Advertisement

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetinde son dönemde edinilen verilerin iktisadi faaliyetteki ılımlı toparlanma eğiliminin devam ettiğini gösterdiği belirtildi:

Kurulun 24 Ekim toplantısına ilişkin yayımlanan özette, tüketici fiyatlarının eylül ayında yüzde 0,99 artarken yıllık enflasyonun 5,75 puan azalarak yüzde 9,26’ya gerilediği bildirildi. Bu dönemde tüketici enflasyonun güçlü baz etkisiyle de birlikte özellikle temel mal ve gıda gruplarının katkısıyla belirgin bir düşüş sergilediği aktarılan özette, Türk lirasındaki istikrarlı seyrin yanı sıra enflasyon beklentilerindeki iyileşme ve ılımlı iç talep koşullarının çekirdek enflasyon göstergelerinin yıllık enflasyonundaki düşüşte belirleyici olduğu dile getirildi.

Özette, bu çerçevede, B ve C göstergelerinin eğilimindeki ılımlı seyrin korunduğu kaydedildi.


Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık enflasyonun eylül ayında 7,70 puan azalarak yüzde 9,52’ye gerilediği vurgulanan özette, "Bu düşüşte, güçlü baz etkisinin yanı sıra, işlenmiş ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki olumlu seyir etkili olmuştur. İşlenmemiş gıda grubunda, taze meyve-sebze yıllık enflasyonundaki düşüş ön plana çıkmıştır. İşlenmiş gıda fiyatları ise, çay fiyatları dışında, alt gruplar geneline yayılan ılımlı bir artış göstermiştir." ifadelerine yer verildi.

Özette, enerji grubu fiyatlarının eylül ayında yüzde 3,17 artarken, enerji yıllık enflasyonunun baz etkisiyle yüzde 4,86’ya gerilediği belirtildi. Bu dönemde, doğal gaz fiyatlarında yapılan ayarlamanın etkisi gözlenirken, döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak akaryakıt fiyatlarının da yükseldiği bildirilen özette, diğer taraftan eşel mobil sisteminin akaryakıt fiyatlarında daha olumsuz bir görünümü engellediği aktarıldı.

Özette, enerji grubunun ekim ayındaki seyrinde elektrik fiyatlarındaki ayarlamanın etkisinin hissedileceği dile getirildi.

Eylül ayında temel mal grubu yıllık enflasyonunun, büyük ölçüde baz etkisine bağlı olarak 10,04 puan düşüşle yüzde 2,98’e gerilediği kaydedilen özette, yıllık enflasyonun dayanıklı ve diğer temel mal gruplarında daha belirgin olmak üzere tüm alt gruplarda gerilediği vurgulandı.

Özette, dayanıklı mal grubu fiyatlarının beyaz eşya fiyatlarındaki artışa karşın, otomobil fiyatlarına bağlı olarak bir önceki aya göre sınırlı bir oranda azaldığı aktarıldı.

Diğer temel mal grubu fiyatlarında ise ağustos ayındaki düşüşün ardından bu dönemde yeniden artış kaydedildiği belirtilen özette, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Bu dönemde temel mal grubu enflasyonunun seyrinde, güçlü baz etkisinin yanı sıra, Türk lirasının görünümü ve iç talep koşullarındaki ılımlı seyir de etkili olmuştur.

Hizmet grubu fiyatları eylül ayında yüzde 1,47 artmış, grup yıllık enflasyonu ise 1,65 puanlık düşüşle yüzde 12,54’e gerilemiştir. Bu dönemde, yıllık enflasyon ulaştırma grubunda yükselirken, baz etkisiyle lokanta-otel ve diğer hizmetler gruplarında düşmüş, haberleşme hizmetleri ve kirada ise belirgin bir değişiklik göstermemiştir. Ulaştırma hizmetlerinde özellikle şehir içi yolcu taşımacılığı hizmetlerindeki (belediye otobüsü, taksi, tren vb.) yüksek fiyat artışlarının etkileri hissedilmiştir. Son dönemde, iç talep koşullarının hizmet enflasyonunu düşürücü etkisinin, reel birim iş gücü maliyetleri, bazı kalemlerdeki birikimli maliyet artışları ve geçmiş enflasyona endeksleme eğilimine bağlı olarak sınırlandığı değerlendirilmektedir."

-"Sanayi üretimi, ana eğilim itibarıyla ılımlı artışını korumaktadır"

Özette, son dönemde edinilen verilerin, iktisadi faaliyetteki ılımlı toparlanma eğiliminin devam ettiğini gösterdiği belirtildi. Sanayi üretiminin son aylarda resmi tatillerle ilişkili çalışma günü etkilerine bağlı olarak yüksek bir oynaklık sergilemekle birlikte ana eğilim itibarıyla ılımlı artışını koruduğu aktarılan özette, "Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretimi ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,8 azalmıştır. Kurban bayramı sonrasının hafta sonu ile birleştirilmesiyle oluşan fiili çalışma günü kayıplarının ve genel olarak oynak bir yapı sergileyen diğer ulaşım araçları sektöründeki düzeltme hareketinin ağustos ayında sanayi üretimini önemli ölçüde sınırladığı değerlendirilmektedir. Ağustos ayına has söz konusu etkilerin ortadan kalkmasının sağlayacağı teknik toparlanma ve öncü göstergelerdeki olumlu görünüm ışığında eylül ayı sanayi üretiminde aylık bazda yeniden artış beklenmektedir." değerlendirmelerine yer verildi.


Özette, öncü göstergelerin iktisadi faaliyetin sektörel yayılımındaki iyileşmenin devam ettiğine işaret ettiği vurgulandı. Üçüncü çeyrekte iş gücü piyasasındaki zayıf görünüm ve vergi indirimlerinin sona ermesinin özel tüketimi sınırlarken, kamu harcamaları ve finansal koşullarda iyileşmenin devam etmesinin yurt içi talebi desteklediği belirtilen özette, TCMB İktisadi Yönelim Anketi, PMI ve sektörel güven endeksleri gibi göstergeler ışığında imalat sanayi ve hizmet faaliyetlerindeki iyileşmenin sürdüğünün görüldüğü vurgulandı.

Özette, bu dönemde firmalarla yapılan görüşmelerden edinilen bilgilerin de iktisadi faaliyete dair benzer sinyaller verdiği aktarıldı.

Yatırımların ise üçüncü çeyrekten başlayarak bir miktar toparlanma işareti içermekle birlikte zayıf seyrini sürdürdüğü belirtilen özette, şunlar kaydedildi:

"Son dönemde başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere küresel büyüme görünümündeki yavaşlama belirginleşmiştir. Rekabet gücündeki gelişmelerin olumlu etkisi sürerken küresel büyüme görünümündeki zayıflama dış talebi kısmen yavaşlatmaktadır. Üçüncü çeyrekte pazar çeşitliliği ve turizmdeki güçlü seyirle birlikte mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı devam ederken, yurt içi talepteki toparlanmanın ithalata yansımaları da izlenmiştir. Önümüzdeki dönemde net ihracatın büyümeye katkısının azalarak da olsa süreceği, enflasyondaki düşüş eğilimi ve finansal koşullardaki iyileşmeyle birlikte ekonomideki kademeli toparlanmanın devam edeceği öngörülmektedir. Bu çerçevede, son dönemde büyüme kompozisyonunun etkisiyle belirgin bir iyileşme kaydeden cari işlemler dengesinin önümüzdeki dönemde ılımlı bir seyir izlemesi beklenmektedir. İş gücü piyasası verileri nispeten zayıf seyretmektedir. 2019 yılının Temmuz dönemi verilerine göre Haziran dönemine kıyasla tarım dışı istihdam azalmış, tarım dışı işsizlik oranı yükselişini sürdürmüştür. İstihdamın sektörel kompozisyonu incelendiğinde, bir önceki döneme kıyasla, sanayi ve hizmet sektörlerinde yataya yakın bir seyir hâkim olurken, inşaat istihdamındaki düşüş eğilimi devam etmiştir."

PPK özetinde, "Enflasyon beklentilerinin çıpalanması, para politikası etkinliğinin desteklenmesi ve enflasyon-büyüme ödünleşiminin sınırlanması açısından kritik önem taşımaktadır." ifadeleri kullanıldı.

Bu gelişmelerin küresel iktisadi faaliyet üzerindeki aşağı yönlü riskleri canlı tuttuğu belirtilen özette, söz konusu unsurların gerek sermaye akımları gerekse dış ticaret kanalıyla yurt içi büyüme üzerinde oluşturabileceği etkilerin yakından takip edildiği vurgulandı.

Özette, küresel iktisadi faaliyetin zayıf seyrinin emtia fiyatlarını baskıladığı ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak meydana gelen arz yönlü sorunlara karşın ham petrol fiyatlarının ılımlı seyrettiği, bu bağlamda, küresel enflasyon oranlarının da yatay bir görünüm sergilediği belirtildi.

Yakın dönemde küresel iktisadi faaliyetteki seyrin zayıf, enflasyona dair aşağı yönlü risklerin belirgin ve gelişmiş ülke merkez bankaları para politikalarının genişleyici olduğu kaydedilen özette, küresel finansal koşullar açısından daha olumlu bir görünüm ortaya koyan gelişmekte olan ülkelerin finansal varlıklarına yönelik talep ve risk iştahını desteklediği ifade edildi. Özette, korumacılık önlemleri ve küresel ekonomi politikalarına dair diğer belirsizliklerin ise gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarını sınırladığı ve önümüzdeki döneme ilişkin aşağı yönlü riskleri güçlendirdiği belirtildi.

Türkiye'nin ülke risk priminin, para politikasındaki temkinli duruş ve makroekonomik göstergelerdeki iyileşmenin yanı sıra, gelişmiş ülkelerde genişleyici yönde şekillenmeye başlayan para politikası görünümüne bağlı olarak eylülde gerilediği kaydedilen özette, takip eden dönemde ise jeopolitik gelişmeler nedeniyle yükseldiği ve dalgalı bir seyir izlediği vurgulandı.

Özette, küresel ve jeopolitik belirsizliklerin hâkim olduğu bu dönemde ülke risk primi ve kur oynaklığının yüksek seviyelerini korumasının, orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğu ifade edildi.

- "Kredi koşullarındaki normalleşmenin hızı, kapsamı ve sürdürülebilirliği iktisadi faaliyet görünümü açısından önemli olacak"

Temmuz ve eylülde yapılan güçlü faiz indirimi ve takip eden döneme ilişkin indirim beklentileri neticesinde kredi ve mevduat faizlerinin gerilemeye devam ettiği belirtilen özette, şu değerlendirmelere yer verildi:

"TL ticari ve tüketici kredi faizleri belirgin ölçüde gerilemiş, finansman koşullarındaki iyileşme ve iç talepteki toparlanmaya bağlı olarak, tüketici kredilerinde daha ağırlıklı olmak üzere, toplam kredilerde bir ivme artışı gözlenmiştir. Tüketici kredileri ağustos ayı başından itibaren önemli bir ivme kazanırken, ticari kredilerde de daha ılımlı bir artış gözlenmeye başlamıştır. Söz konusu gelişmede genel ekonomik görünüme ilişkin beklentilerin yol açtığı arz yönlü etkilere ilave olarak, ertelenmiş kredi talebinin de etkili olduğu değerlendirilmektedir. Ayrıca, zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılması kapsamında 19 Ağustos 2019 tarihinde TL cinsi kredi büyüme oranı yüzde 10-20 aralığında bulunan bankalar için TL zorunlu karşılık oranlarının düşürülmesi ve TL zorunlu karşılık faiz oranının yükseltilmesi de kredilerdeki canlanmaya katkıda bulunmuştur.

Gelecek dönemde, bankacılık sektörü likidite ve sermaye yeterlilik oranlarındaki iyileşmenin ve faizlerdeki düşüşün kredi büyümesini destekleyeceği öngörülmektedir. Buna ilaveten, tahsili gecikmiş alacakların ve yakın izlemedeki kredi tutarlarının, kısa vadede bankacılık sektörü kredi arzı üzerindeki olası etkileri yakından takip edilmektedir. Son dönemde faizlerdeki düşüşe bağlı olarak kredi talebinde gözlenen canlanmanın sürmesi açısından istihdam ve gelir tarafındaki gelişmeler belirleyici olacaktır. Kredi koşullarındaki normalleşmenin hızı, kapsamı ve sürdürülebilirliği iktisadi faaliyet görünümü açısından önemli olacaktır."

Özette, iç talep koşullarının enflasyonu sınırlayıcı etkisine karşın, enflasyon beklentilerinin bulunduğu seviyelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaya devam ettiğine dikkati çekilerek, "Enflasyon beklentilerinin çıpalanması, para politikası etkinliğinin desteklenmesi ve enflasyon-büyüme ödünleşiminin sınırlanması açısından kritik önem taşımaktadır." değerlendirmelerine yer verildi.

- "Eldeki bütün araçlar kullanılmaya devam edilecek"

Enflasyon görünümündeki iyileşmenin devam ettiği ve iç talep gelişmelerinin ve parasal sıkılık düzeyi enflasyondaki düşüşü desteklediği kaydedilen özette, "Enflasyonun ana eğilimine dair göstergeler, arz yönlü faktörler ve ithalat fiyatları enflasyon görünümünü olumlu etkilemektedir. Bu gelişmelere bağlı olarak, güncel tahminler yılsonu itibarıyla enflasyonun Temmuz Enflasyon Raporu’nda verilen öngörülerin belirgin olarak altında kalabileceğine işaret etmektedir. Bu çerçevede Kurul, enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak, politika faizinin 250 baz puan indirilmesine karar vermiştir. Gelinen noktada, mevcut para politikası duruşunun hedeflenen dezenflasyon patikasıyla büyük ölçüde uyumlu olduğu değerlendirilmektedir." ifadeleri kullanıldı.

Kurulun, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesinin ve uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesinin ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığına vurgu yapılan değerlendirmede şunlar kaydedildi:

"Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruş sürmeli. Parasal sıkılığın düzeyinin ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliği sağlanacak şekilde belirlenirken merkez bankasının fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda eldeki bütün araçları kullanmaya devam edilecektir."

Özette, para politikası duruşu oluşturulurken, maliye politikasına dair esas alınan görünümün, fiyat istikrarı ve makroekonomik dengelenmeye odaklı, para politikasıyla eşgüdüm arz eden bir politika duruşu içerdiğine dikkati çekildi.

Bu doğrultuda, yönetilen ve yönlendirilen fiyat ve vergi ayarlamalarının geçmiş enflasyona endeksleme davranışının azaltılmasına yardımcı olacak şekilde belirleneceğinin varsayıldığı belirtilen özette, maliye politikasının söz konusu çerçeveden belirgin olarak sapması ve bu durumun orta vadeli enflasyon görünümünü olumsuz etkilemesi halinde para politikası duruşunun da güncellenmesinin söz konusu olacağı ifade edildi.

Para ve maliye politikası arasında kuvvetlendirilen eşgüdümün sürekli ve sistematik bir yapıya dönüştürülmesi yönünde yürütülmekte olan ortak çabaların fiyat istikrarını sağlamaya katkıda bulunması beklendiğinin altı çizilen özette, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Bunun yanı sıra, enflasyondaki katılık ve oynaklıkları azaltacak yapısal adımlara devam edilmesi fiyat istikrarına ve dolayısıyla toplumsal refaha olumlu katkıda bulunacaktır. Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır."