicinin zaten çok dar olan kar marjını daha da düşürmektedir'' diyen Özdebir, yılın geri kalan dönemine ilişkin beklentilerde, Aralık sonuna göre hafif bir bozulma olmakla birlikte sanayicinin, her şeye rağmen iyimserliğini koruduğunu bildirdi. Ankete cevap veren firmaların ortalama kapasite kullanımının, 2010 yılı Aralık sonuna göre Mart sonunda yaklaşık bir puanlık artışla yüzde 60 olduğunu belirten Özdebir, kapasite kullanım oranında geçen yılın Mart ayına göre artışın 3,5 puan olduğunu, kapasite kullanım oranının yüzde 56,5'den yüzde 60'a yükseldiğini bildirdi.

Geçen yılın Mart ayı sonuna göre ihracat yapan firmaların oranında bir artış görülmediğini vurgulayan Özdebir, geçen yılın Mart sonunda ihracat yapan firmaların oranı yüzde 51 iken, bu yılın Mart sonunda bu oranın yüzde 54'ü aştığını bildirdi. Ankete cevap veren firmaların ihracatının toplam ciro içinde Aralık sonunda yüzde 24,5 olan payı, Mart sonunda yüzde 28'e yükseldiğine vurgu yapan Özdebir, ancak, ihracatın toplam ciro içindeki payının 2010 yılı Mart sonunda yüzde 28 iken, bu yılın Mart sonunda yüzde 24'e gerilediğini kaydetti. Özdebir, bu gerilemenin, üyelerinin iç pazarda daha yüksek bir büyüme sergilediklerini gösterdiğini bildirdi.



-CARİ İŞLEMLER AÇIĞI-



Ekonominin 2010 yılında yüzde 8,9 büyüdüğünü ve bu büyümenin sevindirici olduğunu ifade eden Özdebir ancak bu büyümenin çok yüksek bir cari işlemler açığı ile sağlandığına vurgu yaptı. 2010 yılında cari işlemler açığının 48,5 milyar doları aştığını belirten Özdebir, bu açığın önemli bir bölümünün sıcak para denen kısa vadeli sermaye girişleri ile kapatıldığını söyledi.

Ocak ayında ithalatın yüzde 44 artarak 17 milyar dolar, Şubat ayında da yüzde 49 artarak 17,5 milyar dolar olduğunu belirten Özdebir, şunları kaydetti:

''Bizce Mart ayında ithalat, geçen yıla göre yüzde 60'ın üzerinde artarak 25 milyar doları bulacaktır. Böyle giderse bu yıl cari işlemler açığı 60 milyar doları da aşacaktır. Bu durum, sürdürülebilir değildir. Bunu gören Merkez Bankası, bir yandan cari işlemler açığını kontrol altına almak, diğer yandan da iç talep artışını yavaşlatmak için mevduatlara uygulanan karşılık oranlarını artırmaktadır. Bu artışlarla kredi hacmindeki artış hızını yavaşlatmak istemektedir. Bu politika henüz istenen sonuçları doğurmamıştır ancak kesin konuşmak için bir süre daha beklemek gerekmektedir. Cari işlemler açığını sadece para politikası araçlarıyla kontrol altına almak mümkün değildir.

Amerika'nın dünyaya sürdüğü dolarları geri çekme gibi bir niyeti henüz yoktur. Bu, dünyadaki para bolluğu devam edecek demektir. Bu nedenle, Merkez Bankasının politikaları, maliye politikaları ve alınacak yapısal tedbirlerle desteklenmelidir. Aksi takdirde, yüksek cari işlemler açığının doğurduğu kırılganlık devam edecek, sanayimiz de dış rekabet altında ezilecektir.''



-EKONOMİYİ YAVAŞLATMAK ÇELİŞKİ-



Bir yandan ''Türk ekonomisini 2023 yılında dünyanın 10 büyük ekonomisi arasına sokacağız'' derken diğer yandan yüksek cari işlemler açığı nedeniyle ekonomiyi yavaşlatmanın çelişkili bir durum ortaya koyduğuna anlatan Özdebir, Türkiye'nin hem işsizliği düşürmek hem de gelişmiş ülkelerin düzeyine ulaşmak için hızlı büyümek zorunda olduğunu söyledi. Partilerin seçim beyannamelerinde yer alan 2023 hedeflerine ulaşmak için her yıl yüzde 7 büyümenin sağlanması zorunluluğu bulunduğunu ifade eden Özdebir, ancak bunun yüksek cari işlemler açıkları vererek gerçekleştirilemeyeceğini söyledi.

Artan ara malı ithalatının, cari işlemler açığının artmasında etkili olduğunu belirten Özdebir, girdi tedarik stratejisi gibi, girdi maliyetlerini düşürerek ihracatta rekabet gücünü artıracak tedbirler alınmasını istedi.

Konuşmasının sonunda küresel ekonomideki bazı risklerden söz eden Özdebir, Yunanistan'ın borçlarının yeniden yapılandırılmasının kaçınılmaz olduğunu, borçlar yeniden yapılandırılırken eğer bir kısmı silinirse, AB'de bir bankacılık krizinin çıkma olasılığının artacağını öne sürdü. Başta Fransa, Finlandiya ve İsveç olmak üzere AB'de ırkçı partilerin güç kazanmasının da AB'nin borç sorunu yaşayan ülkelere yardım etmesini zorlaştırdığını belirten Özdebir, bu nedenlerle önümüzdeki günlerde AB'deki borç krizinin derinleşme riskini göz önünde tutmaları gerektiğini söyledi. Özdebir,''Finansal piyasalarda yaşanacak bir kaos, ciddi miktarlarda kur riski taşıyan reel sektör için de ciddi bir tehlike oluşturabilir'' diyerek sözlerini tamamladı.