Advertisement

Kariyerinin büyük kısmını finansal krizlerde bankaların rolü üzerine çalışmaya adayan ve bu alandaki araştırmalarıyla bu yılın Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanan ve Chicago Üniversite’sinde ekonomi profesörü olan Douglas Diamond, Fed'in eski başkanı Ben Bernanke ve Washington Üniversitesi'nde bankacılık ve finans profesörü olan Philip Dybvig ile Nobel Ekonomi Ödülü’nü paylaştı.

İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi'nde ödül için düzenlenen basın toplantısında, bu üç ismin ekonomide ve özellikle finansal krizler sırasında bankaların rolü ve finansal piyasaların nasıl düzenleneceğine ilişkin kavrayışın önemli ölçüde gelişmesini sağladığı belirtildi.

Diamond, AA'ya yaptığı açıklamada, 2008 krizi dönemiyle günümüzdeki bankacılık sistemi arasında kıyaslamalarda bulunarak, “Bugünkü durum farklı. Çünkü, dünyada finansal sistemin işleyişine dair birçok yasa ve düzenleme 2008’den sonra yürürlüğe girdi. Bankalar, en azından ABD bankaları, sermaye yeterliliği konusunda kriz öncesine göre daha güçlü finansal pozisyondalar.” dedi.

Bankaların mevcut durumuyla ilgili iki kötü noktanın bulunduğunu söyleyen akademisyen, “Bankalar, normalde hazine bonoları ve sendikasyon kredileri için piyasa yapıcısı olarak aksiyon alabilecekleri faaliyetlerin birçoğunu yapmıyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu durumun bankaların bu piyasalarda daha az agresif bir rol oynamasına neden olduğunu belirten Diamond, bu faaliyetlerin bir kısmının gölge bankalara yöneldiğini söyledi.

Diamond’a göre gölge banka ve benzeri yapıdaki kuruluşlar regüle edilmediği için risk oluşturuyor.

Gölge bankacılık sistemi içerisine, bankacılık işlemlerine benzer işlemleri yaptığı halde bankacılık düzenlemelerine tabi olmayan kurumlar giriyor.

Sigorta şirketleri, faktoring şirketleri, finansal kiralama şirketleri, hedge fonlar, para piyasası fonları, yapılandırılmış yatırım fonları, tüketici finans kurumları ve menkul kıymet şirketleri bu kurumlar içerisine dahil ediliyor.

“Regüle edilmiş sektörü o kadar güçlü hale getirdik ki aşırı krediler çok başka yerlere gitti”

Şu ​​anda, dünya ekonomisindeki birçok riskin temelde bankalarla aynı hizmeti veren bu kurumlarda bulunduğunu vurgulayan Diamond, bir numaralı risk olarak, finansal risklerin düzenlenmiş sektörün dışına taşınmasını görüyor.

“Düzenlenmiş bankacılık sektörünü küresel finans krizi sonrası o kadar güçlü hale getirdik ki aşırı krediler çok başka yerlere gitti,” diyen Diamond, 2008 krizinde kurumsal finansman sorunu ve şirketlerin temerrüde düşme oranının çok fazla olmadığını söyledi.

Şimdi ise kısa vadeli şirket borçlarının aşırılığına dikkati çeken Diamond, konuşmasına şöyle devam etti:

“2008 krizine neden olan kayıplar, mortgage finansmanı ve konut piyasası çöküşü nedeniyle bankacılık sektörünün içindeydi. Bu dönemdeyse reel sektörün, orta ölçekli ve büyük şirketlerin bilançolarında borçluluk çok fazla. Tabii bu da sonunda bankaların başını belaya sokacak. En son küresel finans krizi bankalarda başladı, bankalarda kaldı. Önümüzdeki kriz, gölge bankalarda ve şirketlerde başlayacak.”