Bloomberght
SON DAKİKA
Bloomberg HT Haberler Tanıl Küçük: Yüksek cari açığın ekonomi için risk oluşturduğu bir gerçek

Tanıl Küçük: Yüksek cari açığın ekonomi için risk oluşturduğu bir gerçek

  • İSO Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, yüksek cari açığın, giderek daha büyük bir risk oluşturduğunu ifade etti

Giriş: 22 Aralık 2010, Çarşamba 17:09
Güncelleme: 22 Aralık 2010, Çarşamba 17:09

İSTANBUL (A.A) - 22.12.2010 - İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, ''Aşil'in topuğuna'' dönüşen yüksek cari açığın, ekonomi için giderek daha büyük bir risk oluşturduğunu belirterek, ''Yıl sonu itibarıyla, 43 milyar dolar civarında ve muhtemelen tarihimizin, en yüksek cari açığı bekleniyor'' dedi.

Küçük, İSO Aralık ayı Olağan Meclis toplantısında yaptığı konuşmada, bu ay Meclis toplantısında konuk olacağını duyurdukları Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz'ın, son anda ortaya çıkan mazereti nedeniyle toplantıya katılamadığını söyledi.

Tanıl Küçük, ''Yaptığımız görüşmede, sayın Başkan, elinde olmayan bu aksilikten dolayı üzüntülerini bildirdi ve en kısa sürede bizlerle beraber olmaya çalışacağını ifade etti. Bizler de, önümüzdeki aylarda, kendisini aramızda görmekten büyük memnuniyet duyacağız'' dedi.

Küresel krizden çıkış arayan gelişmiş ülkelerin, bol likidite düşük faiz reçetesini benimsemesinin; kar peşindeki kısa vadeli fonların, daha yüksek faiz veren gelişmiş ülkelere adeta sel gibi akmasına yol açtığını, Türkiye'nin de bunlardan biri olduğunu ifade eden Küçük, akan fonlarla birlikte, bu ülkelerin paralarının aşırı değer kazandığını, değerlenen TL'nin sanayinin rekabet gücünü daha da zorladığını, zayıflattığını belirtti.

Türkiye'nin radikal faiz indirimlerine gitmesinin zor bir seçenek olduğunu söyleyen Küçük, şunları kaydetti:

''Diğer taraftan, aşırısı zarar vermekle birlikte, ekonomimizin, belli bir miktarda sıcak para girişine muhtaç, hatta bağımlı olduğu da bir gerçek. Bunların yanında, 'Aşil'in topuğuna' dönüşen yüksek cari açığın, ekonomi için giderek daha büyük bir risk oluşturduğu bir başka gerçek. Ocak-ekim döneminde, dış ticaret açığı 55 milyar dolara; cari işlemler açığı ise, yüzde 288'lik artışla, 36 milyar dolara ulaşmış bulunuyor. Yıl sonu itibarıyla, 43 milyar dolar civarında ve muhtemelen tarihimizin, en yüksek cari açığı bekleniyor. Bundan önceki en yüksek cari açık miktarı, 41,9 milyar dolar ile 2008 yılında idi. Ancak, 2008 yılında, bu miktarın yüzde 37,5'i doğrudan yatırım girişi ile karşılanmıştı. 2010'un 9 ayı sonunda ise bu oran, sadece, yüzde 12,9'dur. dolayısıyla, bu yıl, cari açığın finansman kalitesi açısından da ciddi bir sorunla karşı karşıyayız.''

Finansman kalitesi bir tarafa, yüksek cari açığın ekonomi için başlı başına bir risk olduğu görüşünü benimsediklerini dile getiren Küçük, ''Bugün de aynı görüşteyiz. Bu yapıyı değiştirecek politikalar uygulanması gereğini dile getirmekteyiz'' dedi.

-''MERKEZ BANKAMIZIN YENİLENEN SÖYLEMİNİ OLUMLU BULUYORUZ''-

Merkez Bankası'nın yüksek faiz başta olmak üzere, uygulamaları nedeniyle epeyce eleştirildiğini anımsatan Küçük, şunları kaydetti:

''Son dönemde, Merkez Bankamızın, cari açık, değerli TL konusunda, yaklaşım ve politika değişikliğine gittiğini memnuniyetle görmekteyiz. Fiyat istikrarı ile birlikte, cari açık başta olmak üzere finansal istikrarın önemi Merkez Bankamız tarafından ısrarla dile getiriliyor ve bu doğrultuda adımlar atılıyor. Bugünden yarına, mucizevi çözümler getirmesini beklemesek de, yaklaşım ve anlayış değişikliğinin işaretleri olarak, bu adımları ve Merkez Bankamızın yenilenen söylemini olumlu ve önemli bulduğumuzu ifade etmeliyiz.''

Sadece Merkez Bankası'nın adımlarının yeterli olmayacağını, hükümetin ve ekonomi yönetiminin tüm birimleriyle, bu konuda bütünlüklü ve çok boyutlu politikaların süratle hayata geçirmesini istediklerini ifade eden Küçük, fiyat istikrarının, finansal istikrarın yanında, üretim, yatırım, rekabet gücü, ihracat, istihdam ve büyümede istikrarın da mutlaka gündemde olması gerektiğini belirtti.

Ekonominin kuralları ve imkanları içinde, tüm bu hedefleri uzlaştırmanın,ideal dengeleri kurmanın kolay olmadığını, ekonomide birbiriyle ilintili pek çok değişkenin varlığını, bir noktadaki düzenlemenin başka bir noktada etkiler yarattığını bildiklerini ifade eden Küçük, ''Bir gecede çözümler üretilmesini de beklemiyoruz. Ama, yaşanan krizlerden, edinilen bunca deneyimden sonra, Türkiye'nin artık bu mahareti göstermesi gerektiğine, gösterebileceğine inanıyoruz'' dedi.

Geçtiğimiz 10 yılın sanayinin rekabet gücünü destekleyecek, köklü ve kalıcı reformlar adına yeterince iyi değerlendirilemediğini söyleyen Küçük, ''Ümidimiz ve beklentimiz, 2011'in ve 2011'le başlayan ikinci on yıllık dilimin farklı olmasıdır. 'Parlayan yıldız' statüsünü, bu kez iyi değerlendirmek için, kanaatimizce, en önemli etken, güçlü bir ekonomi ve güçlü bir sanayidir'' diye konuştu.

Tanıl Küçük, 2011'in, dünyaya ve Türkiye'ye, daha fazla huzur, barış ve refah, ekonomiye ve sanayiye daha yüksek rekabet gücü, daha çok yatırım ve istihdam getirmesini temenni etti.