Advertisement

Shura Yönlendirme Komitesi Başkanı Selahattin Hakman Bloomberg HT'de Üst Düzey programına konuk oldu.

Hakman, yenilenebilir enerji dönüşümünün nasıl gerçekleştiğini ve sektörün nasıl etkilendiğini Arzu Maliki'ye anlattı.

Hakman'ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle;

-Öncelikle "Enerji Dönüşümü" derken biraz açabilir miyiz nasıl bir dönüşümden bahsediyoruz?

Bildiğiniz gibi giderek artan bir elektrik talebi var; gerek ısınmada gerek soğumada ve elektrik araçlar dahil elektriği çok kullanıyoruz. Son dönemlerde yenilenebilir enerjide maliyetler inanılmaz şekilde düştü. Eskiden pahalı diye kullanmadığımız bu kaynaklar şimdi ucuz hale geldi, kömürden de doğalgazdan da daha ucuz oldu.Büyük merkezi sistemler yerine yerel çatılarımıza koyduğumuz güneş panelleri yani daha dağıtık bir yapıya geçiyoruz. Bunları optimize etmemiz de dijital yapılar sayesinde oluyor.

Bizim "enerji dönüşümü" derken kastettiğimiz birincisi yenilenebilir enerjiye geçmemiz, düşük karbonlu üretim, dijital teknolojilerin kullanımı ile daha verimli bir yapıya geçiyoruz ve de merkezi bir yapıdan dağıtık bir yapıya geçiyoruz. Bir de demokratik bir yapıya geçiyoruz yani tüketici üretici de olabiliyor işte evinizin çatısına güneş paneli de kurabiliyorsunuz gibi...

-Enerjinin finansmanını konuşmak gerekirse, yatırımcılar bunu nasıl dengelemeliler? Çünkü birçok sıkıntı da yaşandı bu konuda işte kur volatilitesinden de muzdariptik..Sektördeki finansman şekli nasıl olmalı?

Bundan 10 sene önce bizim beklediğimiz talep artışı Türkiye'de gerçekleşmedi. Bizim öngördüğümüzden çok daha fazla yatırım yapıldı. Arz-talep dengesinde ciddi bir arz fazlası oldu ve tabiki bu da fiyatları baskılıyor her rekabetçi piyasada olduğu gibi. Piyasa liberalleşirken, burada amaç şu idi; burada maliyetlerin yansıtılabileceği rekabetçi bir piyasa oluşacak.

Bu tam anlamıyla gerçekleşmedi yani burada maliyetleri yansıtan bir piyasa oluşmadı. Bizim öngörülebilir ve kuralları konmuş ve sürdürülebilir bir piyasayı oluşturmamız gerekiyor.

Bu yenilenebilirdeki yeni projelere gelirsek, iklim kaygıları nedeniyle başta kömür olmak üzere fosil kaynaklara ayrılan finansman kaynakları azalıyor veya tamamen kesiliyor. Uluslararası finans kuruluşları, özel bankalarda aynı şekilde daha az finansman vermeye başladı üstelik bazıları prensip olarak ben fosil yakıtlı projelere finansman vermeyeceğim diyor.

Bunların yanında özellikle yenilenebilir desteklemek için oluşturulan fonlar var. Bu fonlardan yararlanmak gerekiyor. Aynı zamanda kitlelerin fonlaması var binlerce kişinin katıldığı..Bu tarz fonların Türkiye'ye gelmesi gerekiyor.

-Türkiye'ye enerjide yabancı ilgisi nasıl?

Yabancıları Türkiye'ye çekebilmenin temelinde bir öngörülebilirliği sağlamamız lazım, hukuk sistemine güvenilirlik lazım ve de Ülke'nin ekonomik geleceğine güveniyor olması lazım ve çalışacağı alanda talep görüyor olması lazım. Şu anda Türkiye'deki bu arz fazlası durumu çok fazla yatırımcıya ümit veren bir yapı değil.

"Siz arz fazlası olan bir yerde yeni bir üretim yapmak ister misiniz?" istemezsiniz. Türkiye'de talep de çok fazla o yüzden kısa bir zaman sonra bu arz fazlalığı ortadan kalkacak, yeni yatırımcı ilgisinin de geleceğini düşünüyorum özellikle de yenilenebilir tarafta.