Advertisement

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, ''1. Akdeniz Sanayi Yatırımları Zirvesi''nin Akdeniz İhracatçı Birliklerindeki açılışında yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin ciddi bir daralmayla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

Çağlayan, şöyle devam etti: ''Dünyanın en büyük sorunu işsizlik. Önceki yıllarda yaşanan dünya krizi 'Türkiye'yi teğet geçecek' demiştik. Dünya ekonomisini oldukça geri götüren bu depremde, Türkiye 2009 yılı itibariyle küresel krizi atlatmış, hedeflerini ve amaçlarını oldukça geliştirmiş, sürekli büyüyen bir ülke haline gelmiştir. 2008 yılındaki kriz, Avrupadaki etkisini halen sürdürüyor. Krizin Türkiye'yi adeta teğet geçerek etkilemiş olması, Türkiye'nin ve dünya ekonomilerinin birbirinden ne kadar farklı olduğunu bariz bir şekilde gösteriyor.

Türkiye çok önemli krizler yaşadı. 2001 krizini hep birlikte yaşadık... Bakın bugün dünyanın içinde bulunduğu dar boğazda 2011 yılının ilk çeyreğinde dünyanın büyüme şampiyonu olduk. 2. çeyrekte de bu oldu. Türkiye ekonomisi, dünyanın en önemli ekonomilerinden biri haline gelirken, rekor bir büyümeyi yaşamıştır. Bu başarıda, siyasi ve ekonomik istikrarın, Türkiye'nin bölgesinde güçlü bir ülke olmasının ve yaş ortalamasının 28 olmasının yarattığı kazanımlar etkili olmuştur. Hep söyleriz zorlu günlerde, yaptıklarınız ortaya çıkar. Kolay günlerde herkes bir şeyler yapar. Ama asıl olan zor günlerde yapılanlardır. Türkiye elde ettiği başarıları artık komşularıyla ve dostlarıyla paylaşmak istiyor.''

-''DÜNYA EKONOMİSİNİN YÜZDE 35'İ GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE OLACAK''-

Geçen sene Türkiye'nin dünya üzerindeki gelişmesinden rahatsız olanların, Türkiye'nin ekseninin kaydığını söylediğini anımsatan Çağlayan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Doğru, bir eksen kayması var. Ama bu dünyanın ekseni, Türkiye'nin değil. Dünya ekonomisinin 2030 yılında yüzde 35'i gelişmekte olan ülkelerde olacak. Bunda Türkiye de aktif rol oynayacak. Dünyanın geleceğini belirleyen ülkeler gelişmekte olan ülkeler. Onun için bugün bu zirveyi düzenliyor olmak, son derece önemlidir. Birlik ve beraberlik içinde birbirimizin artısını paylaşarak, eksisini gidermemiz gereken bir dönemden geçiyor. Şunu unutmayın; Türkiye her zaman dostlarının yanında olmuştur. Bugün biz dünya ekonomisinde son derece ciddi yer edinmiş bir ülkeyiz. Son yıllarda milyarlarca dolar doğrudan yatırım almış bir ülkeyiz. Ülkemize 2011 yılının 7 ayında gelen yabancı yatırımlar, geçen yıldan fazladır. 7 ayda 9.1 milyar dolar yatırım gelmiştir. Bu doğrudan yatırımdır. Bunun yüzde 90'ı da Avrupa'dan gelmiştir. Türkiye'den 4 saatlik uçuş mesafesinde 56 ülkeye gidebiliyor. Nüfusun ise 3'te biri de bu coğrafyada. Sadece 4 saatlik uçuş. Böyle bir coğrafyada birlik ve beraberlik son derece önemli. Akdeniz Bölgesi de her türlü yatırım için gerekli alt yapıya da sahip durumda. O yüzden artık harekete geçmeliyiz.''

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Suriye'nin Türkiye'den gerçekleştirdiği her türlü ürünün ithalatını durdurma kararı aldığı yönündeki haberlere ilişkin, ''Bu bana göre üzerinde düşünülmemiş, üzerinde iyi çalışılmamış, sonuçları iyi değerlendirilmemiş bir düşünce'' dedi.

Bakan Çağlayan, Akdeniz Ticaret ve Sanayi Odaları Birliğince (ASCAME) bu yıl ilk kez düzenlenen ''1. Akdeniz Sanayi Yatırımları Zirvesi''nin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bazı gazetelerde Suriye'nin Türkiye'den gerçekleştirdiği her türlü ürün ithalatının durdurma kararı aldığı yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Çağlayan, konuyu takip ettiklerini belirterek, şöyle devam etti:

''Suriye ile Türkiye arasında serbest ticaret anlaşması var. Suriye ile yapmış olduğumuz ticaretimiz belli hukuki kurallara bağlı. Bu karar, tabii ki dışa açık bir politika izleyen, dışa açık bir ekonomi izleyen bir ülkenin alacağı en son karar bile olmaz. Böyle bir ortamda bu, Suriye'nin Türkiye'ye satışlarını da engelleyecektir. Türkiye'nin Suriye'ye yapmış olduğu ticareti engelleyecektir. Bu konudaki karar aslında Suriye'deki hem Suriyeli vatandaşları, hem de Suriye vatandaşı dışında Suriye'de üretim yapan tüm işletmeleri de zora sokacaktır. Yani bu alınan karar Türkiye'ye ve diğer ülkeleri etkilemekten öte asıl Suriye ekonomisini çok daha fazla etkileyecektir.''

Dünyada liberalleşmenin hızlı bir şekilde hayata geçirildiğini ve ülkelerin birbiriyle gümrük duvarlarını ortadan kaldırdığı, ticareti ve ekonomiyi olabildiğince serbest hale getirdiği bir ortamda bu kararı son derece hatalı bulduğunu ifade eden Çağlayan, ''Ticarete bu tür engeller getirmek, dünya ticaret kurallarına da aykırıdır. Her ne kadar Suriye Dünya Ticaret Örgütü üyesi olmasa dahi... Bu bana göre üzerinde düşünülmemiş, üzerinde iyi çalışılmamış, sonuçları iyi değerlendirilmemiş bir düşünce olarak görüyorum'' dedi.

Suriye'nin bu yanlıştan bir an önce dönmesini ümit ettiğini belirten Bakan Çağlayan, dünya üzerinde bugün kapılarını diğer ülkelere kapatan hiç bir ülke olmadığını, kapısını kapatan bir ülkenin bütün kapılarının kapanacağını kaydetti.

''Dünya üzerinde hiç bir ülke yok ki hiç ithalat yapmadan kendi ürettiği ile geçinsin, kendi ürettiği ile ekonomisini gerçekleştirsin'' diye Çağlayan, şöyle konuştu:

''Dünya üzerinde hiç bir ülkenin böyle bir imkanı yok. ABD, dünyanın önemli bir ihracatçısı ama dünyanın en büyük ithalatçısıdır. Çin dünyanın en büyük ihracatçısı ama 1.2 trilyon dolar da ithalat yapan bir ülkedir. Almanya, dünyanın ikinci büyük ihracatçısı. Ama, ihracatına yakın ithalat yapan bir ülkedir. Yani ithalat yapmadan, dışardan girdi sağlamadan, hiç bir ülkenin yaşaması mümkün değil. Aynı insan vücudu gibi. Dışardan gıda ve su almamaya benzer. Dışardan almış olduğu beslenmeyi, gıda ve suyu kesmeye benziyor. Ben ümit ediyorum ki, bu yanlış uygulamadan çok çabuk vazgeçerler. Yoksa bunu bir ekonomik yaptırıma dönüştürme gibi bir çaba içine girerlerse, tabii kimsenin de eli boş değil. Yani bu konuda bir yaptırımın karşı bir yaptırım etkisi olabilir. Ama, umut ediyorum ki, böyle bir hata yapmaktan vazgeçecekler.''

Alınmış olan bu siyasi kararın ekonomik bazda Suriye nezdinde nüfusunun yüzde 95'inde kabul görmeyeceğini anlatan Çağlayan, ''Bu konuda Suriye'nin birçok kesiminin ciddi bir infial içinde olduğunu görüyorum. Suriye'nin demokrasisi bu şekilde düzelmez. Dışa kapanarak, ticareti engelleyerek demokrasi kazanmak mümkün değil'' dedi.

Bu kararda en büyük ekonomik zararı Suriye'nin göreceğini dile getiren Çağlayan, şöyle konuştu:

''Çünkü Suriye, Türkiye'ye ciddi manada ihracat yapan bir ülke. Biz, Suriye'den Türkiye'ye gelen yaklaşık yılda 700-800 milyon dolarlık Suriye ihracatına bir engel koymuyoruz. Ama, tekrar söylüyorum; yapılan her şeyin bedeli misliyle olur. Bu konuda eğer Türk mallarına bir engel getirilecek olursa, aynısını Türkiye de yapar. Böyle bir kararla Suriye, hem serbest ticaret anlaşması kurallarını ihlal eder, hem centilmenliği ihlal eder. 300 milyar dolar dış ticareti olan bir Türkiye için bunlar çok fazla bir şey ifade etmez. Ama, dış ticareti son derece sığ olan Suriyelilerin yapmış olduğu ihracata herhangi bir şekilde bizim getireceğimiz karşı bedeller, Suriye ekonomisini allak bullak eder.''

-TERÖR SALDIRILARI-

Bakan Çağlayan, son günlerdeki terör saldırılarının hatırlatılması üzerine, ''Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlet. 3-5 çapulcuya kalmayacak. Terörle olan mücadele devam edecektir. Bu konuda silahlı kuvvetlerimiz görevinin başında. Her türlü siyasi destek hükümet tarafından verilmektir'' dedi.

''Umarım terörün son çırpınışları olur'' dileğinde bulunan Çağlayan, ''Tabii üzülüyoruz ama bu tür saldırılar Türk devletinin birliğini, beraberliğini, vatanın bölünmez bütünlüğünü hiç bir şekilde menfi etkilemeyecek. Türk halkını daha fazla birbirine kaynaştıracaktır. Terör örgütünün yapmak istediği şey, bizim birlik ve beraberliğimizin bozulmasıdır. Ama, böyle günlerde tahriklere kapılmamak gerek. Birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. '' diye konuştu.

-İHRACAT RAKAMLARI-

Çağlayan, Ağustos ayı ihracat rakamları ile ilgili bir soru üzerine, şunları kaydetti:

''Bir aksilik olmazsa bu yıl ihracatta Cumhuriyet tarihinin yeni bir rekorunu yaşayacağız. Ayrıca Mersin başta olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinin ihracat kapasitesinin arttığını görmek de gerçekten bize mutluluk veriyor. Özellikle Mersin bazında. Mersin'in şu andaki dış ticaretten almış olduğu pay, gerçek performansının çok altındadır. Ama, Türkiye bazında baktığınız zaman 88 yıllık Cumhuriyet tarihinde, ihracatta 2008'deki rekor rakamı geçip yeni bir rekoru oluşturacağımız ve 500 milyar dolarlık 2023 hedefimize yaklaşacağımız bir yolda emin, kararlı adımlarla yürüyoruz.''