Advertisement

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye bütün felaket senaryolarına rağmen doğru yolda, doğru menzile ilerlemektedir. Demokrasi yolunda, hukuk ve hakkaniyet yolunda geriye tek bir adım atmadan yürüyüşümüz devam edecektir'' dedi.

Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında, Türkiye'de demokrasinin, hukuk düzeninin daha kuşatıcı olması için uzun ince bir yolda Türk milletiyle birlikte mesafe almaya devam ettiklerini belirtti.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu yoldaki fedakarlıklarınız için hepinize milletim adına teşekkür ediyorum. 'Önce refik, sonra tarik' demiştir büyüklerimiz. Yani önce yoldaş, önce yol arkadaşı sonra yol demişlerdir. Doğru yoldan gitmenin, doğru menzile varabilmenin ön şartı yol arkadaşlarınızın istikamet üzere olmasıdır.

Bizler bu uzun ve meşakkatli yolda milletimiz adına bir emanet taşıyoruz. Bu yolda tökezlemeden yürümemiz mutlaka birbirimize sahip çıkmamıza bağlıdır. Zira, 10 yıl önce yola çıkan bir büyük hareketin mensupları olarak bugün 9 yıllık bir yönetim tecrübesine sahibiz. Yüzde elli oy alan AK Parti ile bu büyük tecrübeyi mutlaka daha ileri aşamalara taşımak durumundayız. Bunun yolu milletimizle daha çok kenetlenerek, kuşatıcı siyasetimizi daha iyi anlatarak demokrasimizi daha çok güçlendirmektir.

Türkiye bütün felaket senaryolarına rağmen doğru yolda, doğru menzile ilerlemektedir. Demokrasi yolunda, hukuk ve hakkaniyet yolunda geriye tek bir adım atmadan yürüyüşümüz devam edecektir. Her gün kendimizi yenileyerek, her gün yeniden kuşanarak ülkemize olan sevdamızı tazeleyeceğiz. Yüzde 50 oy aldık, ama yüzde 100'ün emanetinin omuzlarımızda olduğunu unutmayacağız. Hareket noktamızı, milletimizle buluştuğumuz günü, buraya hangi engelleri aşarak geldiğimizi unutmayacağız.''

-''AK PARTİ'NİN BU KADAR KISA BİR SÜREYE ADETA BİR TARİH SIĞDIRDIĞINI BİLİYORUZ''-

AK Parti'nin 10. kuruluş yıl dönümünün geçen ağustos ayında 81 ilde kutlandığını kaydeden Başbakan Erdoğan, geçen süre zarfında Türkiye'yi ve Türk siyasetini doğrudan ilgilendiren önemli gelişmelerin olduğunu söyledi.

Erdoğan, şöyle dedi:

''Sevincimize gölge düşürmek isteyenler içeride ve dışarıda ne yaparlarsa yapsınlar biz bu milletin, bu ülkenin önündeki engelleri kaldırmaya devam edeceğiz.

Ülkemize hizmet için çıktığımız yolda attığımız her adım bizi ilk adımlarımız kadar heyecanlandırıyor. Nereden nereye geldiğimizin sürekli muhasebesini yapıyoruz. Bir kibir ve gurur vesilesi olarak değil, geleceğe emniyet içinde yürümek için bu muhasebeyi yapıyoruz.

AK Parti'nin bu kadar kısa bir süreye adeta bir tarih sığdırdığını biliyoruz. AK Parti bu süre zarfında büyük bir değişimi mümkün kılmış, Türkiye'nin siyasetine damga vurmuştur. Bu başarı öyküsünün siyaset tarihimizde başka bir örneği yoktur. Zira AK Parti, ilk günden bugüne ülkemizin her bölgesinde, her şehrinde kuşatıcı, birleştirici bir siyasetin yegane adresi olmuştur. Geçen zaman millet iradesiyle, AK Parti siyaset çizgisinin ne kadar uyumlu olduğunu, ne kadar ahenkli bir bütünlük oluşturduğunu gösterdi, gösteriyor. Zira, bizim sözümüz milletimizin sözüdür.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Siyasetçinin görevi, milletin hissiyatını siyasetin merkezine taşımak, meselelere bu şuurla çareler üretmektir. İktidarda da olsanız, muhalefette de olsanız siyasetin ve demokrasinin gereği millete ram olmaktır'' dedi.

Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında, on yıllık bir zaman içine Türkiye için başka bir örneği olmayan büyük bir değişim sığdırdıklarını söyledi.

Bunu, bu yolda yalnız olmadıkları ve adımları Türk milletiyle birlikte attıkları için başardıklarının bilinmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu gerçeği sadece bizim değil, Türkiye'nin bugünü ve geleceği için siyaset üretmeye talip olan herkesin iyi bilmesi lazım. Siyasetçinin görevi, milletin hissiyatını siyasetin merkezine taşımak, meselelere bu şuurla çareler üretmektir. İktidarda da olsanız, muhalefette de olsanız siyasetin ve demokrasinin gereği millete ram olmaktır.

Biz hemen her toplantımızda temel ilkelerimizi, zeminimizi birbirimize anlatıyoruz, zira her gün yeni bilgilerle yenilenirken ve hayat akıp giderken duruşumuzu özenle muhafaza etmek, yeni sorumluluklarımızı birbirimize aktarmak zorundayız.''

-MUHALEFETE ELEŞTİRİ-

AK Parti hükümetinin bürokratik bir siyaset yapmadığını, siyasetçilerin her gün yenilenmek zorunda olduklarını ifade eden Erdoğan, dünyanın ve hadiselerin hızının ve ritminin gerisinde kalmamak mecburiyetinde olduklarını dile getirdi.

Erdoğan, şunları kaydetti:

''(Efendim ben muhalefetteyim, iktidara cepheden muhalefet ederim) derseniz siyasetin ruhuna ihanet edersiniz. Hiçbir fikir beyan etmeyen, hiçbir öneri getirmeyen bir siyaset anlayışı olamaz. Unutmayalım ki muhalefet anayasal bir kurumdur. Bir yanlışlık görüyorsanız, doğrusunun ne olduğunu ortaya koyacaksınız, bir öneri getirecek, kendi doğrunuzu söyleyeceksiniz. Ülkesinin itibarını düşürmek pahasına, AK Parti'ye muhalefet edeyim diye Türkiye'ye muhalefet etmenin adı siyaset olamaz.

Siyasette eleştiri, polemik yok mudur? Vardır. Ama bunun da en az iki şartı vardır. Bir, söylediklerini hakkaniyet çerçevesinin dışına çıkmadan söyleyeceksin, haksızlık etmeyeceksin. İki, eğer siyaset yapıyorsan, misyonunu sadece eleştiri ve polemikle sınırlamayacak, eleştiri ile sınırlamayacak, memleket gündemindeki meselelere kendi doğrularınla çareler önereceksin. Aksi halde havanda su döğmüş olursunuz.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Bunlarda samimiyet yok, bunlarda dürüstlük yok. Bunlar bu ülkede cinayet şebekesi olarak rant elde ediyorlar. Sadece onlar rant elde etmiyor. Onların uzantısı olanlar da rant elde etmeye devam ediyorlar. Burada siyasi uzantılarını da kastediyorum'' dedi.

Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında, terör saldırılarını değerlendirdi.

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Türkiye bütün şehirleriyle, bütün bölgeleriyle kalkınırken, milletimizin ekmeği aşı büyürken ihanet odakları da boş durmuyor. Geçtiğimiz günlerde eli kanlı terör örgütünün saldırıları bir kez daha yüreklerimizi yaktı. Türkiye'ye musallat edilen bu cinayet örgütünün kime, ne zaman ve nasıl saldırdığını çok iyi görmek gerekiyor. Hayata, masumiyete kasteden bu cinayet örgütü ne istiyor? Kim adına, kimin için, neyin karşılığında taşeronluk yapıyor?

780 bin kilometrekarelik vatan topraklarında 74 milyona sesleniyorum: Bunlar düğün evini cenaze evine çeviriyor. Futbol oynayan, markette evine ekmek alan polisime gelip enseden kurşun sıkıyor veya tarıyor. Siirt'te birlikte bir mutluluğu paylaşmaya, birlikte yemek yemeye giden masum genç kızlara alçakça pusu kuran bu terör örgütü neyin mücadelesini veriyor?

Savunmasız masum insanlara karşı yapılan bu terörü neyle ifade etmek mümkün? Yüzlerce kurşunla hayatlarının baharındaki evlatlarımızı öldüren bu terör örgütü neyin mücadelesini veriyor? 4 kızımıza, arkadaşlarına sıkılan kurşun sayısı 200'ü buluyor. Şu hale bak... Bu cinayetleri tasarlayanlar kan dökerek hangi emellerine ulaşmış oluyorlar? Ondan sonra bakıyorsunuz laubali bir şekilde özür beyanları, bilmem neler... 'Yok bilmem yanlış olduydu, yok bilmem şurayı tarıyorduk'... Kimi aldatıyorsunuz yahu, kimi kandırıyorsunuz?

Bunlarda samimiyet yok, bunlarda dürüstlük yok. Bunlar bu ülkede cinayet şebekesi olarak rant elde ediyorlar. Sadece onlar rant elde etmiyor. Onların uzantısı olanlar da rant elde etmeye devam ediyorlar. Burada siyasi uzantılarını da kastediyorum. 'Sayın Başbakan sert konuşuyorsun' diyorlar. Ciğerim yanıyor ciğerim... Neyin sertini konuşuyoruz? Bu ifadeler, bunların yaptıklarının karşılığını anlatmaya yeterli değil.''

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Müslüman din kardeşim olan Kürt kökenli kardeşlerime sesleniyorum. Bu mabetlerinizi roketatarlarla bombalayan bu örgüte nasıl destek veriyorsunuz? Bunlara karşı kalkıp sizler de bir direniş ortaya koyacaksınız. Bu, sadece bizim görevimiz değil'' dedi.

Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, terör saldırılarıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''İşte Ankara Kumrular Sokak'ta, evine helal bir lokma götürmek için alın teri döken, bir ayakkabı boyacısı... Masum, savunmasız. Hiçbir şeyi yok. Sadece oradan kazandığıyla evine ekmeğini götürecek yahu. Bu genç insanlar orada bombayla öldürülüyor yahu. Bu şebeke hangi insani değerlerle ifade edilecek? Soruyorum. Bunlara gönül verenler, bunları destekleyenler, bunlara oylarını verenler bunun tarihe hesabını nasıl verecekler? Soruyorum...

Benim Kürt kökenli vatandaşlarımın istismarını yapmanın hiçbir izahı yoktur. Bu, istismardan öte hiçbir şey değildir. İnsan bu hayatı niye yaşar? 9 yıl öncesine kadar, bu ülkede 74 milyon vatandaşımıza şu getirilen hakların, getirilen imkanların hiçbirisi var mıydı? Hala bu hizmeti vermeye çalışan böyle bir iktidar varken bunlar ne yapmak istiyor?

Terör örgütünden kaçmak isteyen, belki de kendine bir gelecek kurmak isteyen 5 kadın militanı, ki biri 17 yaşında henüz, işkence ile dağ başında bir mağarada kurşuna diziyorlar ve bir yıl sonra da ölen kızların ailelerine 'kızlarınız gaz zehirlenmesinden öldü' diyorlar. Buyurun, tablo bu. Bu nasıl bir alçalıştır? Bu nasıl bir zehirlenmedir?''

-''BUNLARA KARŞI KALKIP SİZLER DE BİR DİRENİŞ ORTAYA KOYACAKSINIZ''-

Önceki gün, Batman'da bir aracın tarandığını, babanın yaralandığını hamile eşinin şehit olduğunu belirten Erdoğan, 8 aylık bebeğin hastanede olduğunu, 4 yaşındaki kızları Sultan'ın da şehit olduğunu ifade etti.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bu örgütün insani bir değere inandığını hangi vicdan sahibi söyleyebilir? Bunun kültürel haklar mücadelesiyle ne alakası var yahu? Yakından uzaktan ne alakası olabilir? Sizin kültürünüz size acımasızca bu insanları öldürme yetkisini nasıl veriyor? Ben böyle bir kültürü tanımıyorum. Böyle bir kültür olamaz.

Sabah namazına hazırlanan bir imama, insanları ebedi kurtuluşa çağıran bir din alimine kurşun sıkan bu örgüt, bütün mukaddes değerleri çiğneyerek nereye varmak istiyor? Mabedlerimize varıncaya kadar roketatarlarla bombalayan bu örgüt, nereye varmak istiyor? Müslüman din kardeşim olan Kürt kökenli kardeşlerime sesleniyorum. Bu mabetlerinizi roketatarlarla bombalayan bu örgüte nasıl destek veriyorsunuz? Bunlara karşı kalkıp sizler de bir direniş ortaya koyacaksınız. Bu sadece bizim görevimiz değil. Bunu devlet-millet el ele yapmak durumundayız. Beraber yapacağız, bunu beraber yapıp bunları yalnızlığa mahkum etmek durumundayız. Düşünebiliyor musunuz? 'Aldığımız oyun yüzde 90'ını PKK'yı destekleyenlerden alıyorum' diyen bir siyasetçi, bu ülkede oy alabiliyor. Çünkü aralarına hiçbir zaman perde koyamıyorlar. Aralarını ayıramıyorlar ama samimi, sadakatli Kürt kökenli vatandaşlarım da bunlara karşı, tüm bu olanlara rağmen mücadelesini veriyor.

Bütün vatandaşlarım emin olsunlar ki; Türkiye bu musibeti bertaraf edecektir. Türkiye eski karanlık günlere dönmeden, demokrasi, hukuk ve meşruiyet zemininden geriye doğru tek bir adım atmadan kandan beslenen bu cinayet şebekesini, bu milletin yakasından düşürecektir. Yeter ki millet olarak moral ve maneviyatımızı en üst düzeyde tutmaya, kardeşliğimizi yaşatmaya özenle devam edelim. Yeter ki büyük fotoğraf içinde bu cinayet örgütü eliyle Türkiye'yi durdurmak isteyen şer şebekelerine karşı millet olarak uyanık olalım.''

 

BU HABERE YORUM YAZ
 
29 Eylül 2011 Perşembe, 03:46 Misafir bravo başbakanım!!sen doğruları yaptıkça yanındayız