Advertisement

Koronavirüs (Covid-19) salgını tüm dünyayı eş zamanlı olarak etkisi altına alırken, sosyal ve ekonomik yaşamın sistematiği öngörülemez bir şekilde değişmeye başladı. Koronavirüs salgını nedeniyle sağlık, finansal piyasalar ve reel ekonomi etkilendi. Türkiye, en başından itibaren bu hastalıkla ilgili gelişmeleri yakından izledi ve tedbirleri de süratle aldı. Ülke olarak pandemiye karşı Sağlık Bakanlığımız başta olmak üzere, ilgili kurumlarımızın aldığı önlemler sayesinde bu süreç iyi yönetiliyor.
Yaşanılan süreç bizleri büyük bir değişimle karşı karşıya bırakacak, dünyanın düzeni değişecek. Sosyal hayattan eğitime, üretimden lojistiğe kadar bundan sonra her şey çok farklı olacak. Bu pandemi sonrası toplumu ve bütün olarak canlı hayatının sağlığını ön planda tutan yaklaşımlar öne çıkacak. Ekonomik sorunlar karşısında parasal genişleme, düşük faiz gibi kısa vadeli tek taraflı, merkez bankalarına sırtını dayayan, sadece günü kurtaran ama uzun vadede kimseye faydası olmayan çözümler yerine daha köklü ve sürdürebilir çarelere odaklanmak, orta ve uzun vadede değer kazanacaktır.

Sanayimizin teknolojik dönüşüm, kaynak ve yatırım sorunu bulunuyor. İnsan kaynağımızın kaybedilmemesi, işçi-işverenin karşı karşıya bırakılmaması, fabrikaların açık olması, işletmelerin faaliyetlerini yürütmesi ve pazarlarımızın korunması büyük önem taşıyor. Doğru önlemleri almak zorundayız. Devletimiz açıklamış olduğu önlem paketleriyle ekonomimizin ayakta kalması için sürekli yeni ilaveler yapıyor. Süreç çok dinamik olduğu için her gün yeni sorunlar çıkabiliyor. Tüm dünyanın etkilendiği bu pandemi sonrası dönemi iyi okumamız gerekiyor. Süreci iyi analiz etmek ve hazırlık yapmak zorundayız.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) koordinasyonunda pandemi krizinin ilk başından itibaren sektörlerin en az hasar görmesi için çalıştık. Ekonomi yönetiminin de, kriz tedbirlerini belirlediğini; salgının ekonomik etkilerini azaltmak için Ekonomik İstikrar Kalkanı paketini açıkladı. Salgının başladığı ilk andan itibaren Tekirdağ’ın ekonomik ve ticari hayatında valimiz, kaymakamlarımız, milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız, siyasi partilerin il ve ilçe başkanları, kamu kurum ve kuruluşları ile eş güdümlü olarak işbirliği içinde çalıştık.

Talep koşullarının normalleşme sürecine kadar gelir ve istihdam kaybının önlenmesi ve telafisine yönelik politikaların devamı çok büyük önem taşımaktadır. Bunun, ekonomi yönetimi tarafından dikkate alınacağını değerlendiriyorum. Alınan önlemlerde en önemlisi ise ayrım yapmadan bütün sektörlerin mücbir sebep kapsamına alınmalıdır.

Pandemi öncesi ülkemizle ilgili ekonomik kırılganlıklardan, güven endeksindeki düşüşten bahsedilirken, başarıyla yürütülen bu süreç ve diğer ülkelerle bağların güçlenmesiyle pandemi sonrası ticari ilişkilerin de çok daha gelişeceğine inanıyorum. Bunun da sanayimize ve ihracatımıza olumlu yansımalarının olacağı kanaatindeyim.

Covid-19 ile ilgili sürecin dinamik bir süreç, ne zaman biteceği şu an bilinmediği için zor bir dönemden geçiliyor. Sonuçta bu kriz geride kalacak, ekonomiye ilişkin önemli değişimleri de beraberinde getirecek gibi görünüyor. Önümüzdeki dönemde konunun tartışılacak çok sayıda boyutu olacaktır. Tedarik zinciri önemli bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Dünya ekonomisinin fabrikası gibi imalat sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 35’ini gerçekleştiren Çin’in bu durumu koruması çok mümkün olmayabilir. Bu pay azalmaya aday görünüyor. Ticaret yolları ve merkezlerinde değişikler ortaya çıkabilir. Birçok büyük firmanın alternatif tedarik merkezleri oluşturma gayretini görebiliriz. Çin’de salgının ortaya çıkmasının ardından gördüğümüz gibi ülkemiz birçok sektörde alternatiflerden birisi olabilir. Bu salgından da mesajlar çıkarmalıyız. Dijitalleşmenin ne kadar önemli olduğunu dijitalleşmeye yatırım yapan ülkelerde şirketlerin rekabet gücünün arttığını, kendi kendimize yeter hale gelmemiz için sağlık sektörüne ve tarıma önem verilmesi gerektirdiğini göstermiştir. Milli savunma sanayii de başarımız gibi milli sağlık sanayi ve milli tarıma yatırım yapmalıyız. Hem sektörümüz hem ülkemiz açısından çok iyi izlememiz ve hazırlık yapmamız gereken bir sürecin içindeyiz. Ümit ediyorum ki biran önce salgın tehlikesi geçer ve normalleşme süreci ile birlikte sosyal ve ticari hayatımız sağlıklı günlerine kavuşur.

Bu vesileyle yaşatmak için kendi yaşamlarını ortaya koyan, gece gündüz demeden fedakârca çalışan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, hasta olanlara da acil şifalar diliyorum.

Cengiz GÜNAY

Tekirdağ TSO YKB