Advertisement

Düşman işgali altındaki Anadolu ve Rumeli topraklarında, Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı başlatacak ve Cumhuriyete giden yolda adımlar atılmasını sağlayacak Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) 101 yıl önce bugün açıldı. TBMM’nin açılışı, kurtuluş mücadelesinin en önemli safhalarından birisi oldu. Milletin egemenliği tek güç haline geldi.

Osmanlı İmparatorluğu'nun 1. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmasının ardından, Mondros Mütarekesi'ne rağmen ülkenin işgal edilmeye başlanması üzerine Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktı.

Amasya Tamimi ile Erzurum ve Sivas kongrelerinde alınan kararlar, ''ulusun egemenliğini yine ulusun sağlayacağı''nı ortaya koydu.

1919 sonbaharında yapılan seçimlerden sonra Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920'de, 168 üyesinden 162'sinin katılımıyla toplandı.

Mustafa Kemal, Erzurum mebusu seçilmişti ancak o Ankara'da kaldı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yanlısı milletvekillerinin çoğunlukta olduğu bu Meclis, 28 Ocak 1920'de yaptığı gizli oturumda Misakımilli'yi kabul etti. İstanbul'un 16 Mart'ta işgali ve Milli Mücadele yanlılarının tutuklanmaya başlamaları üzerine, milletvekilleri ve aydınlar, Ankara'ya kaçmaya başladı.

Son padişah Vahdettin meclisi kapattı

18 Mart 1920'de Osmanlı Mebusan Meclisi çalışmalarına ara verdi. 10 Nisan 1920'de Padişah Vahdettin meclisi kapattı.

Mustafa Kemal, 19 Mart 1920'de yayımladığı genelgeyle ''Ankara'da olağanüstü yetkili bir Meclis''in toplanacağını duyurdu.

Genelgede, ''Ulusun bağımsızlığını ve devletin kurtarılmasını sağlayacak önlemleri düşünüp uygulamak üzere ulusça olağanüstü yetki verilecek bir Meclisin Ankara'da toplantıya çağrılması ve dağıtılmış olan mebuslardan Ankara'ya gelebileceklerin de bu Meclise katılmaları'' istendi.

Bu amaçla yapılacak seçimle belirlenen milletvekilleri ile dağıtılan Osmanlı Mebusan Meclisinden kaçarak Ankara'ya gelebilenlerden 84'ü, ilk Mecliste yer aldı. Mustafa Kemal, 22 Nisan 1920'de Büyük Millet Meclisi'nin açılışını duyurduğu genelgesinde ise bundan böyle ''bütün sivil ve askeri makamların ve bütün ulusun emir alacağı en yüksek kat''ın bu Meclis olacağını kaydetti.

Cuma namazı kılınıp, kurbanlar kesildikten sonra açıldı

23 Nisan 1920'de, Hacıbayram Camisi'nde cuma namazı kılınıp, kurbanlar kesildikten sonra ilk TBMM, İttihat ve Terakki Kulübü olarak yapılan binada açıldı.

Cumhuriyete giden yolda büyük adımlar atılmasını sağlayacak Türkiye Büyük Millet Meclisinin 101 yıl önce 23 Nisan'da açılması, Türkiye Cumhuriyetinin kurtuluş mücadelesinin en önemli safhalarından birisi oldu.

Milli egemenliğin sesi

TBMM, açıldığından bu yana milli egemenliğin temeli oldu. TBMM'nin ilk Başkanı Mustafa Kemal Atatürk, 1 Mart 1920 tarihinde Meclisin 4. toplantı yılının açılışında da bunun önemine dikkati çekti.

Atatürk'ün sözleri tutanaklara şöyle yansıdı:

"Hep birlikte bakışlarımızı, vicdanımızın merkezi olan millete dikelim. Orada erdemin, vefa ve içten bağlılığın, yenileme arzusunun, egemenlik aşkının ve geleceğin sönmeyen ateşi yanmaktadır. Bu kutsal ateş, kendi içindeki bilgisizlik ve karanlığı yakacak ve bağımsızlığımızın önüne dikilecek olan bütün engelleri yıkacaktır. Efendiler, millet önünde, onun hak ettiği bağımsızlığın önünde, onun layık olduğu gelişme ve yenileme arzusu önünde, her kuvvet ancak milletin irade ve amaçlarına uymak şartıyla yaşayabilir. Milletin irade ve amaçlarına uymayanların talihi hüsrandır, çökmedir.''

Büyük önder bu kutlu bayramı çocuklara armağan etti

Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nın ardından geride çok sayıda şehit çocuğu yetim kalmıştı. Himaye-i Etfal Cemiyeti, 23 Nisan 1924'te “Bugün yavrularımızın bayramıdır” başlıklı bir duyuru yayınlandı ve yetim çocuklar için bağış kampanyası başlattı. Cemiyetin ilan ettiği çocuk bayramı, Mustafa Kemal'in himayesinde kutlandı.

23 Nisan, çocuk bayramı olarak ilk kez resmi törenlerle 1933 yılında kutlandı. Makamlara çocukların oturması uygulaması da aynı yıl başladı. 1935 yılında çıkan yasa ile de bayramın adı Milli Hakimiyet ve Çocuk Bayramı oldu. UNESCO'nun 1979 yılını Çocuk Yılı ilan etmesiyle birlikte 23 Nisan, 1980 yılındaki yasal düzenleme ile de ‘Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı' adını aldı. 101 yıl sonra bugün milyonlarca çocuk, salgın dolayısıyla bayram kutlamasını sokaklarda yapamayacak. Ancak hepsi Ata'sına minnetini kalbinde hissedecek.