Advertisement

Ankara'da dün 88 yaşında vefat eden, Türkiye'nin önde gelen iktisatçılarından Prof. Dr. Tuncer Bulutay için cenaze töreni düzenlendi.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi hocalarından, ekonometri ve genel denge kuramı konularındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Bulutay için, Kocatepe Camisi'nde öğle namazının ardından cenaze namazı kılındı.

Törene Bulutay'ın ailesinin yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP İstanbul Milletvekili Akif Hamzaçebi, CHP Ankara Milletvekili Bülent Kuşoğlu ve eski Başbakan yardımcılarından Murat Karayalçın katıldı.

1402 sıkıyönetim yasası uyarınca görevine son verilmişti

Ekonometri ve genel denge kuramı konularındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Tuncer Bulutay 1934 yılında Trabzon'da doğdu. 1957'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olduktan sonra aynı yıl İktisat ve Maliye Kürsüsü'ne asistan oldu.

Şubat 1983'te 1402 sayılı sıkıyönetim yasası uyarınca öğretim üyeliği görevine son verildi.

Ekonometri ve genel denge kuramı konularındaki kitapları bu alanlarda Türkiye'de yayımlanan ilk yapıtlardır.

Meslektaşları ve öğrencileri anlattı

Prof. Bulutay Türkiye'de iktisat ve maliye öğreniminde iz bırakmış, birçok çalışmaya imza atarken, birçok akademisyeni de yetiştirmiş bir isimdi.

Kendisinin asistanı olarak Mülkiye'ye giren Prof. Dr. Ercan Uygur, Prof. Dr. Bulutay'ın ardından Bloomberg HT'ye şunları söyledi:

Tuncer Bulutay ile 1977'den 1402 ile uzaklaştırıldığı 1983'e kadar birlikte çalıştık. 1983'ten vefatına kadar çok sık görüştük, birlikte Türkiye ekonomisi üzerine tartışmalarda bulunduk, bildiriler sunduk. 44 senelik bir birlikteliğimiz oldu.

SBF'ye asistanlık başvurum kabul edildiğinde "Biz bu kürsüde 5 kişiyiz. Dünyayla rekabet edecek iddialı bir program yürütmek istiyoruz" demişti. Gerçekten de 5-6 sene Türkiye çapında çalışmalar yapıldı.

Onunla ilgili birçok anı arasında unutamadıklarımdan bir tanesi de yağmurlu bir Ankara gününde yaşadıklarımızdı. Bir gün fakülteden çıktığımızda yoğun bir yağmur altında kaldık. Taksi çevirmek için caddeye yürümemiz gerekiyordu. Ben rahat etmesi için elindeki çantayı almak istedim. Fakat ısrarla bana çantasını vermedi. "Ben doçentine, asistanına çanta taşıttırıyor dedirtmem" demişti.

"Emekli maaşımın karşılığını yazarak veriyorum"

Kendisi burslu okumuş biriydi. 1950'lerin sonunda üniversiteye girmişti. O zaman üniversiteden aldığı parayı görünce memnun olmuş, "Hem sevdiğim işi yapıyorum, hem de bu parayı alıyorum" demiş.

Üniversiteden uzaklaştırıldıktan sonra üniversiteye bir daha dönmedi, emekli oldu. Emekli olunca "Devletten emekli maaşı alıyorum, ben de bunun karşılığında yazarak okuyarak eğitim faaliyetine devam ediyorum" derdi.

Son zamanlarda rahatsızlıklarla mücadele ediyordu. "Ben bunu yeneceğim, yine yazacağım, yine okuyacağım" derdi hep. Böyle çalışkan ve iradeli bir insandı.

"Tuncer Hoca üniversiteden uzaklaştırılma kararına çok üzülmüştü"

Prof. Dr. Tuncer Bulutay'ın öğrencilerinden Ekonomist Mahfi Eğilmez de blogunda bir yazı yayımladı.

Eğilmez yazısında Bulutay ile ilgili şunları söyledi:

Mülkiye’den mezun olduktan sonra sınavlara girdim. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yurtdışı doktora sınavını ve Maliye Müfettiş Muavinliği sınavını kazandım.

Maliye Müfettişliğiyle birlikte doktora yapma düşüncesi ağır bastı. Maliye müfettişliğine başladım. O sırada Mülkiye doktora sınavı açtı. O zaman isterseniz yüksek lisans, isterseniz doğrudan doktora yapabiliyordunuz. Sınavları ayrıydı. Ben doktora sınavına girecektim. Dilekçemi vermek için okula gittiğimde Tuncer Hocayla karşılaştım. Ne yaptığımı sordu, maliye müfettiş muavinliğini kazandığımı ve göreve başladığımı bir yandan da doktora yapacağımı söyledim.

İktisat dalında doktora programının yöneticisiydi yanlış hatırlamıyorsam, bana dedi ki: “Maliye müfettişliği de doktora da ciddi işlerdir. İkisi bir arada yapılamaz. Eğer doktora yapmak istiyorsan sana birlikte burs arayalım, yok eğer maliye müfettişi olmak istiyorsan o işi hakkıyla yap.” Bu söze bozuldum ama hocayı da dinledim ve doktoraya başvuruda bulunmadım (doktoramı yıllar sonra Gazi Üniversitesi’nde yaptım.)

Maliye müfettişliğinin turneleri falan başlayınca hocaya hak verdim. Son derecede haklıydı. Şimdi askere gitmemek için ya da iş bulamadığı için yüksek lisans yapanlara gösterilen hoşgörü bu derecelerin de gözden düşmesine neden oldu. Keşke herkes doktorayı Tuncer Hoca kadar ciddiye alsaydı.

12 Eylül darbesi birçok hoca gibi Tuncer Hoca’nın da okuldan uzaklaştırılmasına yol açtı. Tuncer Hoca bu karara çok üzüldü. 1402’likler denilen bu okuldan uzaklaştırılmış öğretim üyeleri için sonradan af çıkarıldı ve okullarına dönüşlerine izin verildi. Tuncer Hoca, bu affı kabul etmedi. Tahminimce “affetmesi gereken biziz siz değil” diye düşündüğü için geri dönüş hakkını kullanmadı ve emekli oldu.

Tuncer Bulutay, yaşamını onurlu ve ilkeli bir insan olarak tamamladı ve öğrencilerine örnek oldu. Ardından bu kadar ağıt yakılması yalnızca matematiksel iktisadı iyi öğrettiğinden ya da iktisat makalelerinin beğenilmesinden değil, günümüzde böylesi onurlu insanın az bulunur olmasındandır.