Advertisement

ABD Başkanı Donald Trump ve başdanışmanları haftasonunu İranlı general Kasım Süleymani’yi öldürmenin, gelecekteki saldırıları önleyip önlemeyeceği ve Ortadoğu’yu daha güvenli hale getirip getirmeyeceği konusunda tartışarak geçirdiler.

ABD’nin bölgedeki politikası, bölgede askeri varlığın azaltılması yerine bölgeye daha çok birliğin sevk edilmesiyle Trump’ın söz verdiğinin tam tersi yönde ilerliyor. Bunlara ek olarak ABD’nin karşısında korkmuş ve yaptırımlardan yıpranmış bir İran yerine meydan okuyan bir İran duruyor. Bölgesel müttefikleriyse ABD’nin hava saldırısını takdir etmektense ilgisiz bir şekilde desteklemekle yetindi.

Saldırının ekonomik maliyeti de artıyor; petrol varil başına 70 doları geçerken, küresel çapta hisselerde düşüş yaşandı, altın son altı yılın en yükseğini gördü.

ABD’nin liderliğinde DEAŞ’a karşı savaşan birliklerin operasyonlarını durdurmaya zorlanması ve Irak parlamentosunun ABD’ye askerlerini ülkeden çekme konusunda yaptığı çağrı var olan krizi derinleştirdi.

Trump’ın cevabıysa Irak’ın yaptırımlarla karşılaşacağı ve ABD’ye borcunu geri ödemek zorunda kalacağı oldu.
İran ise 2015’te imzalanan ve 2018’de Trump’ın çekildiği Nükleer Anlaşmada yer alan uranyum zenginleştirme limitlerine uymayacağını söyledi.

Emekli yarbay ve “Defense Priorities” isimli düşünce kuruluşunda kıdemli üye olan Daniel Davis, “ABD’nin hareketleri  halihazırda kırılgan olan durumu tartışmasız bir şekilde daha tehlikeli hale getirdi” dedi ve “Eğer İran’ın son 40 yılını dikkatlice incelerseniz, hiçbir baskıya karşı boyun eğmediklerini hatta tam tersine baskılarla daha da kuvvetlendiklerini bilirsiniz” diye ekledi.

Süleymani’ye yapılan saldırıysa, aylar süren hükümet karşıtı protestolar sonrası İranlıları birleştirmiş görünüyor. Binlerce insanın ABD yaptırımları tarafından hırpalanmış devletlerinin, Suriye ve Yemen’deki çatışmalarda İran’ı ABD’ye karşı avantajlı konuma getirerek, güçlü görünmesini sağlayan general için yas tutmasıysa bu birliğin göstergesi.

Bloomberg News