Advertisement

Covid-19 ile başlayan pandeminin ekonomik bilançosu gün geçtikçe ağırlaşmaktadır. Haliyle bu durum ülke ekonomilerine ciddi yükler getirmeye başlamıştır. Salgınla mücadele çerçevesinde; sınır kapılarının kapatılması ile hava ve deniz taşımacılığın azaltılması uluslararası ticaretin aksamasına ve nihayetinde küresel tedarik zincirinde ciddi aksamalara yol açtı. Tüm bunların yanında salgının yayılım hızını düşürmek adına tüm dünyada eşzamanlı alınan sosyal mesafe, gönüllü sokağa çıkma yasakları ve işyerlerinin geçici surette kapatılması gibi tedbirler ekonomik hayatı ciddi bir durağanlığa sürüklemiştir. Bu nedenle pandemi sonrası dönemde dünya genelinde ticaret hacmi, gayrisafi hâsıla ve milli gelirde çok ciddi düşüşler öngörülmektedir. Benzer şekilde işsizlik rakamları ile yoksulluk katsayısının artacağı tahmin edilmektedir. Tüm dünyadaki en büyük endişenin yaşanan gelir kayıpları nedeniyle artan yoksulluk ve işsizliğin salgın sonrası dönemde toplumsal hareketlenmeleri tetikleme ihtimalidir.

Ulusal ve uluslararası ticaretin önemli bir entegre şehri olan konumundaki Karabük’ün de pandeminin yol açtığı tüm ekonomik olumsuzluklardan etkilendiğini söylemek mümkündür. Karabük’ün ihracatında en büyük kalem demir çelik ürünleridir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2019 yılında Karabük’ün toplam ihracatı 382.741 milyon dolardır. Bu rakamın baskın çoğunluğu demir çelik ürünlerine aittir. Geçtiğimiz yılın ilk üç ayı ile bu yılın ilk üç ayı mukayese edildiğinde nispeten bir azalma göze çarpmaktadır. Ancak ciddi bir farkın dördüncü aydan yani nisandan itibaren bilançolara yansıyacağı tahmin edilmektedir. Pandemi öncesinde alınan siparişlerin teslimatı bu ilk üç boyunca muhtemelen tamamlanmıştır. Esas ciddi kaygılar bundan sonraki aylar için kendisini gösteriyor. Demir çelik sektöründe nisan ayında başlayan duraksamanın mayıs ayı boyunca devam etmesi muhtemeldir. Zira sadece Türkiye’nin pandemi sonrası normale dönmesi yetmiyor.

Tüm dünyanın normalleşmesi en önemli meseledir. Ancak biliyoruz ki tüm dünya salgın öncesi durumuna bir anda geri dönemeyecek ve bunun birtakım kalıcı hasarlar bırakacağı şimdiden anlaşılmaktadır. Karabük’ün ihracatının salgın öncesindeki vaziyetini koruyabilmesi dünyadan gelecek yeni siparişlere bağlıdır. Şayet beklenilen düzeyde yeni talepler oluşmazsa o zaman sektörde ciddi bir daralmanın baş göstereceği aşikârdır. Bu süreci en az hasarla atlatabilmemiz yeni pazarlar bulmamıza bağlıdır. Bu yüzden ekonominin normal seyrine dönmesi ve yeni pazarlarla ilişkiye girmemiz durumunda ürünlerimize azalan talepleri buralardan ikame edebileceğimizi umuyorum. Benzer şekilde iç talepte yaşanan düşüşün de ivedi bir şekilde yeniden canlanması en büyük temennimiz. Nitekim bu hususta büyük ölçüde inşaat sektörünün salgın sonrası çizeceği grafiğe bağımlı kalacağız. Dolayısıyla uluslararası sahada yeni pazarlara olan ihtiyacımızın şiddeti daha da artabilir.

Diğer taraftan Safranbolu ilçemizde yaşayacağımız turizm kaybı bir başka ekonomik kaygımızdır. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü, Covid-19 salgını nedeniyle bu yıl uluslararası turist sayısının yüzde 58 ile 78 seviyesinde azalabileceğini açıkladı. Elbette bu daralmayı iç talepteki daralma takip edecektir. Salgının yayılması, sınır geçişlerinin kapatılması ve seyahat yasakları, turizm sektörünü olumsuz etkiledi. Ancak bu belirsizliklerin ortadan kalkmasıyla ilk etapta iç talepte bir canlanmanın yaşanacağını ve evde kalmaktan sıkılan vatandaşlarımızın hava değişimi ihtiyacı kapsamında daha küçük otelleri tercih edeceğini, bu nedenle de Safranbolu gibi butik otellere sahip bir turistik bölgenin nispeten daha çok talep göreceğini tahmin etmekteyiz. Sonuç itibariyle hükümetimiz ile üst çatı kuruluşumuz TOBB’un alacağı tedbirlere, yerelde bizler de tüm kurum, kuruluşlarımız ve işadamlarımız ile katılarak bu zorlu süreci hep birlikte aşabileceğimizi düşünüyorum. Özellikle pandeminin sunacağı yeni fırsatları zamanında tespit etmemiz bize ciddi bir başarı getirebilir.

Mehmet MESCİER

Karabük TSO Yönetim Kurulu Başkanı