Advertisement

Kısa sürede yayılıp dünya çapında bir pandemi haline gelen Kovid-19 dünyada hiçbir ülkenin bu çapta olumsuz sonuçlar doğuracağını beklemediği bir durumdu. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinin bile çaresizliğini gördük. Türkiye olarak salgınla etkin mücadelemizle, üretim sektörlerinin üretmeye devam etmesiyle hiçbir konuda arz sorunu yaşamayan bir Türkiye manzarası bize umut verdi.

Türkiye’nin üretim alt yapısı ve yeteneği hayli yüksek, ancak normalleşmeyle istihdam ve finansman karşımıza önemli bir sorun olarak çıkacak. Şu anda özellikle küçük esnaf ve işletme boyutunda hem patronlar hem de işçileri işsiz kalmış durumda. KOBİ’lerimizin ertelenen, ötelen ödemeleri, vergileri, kredileri, kiraları, vs. her şeyin üst üste birikeceği ve çok ağır yüklerin oluşacağı gerçeği ortada. Normalleştiğimizde o yüklerle nasıl baş edebileceğimizin hesaplarının şimdiden yapılmış olması gerekiyor. O gün geldiğinde Türkiye nasıl bir mali tablo, istihdam ve toplumsal sorunlarla karşılaşacak, bunun bir analizi, hesaplaması ve yol haritası mutlaka yapılmalıdır. O gün geldiğinde hazırlıklı olmalıyız.

Artık KOBİ’lerimizin finansman sorununu kredilere bağımlı olarak değil de farklı yöntemlerle çözmemiz gerekiyor. KOBİ’lerimizi sağlam sermaye ve finansman koşullarına kavuşturmamız lazım. Bunun da ortaklıkların kurulmasının teşvik edilmesiyle mümkün olabileceğini düşünüyorum.

Mersin virüsle mücadelede Türkiye’de en iyi durumdaki illerdendir. Bu, turizm açısından önemli bir avantaj olacaktır. Tarımda da çok avantajlı bir durumdayız. Tarım sektörümüzden aldığım izlenimler de böyle. Avrupa’da salgınla ilgili büyük bir kriz yaşandı. Tarımda bize rakip olan İspanya, İtalya, Portekiz gibi ülkeler tarımda duraksama yaşadı. Biz ise aldığımız önlemlerle bu sıkıntıyı yaşamayarak üretmeyi sürdürdük. Türkiye’nin virüsle mücadelede karnesinin temiz olması da Avrupa’da dikkat çekiyor. Bu nedenle tarım ürünlerimizin Avrupa’da iyi pazar bulacağı ümidi bende çok yüksek.

E-ticaretin önü açıldı, ürünlerimizi e-ticarete uygun duruma getirmemiz gerekiyor. İyi ambalajlı, kaliteli ve ilgi çekici markalarla e-ticaret pazarında yüksek bir paya sahip olabiliriz. Lojistik olarak hiçbir sıkıntı çekmeyiz çünkü Mersin’de lojistik sektörü çok gelişmiştir.

Diğer bir önemli nokta, Avrupa artık çok uzaklarda değil de daha yakınında, daha kontrol edebileceği bölgelerde, tanıdığı bölgelerde üretimlerini yaptırmak isteyecektir. Böyle bir düşünce hâkim olmaya başladı. Türkiye’nin hem üretim altyapısı hem teknolojik gelişimi hem de nitelikli insan sayısının yüksek olması Avrupalının yeni üretim merkezinin Türkiye olabileceğinin işaretlerini veriyor. İyi değerlendirmeliyiz.

Ülkemizde artık yatırımlar ve ekonominin Türkiye'nin tüm sathına bölgelerin stratejik, jeopolitik, coğrafi, iklim, toprak yapısı, yeraltı ve yerüstü kaynakları değerlendirilebilecek şekilde yayılması gerekmektedir. Türkiye’nin geleceği artık planlanmalıdır. Yerel dinamiklerin düşünceleri, önerileri, raporları değerlendirilmeli ve karar süreçlerinin içine alınmalıdır.

Yeni planlı bütünleşik ekonomik ve endüstriyel bölgeler oluşturmalıyız. Örneğin; MTSO olarak sürekli dile getirdiğimiz Çukurova Bölgesel Yatırım ve Kalkınma Planı yaparak Çukurova’yı uluslararası alanda güçlü bir ekonomik bölge yapmanın peşindeyiz.

Ayhan KIZILTAN

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası YKB