Advertisement

Sert düşen petrol fiyatları ve tüketici harcamalarındaki çöküşü unutun. Dünyanın önde gelen yatırımcılarından bazıları, artmakta olan enflasyon tehdidi konusunda alarm zillerini çalıyor ve bundan korunmak için altına dönüyor.

Merkez bankalarının para basması ve devasa devlet teşvik paketleri, dünyanın en eski refah koruma araçlarından biri olan altına yönelik ilginin yeniden artmasına neden oluyor. Böylelikle 2008 krizi sırasında para yöneticilerinin benzer nedenlerle altına yönelmesi ile popüler olan, ancak nihayetinde enflasyonun kontrol altında tutulmasından dolayı hayalkırıklığına uğramalarına yol açan işlemler tekrar canlanıyor. Ancak koronavirüs krizine tepki olarak uygulamaya koyulan daha önce benzeri görülmemiş büyüklükteki hükümet teşvikleri, bu kez durumun farklı olacağı yolundaki argümanı destekliyor.

Aralarında Paul Singer, David Einhorn ve Crispin Odey'in olduğu seçkin hedge fon yöneticileri, yatırımclara son dönemde gönderilen mektuplar dikkate alındığında, altın konusunda yukarı yönlü beklentileri olan yatırımcılar arasında yer alıyorlar. Blackrock Inc. ve Newton Investment Management gibi önde gelen varlık yönetimi şirketleri de bu grup içinde bulunuyor.

Odey, yatırımcılara mektubunda, "Küresel parasallaşmadan yegane kaçış," dedi. Altın vadeli kontratları, Mart sonu itibarıyla, Odey'in bayrak gemisi Odey European Inc. fonu tarafından tutulan üçüncü en büyük pozisyon durumunda. Odey, "Kısa vadede, para enflasyon bahisi üzerinden yapılacak" şeklinde görüş bildirdi.

Mantık basit: Tüm dünyada merkez bankası bilançolarındaki yoğun genişleme er ya da geç bu bankaların para birimlerinin, en önemlisi doların, zayfılamasına yol açacak ve bunun sonucu altın gibi karı varlıkların enflasyonuna yol açacak. Altının fiyatı bu yıl halihazırda keskin biçimde yükselmiş durumda ve Cuma günü ons başına 1,751.69 dolar ile yedi yılın en yüksek seviyesini gördü. Ancak bazıları altının çok daha yükselebileceğini düşünüyor.

Singer'ın Elliott Management Corp.'u, Nisan ayında yatırımcılar için kaleme aldığı notta, "Son aylarda, altın fiyat bazında bir ölçüde yükseldi, ancak bugün en düşük değerlenmiş yatırım yapılabilir araçlardan biri olduğunu düşünüyoruz," dedi ve "Düşük faizler, madenlerdeki aksaklıklar ve tüm dünyada merkez bankaları tarafından paraların fanatikçe değerlerinin düşürülmesi, altının "hiç abartısız mevcut fiyatların katlarına" yükselmesine neden olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Sadece bir sorun var: Bu altın piyasasında oldukça bilinen bir yatırım tezi ve en son denendiğinde, 2008 yılında, başarısız oldu. En seçkin altın yatırımcılarından John Paulson, 2009 tarihli "Bugüne Kadarki En Büyük İşlem" adlı kitaba göre, o dönemde, "yoğun enflasyon" tahmininde bulundu ve "değeri koruyacak yegane varlık" olarak bahisini altın üzerine koydu.

Bu bahis ilk başlarda kârlıyken ve altın 2011'de 1,921.17 dolar ile tarihinin en yüksek seviyesine tırmanmışken, Paulson'ın tahmin ettiği yüksek enflasyon asla gerçekleşmedi ve altın piyasası Paulson'ın fonlarının performansı üzerinde baskı oluşturacak yıllarca süren bir düşüş gerçekleştirdi.

Bugün altın piyasası benzer bir tartışmayla karşı karşıya. Uyarılara karşın, yatırımcı beklentilerini gösteren piyasa göstergeleri, tüm dünyanın tarihin en keskin ekonomik gerilemelerinden birini yaşaması ile birlikte, düşük enflasyonu işaret ediyor. Orta vadeli enflasyon beklentilerinin bir göstergesi olan "ABD beş yıllık/beş yıllık başabaş"ı yılın başındaki seviyesi olan yüzde 1.8'den şimdi yüzde 1.4'e geriledi.

DWS Group emtia müdürü ve portföy yöneticisi Darwei Kung, "Para aktarım hızı oldukça zayıfladı," dedi ve "Bu değişmeden, yüksek enflasyon senaryosunun geri dönmekte olduğunu söyleyemeyiz" değerlendirmesinde bulundu.

Altın üzerine bahis yapanlar, şimdi ile 2008 yılı arasında önemli farklılıklar olduğunu savunuyor.

Birincisi, hükümetler koronavirüs şokuna büyük boyutlu teşvik tedbirleri ile tepki verdiler ve borç seviyelerini yükseltmek için daha hazır olduklarını gösterdiler.

Einhorn'un Greenlight Capital'i, yatırımcılara mektubunda, "Politika yapıcıların tek hanelerin ortasındaki enflasyonu hedeflemelerini ve alkışlamalarını bekliyoruz, zira faiz baskılaması ile beraber, bu, artan borçları aşmanın yegane yolu olacak" dedi.

Newton Investment Management'tan Catherine Doyle, "Piyasalar teşviklerin büyüklüğüne uyandığı zaman, altın için mali bir kuyruk rüzgarı olması neredeyse kaçınılmaz" diyerek bu görüşü destekledi.

İkincisi, mevcut ekonomik kriz sadece mal ve hizmet talebini değil aynı zamanda arzı da vuruyor. İşletmeler kapanmış durumda ve uzun vadede, kriz şirketlerin tedarik zincirlerinden çekilmesine yol açabilir.

Hiper enflasyon köşede görünmese bile, altın tutmanın maliyeti mevcut ekonomik ortamda göreceli olarak düşük. 20.5 milyar doları yöneten BlackRock Global Allocation Fund'un portföy yöneticisi Russ Koesterich, altının reel faizle ters yönlü ilişkisini işaret ediyor: Enflasyondan arındırılmış faizler düşük olduğu zaman, altın tutmanın fırsat maliyeti göreceli olarak düşük. İçinde bulunduğumuz dönemde, reel faizler negatif.

Bu, enflasyon hızlanmasa bile, politika faizlerinin görülebilir gelecek için sıfır seviyesi yakınında ya da altında kalmasının altının cazibesini desteklemesi gerektiği anlamına geliyor.

Altın yatırımlarını artırmakta olan Koesterich, "Tahvil faizlerinin sıfıra yakın olduğu ve enflasyon düşüldüğünde kararlı bir şekilde negatif bölgede kaldığı bir ortamda, altın tutmanın fırsat maliyeti yok. Tarihsel olarak, bu, altının en iyi performans gösterdiği bir ortam" dedi.

Ve, tıpkı 2008'de olduğu gibi, yüksek profil destekçilerin gelmesi, altın piyasasını güçlendirmeye devam edebilir. Altın destekli Borsa fonları (ETF), bu yılın ilk beş ayında rekor büyüklükte dolar girişlerine sahne oluyor.

Dünya Altın Konseyi baş piyasa stratejisti ve Paulson & Co.'nun eski ortaklarından John Reade, "2008 yılında parasal genişlemenin çok daha yüksek altın fiyatlarına yol açmasını bekleyenler şimdi 'tanrım!" diyor," dedi ve "Kilit nokta şu; bu görüş daha geniş bir taraftar mı buluyor?" değerlendirmesinde bulundu.