Advertisement

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, ''Kanal İstanbul projesiyle İstanbul boğazına alternatif bir kanal inşa edilecek. Bu proje, hem Türkiye hem de Trakya ve İstanbul için çok stratejik bir proje. Kimse Türkiye'nin bunları yapıp yapamayacağını konuşmuyor, yapabiliriz. 'Bunun içinde insan yok' diyorlar; bu yüzme havuzu değil, bu kanal projesi'' dedi.

Ergün, Kocaeli'nin Karamürsel ilçesinde bir restoranda çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle toplantı yaptı. Burada konuşan Ergün, 1 Mayıs'ın çalışanlar için bir bayram olduğunu, hafta içine denk gelse bile çalışanlar için tatil günü haline geldiğini söyledi.

1 Mayısları artık eskisi gibi tartışmadıklarını söyleyen Ergün ''İtiş kakışların olduğu bir ortamda çalışanlar için bayram havası olsun istiyoruz'' dedi.

Herkesi iş sahibi yapabilecek bir ortamı oluşturma hedeflerinin bulunduğunu dile getiren Ergün, ''Kuşkusuz birikmiş bir çok problem nedeniyle işsizlik gibi önemli bir sorunla dünya karşı karşıya, ülkemiz de bu sorunları yaşıyor. Büyük bir ekonomik kriz yaşanmasına rağmen Türkiye, makro ekonomik dengelerini korudu, işsizlik rakamlarında büyük artış meydana gelmedi'' diye konuştu.

Türkiye'nin ekonomik büyümesinin 2010 yılında yüzde 9'lara yaklaştığını bildiren Ergün, dünyada en hızlı büyüyen ülkelerden biri olduklarını vurguladı. Ergün, şöyle konuştu:

''Şimdi peş peşe yeni yatırım kararları alınıyor. Başlattığımız UMEM Projesi ile yılda 200 bin insanımıza istihdam sağlamayı hedefliyoruz. Honda 400 personel talep etti. Ford, 3. vardiyayı açıyor, 1 milyar dolar yatırım yapacak ve bin yeni işçi çalışacak. Yeni yatırımlar, fabrikalar, tüm bunlar Türkiye'de çalışanların sayısını her geçen gün artıracaktır. Bu seviyeyi makul düzeye çekeceğiz. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü vesilesiyle işsizlik konusunun yatırımlarla üretimle halledilebileceğini, yeni istihdam alanları, yeni imkanlar oluşturarak halledilebileceğini görmemiz, bilmemiz lazım.''

Siyasi istikrarı, güven ortamını, ülkenin makro ekonomik dengelerini koruyarak iş adamlarının yatırım yapmasını ve üretimin artmasını, böylece çalışanların sayısını artmasını sağlamaya çalıştıklarına dikkati çeken Ergün, şöyle devam etti:

''Siyasi istikrar, güven ortamı temin edildi, faiz oranları yüzde 60-70'lerden yüzde 6-7'lere indi. Bütçe açıkları yüzde 15'lerden, yüzde 3'lere indi. Güven ortamı temin edildi, bütçe açıkları, faiz, kontrol altına alındı. Önemli, radikal kararlar alındı, istikrarsızlık olsaydı paramızdan altı sıfır atılabilir miydi? Herkes milyonerdi, milyoner olmayan kimse yoktu ama o milyonların alma gücü yoktu, ancak tuvalete gidilebiliyordu. Şimdi paramız, pul olmaktan çıktı, paramız itibar kazandı.''



-HEDEFLER-



Türkiye'nin, 2023 yılına kadar kendine yeni hedefler koyduğunu dile getiren Ergün, ''İhracatımızı 500 milyar dolara, üretimimizi 2 trilyon dolara çıkaracağız, milli gelirimiz fert başına 25 bin doları bulacak ve Türkiye, dünyanın 10 büyük ekonomisinden birisi haline gelecek. İşsizliği önleyecek atılımları bu büyük hedeflerle gerçekleştirmemiz mümkün'' diye konuştu.

Türkiye'nin doğudan batıya duble yollar, otoyollar, tren yollarıyla Anadolu'daki organize sanayi tesislerini liman şehirleriyle buluşturan projeler bulunduğuna değinen Ergün ''Bu projelerle Türkiye, 2023'e gidiyor. Yeni büyük liman projesiyle 2023'e gidiyor. Tüm bunlar, Türkiye'nin kalkınmasında rol oynayacak'' dedi.

Bu projelerin Kocaeli'ye, Karamürsel'e de yansıyacağını ifade eden Ergün, yapılacak İstanbul-İzmir otoyol projesinin hem Yalova'ya hem Kocaeli'ye ekonomik katkı sağlayacağını bildirdi.

Yakında 3. boğaz köprüsünün ihale edileceğini, Kuzey Marmara otoyolunun, İzmit'in kuzeyinden geçeceğini anlatan Ergün, ''Karamürsel'den mevcut otoyola ve Kuzey Marmara otoyoluna bir otoyol bağlantısı daha projelendiriyoruz. Bu projelerle şehirlerin de 2023 vizyonunu oluşturduk. Artık Türkiye, büyük projeleri yapabilen bir ülke'' dedi.

İstanbul Boğazı'nın altından 2 sene sonra trenlerin geçeceğini anlatan Ergün, şöyle devam etti:

''Bu projeyi hayata geçiriyoruz. Bazen 'ama bunu Abdülmecit düşünmüştü' diyorlar. İyi düşünmüş, o gün bunu yapabilecek gücü, imkanı olmayınca, ondan sonra da kimse ele almayınca biz 21. yüzyılın gerçeklerine göre projelendirdik, finansmanını bulduk, yaptık, bitiriyoruz. Onunla kalmayıp hemen yanına lastikli araçlar için tüp geçidin temelini attık. Türkiye, bu projeleri artık hayal etmiyor, yapıyor ama bakıyorsun her şeye karşı çıkma adeti hala devam ediyor. Birinci Boğaz köprüsüne karşı çıkanlar, ikinciye de karşı çıktı, şimdi üçüncüye de karşı çıkıyorlar. Renkli televizyona bile karşı çıkmışlardı.

Türkiye, karşı çıkmalara rağmen ilerliyor. Şimdi Kanal İstanbul projesiyle İstanbul Boğazına alternatif bir kanal inşa edilecek. Bu proje hem Türkiye, hem de Trakya ve İstanbul için çok stratejik bir proje. Kimse Türkiye'nin bunları yapıp yapamayacağını konuşmuyor, yapabiliriz. 'Bunun içinde insan yok' diyorlar; bu, yüzme havuzu değil, bu, kanal projesi. Buradan gemiler geçecek ama bu insanımızı çok etkileyecek. Bunlar insan odaklı projeler, bu projelerle Türkiye ayağa kalkıyor.''



-YARDIM ALAN DEĞİL VEREN TÜRKİYE-



Nihat Ergün, Merkez Bankasının Döviz rezervinin 100 milyar dolara ulaştığını belirterek, ''Bu kaynaklara göz dikenler var. Bu para, ülkenin güven ve istikrarını korumak için orada duruyor. Dünyadaki büyük ekonomik dalgalanmaları görüp, o rezervi tutuyoruz. 'Türkiye'ye mali operasyon yapmaya kalksak bunu karşılar' diyorlar. 'Piyasadan 10 milyar dolar para çeksek, döviz fırlar, faiz fırlar' diye düşünürler'' dedi.

Ülkeler arasındaki ekonomik rekabetin bazen çok haksız boyutlara ulaştığını gördüklerini tüm bunlara maruz kalmamak için bir rezervin olmasının gerektiğini vurgulayan Ergün, şöyle konuştu:

''Herhangi bir IMF reçetesiyle hareket etmek zorunda değiliz. Siyasi istikrarın Türkiye'ye kazandırdıklarından birisi budur. Türkiye, 2002 yılında yardım alan ülkelerden birisiydi. 1 milyar dolar bir yerden yardım gelse bu, Türkiye için büyük paraydı. 1 milyar dolar bugün Türkiye'nin hayır hasenatıdır. Türkiye, yurt dışında fakir fukara ülkelere bir takım sosyal yardımlar için 1 milyar dolardan fazla yardım ediyor. Türkiye, yardım alan ülkeler kategorisinden, yardım eden ülkeler kategorisine ulaştı. Bu hepimizin gururu.''

Ergün, buradaki toplantının ardından Karamürsel'in Çamçukur köyüne gitti.