Advertisement

İsveç'te 11 Eylül'de yapılan seçimlerden 36 gün sonra sağ koalisyon hükümeti kuruldu.

Ilımlı Muhafazakar Parti (M), Liberal Parti (L) ve Hristiyan Demokrat Partisi (KD) ile üçlü koalisyon hükümeti parlamentoda güvenoyu aldı.

Aşırı sağcı İsveç Demokratlar Partisi (SD) de hükümete dışarıdan destek verdiğini açıkladı.

Ana muhalefetteki Sosyal Demokrat Parti (S), Yeşiller ve Çevre Partisi (MP), Sol Parti (V) ve Merkez Partisi (C) güven oylamasında hükümete destek vermedi.

Sağ koalisyon hükümeti, 173 "hayır" oyu kullanılan oylamada, 176 "evet" ile güvenoyu aldı.

Ilımlı Muhafazakar Partinin lideri ve İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, başbakan seçilmekten dolayı çok mutlu olduğunu ve bakanlar kurulunu yarın açıklayacağını söyledi.

İsveç'in Vasteras kentinde bulunan Tidö Sarayı'nda 13 Ekim'de Liberal Parti, Hristiyan Demokrat Partisi ve İsveç Demokrat Partisi ile hükümet üzerinde anlaştıklarını aktaran Kristersseron, "Tidö Anlaşması İsveç İçin Sözleşme" başlığı altında 62 konu ve 7 ana başlıkta uzlaştıklarını belirtti.

İsveç'in 7 ana sorunu olduğunu ifade eden Kristersson, bunların eğitim, suç ve çete savaşları, hasta bakımı, göç ve entegrasyon, ekonomi, iklim ve enerji krizi, hak ve özgürlüklerin genişletilmesi olduğunu kaydetti.

Merkez Partisi Türk asıllı milletvekili Muharrem Demirok yaptığı açıklamada, yeni hükümetin, meclisten güvenoyu almasını "İsveç'in kara günü" olarak nitelendirdi.

Sağ hükümetin beklentilerden uzak olduğunu söyleyen Demirok, "Sağ hükümet, aşırı sağcı politikalar izleyeceği yönünde sinyaller verdi. Daha liberal politikalar bekliyorduk, bu politikalarla İsveç'i 4 yıl yönetmesi zor" değerlendirmesinde bulundu.

Ülkede 11 Eylül'de yapılan genel seçim sonucuna göre, sağ blok partiler yüzde 49,6, azınlık hükümeti ile iktidardaki sol blok partiler ise yüzde 48,9 oy almıştı. Buna göre, 349 sandalyeli parlamentoda sağ blok partileri 176, sol blok partileri 173 sandalye kazanmıştı. Seçimlerde aşırı sağ görüşlü İsveç Demokratlar Partisinin (SD) oyunu yüzde 20,5'e yükselterek ülkenin ikinci büyük partisi konumuna gelmesi dikkati çekmişti.