Advertisement

ÇAĞLAR KUZLUKOĞLU/BLOOMBERG HT ARAŞTIRMA

Geçen Ağustos ayı sonunda, davranışsal ekonomi alanındaki çalışmalarıyla 2017'de Nobel İktisadi Bilimler Ödülü almış olan Richard Thaler, ABD ekonomisinde durgunluğu andıran bir şey görmediğini ve ekonominin güçlü göründüğünü dile getirmişti.

Nobel ödüllü ekonomist, ABD'nin iki çeyrektir ekonomik daralma kaydetmiş olmasına karşın bunu bir durgunluk olarak tanımlamayı “komik" bulduğunu ifade etmişti. Thaler ayrıca enflasyonun geçici olup olmadığı konusunda da; “kalıcı olduğunu savunan takım kazanıyor gibi görünüyor, ancak bence biraz erken zafer ilan etmiş olabilirler, savaş ve salgın gündemleri hafifletilirse fiyatların düştüğünü görebiliriz” görüşünü de öne sürdü.

Bloomberg küresel ağırlıklandırılmış enflasyon endeksi, salgın yılı olan 2020 sonunda yüzde 2’ler seviyesinde iken yüzde 10 sınırına kadar yükselmiş durumda. Uluslararası kurumlar da hem küresel hem de ülkeler bazında büyüme beklentilerini ardı ardına aşağı yönde revize ediyorlar.

Peki, 2021 yılında yükselmeye başlayan enflasyon ve 2022’de henüz sona ermeyen salgın ile beraber küresel büyüme dinamikleri üzerinde etkili olan savaş olguları ekseninde davranışsal iktisat alanında neler öne çıkıyor?

Belirsizliklerde karar alma

2008 Küresel Finans Krizi’nin ardından gelişen ülkelerin yarattığı talep ve ekonomik aktivite sonucu 2011 yılına kadar emtia fiyatları yükselmiş, ardından salgın yılındaki sert çöküş dönemi de dahil 2020’nin ortalarına değin düşüş trendi görülmüştü. Piyasalardaki yükseliş ve düşüşlerin, kazanç ve getiriler üzerinde yarattığı etkilerin yanı sıra; 2022 yılı itibarı ile emtia fiyatlarında görülen dalgalanmaların gündelik hayatın olağan akışında da belirleyici olduğu bir dönem yaşanıyor. Davranışsal ekonomi üzerine çalışmaları ile 2002’de Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan psikoloji profesörü Daniel Kahneman, belirsizlik durumunda karar alma süreçlerine ilişkin çalışmalarında piyasa hareketlerine yönelik pozisyon alabilme ihtimalinin bir “yetenek ilüzyonu” olduğundan bahsediyor. Kahneman’a göre, rasyonel kararlar alabilmeye dönük bir disiplin geliştirilebilse de piyasalarda ve reel ekonomik zeminde “yetenekli” ya da “başarılı” olarak adlandırılabilmenin bir karşılığı bulunmuyor. Özellikle enerji sektörü alanında çalışmaları bulunan Ellen Wald ise, finansal ve iktisadi karar almada “araştırma” ve “araştırma sonuçlarının doğru analizi” olgularının önemine dikkat çekiyor.


Enflasyon ve ekonomik güven ışığında davranışsal olgular

Salgının başlangıcında, küresel ekonomik aktivitenin belirgin biçimde yavaşlaması hatta durma noktasına gelmesi sürecinde “evde kalma” durumunun neden olduğu bazı talep patlamaları, 2021’de açılmaların başlaması ile “ertelenen” talebin devreye girmesi ve arz-tedarik tarafında yaşanan gelişmeler günümüze uzanan karmaşık bir tablo meydana getirdi. Bireysel ve toplumsal ölçekte “panik” ve “belirsizlik” anlarında makro ekonomik dengelerin, piyasalardaki dalgalanmaların ve finansal sistemdeki hareketliliğin köklerinde davranış eğilimlerinin niteliği önemli ipuçları sağlayabiliyor. Toplumu oluşturan bireylerin rasyonel ya da irrasyonel davranış ve seçimlerde bulunması; makro iktisadi yapının biçimlenmesi, piyasalardaki seyir ve geleceğe dönük beklentiler ekseninde belirleyici konumda yer alıyor.

Tüketici güvenleri salgın başlangıcındaki çöküşü izleyen dönemde toparlansa da halen salgın öncesi seviyelere gelebilmiş değil. Tüketici davranışının bu seyrinde, salgının henüz bitmediği süreçte yaygın ve kalıcı hale gelen enflasyon ile savaşın neden olduğu ekonomik koşullar etkili olmuş görünüyor.


Büyümede 2021’de küresel ölçekte yaşanan telafi sürecine karşın, 2022’de gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin büyük kısmında aşağı yönlü riskler öne çıktı. 2021 yılında açılmalarla toparlanan küresel ekonomik aktivitede; ertelenen talep olgusu ile beraber özellikle hizmet tarafında açığa çıkan ivme önemli bir rol oynarken, 2022’de mevcut koşullar altında hizmet ekseninde de bozulma gözlemleniyor. Bu durumda, yükselen yaşam maliyetleri ve daralan gelir koşulları “resesyon” teması zemininde birey ve toplumların iktisadi davranışlarında etkili oluyor.