Advertisement

Dünya tam yüzyıl sonra yeni bir pandemiye karşı savaş veriyor. Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü 11 Mart tarihi itibariyle önlemlerin ivedilikle alınmaya başlanması ve gelişmelerin anlık değerlendirilerek önlemlerin revize edilmesi şüphesiz bu küresel hastalığı ulusal bağlamda büyük başarıyla yönetiyor olmamızın temel unsurudur.

Bu küresel hastalığın ülkemizde kontrol altına alınması yönünde en kritik tedbir temasın, sosyalleşmenin yoğun olduğu alanların faaliyetlerine ara verilmesiydi. Doğal olarak en çok faaliyetlerine ara verilen sektörler ekonomik olarak yara aldı. Salgının yavaşlatılması ve kontrol altına alınmasına yönelik alınan hemen her tedbir ekonomiye yönelik olumsuzlukları da beraberinde getiriyor maalesef. Tabi bu bir silsile. Her sektör, her iş kolu bir şekilde birbiriyle bağlı.

Bu sürecin olumsuz etkilerini en düşük seviyede atlatabilmek adına görüş ve önerilerimizi düzenli olarak TOBB Başkanımız Sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu’na iletiyoruz. Böylece yerelin talebini ilgili makamlara ileterek iyi aksiyon alınmasına destek sağlıyoruz. Bu süreçte TOBB Başkanımız Sayın Hisarcıklıoğlu mesai mevhumu gözetmeden tabiri caizse 7*24 çalışarak soruların çözümü ve taleplerin değerlendirilmesi hususunda etkili bir iletişim kanalı oluşturdu. Kendisine camia olarak şükran doluyuz.

Biz kriz yönetimi konusunda çok başarılı bir ülkeyiz, çünkü esneğiz. Durumu anında değerlendirerek çözüm üretebiliyor olmamız bizi tüm dünya ülkelerinden farklı bir konuma taşıdı. Küresel boyutta karşı karşıya kaldığımız bu pandemi tüm dünya için yepyeni bir çağın habercisi. Sahip olduğumuz bu esnekliğin yeni çağda bizim için pozitif getirileri olacağına inanıyorum

Eğer yeni çağı iyi okur, iyi analiz eder ve ona göre konumlanırsak bu pandemi bizim için büyük bir fırsat olabilir. Zira yaşanan bu olumsuzluk karşısında süper güç diye tabir edilen aktörlerin de ne kadar bocaladığını gördük. Bu demekki dengeler hızlı bir şekilde değişecek. Bu değişimden azami faydayı elde etmeliyiz.

Çevre dostu, insan odaklı ve dijital teknolojilerin verimli bir şekilde kullanılacağı üretim modeli tercihiyle ve şüphesiz katılımcı ortak aklı gözardı etmeyen bir ekonomik modelin tesisiyle Türkiye’nin pandemi sonrası dünyada öne çıkan ülkelerin başında gelmesi kaçınılmaz olacaktır.

Bu bağlamda dijitalleşmeyi araç olarak belirleyip, bilgi üreten ve üretilen bilgiyi kullanan bir dönüşümle ekonomimizin bel kemiğini teşkil eden reel sektör paydaşlarını sürdürülebilir kılmayı başarabiliriz. Bunun tüm yapılara kültür olarak yerleşmesi ise güçlü ekonomi ve yüksek kalkınmış toplumun temeli olacaktır.

Cumhuriyetin 100. yılını kutlamaya sayılı zaman kaldığı bu dönemde, 100 yıl öncesinden konan muasır medeniyet olma hususundaki hedefin temel referansı da bilgi üreticisi olmamızdır.

Köklerimizden gelen temel değerler, edinimlerimiz, zorluklar karşısındaki duruşumuz ve en kıymetlisi birlik ve beraberlik anlayışımız bu süreçte en önemli rehberimiz olacaktır. Yeni çağın yükselen gücü Türkiye olacaktır.

Salih Zeki Murzioğlu

Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı