Advertisement

BLOOMBERG HT ARAŞTIRMA

Kurdaki hareket farklı sektörlerde tedarik sıkıntılarının kendini daha güçlü bir şekilde hissettirmesine yol açtı.

Birçok sektörde tedarik riske girerken, maliyetlerin de hızlı bir şekilde arttığı izlendi.

Farklı sektörlerde iş yapan iş insanları Bloomberg HT'ye tedarikteki sıkıntıların boyutunu ve gündelik operasyonlarına etkisini anlattı.

Temel gıda maddelerinde stokçuluk var mı?

Son dönemde fiyat oynaklıkları, kur gelişmeleri ve tedarik zincirindeki aksaklıklar bazı temel gıda maddelerinde stok sorununu gündemin zirvesine koydu. İçinde bulunulan süreç üreticilerden tüketicilere geniş bir alanı kapsıyor. Üreticilerin bir yandan yurtiçinde enflasyonist beklentilerle öne çektiği talep, bir yandan güçlü seyreden ihracat siparişlerine yetişmek için kendilerini garanti altına almaya çalışması hammadde, mamül ve yarı mamüllerde fiyat artışlarına rağmen talep patlamasına yol açıyor. İçeride bu enflasyonist ortamda mücadele etmeye çalışan üreticilerin sorunlarına bir de döviz kurundaki ani yükseliş eklenince mevcut durumdaki sorunlar, temel gıda maddelerine kadar indi.

Oylum Sanayi Gıda CEO’su Yener Büyüknalbant

"Küresel tedarik sıkıntıları ile birlikte mevcut problemleri düşünürsek ortaya çok iç açıcı olmayan durum çıkıyor. Küresel enflasyonist bir ortamda Türkiye olarak kurdaki dalgalanma ile karşı karşıyayız ve maalesef tedarik tarafında kırılmalar görüyoruz. Gıda atıştırmalık sektöründe yer alan firma olarak bu işin ana göbeğindeyiz. Gıda fiyatlarındaki haberleri görüyoruz ve bunların hepsi Oylum olarak bizim ana girdimiz. Ana girdi ürünlerimizde şu anda kontrolsuz bir küresel dalgalanma ve TL’deki oynaklıktan ötürü tedirginlikle takip edip pozisyon almaya çalışıyoruz. Şu anda buğdayı elinde tutan buğday tüccarları her gün fiyatlar artığı için bunu piyasaya sürmek yerine stoklama yapıyorlar. Bu noktada biz de un firmalarından un bulamıyoruz, çünkü onlar da buğday tedarik edemiyorlar. Fiyatlama yapmaya geldiğinde o günkü günlük buğday fiyatlarına bakıyorlar, dolar kuruna bakıyorlar, bugün söyledikleri fiyatları yarın veremiyorlar."

"Bu kurlarla Türkiye’de ihracatından artacağından ümitli değilim"

Gıda üreticileri hızlı yükselen döviz kurlarından rahatsız. Şimdiye kadar dünyada gıda fiyatlarının yükselişine, lojistik maliyetleri, salgın ve iklim kaynaklı arz sıkıntıları katkıda bulunuyordu. Şimdi ise yurt içinde yükselen döviz kuru ile maliyet ve satış fiyatı arasında farkın kapanma noktasına gelindiğine dikkat çekiliyor. Bu farkın kapanması ise üretici için sermayeyi eritmek anlamına geldiği için önümüzdeki dönemde üreticilerin fiyat artışı yapmak zorunda kalacağına dikkat çekiliyor. Aynı zamanda döviz kurunun fiyatlar üzerinde nihai üründe satış fiyatına yansıtılması ihracatçı açısından da uluslararası pazarda rekabet gücünü azaltabileceği yönündeki eleştirileri gündeme getiriyor.

Yonca Gıda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rıza Seyyar

“Piyasalarda beklenmedik bu dalga sanayicileri ürküttü, çünkü fiyatlama yapmakta zorlanıyoruz. Bugün maliyet enflasyonu ile fiyat yaptığımızda uluslararası müşteriler bu fiyat seviyesinin kabul edilemez olduğunu söylüyor. Geçen hafta 1.405 dolar seviyesinde olan ham yağın fiyatı dün Rusya’da 1.478 dolar seviyesinde işlem gördü; bu yüzden dolarla getirip Türk Lirası maliyet vermekte zorlanıyoruz. Bunlar hammadde krizi olduğu anlamına gelmiyor tabii. Dünya stoklarında hammadde sıkıntısı yok. Buğday, pamuk gibi ticarete konu malların tedarikinde sıkıntı yok. Türk sanayicisi bu ürünlere ulaşabilir; ancak hammaddenin ithal kullanıldığında fiyat maliyet farkı oluyor. Örneğin Dolar/TL 8,5 iken salçanın tonu 900-950 dolar seviyesindeydi. Bugün kur 13 seviyesindeyken salçanın tonu 1000 dolar odu. Sanayici bu artışı fiyatlara yansıtamadığı durumda sermayesinden yer ve şuanki artış katlanılacak bir artış değil. Önümüzdeki dönemde asgari ücrette artış oranını öğreneceğiz; sanayici çalışanlarına zam yapacak. İşçilik, hammadde, ambalaj gibi diğer maliyetlerdeki artışla ardarda koyunca sanayicinin maliyet enflasyonu yüzde 70’in üzerine çıkacak. Bu kurlarla Türkiye’de ihracatından artacağından ümitli değilim. Bu kurlarla ihracat büyümeyi negatif etkiler. Hammadde, yarı mamül ve mamül girdisinin dolara endeksli olması büyümeyi negatif etkiler. Bunun etkisini 2022’nin ilk ve ikinci çeyreğinde göreceğimizi düşünüyorum.”

Kahveyi ucuza mı içiyoruz?

Geride kalan aylarda Brezilya’da gerçekleşen don olayından ötürü kahve hasatları yüzde 8 oranında etkilendi. Bu gelişme rekolte miktarında düşüşe neden olurken, kuraklık ve diğer etmenlerde üretim rakamlarını düşürdü. Kahve ürününün yapısına bakarsak; 1 yıl üretim kuvvetli olurken 1 yıl ise zayıf oluyor ve 2021 yılının zaten hali hazırda zayıf bir yıl olması bekleniyordu. Gelişmeler akabinde geçen yıl ton başına yeşil çekirdek kahve fiyatı geçen yıl Kasım ayında ton başına 2 bin 400 dolar seviyesindeyken, bu yıl 6 bin 50 dolara çıktı. Bu gelişmenin içerisine TL’deki değer kaybını, lojistik maliyetlerindeki artış ve yan maliyetleri de eklersek ithal edilen ürünün fiyatındaki artış doğal olarak karşımıza geliyor.

Voicevale Tarım Ürünler Ticaret Direktörü ve Yönetim Kurulu Üyesi Erdem Koylan

Yurt içerisinde kahve dükkanları ve zincir grup markalar da bu artan maliyetlerden ister istemez etkileniyor. Ürünler gittikçe pahalılaşırken, buna kira giderleri, enerji maliyetleri ve personel giderlerini eklediğimizde kar marjları ciddi oranda daralıyor. Öyle ki bugün rafta bulunan paketli kahvenin fiyatı mevcut yeşil çekirdek kahve fiyatının altında kalmış durumda.

Nişasta tedarikinde problem

Divan Grup Müdür Yardımcısı Zeynep Galiba

Ürün gamımız geniş olduğu için bu sürece stoklu girdik. Sakin kalarak yönetim yapmaya çalışıyoruz. Herkesin hammaddeye erişimde kendisini garanti altına alma çabası var. Ürün gamımız geniş olduğu için panik halindekiler kadar etkilenmedik. Ancak önümüzdeki dönemde tüketiciyi de mağdur etmeyecek şekilde, ürünlerimize kontrollü bir şekilde zam yapmayı planlıyoruz.

Karton fiyatlarındaki artış ne noktada?

Başta gıda sektörü olmak üzere ilaç, kişisel bakım, kozmetik ve hijyen ürünlerinde ana girdi kalemlerinden ambalaj sanayiinde yaşanan tedarik sıkıntıları, temelde tüm sektörleri risk altına sokuyor. Ambalajlama sektöründe en çok ithalatın yapıldığı kalem ise selülozdan üretilen karton. 2020 yılında 330 bin ton selülozdan üretilen kartonun uluslararası piyasalarda da fiyatı yükselişte. İthalatını yaptığımız Kuzey ve Güney Amerika, Avrupa son dönemde içeride oluşan talebi karşılamak için yurtdışına mal vermekten imtina ediyor. Türkiye bu noktada ithalat rotasını Asya ülkelerine taşımış durumda. Dünyada devam eden konteyner krizide yüzde 100 selülozdan üretilen kartonun fiyatlarını uluslararası piyasada yukarı çekiyor. Döviz kurlarındaki yükseliş ise, tüm bu maliyetlere eklenince birim başına kağıdın maliyeti artık katlanılamayacak düzeye geldi.

Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Ali Can Duran

Türkiye burada hammadde sorununu çözmek zorunda. Türkiye’ye selülozdan üretilen karton ve kağıt fabrikası gerekiyor. Böyle bir fabrikanın yatırım maliyeti 350 milyon euro civarında. Ancak bu ölçekte bir yatırım kararı almak özel sektör açısından oldukça zor. Özel teşebbüs bunu yapmaya karar verirse devletin bunu stratejik yatırım olarak adledip ona göre teşvik ile desteklemesi lazım. Geçen yıl 1000 euro olan yüzde 100 selülozdan üretilen karton fiyatı şimdi 1300-1400 euro seviyesine geldi. Bu kalemde 400-500 milyon euro ithalatımız var. Fiyatlardaki bu artış; dış ticaret açığımız belirgin biçimde artırıyor. Yeşil dönüşümle beraber; buraya talep dünyada daha da artacak. Talebe yetişmek için bu malı burada üretmemiz gerekiyor.