Advertisement

Bir metrenin milyarda biri kadar boyutu ile gözle görülmeyen, mikroskopta bakıldığında güneşin Taç Küresine benzeyen CORONA. Ama öyle bir etki ile varlığını hissettirdi ki bize, birçok geçmiş dönem krizlerini hatta “Büyük Buhranı” bile aratır oldu. Böyle bir durumu ve yarattığı etkileri 6 ay önce hayal et deselerdi bunun yarısını bile öngöremezdik. Bu virüs hem sağlık, hem ekonomik, hem de sosyal davranışlarımızın hepsini birden etkiledi.

Salgından etkilenen ilk ve en büyük kesim, küçük esnaf, sanatkâr ve tek ürün üreten işletmeler oldu. Aslında esnaf ve sanatkâr kesimi günlük kazançları ile piyasada sıcak para dolaşımını sağlayan kesim. Ancak tedbir amaçlı faaliyetleri durdurulan ilk işyerleri onlar oldu. Lokanta, kahvehane, kafe, restoran, kuaför, güzellik salonları, spor salonları, fast food işletmeler kapatıldı ve günlük nakit ile yapılan ticaret bir anda durdu. Yine eğitim kurumlarının anaokulundan üniversiteye kadar hepsi eğitime öğretime ara verince o işletmeler ve onların tedarikçileri krizden çok derin etkilendi.

Bu tarz işletmelerin faaliyet değişikliği yapabilmeleri imkânsız, aynı zamanda ülkemizdeki işletmelerin bu gibi olağanüstü durumlar için kullanabileceği ne bir “İhtiyat Akçesi” ne de böyle bir krizi bertaraf edecek “Risk Sigortası” var. Bu nedenle de çözüm üretemeyenler kaderleri ile baş başa kaldılar.

Aslında bu karanlık tablonun sorumlusu tek başına koronavirüs değil. Yerel ve küresel etkiler ülkemizde son 3-4 yılda ekonomimizde hep olumsuz etki yarattı. Tüm bunların üzerine virüsün yarattığı etki ile yaramız derinleşti. Sonrasında açıklanan ekonomik tedbirlerin neredeyse tamamı borçlanma üzerine inşa edildi. Hibe veya geri ödemesi olmayan kaynak yok denecek kadar az. Sadece kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin karşılığı ödenen günlük yevmiye haricinde ne çalışana ne de işverene bir destek olmadı. Vergi, SGK ve benzeri kamu alacakları sadece ertelendi. Bu krizden sonra herkes bir şekilde bankaya veya devlete borçlu olacak. Borçlu olmayan esnaf, sanatkâr ve işkolu kalmayacak.

Destek paketlerinin kullanımında bankalar destek ödemeleri için tamamen sağlam müşteri seçmeye yönelik hareket etti. Bugüne kadar borcuna sadık olan şahıs ve işletmeler bankalar tarafından özel olarak arandı ve kayırıldı. Destek kredisi kullanımında ayrıcalıklı olarak hizmet aldılar. Son 2-3 ayda kredi kartı borcunu ilk defa bile geciktiren kişiye şüpheyle yaklaşıldı. Destek tabana ulaşamadı ve adil dağıtılamadı.

Virüsün yarattığı ekonomik hasarlar her ülke için ayrı düzeyde olacak. Virüsün sağlığımızı tehdit eden yönü kontrol altına alındığında her ülke vatandaşlarının taleplerini ve ihtiyaçlarını dikkate alarak yeni üretim stratejisi belirleyecek.

Gıda için gerekli üretim ve koruyucu sağlık hizmetleri ön plana çıkacak. Buna yönelik yeni stratejiler belirlenecek. Birçok ülke mikro ölçekteki üretimlerle ihtiyaçlarını kendileri üretecekler ve dışa bağımlılıktan vazgeçecekler. Lojistik ağı ve tedarik sistemi güçlenecek. Sadece ürünün ucuz olması piyasada ve tüketicide satın alma etkisi yaratmayacak. Kalite ve ihtiyacın zamanında teslimi ürününe olan talebi arttıracak.

Tüm bu yapılanma, teknoloji ile desteklenmek zorunda. Özellikle bilişim ve dijital teknolojinin önemi bu pandemi ile bir kez daha öne çıktı. Hızlı ve kesintisiz internet hizmetine ticarette hatta günlük yaşantımızda ne kadar ihtiyaç olduğunu yine bu kriz ile bir kez daha öğrendik. Bizim de ülke olarak virüs sonrası için yeni bir üretim planlaması ve öncelik sırası yapmamız gerekiyor.

Son olarak, bu günlerde geçiştirdiğimiz veya ötelediğimiz borçlarımızı günü geldiğinde ödeyecek güce kavuşacak mıyız? Herkes virüs sonrası hem Dünyada hem Türkiye’de etkili bir ekonomik kriz bekliyor. Bu kriz için şimdiden bir simülasyon yapılmalı ve çözüm senaryoları üzerinde hep birlikte çalışmalıyız.