Advertisement

Çin’den dünyaya yayılan ve istisnasız tüm ülkeler için büyük tehdit oluşturan Kovid-19 Salgını’yla birlikte tüm insanlık, “ilginç günler” yaşamakta. Çinlilerin tabiriyle ilginç günler, yani zor ve tuhaf günler… Öyle ki, “bilinen bir bilinmeyenle” karşı karşıyayız. Türkiye salgınla mücadele sürecini oldukça başarılı bir şekilde sürdürüyor. Devletin anında aldığı önlemler ve sağlık çalışanlarının fedakârca görev yapmaları, ülkemizin en büyük avantajı oldu.

Açıklanan verilerden memnuniyetle takip ettiğimiz üzere, virüsle mücadeleyi başaran ilk halkada yer alırsak, yeni kurulacak dünyada da ön sırada olabiliriz. Bu ise bizi kurulacak yeni dünya düzeninde Türkiye’ye, alacağı siparişlere o kadar süratle cevap verebilme üstünlüğü kazandıracaktır. Dolayısıyla pandemi jeopolitiğinde Türkiye, kazanabilir. Kovid’i geride bırakınca ‘nerede kalmıştık’ demeyeceğiz. Böylece pandemiyle birlikte ortaya çıkacak yeni normalde, ekonomik kazanımlarımızı yükseltmeyi başarabiliriz.

Türkiye’de bir taraftan Kovid-19’un reel sektördeki etkilerinin azaltılması için çalışmalar yürütürken, bir taraftan da şirketlerin ekonomik faaliyetlerini artırıcı neler yapmak gerektiğine odaklanılmakta. Bu süreçte şu sorunun cevabı çok önemli: Bizi nasıl bir toparlanma bekliyor?

Kuşkusuz, ekonomilerin kademeli şekilde açılmasıyla önce, arzı güçlendirecek bir süreç başlayacak; imalatta ötelenen üretim devreye girecektir. Ardından tedarik zincirleri hızla çalışmaya geçecektir. Talebin yerine gelmesi ise biraz zaman alabilir ama bu süreçten diri çıkacağımıza dair beklentimiz yüksektir. Yavaş yavaş herkesin hayata geri dönüp “yeni normali” oluşturduğu bu dönemde, sözgelimi 100 masası olan restoran, belki önce 20 masa açacaktır. Böylece hayata dönüşü, yeni şartlara göre vaziyet alıp başlatacağız.

Biz, iş dünyamızın Kovid sonrası dönemde yeni normale kontrollü geçişinin haziranda başlayacağı konusunda iyimser bekleyiş içindeyiz. Türkiye dünyada yeni normale kademeli geçişte avantajlara sahip. Türkiye’nin tıbbi malzeme ve hatta tıbbi cihaz üretimindeki başarısı, tüm dünya ülkelerince örnek gösteriliyor, küresel medya kuruluşlarında haber oluyor. Tıbbi üretim kapasitemizin sağladığı küresel PR, Türkiye’nin gücüne ayna tuttu. Bu, Türk iş dünyası için gurur vericidir. Oluşan bu çok olumlu imajı, Türkiye için tüm dünyada bir fırsata çevirmek de elimizde. Diğer taraftan pandemi döneminde e-ticaret ‘bir Rönesans’ tecrübe ederken, Türkiye de bu ekonomik paradigma değişikliğinde kendine ayrıcalıklı bir yer bulacaktır.

Türkiye’nin bu bağlamda, önemli avantajlarından biri de ürün çeşitliliğidir. Ekonomistlerin değerlendirmelerine göre Çin’in rahat oyun kurmasının engellenme ihtimali, şüphesiz Türkiye için olumlu bir faktör olacaktır. Türkiye, bu süreçte Çin’den ayrılacak bazı imalat alanlarında, ‘stratejik bir yatırım durağı’ olma fırsatını değerlendirmelidir. Türkiye, değişen iş yapış modellerine sağlayacağı uyumla bu süreçten başarıyla çıkmalıdır

Dünyada hiçbir ülke bir tek karantina ile bu süreci atlatamaz. Salgın sonrası ortaya çıkacak fırsatlara da bir taraftan yoğunlaşmak gerek. Yeni döneme hızla ayak uydururken, “yeni normal”e çok güvenmemeliyiz. Unutmayalım ki, aşı bulunup yaygınlaşana kadar pandemi süreci, düşük bir seviyede de olsa devam edecektir.

Şekib AVDAGİÇ

İTO Yönetim Kurulu Başkanı