Bloomberg HT Haberler Hakan Aran: Ocak'ta parasal sıkılaşmanın sonuna gelinebilir
HABERLER

Hakan Aran: Ocak'ta parasal sıkılaşmanın sonuna gelinebilir

  • Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İş Bankası'nın 99. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Konuşmasında ekonomik gelişmeleri ve yeni ekonomi yönetimini değerlendiren Aran, Türkiye'de parasal sıkılaşmanın yeni başladığını, bunun kademeli olmasını çok kıymetli bulduğunu, sıkılaşmanın devam edeceğini, Ocak ayı gibi enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınmasıyla parasal sıkılaşmanın da artık sonuna gelinebileceğini kaydetti.

Giriş: 25 Ağustos 2023, Cuma 12:36
Güncelleme: 25 Ağustos 2023, Cuma 12:45

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İş Bankası'nın 99. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Aran, konuşmasında yurt içi ve yurt dışındaki ekonomik kırılganlıklara değinerek, şu anda birbirini besler nitelikteki hem yurt içi hem yurt dışındaki kırılganlıkların çok ciddiye alınması gerektiğini, bunların yarattığı risklerin çok önemli boyutlara ulaştığını söyledi.

Kovid-19 salgınında tedarik zincirinin kırıldığını, devamında Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla arz-talep konusunda ciddi bir dengesizlik yaşandığını, bunun genişleyici para politikasıyla birleştiğinde küresel enflasyona neden olduğunu anlatan Aran, küresel enflasyonla mücadele konusunda merkez bankalarının parasal sıkılaşmaya gittiğini ve faiz oranlarını artırdığını hatırlattı.

"Kolaycılığa kaçılmaması gerekiyor"

Hakan Aran, devamla şunları kaydetti:

"Bu resme baktığımızda, bir tarafta küresel enflasyon ve küresel bir parasal sıkılaşmadan bahsediliyor. Diğer tarafta Rusya-Ukrayna savaşı ve bu savaşla ilgili enerji problemi, resesyon tartışmaları, Çin'in pandemiden çıkıp çıkamadığı, Çin'deki konut şirketlerinin yarattığı sorunun çözülüp çözülmediği, Çin'deki fiyat düşüşlerinin tüm dünyayı, küresel ticareti nasıl etkileyeceği gibi konular var. Baktığınızda dışarıda çok kolay olmayan bir tablo görüyorsunuz. Ayrıca, tüm devletlerin ve özel sektörün artan bir borç yükü var. Bu yetmiyormuş gibi IMF'nin önümüzdeki 5 yıllık büyüme tahmini yüzde 3. Küresel olarak büyüme yüzde 3 olacaksa bu, tarihi en düşük seviyeye işaret ediyor. Eğer 5 yıl sürerse bu, tüm dünya için aslında büyüyememek, borçları azaltamamak ve sorunlarla yeterince mücadele edememek demek. Böyle bir süreç aynı zamanda Paris Anlaşması'nda söz verildiği üzere dijital dönüşümün, karbonsuzlaşmanın, verimlilik artırıcı işlerin fonlanamaması, bunlar için doğru kredi bulunamaması, finansa erişimin küresel anlamda zorlaşması anlamına da geliyor. Dolayısıyla dışarıdaki tablonun içerideki resimle birleştiği, çok özenle ve titizlikle hareket etmemiz gereken zor bir dönemden geçiyoruz. Eleştirmesi, sorunları söylemesi çok kolay ama çözüm önermesi o kadar kolay değil. Her biri birbirini arzu edilmeyen yönde etkileyen çok fazla parametre var. Bu da bir şey yaparken arzu etmediğiniz sonuçla karşılaşabileceğiniz bir zemine işaret ediyor. Bu nedenle iç ve dış kırılganlıkların herkes tarafından çok iyi bilinmesi, kolaycılığa kaçılmaması, beklentilerin de buna göre ayarlanması gerekiyor."