Advertisement

ZEYNEP BAYAR

IMF ekonomistleri tarafından hazırlanan, “Yüksek Enerji ve Gıda Fiyatlarının Sosyal Etkisini Azaltmaya Yönelik Maliye Politikası” isimli raporda, ülkelerin yükselen gıda ve enerji fiyatlarını sübvanse etmemesi gerektiğine vurgu yapıldı. Yurt içi fiyatların uluslararası fiyatları izlemesi gerektiği belirtilen yazıda, sübvansiyonlar yerine hükümetlerin dar gelirli gruplara doğrudan nakit desteği sağlaması önerildi.

Yazıyı kaleme alan IMF ekonomistlerinden biri olan Türk kökenli Hollandalı Ekonomist Emine Hanedar, rapor hakkında Bloomberg HT’nin sorularını yanıtladı.

Sübvansiyonların bütçeye maliyeti yüksek

Raporda sübvansiyonların, enerjide daha fazla tüketimi teşvik ettiği ve dar gelirli haneler yerine yardıma ihtiyaç duymayan kesimlere de ulaştığı kaydedildi. Ayrıca, sübvansiyonların maliyetinin çok yüksek olduğu ve diğer önemli olan devlet harcamalarına daha az bütçe ayrılmasına neden olduğu belirtildi. Bu sebeple, sübvansiyonları uygulayan ülkelerin kademeli olarak yerel fiyatları uluslararası fiyatlara göre ayarlaması öneriliyor.

Hanedar, Bloomberg HT’ye verdiği demeçte enerji ve gıdada devlet sübvansiyonları yerine hükümetlerin hane halkları arasında alternatif hedefleme yöntemlerine başvurması gerektiğine vurgu yaptı. Hedefleme yöntemlerini kullanan ülkelere örnek veren Hanedar, “Bunu başarıyla gerçekleştiren ülkeler arasında Togo var. Uydu görüntüleri ve telekomünikasyon sağlayıcılarından gelen görüntülerdeki verileri kullanarak dar gelirli haneler tanımlayabildiler. Yetkililer, 10 gün içerisinde sistemi yerine oturtup Togo’daki yetişkin nüfusun yaklaşık 4’te 1’ine destek sağlamayı başardı. Buna örnek bir diğer ülke ise Nijerya. Burada, nüfus sayımları verilerini ve yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerine dayalı yeni bir hedefleme yöntemi kullanıldı.” dedi.

Hanedar, sübvansiyonların ekonomi üzerindeki olumsuz etkisi hakkında ise şu ifadeleri kullandı:

“Fiyat sübvansiyonları dar gelirli kesimlere yönelik direkt yapılan nakit transferlerinden daha maliyetlidir. Nakit transferleri dar gelirli haneleri hedef alırken, genelleştirilmiş sübvansiyonlar her kesimden insana ulaşır. Dolayısıyla, doğrudan nakit transferi fiyat sübvansiyonlarından daha sürdürülebilirdir.”

“Enerji sübvansiyonlarında ürün türüne göre ayarlama yapılmalı”

Raporda, enerji ve gıda yardımları arasında bir ayrım yapılması gerektiği ve ülkeler özelinde farklı politikaların uygulanabileceği öneriliyor. Dar kesimli hanelerin sıvılaştırışmış doğalgaz tüketme eğiliminde olduğunu belirten Hanedar, daha zengin hanelerin ise elektrik, dizel ve benzin gibi enerji ürünlerini tüketme eğilimi gösterdiklerini söyledi. Dolayısıyla, hükümetlerin enerjiyi sübvanse etmesi gerektiği durumlarda ürün türüne göre ayarlama yapılması öneriliyor.

Hanedar, bazı koşullarda gıda ve tarımın sübvanse edilebileceğini belirttiği konuşmasında, “Düşük gelirli bir ülkede ortalama bir hane için gıda harcaması tüketim sepetinde yüzde 44’ü aşabilirken, bu oran orta gelirli ülkelerde sepetin yüzde 28’ini, gelişmiş ülkelerde ise sadece yüzde 16’sını oluşturuyor.” dedi.

Bu nedenle gıda güvenliğinin bir endişe kaynağı olması durumunda, hükümetlerin temel gıda maddelerini sübvanse edebileceğini söyleyen Hanedar, ithalat vergilerinin düşürülmesiyle önlemlerin alınabileceğini söyledi. Bu tür önlemlerin geçici olması gerektiğine vurgu yapan Hanedar, gıda arzını artırmak için üretimin desteklenmesi ve stokçuluğun engellenmesi gerektiğinin altını çizdi.