Advertisement

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Hüseyin Aydın, ''Küresel ekonomide çok ciddi sorunların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sürecin nasıl tamamlanacağı ve sonuçlarının nasıl olacağı hususunda bir tahmin yapmak için hala çok fazla zamana ihtiyacımız vardır. Şimdilik söyleyebileceğimiz, krizin etkilerinin sınırlandırılması için yoğun bir çabanın harcandığıdır'' dedi.

Aydın, ''Bankacılığın 2012 vizyonu'' konulu toplantıda yaptığı konuşmasında yakın dönemde ülkemizde bankacılıkta çok önemli değişme ve gelişmeler yaşandığını, bilanço yapısında ve iş yapma biçiminde farklılaşmalar olduğunu, bankaların özel sektörün finansmasında daha fazla rol aldığını belirtdi.

Aydın, ''Eylül sonu itibariyle toplam krediler 668 milyar TL'ye ulaştı, bunun 450 milyar lirasını oluşturan bölüm kurumsal kredilerden oluşmaktadır. KOBİ kredileri ağustos sonu itibariyle geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 artarak, 151 milyar lirayı aşmıştır. Toplam kredilerin üçte ikisi TL kredilerden oluşmaktadır. Özel sektöre kullandırılan krediler, hazineye açılan kredilerden çok daha hızlı büyümüştür. Bilhassa 2000'li yılların başında bankalar reel sektörü finanse etmekten ziyade ağırlıklı olarak devlete borç veriyordu. Ama devlet iyi yönetildikçe, bütçe dengeleri sağlıklı korundukça bankalar asli fonksiyonu olan reel sektörü kredilendirmeye yönelmiştir. Bu doğrultuda 2002 yılında kredilerin toplam aktiflere oranı yüzde 25 iken 2011 yılında bu oran yüzde 60'lara yaklaştı. Yani bilançomuzun ciddi bölümünü artık kredilere tahsis eder hale geldik.''

-''Küresel kriz''-

TBB Başkanı Aydın, küresel ekonomik gelişmelere ilişkin şunları kaydetti:

''Küresel ekonomide çok ciddi sorunların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sürecin nasıl tamamlanacağı ve sonuçlarının nasıl olacağı hususunda bir tahmin yapmak için hala çok fazla zamana ihtiyacımız vardır. Şimdilik söyleyebileceğimiz, krizin etkilerinin sınırlandırılması için yoğun bir çabanın harcandığıdır. Birçok ülke ekonomik büyümenin canlandırılmasına, bankalarına olan güvenin korunmasına ve finansal sektörün yeniden işlevsel hale getirilmesine çaba göstermektedir. Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü küresel krizde iyi bir performans ve sağlam bir duruş gösterdi. Sağlam bilanço yapısı, dengeli risk dağılımı, güçlü özkaynaklar ve başarılı risk yönetimi sayesinde Türkiye'de bankacılık sistemi, küresel krizi güven içinde geçirdi. Ekonomik faaliyeti ve istihdamı desteklemeye devam etti. Yeni dönemde rekabetin güçlenerek artacağını, faaliyet hacminin büyüyeceğini, kar marjlarının düşeceğini, tüm sektörlerde ortaklık yapısının değişmeye devam edeceğini, sermaye piyasasının daha da gelişeceğini beklemekteyiz.''

Aydın, bankacılık sektörü olarak ekonomiye ve girişimci sanayiye destek olmaya devam edeceklerini kaydetti.

-''Sektör olarak kahramanlık yapıyoruz''-

Sanayicilerin sorularını da yanıtlayan Aydın, ''AB'nin resesyona girip girmeyeceği'' sorusuna karşılık, ''AB aslında bir ekonomik birlik olarak başlamakla birlikte, aslında nihai amacı siyasi birliktir. Ve eğer bu siyasi birliği realize edemezlerse Avrupa'da zaman zaman ekonomik problemler görmeye devam edeceğiz. Nihai anlamda AB'nin ekonomisinini tek elden yönetilmesinin bir gün zorunlu hale gelebileceğini düşünüyorum. Son krizin de bu işi tetiklediğini söyleyebilirim'' değerlendirmesinde bulundu.

Aydın, ''Ortalama 45-60 gün vadeyle topladığımız kaynakları, 60 ay, 120 ay hatta son dönemde onu aşacak tarzda daha uzun vadeler vererek aktifte kullandırıyoruz. Aslında biz bu bahsettiğimiz sıkıntıların giderilmesi için sektör olarak baya kahramanlık yapıyoruz'' dedi.

-''Türkiye ekonomisi bu yaşanan dalgalanmada sağlam durdu''-

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali de konuşmasında, Türkiye ekonomisinin bu yaşanan dalgalanmada ciddi şekilde sağlam durduğunu ve iyi bir sınav verdiğini, bunun arkasındaki en temel göstergenin daha az borçlu bir ülke olması olduğunu söyledi.

Bali, ''Önümüzdeki dönemin daha makul bir büyüme oranı, ekonomik aktivitedeki şimdiden izleri görülmekte olan yavaşlama, finansal istikrarın karlılıkla yeteri kadar beslenmeyen büyümelerin yerini alacağı bir konjonktür bizleri bekliyor. Konjonktürel avantajlı dönemin sona erdiğini hepimiz görmeli ve ona göre işlerimizi yönetmek durumunda olduğumuzu her aşamada hissetmeliyiz'' dedi.