Advertisement

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, "Geleceğimizi bugünden şekillendirmek istiyorsak, Avrasya'da karşılıklı iş birliğine daha fazla yoğunlaşmalı, kazan-kazan ilkesi çerçevesinde pek çok katma değerli projeye odaklanmalıyız." dedi.

Gülle, "Avrasya Kıtasına Odaklanmak: Karşılıklı Yarar ve Ortak Kazanca Dayalı Çin-Türkiye Beşeri ve Kültürel Temasları" programında yaptığı konuşmada, Çin ve Türkiye arasındaki 20 milyar dolar seviyelerindeki ticaret hacminin arttırılması adına TİM olarak yoğun bir şekilde çalıştıklarını söyledi.

Konvansiyonel ticaretin artık misyonunu tamamladığını aktaran Gülle, bilişim devrimi ve internet ile toplumlar arasındaki sosyal bariyerlerin ortadan kalksa bile; görünmeyen engeller, sanal tehditler, bilgi kirliliği, finansal yaptırımlar ve çok hızlı değişen politik ortamın, tüm dünyanın önüne belirgin duvarlar çektiğini, küresel büyüme ve küresel ticaret için ciddi riskler oluşturduğunu söyledi.

Gülle, diğer taraftan yükselen popülizmin ise çok taraflı ticaret anlaşmalarını ve anlayışını rafa kaldırarak, ticaret savaşları, Brexit gibi korumacı yaklaşımlarla küresel ticaretteki sıkışmanın artmasına neden olduğunu aktararak, şunları kaydetti:

"Bu tespitler, kişisel görüş ve tecrübelerimizin de ötesinde, IMF, Dünya Bankası, OECD gibi uluslararası kurumların raporlarında da açıkça belirtilmekte. Gerçek önümüzde. Onu nasıl kabullendiğimiz, gerçeğin ne olduğunu maalesef değiştirmiyor. Bu şartlar altında; kollektif yaklaşıma, ortaklıklara ve çoğulculuğa her zamankinden daha da çok ihtiyacımız bulunuyor. Hepimiz kendi bakış açılarımız ile bir taraftan ait olduğumuz ülkenin perspektifini yansıtırken, diğer yandan da evimizin yani ülkemizin geleceğini şekillendirmeye gayret ediyoruz. Ancak geleceğimizi bugünden şekillendirmek istiyorsak, Avrasya'da karşılıklı iş birliğine daha fazla yoğunlaşmalı, kazan-kazan ilkesi çerçevesinde pek çok katma değerli projeye odaklanmalıyız."

Dünya korumacılık yarışına girerken Çin’in başlatmış olduğu Kuşak-Yol İnisiyatifinin hem küresel ticaretin geleceği hem de bölgenin geleceği anlamında, çok önemli bir girişim olduğunu vurgulayan Gülle, "Nitekim Avrasya ülkelerinin tamamı bölgeye kazandıracağı fırsatların ve katma değerin farkında olarak yeni İpek Yolu projesini bizler gibi destekliyorlar. Çin Ticaret Bakanlığımızın da Çin Türkiye arasındaki ticari iş birliğinin geliştirilmesi ve yeni fırsatların değerlendirmesi hususundaki, girişimlerini destekliyoruz." şeklinde konuştu.

Gülle, şu değerlendirmelerde bulundu:

"2018 yılında Pekin EXPO’da Geleceği Yeşil ile Kucakla teması ile başlattığımız etkileşim; Türk kültürünün Çin’de tanınması adına büyük önem arz ediyor. Çünkü kültürel etkileşimi sağlayabilirsek, turizmde, endüstride, eğitimde, tarımda ve teknolojide yeni ortaklıklara kapı açabiliriz. Her zaman dile getiriyoruz. Çin mal almak için uzak değilse satmak için de değildir.

Özellikle Türkiye'nin gastronomi becerisinin, tarım ve gıda ürünlerimizin, tasarım konusunda öncü olan sektörlerimizin, sağlık ve tarih turizminin, Çinli dostlarımız tarafından iyi bilinmesini sağlamak en öncelikli görevimiz olmalı. Çin’in toplam ithalatının 2,1 trilyon dolar olduğu ve Kuşak-Yol İnisiyatifi kapsamında Çin’in yapacağı yatırımların boyutunu göz önünde bulundurulduğumuzda, bu projenin sadece ülkemiz için değil bölgemiz için de bir çok potansiyel barındırdığını görüyoruz."

"Porselen ve ipek, Çin’den Türkiye’ye geldi"

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Cui Wei de Asya ve Avrupa’yı tarihi ve kültürel bakımdan bağlayan tanınmış bir kent olan İstanbul’da, Çin ve Türkiye arasındaki kültürel alışverişi konuşmaktan gurur duyduğunu belirtti.

Wei, şunları kaydetti:

"İki ülke arasında binlerce kilometre olmasına rağmen kültürel alışveriş kesintiye uğramamıştır. Antik çağda, ipek yolu iki tarafın arasındaki değişim ve dostluk köprüsünü oluşturmuştur. Porselen ve ipek, Çin’den Türkiye’ye gelmiştir. Bütün ülkeler, medeniyetleri bakımından birbirinden üstün olmaksızın birbiriyle eşittir. Farklı medeniyetler arasındaki alışveriş ve değişim, ülkeler arasındaki ilişkileri derinleştirmek ve insanların arasındaki dostluğu sağlamlaştırmak için önemli bir yoldur.

Türkiye, Avrupa ve Asya’nın kesişme noktasında olup, doğu ve batı kültürlerinin avantajlı yönlerini birleştiriyor, kapsayıcı ve kendine özgü bir kültürel ortama çekebiliyor. İstanbul, Çin ve Türkiye arasındaki kültür alışverişi içinde önemli pencerelerden biridir."

"Turkuaz Medya Grubu ile birlikte 7 yıl geçirdik"

China Today Dergisi Başkanı Baomin Hu ise 2012 yılında Turkuaz Medya Grubu ile ortaklaşa China Today’in Türkçe baskısını yapmaya başladıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Turkuaz Medya Grubu ile birlikte 7 yıl geçirdik. 7 yılda el ele birçok güzel projeler ortaya koyduk. Derginin içeriğini ve temalarını birlikte belirledik. Dergini kapağını birlikte tasarladık. Bizim bu iş birliğimiz, iki tarafında dostluğunun gittikçe derinleşmesinin delillerinden biridir. Türkiye’de yayıncı kuruluşlarla iş birlikleri yapıyoruz. İçerik ve son denetimden Çin tarafı sorumludur. Ancak, redaktörlük, düzenleme, baskı ve dağıtım işlerinin hepsi Türkiye’de yürütülüyor. China Today dergisinde elde edilen başarılar, iki tarafın samimiyet ve profesyonellik ruhu ve ortak çabalarından kaynaklanıyor."

Baomin Hu, şu bilgileri verdi:

"China Today dergisi 1952’de kuruldu. 60 yılı aşkın sürede İngilizce ile başlayan dergi, Çince, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Arapça, Almanca, Türkçe, Portekizce gibi birçok dilde yayınlanıyor. 150’den fazla ülkede aylık bir dergi haline geldi. Dünyanın tüm ülkelerinin yoksulluktan kurtarmak ve ekonomik kalkınma deneyimlerini ve kazançlarını paylamak amacıyla hareket ediyoruz. 7 yıldır Türkiye’de yaptığımız iş birliği pratiği ve çabasından sonra China Today Turkey dergisinin baskı sayısı gittikçe artıyor. Etkisi İstanbul’dan diğer şehirlere yayılıyor. Son yıllarda seçkin çevredeki etkinliğimizi artırdık. Yeni medya gibi yöntemlerle dış tanıtım alanı geliştirdik, gençlerin dikkatini çektik."

"Çin ve Türkiye aydınlarının ve temaslarının iş birliğinin artması gerekiyor"

Çin Uluslararası Yayın Grubu CIPG Başkanı Zhanyuan Du da Çin ve Türkiye arasındaki dostluğun uzun tarihlere sahip olduğunu belirterek, "İstanbul, antik yolunun Avrupa’ya açılan kapısıydı. Dünyaca meşhur ipek yolu, iki ülke halklarını birbirine bağladı. Topkapı sarayında bulunan Çin porselenleri iki taraf arasındaki dostluk, iletişim ve tarihin tanığıdır." diye konuştu.

Zhanyuan Du, şunları kaydetti:

"Çin ve Türkiye’nin diplomatik ilişkilerin başlamasından bu yana geçen 48 yılda, iki ülke ve iki halk ortak çalışmasıyla uzun vadeli ilerlemeler kaydedildi. Son yıllarda iki ülkenin üst düzey temasları sıklaşarak siyasi güven günden güne artıyor. Ekonomik, teknolojik, beşeri ve kültürel alanlarda iş birlikleri genişletiliyor. Kuşak ve Yol İnsiyatifi’nin ileri sürülmesinin ardından her geçen gün dünyanın daha da dikkatini çekmekte. Kuşak ve Yol, Çinli ve yabancı medyada sıcak bir konu haline geldi. Karşılıklı yarara ve ortak kazanca dayalı Çin ve Türkiye beşeri ve kültürel temaslarının nasıl kurulacağı, halklar arasında iletişimin nasıl kurulacağı, medyanın nasıl köprü rolü oynayacağı, kalkınma hikayelerinin nasıl iyi anlatılacağı hepimizin birlikte çalışmasını gerektirdiği önemli konulardır. Fikir paylaşımı ve devlet yönetimi hakkında deneyimlerin paylaşılması gerekiyor."

Zhanyuan Du, mevcut durumda, küresel yönetişim ayağında çelişki ve sorunların gittikçe kendini gösterdiğini vurgulayarak, "Çin ve Türkiye aydınlarının ve temaslarının iş birliğinin artması gerekiyor. Küresel yönetimde meydan okumalara başa çıkmak için daha açık bir tutum, hoşgörülü bir davranış, uzun vadeli bir bakışla iki ülke ilişkilerini dünya barışı ve kalkınmasına konularında ortak fayda sağlayacaktır." şeklinde konuştu.

"Türkiye'deki Çin firmalarının yatırım hacmi yüzde 120 oranında büyüdü"

Turkuvaz Medya Grubu İcra Kurulu Üyesi Yasemin Gebeș ise 2012 yılından bu yana çıkarttıkları Chian Today Türkiye dergisinin ilk sayısında okuyuculara söz verdikleri gibi halen Çini ve Çinin gerçeklerini tüm boyutlarıyla anlatmaya devam ettiklerini ve devam edeceklerini belirtti.

Gebeş, şunları kaydetti:

"Bugün dünya ekonomisinin tartışmasız en önemli aktörlerinden biri olan Çin’in milli hasılası 1978’de 150 milyar dolar iken 2018’de 13, 1 trilyon dolar seviyesine ulaşmıştır. Kişi başına düşen milli gelir ise aynı dönemde 310 dolardan 9 bin 400 doların üzerine çıkmıştır. Çinin gerçekleştirdiği ekonomik başarının ardına birçok faktör var. Küresel ekonomik sisteme uyum konusunda başarılı bir profil çizen Çin, dünyanın izlediği ve örnek aldığı bir iş modeli ortaya koymuştur.

Bu durum kutuplu politikalar izleyen ülkelerin sadece ekonomik ilişkilerine yansımamış, sosyal, kültürel, beşeri ilişkilerin gelişmesine neden olmuştur. Avrupa ile Asya arasındaki köprü olan Türkiye, İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu’nun kesiştiği noktada bulunuyor. Türkiye, Kuşak ve Yol çerçevesindeki Çin’in doğal iş birliği ve ortağı konumundadır. İkili ticaret hacmimiz 2018 yılında yaklaşık 23,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye'deki Çin firmalarının yatırım hacmi yüzde 120 oranında büyümüştür."