Advertisement

Maliye Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Seyit Ahmet Baş, ''Genel olarak vergi toplamı içerisindeki BSMV'nin payı indirilecek. Şu anda ortalama olarak yüzde 5'lik bir oran var. Oran, 4, 3, 2, 1 şeklinde zaman içerisinde bu yük hafifletilecek'' dedi.

Baş, İstanbul Finans Merkezi Konferansı kapsamında gerçekleştirilen ''Finans Merkezi: İstanbul Nerede Duruyor?'' başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, Türkiye'deki dolaylı vergilerin yüksekliğine işaret ederek, en düşük orana ABD'nin sahip olduğunu söyledi.

''Belki ABD gibi olmaz ama ne yapılabilir? OECD ortalamasını yakalamak söz konusu olabilir'' diyen Baş, bir katılımcının BSMV ile ilgili sorusu üzerine, henüz transfer fiyatlandırması müessesinin tam olarak, etkin bir şekilde hayata geçirilemediğini, buna yönelik çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.

Baş, ''Genel olarak vergi toplamı içerisindeki BSMV'nin payı indirilecek. Bu gerek işlemler bazında teker teker zaman içerisinde olabilir ya da oran olarak... Şu anda ortalama olarak yüzde 5'lik bir oran var. Oran, 4, 3, 2, 1 şeklinde zaman içerisinde bu yük hafifletilecek'' diye konuştu.



-''KÖPRÜ OLMANIN GETİRDİĞİ BİRÇOK SİNERJİ VAR''-



İMKB Başkanı Hüseyin Erkan da, İstanbul'un finans merkezi olmasının; Türkiye'nin bulunduğu bölge, jeopolitik, sosyo ekonomik çerçevesi içerisinde kaçınılmaz sonuç olarak düşündüğünü ifade ederek, Türkiye'nin ilk defa finans merkezi olmadığını, Osmanlı döneminde Avrupa'nın 4. büyük sermaye piyasasının İstanbul'da olduğunu söyledi.

Erkan, Türkiye'nin bölge içerisinde bulunduğu konum itibariyle gerçek bir köprü olduğunu belirterek, ''Köprü olmak kolay bir şey değil. Bunun getirdiği birçok sinerji var. Bunlardan bir tanesi finanstır'' dedi.

Türkiye'nin sermaye piyasası olarak istediği büyüklükte olmadığını, ancak çok ciddi potansiyeli bulunduğunu ifade eden Erkan, ekonomik krizde dünyada bazı ülkelerde durdurulan, birkaç gün kapatılan Borsalar olduğunu hatırlatarak, ''Biz kendimizi yeterince duyuramıyoruz. Bir farkındalık eksikliğimiz var. Ürün çeşitliği bizim açımızdan önemli. Önümüzdeki dönemde patlama yapacak derecede bir ürün çeşitliliğine doğru gidiyoruz'' şeklinde konuştu.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vedat Akgiray ise artık Türkiye'nin büyük projelerin hayalini kurmaya başladığını ifade ederek, Türkiye'deki istikrarın kaçınılmaz şekilde er veya geç bölge ülkelerine de yansıyacağını söyledi.

''Öndeki patika açık'' diyen Akgiray, son krizin; ne vergi ne de regülasyonu kullanarak insanın kendisini cazibe merkezi yapmasının artık taşınabilir bir risk, sürdürülebilir bir yapı olmadığını gösterdiğini, Türkiye'nin ''öyle kolaycı yola'' gitmeye niyetli olmadığını ve kamu veya özel kesim olsun, hiçbir iradenin böyle bir hayal peşinde koşmadığını kaydetti.



-''MADEM Kİ BÖYLE BİR İŞE GİRDİK, KURALLARI VE GEREĞİ NEYSE YAPILMASI GEREKİYOR''-



Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt ise ''Finans sektörünün rahatlatılması, bu alana gelecek oyuncuların daha serbest hareket edebilecekleri, gerek iş yapabilme açısından rahatlıkları, gerekse vergiler, bankacılık uygulamaları, bankacılık kuralları üzerindeki bazı mali yüklerin uluslararası standartlarda belli çizgiye çekilmesi konusunda bizim de girişimlerimiz var. Bunların da dikkate alınacağından eminim. Madem ki böyle bir işe girdik, bunun kuralları ve gereği neyse yapılması gerekiyor'' diye konuştu.

İstanbul'un Moskova veya Dubai gibi yerlerle karşılaştırıldığına değinen Akkurt, belli 6-7 tane kriterlerden bahsedildiğini, ama bakıldığında bunların içinde en istikrarlı hareket edenin İstanbul olduğunu söyledi.

Krizler olduğunda veya borsalarda aşırı dalgalanmalar olduğunda İMKB'nin hiçbir şekilde kapatılmadığını kaydeden Akkurt, bunun sistemin ne kadar sağlıklı çalıştığının göstergesi olduğunu vurguladı. Akkurt, şöyle devam etti:

''Ama 'volumu Moskova'dan azdır, Dubai'den yüksektir', bence o kadar önemli değildir. Belli bir ivme yakalandıktan sonra o volumler zaten belli seviyelere ulaşabilir, bunları da geçebilir. Diğer taraftan 'biz finans merkezi olmak istiyoruz' demekle bu işlerin olmayacağını herkes bilebilir. Bu, aslında bir gereklilik. Ekonomi, belli bir boyuta ulaştıktan sonra, arkasında da belli bir ekonomik güç varsa o zaman doğal olarak o bölgenin, o ülkenin bir tane finans merkezinin olması gereklilik haline geliyor. İstanbul da aslında bu gereklilikten ortaya çıkmıştır. Ekonomik büyüklüğü, GSYH, insan kalitesi, ulaşım ve komünikasyondaki önemi gibi unsurları düşündüğünüz zaman arkasında müthiş bir ekonomik makine çalışmakta. Durup dururken bunlar olmasaydı biz 'finans merkezi olmak istiyoruz' demekle bu noktalara gelemezdik.''

Doğudan batıya doğru güç kaymasına da dikkati çeken Akkurt, ''Bunu beraberinde ekonomik kayma, sermayenin kayması olarak da düşünecek olursak, tam ortada ülke olarak Türkiye'yi son derece avantajlı olarak görüyoruz. İstanbul hiçbir zaman bildiğimiz Londra, New York veya Singapur ile rekabet ederek bir şey yapacak değil, tamamıyla yeni güç dengelerinin kaymasından dolayı ortaya çıkan ekonomik tabloda dengeleyici bir unsur, zincirin önemli halkası olması açısından yerini alacaktır'' şeklinde konuştu.

Hazine Müsteşarlığı Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürü Gülsüm Yazgan Arıkan da, Türkiye'deki yastık altındaki tasarrufların miktarının yüksek olduğunu, bunun yatırımcının, yatırım yapabileceği finansal enstrüman bulamamasından kaynaklandığını ifade ederek, faizsiz finansman enstrümanları çıkartılması, sigortacılık alanında enstrüman çeşitliliğine gidilmesi, çıkarılan DİBS'lerin herkes tarafından kolaylıkla alınabilmesine yönelik düzenlemelerin gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini kaydetti.