Advertisement
GÜNCEL / SİYASET ABONE OL

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bugün Türkiye bölgesinde bir rol model olarak belirmiş, tüm dünyada dostluğu ve iş birliği aranan bir ülke haline gelmiştir'' dedi.

Erdoğan, The Plaza Oteli'nde düzenlenen Yatırım Destek Ajansı'nın kahvaltılı toplantısına katıldı. Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, bu toplantının, ABD'li yatırımcıların Türkiye'nin dış siyasetini, iç dinamiklerini ve ekonomisini yakından tanımasını sağlayacağına ve alınacak kararlarda yönlendirici rol oynayacağına inandığını söyledi.

Küreselleşen dünyada mesafelerin bir anlamı kalmadığını, coğrafi sınırların önemini kaybettiğini belirten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu nedenle, aralarında bir kıta ve bir okyanus olmasına rağmen Türkiye ve ABD gibi ülkeler arasında dahi ekonomik ilişkileri zirveye taşımak gerekiyor. Özellikle G-20 üyesi olan iki büyük ülke arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmek bizim için son derece önemlidir. Elbette devlet adamları yol açacak, rota çizecektir, ancak ekonomik ilişkileri ilerletecek olanlar iş dünyasının temsilcileridir.

Türkiye, son 9 yılda ekonomik, sosyal ve siyasi birçok sorununu çözmüş, büyük bir ilerleme yaşamış, dünyanın da dikkatini çekmiştir. Bu dönemde Türkiye, sadece birkaç alanda değil demokrasiden sosyal politikalara, ekonomiden dış politikaya kadar her alanda önemli bir ivme yakalamıştır. Bugün Türkiye bölgesinde bir rol model olarak belirmiş, tüm dünyada dostluğu ve iş birliği aranan bir ülke haline gelmiştir.''

-''EN HIZLI BÜYÜYEN İKİ EKONOMİDEN BİRİ OLDUK''-

Bir ülkede yatırım yapmak veya o ülkeyle ticari ilişki kurmak için o ülkenin bazı özelliklere sahip olması gerektiğini belirten Başbakan Erdoğan, bu özelliklerin demokratik bir ortam, istikrarlı bir ekonomi, güçlü bir siyaset kurumu, dinamik bir reel sektör, büyük bir iç pazar ve ihracat potansiyeli gibi özellikler olduğunu ifade etti.

İstikrar ve güvenin önemine vurgu yapan Erdoğan, Türkiye'nin, bu özelliklere fazlasıyla sahip bir ülke olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğini belirterek şunları kaydetti:

''Bugün Türkiye ekonomisi, kamu maliyesi ve bankacılık sektörü açısından dünyada tüm yatırımcılara güven telkin etmektedir. Türkiye güven ve istikrara dayalı yapısıyla, dünyada küresel krizden en az etkilenen ve kriz sonrasında en başarılı performans gösteren ekonomilerden biri olmuştur.

Bugün özellikle Avrupa ülkelerinde ve ABD'de, bütçe açıklarının ve kamu borçlarının ekonomi için nasıl büyük bir risk oluşturduğunu hepimiz yakından takip ediyoruz. Türkiye'de ise hem borç oranları hem de bütçe açıkları, son derece makul seviyelerde seyretmektedir.

Burada sizlerle bir örneği paylaşmak isterim. 2010 yılı seçim yılı olmasına rağmen, merkezi bütçemiz yılın ilk 8 ayında fazla vermiştir. Bizden önceki iktidarlar döneminde seçim yıllarının, kriz yılları olduğunu hatırlatmak isterim. Sadece bu gelişme dahi Türkiye'ye ne kadar ciddi, samimi ve akılcı bir ekonomi yönetimi olduğunu göstermek için yeterlidir. Ülkemiz, 2010 yılında yüzde 9 oranında büyüdükten sonra bu yıl da aynı başarıyı sürdürmüştür. Yılın ilk çeyreğinde yüzde 11,6 oranında, ikinci çeyrekte ise yüzde 8,8 oranında büyüdük. Böylece yılın ilk yarısında Çin ile birlikte en hızlı büyüyen iki ekonomiden biri olduk.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Geldiğimden beri en büyük kavgam bürokratik oligarşiyledir. Bürokratik oligarşinin neler yaptığını, ne tür ıstıraplar yaşattığını çok iyi bilen birisiyim. Henüz dört dörtlük bunu aşabildik mi? Hayır. Daha yapılması gereken çok şeyler var, ama aşıyoruz ve aşacağız. Çünkü, bürokratın havası hep şudur. 'Bugün git yarın gel', alır dosyayı koyar rafa. Yani bir kere şu olmuş, bu olmuş yatırımcı geliyor, gelecekmiş, umurunda değil. Ve bir de özel bağlantılar kurma gayreti içerisine girerler'' dedi.

Erdoğan, The Plaza Oteli'nde düzenlenen Yatırım Destek Ajansı'nın kahvaltılı toplantısına katıldı. Türkiye'nin yatırımcılar nezdinde cazibe merkezi haline dönüştüğünü ifade eden Erdoğan, ''Bunu sizlerle paylaşmak isterim. 2002 yılında sadece 43 milyar lira olan özel sektör yatırımları, 2010 yılında 164 milyar liraya çıkmıştır. Bu yılın ilk çeyreğinde de özel sektör yatırımları, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 50 gibi çok yüksek bir oranda artmıştır. Dünyada kriz söylentileri dolaşmasına rağmen, özel sektör yatırımlarının bu kadar artması, Türkiye gerçeğini açıkça göstermektedir'' diye konuştu.

Hükümet olarak, Türkiye'de yatırımların hem nicelik hem de nitelik olarak artmasına büyük önem verdiklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Mesela 2003 yılında, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Yasasını çıkarttık. Ki, ben yabancı kelimesinden de hoşlanmıyorum. Bu nedenle küresel sermaye veya uluslararası yatırımcı kavramını kullanıyorum. Ve bu yerli ve uluslararası yatırımcı ayrımına son verdik. Bugün Türkiye'de yerli girişimcilerin yararlandıkları her türlü teşvikten uluslararası sermaye de aynı şekilde yararlanabilmektedir, ayrım yok. Önümüzdeki dönemde özellikle sektör ve işletme bazlı mikro reformlar uygulayarak, rekabet gücümüzü artırmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin özellikle ileri teknolojili ve yüksek katma değerli sektörlerinde de bir sıçrama yaşatacağız. Onun için bu yatırım destek ajansını direkt şahsıma bağlı olarak oluşturduk. Ki özel sermaye, uluslararası sermaye herhangi bir yatırım yapacaksa bürokratlarla, onları muhatap etmeyelim. Direkt yatırım destek ajansıyla muhatap olsun, onların dosyalarını ajansımız takip etsin, işi bitirsin ve ondan sonra müracaat eden uluslararası sermaye mensuplarına dosyayı bitmiş olarak teslim etsin ki zamandan kazanalım. Çünkü, geldiğimden beri en büyük kavgam bürokratik oligarşiyledir. Bürokratik oligarşinin neler yaptığını, ne tür ıstıraplar yaşattığını çok iyi bilen birisiyim. Henüz dört dörtlük bunu aşabildik mi? Hayır. Daha yapılması gereken çok şeyler var. Ama aşıyoruz ve aşacağız. Çünkü, bürokratın havası hep şudur. 'Bugün git yarın gel', alır dosyayı koyar rafa. Yani bir kere şu olmuş, bu olmuş yatırımcı geliyor, gelecekmiş, umurunda değil. Ve bir de özel bağlantılar kurma gayreti içerisine girerler. Onun için yola çıkarken '3 Y' ile mücadele diye bizim bir başlığımız oldu. Bunun birincisi yolsuzluk, ikincisi yasaklar, üçüncüsü yoksuluk ve yola böyle çıktık. Ve 3 dönemdir seçimleri kazanmamızın altında yatan gerçek de halkımızın bize olan bu güvenidir. İşte siz değerli uluslararası sermaye mensuplarını ülkemizde gördükçe halkımızın bizlere ve size olan güveni çok daha farklı bir şekilde artacaktır.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye ile iş yapanlar veya Türkiye;de iş yapanlar da muhakkak karlı çıkacaklardır. Bu nedenle, ABD;li dostlarımızı Türkiye ile daha fazla ticaret yapmaya, Türkiye;de daha fazla yatırım yapmaya davet etmek istiyorum'' dedi.

Erdoğan, The Plaza Oteli'nde düzenlenen Yatırım Destek Ajansı'nın kahvaltılı toplantısına katıldı. Başbakan Erdoğan kriz sonrası dönemlerde en geç telafi edilen rakamların işsizlik rakamları olmasına rağmen, bu alanda da büyük başarılara imza attıklarını ifade etti.

Bu yılın Haziran dönemi ile bir önceki yılın aynı dönemini kıyasladığımızda, 1,5 milyon civarında yeni istihdam oluşturulduğunun görüleceğine işaret eden Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Şu hususun altını çizmek istiyorum: Türkiye, bu başarılara öyle güllük gülistanlık bir ortamda ulaşmıyor. En büyük ihracat pazarımız olan Avrupa;da yaşanan gelişmelere rağmen, böyle dinamik bir performans gösteriyoruz. Biz bu büyüme rakamlarına ulaşırken, komşumuz Yunanistan'da ekonominin en erken 2012 yılında büyüme sürecine girmesi bekleniyor. Bizim yüzde 8,8 oranında büyüdüğümüz ikinci çeyrekte, Avro Bölgesi sadece yüzde 1,6 oranında, OECD ülkeleri ise yüzde 1,7 oranında büyümüştür. Şunu söylemek istiyorum: Türkiye'nin başarısı konjonktürle ilgili değil, ekonomi yönetimiyle, reel sektörüyle ve ülkemizin sahip olduğu potansiyelle ilgilidir.''

Türkiye'nin, 2003-2010 döneminde yıllık yüzde 5'lere varan bir büyüme oranı yakaladığını kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu dönemde kişi başına düşen milli gelirin 3 bin 500 dolardan 10 bin dolar seviyesine yükselmiştir. 74 milyona yaklaşan büyük nüfusumuzun yarısı 30 yaşın altındadır. Bu genç büyük nüfus ile sürekli artan milli gelirimiz... Şunu da söyleyeyim, yani nüfusunu azaltmak suretiyle milli gelirini arttıran bir ülke değiliz, tam aksine nüfusumuz artıyor, kişi başına milli gelir de artıyor biz böyle bir ülkeyiz. Türkiye;yi dünyanın en önemli iç pazarlarından biri haline bu tavrımız getirmiştir. 2002 yılında 91 bin otomobil satılan ülkemizde, otomobil satışlarının bu yıl sonunda 600 bini aşmasını bekliyoruz. Yıllık 27 milyonu aşan turist sayımız da bu yıl 30 milyonu aşacaktır.9 yıl önce bu rakam 13 milyondu. Türkiye, coğrafi konumu, üretim kalitesi ve özellikle bölgemizde sürekli artan itibari ile çok önemli bir ihracat merkezi özelliği de taşıyor.''

-''BİR ÇOK KÜRESEL FİRMA ÜS OLARAK İSTANBUL;U TERCİH ETMEKTEDİRLER''-

Erdoğan, 2002 yılında 36 milyar dolar olan ihracatın, yıllık 130 milyar dolar seviyesini yakaladığını anımsatarak, şunları kaydetti:

''Türkiye bu ihracat rakamına doğal kaynaklarını veya tarım ürünlerini değil, sanayi ürünlerini satarak ulaşmaktadır. Ülkemiz Asya, Avrupa ve Afrika;nın kesiştiği önemli bir bölgede bulunmaktadır. Türkiye;nin bu konumu, İstanbul;dan sadece 4 saatlik bir uçuş mesafesinde 1.5 milyarlık bir nüfus ve 25 trilyon dolarlık bir pazara erişim imkanı sağlamaktadır. Bu nedenle, birçok küresel firma, bölgesel operasyonları için üs olarak Türkiye;yi ve özellikle İstanbul;u tercih etmektedirler. Türkiye;nin 1996 yılından bu yana Avrupa Birliği;yle Gümrük Birliği ilişkisi içindedir. Ayrıca bugün 20 ülkeyle serbest ticaret anlaşmalarımız bulunmaktadır. Zira eskiden ihracatını ağırlıklı olarak Avrupa;ya yapan Türkiye, artık Ortadoğu, Afrika ve Güney Amerika gibi ülkelere de açılmış durumdadır. 2002 ile 2010 yıllarını kıyasladığımızda, Kuzey Afrika'ya yaptığımız ihracat 6 kat, Güney Amerika;ya yaptığımız ihracat 10 kat, Yakın ve Ortadoğu ülkelerine yaptığımız ihracat ise 7 kat artmıştır.''

-''ŞİMDİ YAKIŞANINI YAPMAMIZ LAZIM''-

Türkiye ile ABD arasındaki ikili ekonomik verilere baktığımızda gerçek potansiyelin çok gerisinde bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

''Bunu da sizlerle aşmak istiyoruz. ABD ile Türkiye arasında ticaret hacmi, 2010 yılında 16 milyar dolardır. Aynı yıl ABD;den Türkiye;ye yapılan doğrudan yatırım miktarı ise sadece 310 milyon dolar;dır. Bu model ortaklık içinde olan, sayın Obama'dan önce de stratejik ortaklık olarak tanımlanan bizim bu ortaklığımıza yakışmıyor. Şimdi yakışanını yapmamız lazım. Stratejik durumda olan bu ülkenin ekonomik alanda da işbirliğini arttırması lazım. Amerikan iş dünyasının önde gelen siz temsilcileriyle bu toplantımıza da bu nedenle büyük önem veriyorum. Ülkemiz ABD;li girişimcilere özellikle enerji alanında önemli fırsatlar sunmaktadır. Dünya enerji rezervlerinin yüzde 70'i Türkiye'nin güney ve doğusundaki ülkelerde ve bölgelerde bulunurken, ülkemiz batıda en büyük enerji tüketicisi olan Avrupa;yla komşudur.''

-''TÜRKİYE;DE İŞ YAPANLAR DA MUHAKKAK KARLI ÇIKACAKLARDIR''-

Erdoğan, gelecek dönem, özellikle sektör ve işletme bazlı mikro reformlar uygulayarak Türkiye'nin rekabet gücünü artırmaya devam edeceklerini belirterek,''Türkiye;ye özellikle ileri teknolojili ve yüksek katma değerli sektörlerde de bir sıçrama yaşatacağız. Bu nedenle bilişim, yazılım, nanoteknoloji gibi sektörlerde faaliyet gösteren dostlarımızı da Türkiye;ye özellikle davet etmek istiyorum. Şu an ünlü silikon vadisinin bir benzeri olan Türkiye;nin ilk Bilişim Vadisi;nin yapımına devam ettiğimizi de hatırlatmak istiyorum. Türkiye, 2023 yılında yıllık 500 milyar dolar ihracat rakamına ulaşacak ve dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olacaktır. Haziran ayında yapılan genel seçimlerde yüzde 50 oy alarak yönetime devam ediyoruz. Ekonomik ve siyasi istikrarın korunması, 2023 hedeflerine ulaşmamızda çok önemli rol oynayacaktır. Bu süreçte Türkiye ile iş yapanlar veya Türkiye;de iş yapanlar da muhakkak karlı çıkacaklardır. Bu nedenle, ABD;li dostlarımızı Türkiye ile daha fazla ticaret yapmaya, Türkiye;de daha fazla yatırım yapmaya davet etmek istiyorum. Ayrıca üçüncü ülkelerde yapacağınız yatırımlar için de Türk iş adamlarıyla ortaklıklar kurmanızı bekliyorum. ABD ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri geliştirmek için 2009 yılı sonunda ABD;yi ziyaretim sırasında 'Ekonomik ve Ticari Stratejik İşbirliği Çerçevesi' mekanizmasını kurmuştuk. Bu çerçevede özel sektörün bu yöndeki çabalara dahil edilmesini teminen bir İş Konseyi kurulması da kararlaştırılmıştır. İş Konseyi;nin ilk toplantısını geçtiğimiz hafta yapması da iyi bir başlangıç olmuştur.''